Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin, trafik kazası sonucu kalıcı maluliyet ve cismani zarar yaşayan davacının sigorta şirketinden talep ettiği tazminat davasında istinaf sonrası verilen detaylı karar.
Özet: Trafik kazası sonucu bedensel zarar gördüğünü iddia eden davacının, karşı tarafın sigorta şirketinden talep ettiği tazminat davasında, davacı kendisinin yolcu olduğu aracın karşı araç tarafından asli ve tam kusurlu olarak çarpması sonucu sakat kaldığını belirtirken; davalı sigorta şirketi yetkisizlik, evrak eksikliği, teminat dışı talepler ve kazada kendi sigortalısının kusursuz, davacının aracının sürücüsünün ise asli kusurlu olduğunu savunmuştur. Yapılan incelemeler neticesinde davacının yüzde 18,2 meslekte kazanma gücü kaybı olduğu tespit edilmesine rağmen, kazada davacı tarafın aracının sürücüsünün yüzde yüz kusurlu olduğu, davalı sigorta şirketinin sigortalısı olan aracın sürücüsünün ise kusursuz olduğu bilirkişi raporlarıyla belirlenmiştir.

T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/468 Esas - 2026/469
T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARARIDIRESAS NO : 2024/468 EsasKARAR NO : 2026/469DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)DAVA TARİHİ : 06/01/2021KARAR TARİHİ : 13/07/2026KARAR YAZIM TARİHİ : 16/07/2026Mahkememizce verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine istinaf davasını inceleyen ..... Hukuk Dairesi'nin .... sayılı ilamı hükmün kaldırılması ile yeniden yapılan yargılama sonucunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 16/11/2018 tarihinde ...'nin sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın davacının idaresindeki ... plakalı araca çarpması sonucu ortaya çıkan kaza sonucu araçta yolcu olarak bulunan davacının sakat kaldığını, kazaya asli ve tam kusurlu olarak sebebiyet veren ... plakalı aracın ... poliçesinin davalı tarafından yapıldığını, davacının tedavilerini yaptırmasına rağmen eski sağlığına kavuşamadığını belirterek davanın kabulü ile 400,00 TL geçici iş göremezlik, 100,00 TL geçici bakıcı gideri, 4.500,00 TL daimi iş göremezlik, 1.260,00 TL adli tıp rapor ücreti olmak üzere toplam 6.260,00 TL tazminatın davalıdan avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle iş bu davanın yetkili mahkemede açılmadığını yetkili mahkemelerin .... Mahkemeleri olduğunu, davacının dava öncesi davalıya başvuruda bulunduğunu, başvuru ekinde sağlık kurulu raporunu sunmadığı tespit edildiğini, ancak davacının eksik evrakı sunmadan davayı açtığını, akabinde .... başvuruda bulunduğunu, davacının dosyaya sunduğu raporun yönetmelik kriterlerine uygun olarak düzenlemediğini, kazanın ... plakalı araç sürücüsünün dur levhası olan kavşakta kurallara riayet etmeksizin geçişini gerçekleştirdiğinden kazanın oluşumunda asli ve tam kusurlu olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığını, davalı tarafından sorumluluğun giderilmesi halinde her halükarda maluliyet tazminatına ilişkin tazminat hesabının ... sigortası genel şartları A.5/c maddesi ve ekinde yer alan esaslara göre yapılması gerektiğini, tazminatın hesaplanmasında esas alınacak kurallar ve hayat tablosu ise kanun ile belirlenmediğinden genel şartlar ile belirlenen TRH 2010 yaşam tablosunun kullanılmaması hukuki dayanaktan yoksun kabul edilebilir olmadığını, dava konusu kazada davacının müterafik kusuru bulunduğundan belirlenecek tazminat tutarından indirim yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı giderinin trafik poliçesinin teminat dışında bulunduğunu, davacının faiz taleplerini kabul etmediklerini belirterek davanın reddini talep etmiştir.DELİLLER VE GEREKÇE: Mahkememizce ... alınan 03.05.2021 tarihli maluliyet