T.C. Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin, yiyecek içecek sektöründeki marka hakkına tecavüzün tespiti ve tazminat talepli davanın gerekçeli kararı.
Özet: Davacı vekili tarafından, müvekkiline ait tescilli markalara yönelik davalının benzer ibareleri gıda ve hizmet sektöründe kullanarak marka hakkına tecavüz ettiğinin tespiti, tecavüzün önlenmesi, durdurulması ve kaldırılması, ayrıca maddi ve manevi tazminat talepleriyle dava açılmış; davalı taraf ise markaların karıştırılma ihtimali yaratacak kadar benzer olmadığını, kendi kullanımının farklılaştığını ve ilgili markanın halka mal olduğunu ileri sürerek davanın reddini ve husumet itirazını dile getirmiştir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/264 Esas - 2026/69
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO : 2024/264KARAR NO : 2026/69...DAVA : Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti, Önlenmesi, Durdurulması, Kaldırılması, Maddi ve Manevi TazminatDAVA TARİHİ : 31/05/2024KARAR TARİHİ : 11/02/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : 11/02/2026Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti, Önlenmesi, Durdurulması, Kaldırılması, Maddi ve Manevi Tazminat istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :DAVA :Davacı vekili dilekçeleriyle özetle; müvekkilinin ....” adresindeki ... ibareli kullanımlarının davacı müvekkilinin markalarından doğan haklara tecavüz teşkil ettiğini, davalılardan .... .... sayılı ... ibareli marka başvurusundan yiyecek içecek hizmetlerinin .... kararı ile çıkartıldığını, davalıların ... ibareli kullanımlarının müvekkilinin markalarına tecavüz ederek şube veya bayi imajı oluşturduğunu, ortalama tüketicilerin markaları ilişkilendirdiğini, davalıların müvekkilinin markalarına karşı oluşturdukları tecavüzün tespitini, önlenmesini, tecavüzlerin durdurulmasını, tecavüzün kaldırılmasına karar verilmesini vekaleten talep ettiklerini, SMK kapsamında emsal lisans belirlemesi yoluyla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1000 TL maddi tazminat ile 5 000 TL manevi tazminat talep ettiklerini, ayrıca davacı müvekkilinin işbu davaya dayanak tuttuğu tescili markalarından doğan haklarına karşı davalıların tecavüzde bulunmasına dayalı olarak mümkünse teminatsız, mümkün değilse teminatlı şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini, uyuşmazlıkla benzer pek çok olayda yargı makamlarının marka hakkına tecavüz ve hukuka aykırı tescil edilen markanın hükümsüzlüğü kararı verdiklerini beyan ederek ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalıların müvekkilinin markalarına karşı oluşturdukları tecavüzün tespitini, önlenmesini, tecavüzlerin durdurulmasını, tecavüzün kaldırılmasına karar verilmesini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00.-TL maddi tazminat ile 5.000,00.-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili karar verilmesini talep ve dava etmiş, daha sonra sunmuş olduğu talep artırım dilekçeleri ile maddi tazminat taleplerini 169.935,88-TL'ye yükseltmiştir.CEVAP :Davalılar vekili dilekçeleriyle özetle; markaların karışıklığa mahal verecek derecede benzer olmadığını, müvekkilinin markasal kullanımının Şehri+... şeklinde olduğunu, davacının markasında kullandığı şekil unsurlarınında müvekkili kullanımlarında bulunmadığını, ... markasının halka mal olan bir marka olduğunu ifade etmiş, ayrıca husumet itirazında da bulunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE :Davacı ve davalı arasındaki uyuşmazlık, davalı tarafından davacı marka hakkına tecavüz edilip edilmediği, tecavüz var ise tazminat şartlarının oluşup oluşmadığı ve tazminat miktarının ne olabileceği