Taşınmazın nehir yatağında kalması nedeniyle oluşan kamulaştırmasız el atma ve ecrimisil bedeli talepli davada idarenin temyiz başvurusu.
Özet: Davacının, taşınmazının nehir yatağında kalarak kullanılamaz hale gelmesi nedeniyle kamulaştırmasız el atma tazminatı ve ecrimisil talebiyle davalı idare aleyhine açtığı davada, idare taşınmaza hukuki veya fiili bir müdahalesi olmadığını, durumun doğal sebeplerden kaynaklandığını savunmuş; ancak ilk derece mahkemesi ile bölge adliye mahkemesi, hava fotoğrafları ve bilirkişi raporuyla sabit olduğu üzere, taşınmazın nehir yatağı haline gelmesinin fiili bir el atma teşkil ettiğini kabul ederek, davacının kamulaştırmasız el atma bedeli ve ecrimisil talebini haklı bulmuştur.
5. Hukuk Dairesi         2025/12211 E.  ,  2026/2416 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/749 Esas, 2025/984 Karar
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/140 Esas, 2025/44 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili ile ecrimisil istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonucunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davaya konu Mersin ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1 23... parsel sayılı taşınmazın nehir yatağında kalması neticesinde kamulaştırmasız el atılması nedeniyle tazminat isteminde bulunmuştur.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; idarenin dava konusu taşınmaza yönelik ne hukuki ne de fiili bir el atmasından bahsedilemeyeceğini, davacının taşınmazını kullanamamasının nedeninin dere yatağının değişmesi ve dava konusu taşınmazın yeni oluşan dere yatağı içerisinde kalması olduğunu, bir kısmı kendiliğinden oluşmuş doğal nehir yatağı içerisinde bulunan parselde tamamen doğal sebeplerle aşınma ve kıyı oyulmaları sonucu oluşan toprak kayıplarından dolayı kuruluşun sorumlu tutulmak suretiyle tazminat talep edilmesinin haksız kazanç sağlamaya yönelik olduğunu, Mahkeme aksi kanaatte ise davanın kabulüne karar verilirse dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptal edilerek idare adına tesciline karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı idare vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; taşınmaza yönelik herhangi bir el atmanın söz konusu olmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, taşınmaza el atma tarihinin net biçimde ortaya konmadığını ve bu hususun idare aleyhine sonuç doğurduğunu, İlk Derece Mahkemesi tarafından tespit edilen ecrimisil bedelinin tamamına dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek idare aleyhine hüküm kurulmuş olduğunu, kapitalizasyon faiz oranının %4 değil %5 olması gerektiğini, dosyaya sunulan ek raporda ecrimisil hesabının taşınmazın tamamı için hesaplanmış olduğunu, ancak idare aleyhine hüküm tesis edilecekse bile taşınmazın su altında kalan kısmı için haksız işgal tazminatı hesaplanması gerektiğini ileri sürerek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Göksu Nehri'nin geçtiği, taşınmazların bir kısmının aktif dere yatağı haline geldiği, taşınmazların aktif nehir yatağı olan kısımlarının kullanılamaz hale geldiği, hava fotoğrafları üzerinde yapılan inceleme neticesinde Harita Mühendisi bilirkişi tarafından hazırlanan 06.12.2024 tarihli raporda Göksu Nehri'nin 1977 yılında dava konusu taşınmazların üzerinden geçmediği, ancak 1998 yılına ait hava fotoğrafında dava konusu taşınmazlardan geçtiğinin tespit edildiği, dava konusu taşınmaza fiili el atmanın 04.11.1983 tarihi sonrası olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın sulu arazi vasfında kabulü ile kapitalizasyon faizinin %4 alınarak münavebeye biber, buğday, saman, fasulye ürünlerinin alınıp İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü verileri aynen alınarak taşınmazın metrekare fiyatının tespiti ile kamulaştırmasız el atma bedelinin ve yıllara göre İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü verileri kullanılarak ecrimisil bedellerinin hesaplanmasının uygun olduğu gerekçesiyle davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; taşınmazın kadastro tespit tutanağının dosyada bulunmadığını, kadastro tespitinde nehir yatağı içinde kalıp kalmadığının bilinmediği, kadastro tespitinin 1988 yılından sonra yapılması ve taşınmazın bir kısmının aktif dere yatağı içerisinde kaldığı hâlde, tapulandırılması halinde sorumluluğun Hazine de olduğunu, idarenin taşınmaza bir el atmasının bulunmadığını, parselin akarsu doğal yatağı içerisinde yer aldığını, doğal yatağın mevsimsel koşullara bağlı olarak kendiliğinden zaman zaman yön değiştirebildiğini, bu durumda idarenin bir kusurunun bulunmadığını, taşınmaza hangi tarihte el atıldığının araştırılmadığını, vekâlet ücretinin maktu olarak belirlenmesi gerektiğini, ıslah edilen ecrimisil bedeline ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, münavebe ürünlerinin hatalı olduğunu, kapitalizasyon faiz oranının düşük uygulandığını ileri sürerek kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, temel olarak davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili hususundadır.
2. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.