raporunda özetle; ".... oğlu, 02/01/1955 doğumlu ...'nin dosyasının incelenmesi, tarafımızca yapılan muayene ve değerlendirmesi sonucunda; 16/11/2018 tarihinde gerçekleşen trafik kazasına bağlı hastada meydana gelen .... proses kırığı dikkatc alınarak 30/03/2013 tarihli ve .... sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Özürlü Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik” ve ekindeki cetveller esas alınmak kaydıyla bedensel özür orani hesaplandığında, Hastanın kaza zamanında 60 yaşın üzerinde olması nedeniyle yönetmeliğin 11/e maddesine göre hesaplanan özürlülük oranına ... formülü ile 610 eklendiğinde 16/11/2018 tarihli trafik kazasına bağlı kişinin toplam vücut özür oranının %17 (yüzdeonyedi) olduğu ve sekel halini aldığı, 11 Ekim 2008 tarih ve .... Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan “Calışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği” ve ekindeki cetveller dikkate alınarak değerlendirildiğinde Kaza tarihindeki yaşına (63) göre (E cetveline göre )% 18,2 (onsekizvirgüliki) olarak bulunduğu, çalışma ve meslekte kazanma gücü kaybı oranının %18,2 (onsekizvirgüliki) olduğu, sekel halini aldığı, sürekli olduğu, Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı ihtiyaç süresinin kişinin yaşı da dikkate alınarak 1 (bir) ay olduğu, Tıbbi iyileşme süresinin kişinin yaşı da dikkate alınarak 3 (üç) aya kadar uzayabileceği kanaatinde olduğumuzu bildirir Adli Tıp Kurulu raporudur" şeklinde görüş bildirmiştir. Mahkememizce kusur ve aktüer bilirkişilerden oluşan heyetinden alınan 20.10.2024 tarihli raporda özetle; "Kusur Yönünden: Davacı, ... plakalı otomobil sürücüsü ...'nin, meydana gelen olayda % 100 (Yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu; Davalı şirkete sigortalı ... plakalı otomobilin dava dışı sürücüsü sürücüsü ... ise, olayda kusursuz olduğu; Tazminat Yönünden: Kusur konusunda takdir sayın mahkemeye ait olmak üzere Davacının Geçici İş Görmezlik Zararının 5.449,96 TL, Sürekli İş görmezlik Zararının %18,2 Maluliyete göre 418.816,74 TL, %17 Maluliyete göre 391.202,46 TL, Geçici Bakıcı Gideri Zararının 2.029,50 TL olarak hesaplandığı, Toplam tazminatının poliçe teminat limitini aştığı, poliçe teminat limitinin 360.000,00 TL olduğu" şeklinde görüş bildirmiştir. Mahkememizce .... alınan 26.03.2025 tarihli kusur raporunda özetle; "Sürücü ...’nin %20 (yüzde yirmi) oranında kusurlu olduğu, Davacı Sürücü ...’nin %80 (yüzde seksen) oranında kusurlu olduğu kanaatini bildirir müşterek rapordur." şeklinde görüş bildirmiştir. Mahkememizce ... Öğretim Üyelerinden oluşan bilirkişi heyetinden alınan 03.02.2026 tarihli kusur raporunda özetle; "Her türlü hukuki tavsif ve nihai karar Muhterem Mahkeme`ye ait olmak üzere, bilirkişi heyeti olarak dava dosyası üzerinde yaptığımız inceleme, tespit ve değerlendirmeler neticesinde, yukarıda ayrıntıları açıklanan nedenlerle; ... plaka sayılı otomobil sürücüsü ...'nin olayda %80 (yüzde seksen) oranında Asli kusurlu olduğu, ... plaka sayılı otomobil sürücüsü ...'nin olayda %20 (yüzde yirmi) oranında Tali kusurlu olduğu" şeklinde görüş bildirmiştir. Mahkememizce aktüer ve ortopedi ve travmatoloji uzmanından oluşan bilirkişi heyetinden alınan 04.06.2026 tarihli raporda özetle; "Dosya kapsamındaki tüm tıbbi belgelerin incelenmesi sonucunda; Davacıda meydana gelen yaralanmaların 16.11.2018 tarihli trafik kazası ile illiyet bağı içerisinde olduğu kazaya bağlı maluliyet oranın %8 olduğu, Davacının tedavi sürecinde kendi davacının kendi davranışları ile zararının artmasına neden olduğuna ilişkin objektif tıbbi bulgu ve belge bulunmadığı, Dosya kapsamındaki mevcut tıbbi kayıtlarla davacının kaza anında emniyet kemeri kullanıp