hususlarında toplanmaktadır..... marka sicil kayıtları ile dava dosyasının incelenmesi neticesinde uyuşmazlığa mesnet gösterilen markaların davacı "... ... adına tescilli olduğu,14/03/2016 tarihinde yenilenen .... sayılı markasının 29, 30 ve 32. Sınıflarda yer alan “Kebap çeşitleri: Adana kebap, beyti kebap, şiş kebap, karışık kebap, tavuk şiş, mantarlı köfte, patlıcan kebabı, ızgara köfte, tandır kebabı, döner, iskender, pide çeşitleri, çorba çeşitleri: mercimek çorbası, mantarlı çorba, Tatlı çeşitleri: Aşure, tel kadayıf, kabak tatlısı, ekmek kadayıfı, sütlaç, İçecekler. Ayran, kola, soda, meyve suyu, gazoz, su.” malları için tescilli olduğu, 31/10/2022 tarihinde yenilenen ... sayı ile tescilli markasının “SINIF KODU 43: Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri: Restoran hizmetleri, self-servis restoran hizmetleri, lokanta hizmetleri, kafeterya hizmetleri, cafe hizmetleri, kantin hizmetleri kokteyl salonu hizmetleri snack-bar hizmetleri, bar hizmetleri, ikram hizmetleri (catering), yiyecek ve içecek hizmet araçlarının kiralanması hizmetleri...Geçici konaklama hizmetleri: Otel, motel , tatil köyü, pansiyon v.b. hizmetleri (geçici barınma), çadır kiralanması hizmetleri, gençlik kamp hizmetleri, yer ayırtma hizmetleri...Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri, huzurevleri hizmetleri. Hayvan bakım evleri hizmetleri.” için tescilli olduğu, 25/08/2020 tarih ve .... sayı ile tescilli markasının “SINIF KODU 43: Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri.” için tescilli olduğu,...." adına 06/08/2020 tarih ve .... sayı tescilli markanın ... ibareli ve markanın kapsamında “SINIF KODU 43: Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri.” Olmakla birlikte markanın kapsamından uyuşmazlık ve davalıların kullanımlarına konu “SINIF KODU 43: Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri”nin çıkartıldığı, dolayısıyla ...."un ...sayı tescilli markasının huzurdaki uyuşmazlığa herhangi bir etkisinin olmadığı,Mahkememizce görevlendirilen bilirkişice yerinde yapılan incelemede .... isimli 4 farklı restoranın bulunduğu, adreste bulunan ... isimli restorandan temin edilen fişe göre restoranın davalı ...’ye ait olduğu ve restoranın tabelası, tentesi, peçeteliği ve totem tabelası üzerinde ... şeklinde kullanımlar olduğu, 6769 sayılı SMK m.4 hükmünde “Marka, bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla kişi adları dâhil sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her tür işaretten oluşabilir ” şeklinde tanımlanmıştır. Belli bir işletmeye ait mal ve hizmetlerin tanıtılmasını ve ayırt edilmesini sağlayan markanın üzerinde sahip olunan hakka ise “marka hakkı” denilmektedir. Marka hakkına tecavüz ise 6769 sayılı SMK m.7, 29 ve 30'da düzenlenmiştir. Marka hukuku açısından tecavüzün söz konusu olabilmesi için tescilli marka ile kullanılan işaret ve tescilli markanın malları ve hizmetleri ile karşı tarafça kullanılan mallar ve hizmetler arasında aynılık, ayırt edilemeyecek derecede benzerlik veya ilişkilendirme ihtimali de dâhil olmak üzere karıştırılma ihtimali yaratacak derecede benzerliğin bulunması gereklidir. Bu nedenle taraf markalarının veya söz konusu markalardaki emtiaların benzer olmaması durumunda kural olarak marka tecavüzünden bahsetmek mümkün değildir. Bu kapsamda markalar arasında karıştırılma ihtimalinden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı hükmün uygulanması için yeterli olmayacaktır: Dava konusu markalar ile iddialara mesnet markalar arasında başvuru aşaması açısından tarihsel öncelik sonralık ilişkisinin varlığı. Dava konusu markalar ile iddialara mesnet markaların kapsamında, aynı veya benzer mal ve hizmetlerin bulunuyor olması. Dava konusu markalar ile iddialara mesnet markaların aynı veya karıştırılmaya yol açacak derecede benzer olması. Dava konusu markalar ile iddialara mesnet markalar arasında, ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere, halk nezdinde karıştırılma (iltibas) ihtimali bulunması. Marka hukukunda markalar arasındaki benzerlik incelenirken, Markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları Görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlik, Çağrıştırma, Bir bütün olarak markaların uyandırdığı toplu kanaat, Malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, Markayı taşıyan mal veya hizmetin değeri ve alıcının bu mal ve hizmeti almaya ayırdığı zaman kriterleri ele alınmalıdır. Yerleşik Yargıtay içtihatları ile sabit olduğu üzere; bir markanın bir başka marka ile benzer olup olmadığı müşterisi hafızasında bıraktığı imaja göre belirlenir. Bir marka, hizmet veya malın, diğer bir marka, hizmet veya malla karşılaştırılarak benzerliği tespit edilirken marka, mal veya hizmete bütünsel bir açıdan yaklaşılmalı ve müşterileri nezdinde bıraktıkları izlenim dikkate alınmalıdır. Nitekim ... sayılı kararında; “…556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 8/1-b bendi uyarınca markaların iltibas yaratıp yaratmadıklarının belirlenmesinde, markaların kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının alıcısı olan ortalama düzeydeki halk nezdinde karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığının tespiti gereklidir. Dairemizin bu konuda yerleşik içtihatları uyarınca asıl unsurun; bunların ayırt edici ve baskın unsurları unutulmaksızın markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin tümüne hâkim olan görünüş ve ayırt ediciliği vurgulayan imajda aranması gereklidir…” şeklindeki görüş ve değerlendirmelerle, iltibas ihtimalinin tespitinde, mal veya hizmetin hitap ettiği orta seviyedeki tüketicinin dikkatinin esas alınması gerektiğini ve değerlendirmenin markanın bıraktığı toplu intiba dikkate alınarak yapılması gerektiğini, bu değerlendirmede esaslı unsurun özellikle dikkate alınması gerektiğini vurgulamıştır. İltibas bulunduğunun kabulü için, sonraki işaretin önceki marka ile bağlantı kurulmasına ve düşünsel olarak markayı çağrıştırmasına elverişli olması gerekir. Tam bu hususta değinilmesi gereken önemli nokta ise Türk Hukukunda karıştırılma ihtimalinin varlığının 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6/1 maddesi uyarınca “halk” nezdinde olmasıdır. Bir markanın diğer marka ile karıştırılma ya da iki marka arasında ilişki bulunduğu ihtimali, malın hitap ettiği uzman ya da satıcı nezdinde değil, halk nezdinde araştırılmalıdır. Davalılardan ....sayılı ... markalarının kapsamındaki hizmetlerin aynı veya aynı tür restoran hizmeti olduğu, Davacı adına tescilli .... sayı ile tescilli ... markasının malları ile davalılardan .... sunduğu hizmetin benzer olup olmadığı ise aşağıda irdelendiğinde, mal veya hizmetlerin benzer olup olmadıkları mal ve hizmetlerin aynı veya benzer alıcı çevresine hitap edip etmediklerine ve aynı veya benzer ihtiyaçları gidermede kullanılıp kullanılmadıklarına veya aralarında bağlantı olup olmadığında bakılarak saptanır. Bu bağlamda değerlendirildiğinde davacı adına tescilli ve uyuşmazlığa mesnet markalardan 168490 sayılı “...” markasının kapsamında “Kebap çeşitleri: Adana kebap, beşüpheliyti kebap, şiş kebap, karışık kebap, tavuk şiş, mantarlı köfte, patlıcan kebabı, ızgara köfte, tandır kebabı, döner, iskender, pide çeşitleri, çorba çeşitleri: mercimek çorbası, mantarlı çorba, Tatlı çeşitleri: Aşure, tel kadayıf, kabak tatlısı, ekmek