kullanmadığı veya diğer güvenlik önlemlerini alıp almadığı hususunda kesin kanaate ulaşılmasının mümkün olmadığı, Mevcut yaralanmaların tek başına emniyet kemeri kullanımını doğrulayan veya dışlayan nitelikte olmadığı, Dosyada mevcut ortopedik yaralanmalar ve mevcut kurul değerlendirmeleri birlikte değerlendirildiğinde 2018 yılında yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe göre davacının engelli oranının %17 olduğu fakat kazaya bağlı sekel kalan maluliyet oranın %8 olduğukanaat ve sonucuna varılmış, tazminat hesabı yönünden Sigorta poliçesinin kaza tarihini kapsadığı ve sakatlanma halinde şahıs başına azami teminat limitinin 360.000,00 TL olduğu, Davalı sigorta şirketinin Sayın Mahkemenin takdirine göre ; 20.02.2019 ve / veya 03.03.2020 tarihi itibarıyla temerrüdünün oluştuğu, Davacı ...’nin trafik kazası sonucu uğradığı, Geçici iş Göremezlik nedeni ile oluşan maddi zararının, 1.089,98 TL, Sürekli iş Göremezlik nedeni ile oluşan maddi zararının, %17'sine göre; 111.947,04 TL, %8'ine göre 52.680,96 TL, Bakıcı Gideri; nedeni ile oluşan maddi zararının 405,90 TL, olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Davacı tarafça gerek davalı sigorta şirketine ön başvuru gerekse tahkim başvurusu için ibraz olunan .... düzenlenen 08.02.2020 tarihli adli tıp raporu için 31.01.2020 tarihinde 1.260,00 TL rapor ücreti ödendiği görülmüş olup, bu miktarın davalıya sigortalı araç sürücüsünün kusuruna tekabül eden miktarının (1.260,00 x %20 = 252,00 TL) olduğu hesaplanmakla birlikte bu husustaki hukuki değerlendirme ve nihai takdir Sayın Mahkemeye aittir" şeklinde görüş bildirmiştir. Dava trafik kazasından kaynaklanan geçici/daimi iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatının tahsiline yöneliktir.Mahkememizce verilen hükmün davacı yan tarafından istinaf edilmesi üzerine istinaf davasını inceleyen ..... Hukuk Dairesi'nin .... sayılı ilamı ile "...Dava trafik kazasında yaralanmadan kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, davalıya zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı aracın, davacının idaresinde bulunan araca çarpması sonucu davacının yaralandığını belirterek geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı, bakıcı giderinin davalıdan tahsilini talep etmiş, mahkemece CMK'nın 253. Maddesine göre uzlaşma sağlandığından davanın reddine karar verilmiştir. ....sayılı soruşturma dosyasında, müşteki şüphelilerin ... ve ... olup, suçun taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına sebebiyet vermek olduğu, müşteki şüphelilere isnat edilen suçun CMK’nın 253. maddesine göre uzlaştırmaya tabi suçlardan olması nedeniyle uzlaştırma hükümlerinin uygulandığı, 07.05.2019 tarihli uzlaşma raporunda müşteki şüpheliler ... ve ...’nin şikayetlerinden vazgeçtiklerinin, maddi ve manevi talepleri olmaksızın uzlaşmayı kabul ettiklerinin belirtildiği ve uzlaştırma raporunun düzenlendiği, taraflarca raporun imzalandığı, imza inkarında da bulunulmadığı, 10.04.2019 tarihli uzlaşma teklif formu ve uzlaştırma raporunda; taraflara uzlaşmanın hukuki sonuçlarının ve verecekleri kararların hukuki sonuçlarının ayrıntılı olarak açıklandığı, davacının ve davalıya sigortalı araç sürücüsünün karşılıklı olarak birbirlerinden şikayetçi olmadıklarının, maddi ve manevi tazminat taleplerinin bulunmadığının belirtildiği ve taraflar arasında bu şekilde uzlaşma sağlandığı, tarafların uzlaştıklarından bahisle 09.05.2019 tarihinde .... uzlaşma nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği görülmüştür. CMK'nın 253/19 maddesinde; "Uzlaşma sonucunda şüphelinin edimini def’aten yerine getirmesi halinde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arz etmesi halinde, 171.maddedeki şartlar aranmaksızın, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilir. Erteleme süresince zamanaşımı işlemez. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararından sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, 171.maddenin dördüncü fıkrasındaki şart aranmaksızın, kamu davası açılır. Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden sayılır." şeklinde düzenlenmiştir. Anayasa Mahkemesinin 26.07.2023 Tarih .... sayılı ilamı ile "4/12/2004 tarihli ve .... sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 6/12/2006 tarihli ve .... sayılı Kanun’un 24. maddesiyle değiştirilen 253. maddesinin (....) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinin “Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;…” bölümünün Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. Danıştay ve Yargıtay tarafından kabul edilen uygulamaya göre “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulü kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme yapılmıştır. Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir. Bu durumda mahkemece Anayasa Mahkemesinin 26.07.2023 Tarih .... sayılı iptal kararının eldeki davaya etkisi değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden HMK'nun 353/1.a-6. maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına,..." şeklindeki ilam ile Mahkememiz hükmü kaldırılmakla yargılamaya devam olunmuştur. Dosyaya sunulan 16/11/2018 tarihli Ölümlü/Yaralamalı Trafik Kazası Tespit Tutanağı'nda "...sürücü ... idaresindeki ... plaka sayılı araç ..... Cadde istikametine direk geçmek istediği esnada ... Caddesi üzerindeki kavşakta aracının sol yan orta kısımlarına ( sol ön kapı, sol arka kapı ve civarı) ... istikametinden ... Köprü istikametine direk gitmekte olan sürücü ... idaresindeki ... plakalı aracın ön kısımları ve civarı ile çarpması sonucu yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir. Bu kazanın oluşumunda sürücü ... idaresindeki ... plaka sayılı araç 2918 sayılı KTK'nın sürücü asli kusurlarından sayılan 84/1-H maddesine istinaden 57/A maddesini (Kavşağa yaklaşan sürücüler yavaşlamak geçiş halinde olan sürücülere ilk geçiş hakkını vermek zorundadır) ihlal ettiği, sürücü ... idaresindeki .... plakalı aracında 2918 sayılı KTK'nın 52/1-A kavşaklara yaklaşırken dönemeçlere girerken .... hızlarını azaltmamak) maddesi kuralını ihlal ettiği görüş ve kanaatine varılmıştır..." şeklinde tutanak tanzim edildiği anlaşılmıştır. Davalı tarafından KTK 97. Maddesi gereğince usulüne uygun şekilde başvuru yapılmadığı savunulmuş ise de; dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuruyu düzenleyen 2918 sayılı KTK.nın 97. maddesinde “sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunulması” gerektiği belirtilmiş bu yazılı başvuruya eklenmesi zorunlu olan ve dava şartı olan başvurunun yapılmamış sayılmasına neden olacak belgeler belirtilmemiştir. Dosya kapsamına göre dava açılmadan önce, davacı tarafından sigorta şirketine 17/02/2020 tarihli tebliğ ile posta yolu ile başvuru yapıldığı anlaşıldığından KTK.nın 97. maddesinde belirtilmeyen belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle dava şartının yerine getirilmediğine ilişkin itirazı yerinde görülmeyerek yargılamaya devam olunmuşturİşletenin sorumlu olduğu zararların belirlendiği 2918 sayılı KTK'nun 85. maddesinde "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." düzenlemesi, aynı Kanun'un 91/1. maddesinde ise "İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur." hükmü yer almaktadır. 