kadayıfı, sütlaç, İçecekler. Ayran, kola, soda, meyve suyu, gazoz, su” malları bulunmaktadır. Söz konusu mallarla davalıların sunduğu “yiyecek ve içecek hizmetleri veya diğer bir deyişle lokantacılık hizmetleri” arasında bağlantı bulunmakta veya diğer bir deyişle davacının markasının kapsamındaki mallar davalının sunduğu hizmetin konusunu oluşturmaktadır. Belirtilen nedenlerle bilirkişi davacının 168490 sayılı “...” markasının malları ile davalıların sunduğu hizmetler arasında kısmen benzerlik ve bağlantı olduğu,Davalı .... ibaresinin geri planda kaldığı ve marka vurgusunun ... ibaresi üzerinde yoğunlaştığı, bu nedenle , davacının ... markaları ile davalının ... kullanımları arasında görsel, işitsel ve anlamsal açıdan karıştırılma ihtimali yaratacak derecede benzerlik olduğu,Davalı ...’ye ait restoranın tabelası, tentesi, peçeteliği ve totem tabelası üzerindeki “...” kullanımları ile davacının ... markaları arasında var olan görsel, işitsel ve anlamsal açıdan karıştırılma ihtimali yaratacak derecede benzerlik, markaların üzerlerinde kullanılacağı mallar ve hizmetler arasında var olan kısmi benzerlik ve bağlantı, davacı markasının ayırt edici gücünün orta ve yüksek olması ve taraf markalarının ortalama tüketicilerinin toplumun geniş bir kesimi olması hususları bir arada değerlendirildiğinde, ortalama tüketiciler açısından davacı adına tescilli ... markaları ve bu markaların malları ile davalı tarafından sunulan yiyecek ve içecek hizmetleri ile restoranın tabelası, tentesi, peçeteliği ve totem tabelası üzerinde kullanılan “...” ibareleri arasında bağlantı kurulması ihtimali dâhil karıştırılma ihtimaline yol açabilecek derecede benzerlik olduğu ve davalı tarafından kullanılan “...” ibarelerinin, davacı adına tescilli “... markalarından doğan hakları ihlal ettiği,TAZMİNAT TALEBİ BAKIMINDAN YAPILAN İNCELEME VE DEĞERLENDİRMELER; Bilirkişice yerinde yapılan inceleme, tutanak içeriği ve şirket yetkilisi beyanları birlikte değerlendirildiğinde: İhlalin 01.08.2022 tarihinde başladığı ve 25.11.2024 tarihinde uygulanan ihtiyati tedbir kararıyla sona erdiği, ihlalin yalnızca bir işyerinde (...) gerçekleştiği, bu işyerinin konum, müşteri trafiği ve faaliyet yapısı itibarıyla davalı şirketin diğer şubelerine kıyasla düşük ciro potansiyeline sahip olduğu, Ciro ve lisans bedeli değerlendirmelerinde bu durumun dikkate alınmasının uygun olacağı,6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 151. maddesi uyarınca yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında öngörülen yöntemlerden biri, marka hakkına tecavüz edenin teorik olarak ödeyeceği lisans bedelidir. “Lisans örneksemesi” olarak adlandırılan bu yöntemde, ihlali gerçekleştiren kişi markayı bir lisans sözleşmesi kapsamında hukuka uygun şekilde kullanmış olsaydı ödemesi gereken bedel esas alınmaktadır. Yargıtay kararlarında, bu yöntemin gerekçeli ve denetlenebilir biçimde uygulanabilmesi için emsal lisans sözleşmelerine dayanılarak objektif bir bedel tespiti yapılması gerektiği vurgulanmaktadır. EMSAL BEDELİN BELİRLENMESİ; Lisans Bedelinin Belirlenmesi (Emsal Lisans Sözleşmesi Bulunmaması Halinde Lisans Bedelinin Belirlenmesine İlişkin Yargıtay Uygulaması ve Değerlendirme) Davacının seçimlik hak olarak talep ettiği SMK 151/2-c maddesi uyarınca, “sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde ödemesi gereken lisans bedelinin” belirlenebilmesi için, davalının davacı ile hukuka uygun bir lisans sözleşmesi imzaladığı varsayımı altında üstleneceği yükümlülüklerin tespit edilerek değerlendirilmesinin gerektiği, Davacı tarafça dosyaya sunulan 05.08.2024 ve 09.10.2024 tarihli sözleşmelerin, ihlalin başlangıç tarihi olan 