2918 sayılı KTK'nun "Zorunlu mali sorumluluk sigortası dışında kalan hususlar" başlıklı 92. maddesinde ... kapsamı dışında kalan hususlar sayılmış olup, bu haller dışında sigortacı, sigortalı aracın sebep olduğu zararlardan sigorta sözleşmesi kapsamında ve sigorta limiti ile sorumludur.2918 sayılı Karayolları Trafik Yasası’nın 88. maddesinde zarar verenlerin birden fazla olması halinde “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi yapılmış, yine TBK 61. maddesinde; “Dış ilişkide, birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” şeklinde düzenleme mevcuttur.Tüm dosya kapsamı bir bütün halinde incelendiğinde, kaza tarihi olan 16/11/2018 tarihinde .... Mahallesinde davacı yönetimindeki ... plakalı aracın ... Caddeyi takiben .... Caddesi ile oluşturulan kontrolsüz dörtlü kavşağa geldiğinde kendisine hitap eden DUR işaret levhasının bulunduğu kavşağa giriş yaptığında sol yan kısmına dava dışı sürücü sevk ve idaresindeki davalı sigorta şirketince ... sigorta poliçesi ile sigortalı olan ... plakalı aracın ön kısmı ile çarpışması suretiyle meydana gelen kazada yapılan kusur değerlendirmesinde, ... tarafından tanzim edilen ve dosya kapsamındaki raporlar arasındaki çelişkiyi gideren 03/02/2026 tarihli rapordan anlaşılacağı üzere kazanın meydana gelmesinde davacının kaşağa girerken yavaşlamaması ve geçiş önceliğine uymaması nedeniyle %80, sigortalı araç sürücüsünün ise kavşakta hızını azaltmaması nedeniyle %20 oranında kusuru olduğu anlaşılmıştır. Buna göre davacının ... tarafınca düzenlenmiş 03/05/2021 tarihli raporda davacının kaza tarihi itibariyle uygulanması gerekli olan Özürlü Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümleri gereğince %18,2 oranında sürekli iş göremezlik, 1 ay bakıcı ihtiyacı ve 3 aya kadar geçici iş göremezliğine düçar olduğu, hükme esas 04/06/2026 tarihli raporda da TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılan hesaplama ve davacı yan tarafından sunulan değer arttırım dilekçesi nazara alınarak davanın kabulüne dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın kabulü ile, 111.947,04 TL sürekli iş göremezlik, 405,90 TL bakıcı gideri, 1.089,98 TL geçici iş göremezlik tazminat toplamı 113.442,92 TL;’nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, alacağa 28/02/2020 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, 2-Adli tıp rapor ücreti talebinin yargılama giderleri içerisinde değerlendirilmesine,3-Alınması gereken 7.749,30 TL harçtan peşin alınan 59,30 TL, ıslah dilekçesi ile yatırılan 427,60 TL ıslah harcının toplamı olan 486,90 TL'nin mahsubu ile bakiye 7.262,40 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,4-6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereği ....tarafından karşılanan ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk Ücret Tarifesinde belirtilen arabuluculuk ücreti karşılığı olan 1.320,00 TL arabulucu ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,5-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 59,30 TL başvurma harcı, 59,30 TL peşin harç, 427,60 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 546,20 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,6-Davacı tarafından yapılan 1.263,60 TL tebligat ve müzekkere gideri 44.500,00 TL bilirkişi ücreti, 3.750,00 TL Adli Tıp rapor ücreti, 1.260,00 TL ...rapor ücreti olmak üzere toplam 50.773,60 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT gereğince hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,8-Davalı tarafından sarfedilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,9-Sarfedilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıranlara iadesine,Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile .... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 13/07/2026Katip .... e-imzalı Hakim .... e-imzalı Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.