01.08.2022 ile dava tarihi 31.05.2024 (diğer taraftan ihlalin sonlandığı 25.11.2024 tarihi) arasında kalan dönem için kıyaslanabilir tarih aralığını kapsamaması nedeniyle, ihlal dönemindeki ekonomik koşulları ve taraflar arasında kurulabilecek varsayımsal lisans ilişkisinin gerçek bedelini yansıtmayacağı, Bu durumda, somut olayın özellikleri dikkate alınarak, davalının cirosu ile üretim ve satış kapasitesine, elde ettiği gelire göre ödemesi gerekli, hakkaniyete ve menfaatler dengesine uygun, makul bir miktarın lisans bedeli olarak belirlenmesi gerekmektedir. Yargıtay kararları, lisans bedeline dayalı tazminat hesaplamasında yukarıdaki hususların göz ardı edilmemesi gerektiğini açıkça vurgulamaktadır. 6769 SMK 151/3. Maddesinde de; “Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi etkenler göz önünde tutulur.” Denilmektedir. Marka Lisans Oranı Yönünden Değerlendirme; Lisans bedelinin belirlenmesinde markanın tanınmışlık düzeyi, ilgili sektördeki konumu ve ayırt ediciliği, sözleşmenin lisans alana ve verene yüklediği yükümlülükler ve kazanımlar, franchise/marka değerini sistematik koruyan mekanizmaların varlığı (kalite denetimi, ürün reçeteleri, menü/hizmet standardizasyonu), lisansın münhasır olup olmaması gibi unsurlar önem arz etmektedir. Yiyecek-içecek sektöründeki franchise/lisans uygulamalarında yerleşik piyasa örneklerine göre royalty oranları genellikle %2–%6 aralığında; kahve-restoran zincirlerinde ise çoğunlukla %3–%5 bandında uygulanmaktadır. Uygulamada bazı örneklerde ciroya uygulanacak oranın yanında maktu bir giriş bedeli de talep edilmekle birlikte; lisans verenin eğitim, ürün reçeteleri, kalite el kitabı, lokasyon seçimi desteği ve bölge koruması, proje/dizayn, ortak reklam, mal/lojistik temini, pazarlama, finansman desteği ve personel temini gibi hizmetleri dikkate alındığında, bu giriş bedelinin hizmet paketi karşılığıyla denkleştiği,“...” ibaresinin Türkiye genelinde farklı ön adlar ve tesciller altında birçok işletme tarafından kullanıldığı; davacı tarafından her ne kadar bu kullanımların önemli bir kısmına dava açılmış olsa da bu yaygın ve farklılaşmış kullanımların tüketici nezdinde “her ...’nın müstakil ve başka ... olduğu” algısını yerleştirdiği, “...” ibaresinin farklı ön adlarla yaygın ve farklı işletmelerce kullanımının, tüketici gözünde tek kaynak çağrışımını zayıflattığı markanın ayırt edici gücünü düşürdüğü anlaşılmaktadır. Söz konusu durumun, markasal katkının ciro üzerindeki etkisini aşağı yönde sınırlandıran bir unsur olduğu,Somut olayda, taraflar arasında hukuka uygun bir lisans sözleşmesi akdedildiği varsayımı altında ve sözleşmenin sağlayacağı kazanımlar dikkate alındığında; marka/franchise değerini sistematik koruyan mekanizmaların (kalite denetimi, ürün reçeteleri, menü ve hizmet standardizasyonu vb.) kurulmamış olması ile lisansın münhasır nitelik taşımaması gibi hususların lisans bedelini aşağı yönde etkileyeceği, netice olarak tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davalı cirolarına uygulanacak lisans bedeli oranının % 3 üzerinden hesaplanmasının makul ve hakkaniyetli olacağı, Somut olayda markanın ayırt edici gücündeki sınırlılık, lisansın münhasır olmaması ve kalite/standart mekanizmalarının bulunmaması gözetildiğinde, %3 oranı piyasa pratiğiyle uyumlu ve ölçülü bir takdir olduğu,Dava tarihi (31.05.2024) itibarıyla ve ihtiyati tedbir tarihi (25.11.2024) itibarıyla belirlenen ihlâl dönemlerinin her biri için %3 oranı esas alınarak varsayımsal lisans bedeli aşağıdaki şekilde hesaplanmıştır. 1) Dava Tarihi İtibarıyla (01.08.2022–31.05.2024) Alt dönem ... Ciro (TL) Uygulanan oran Lisans Bedeli (TL) 01.08.2022–14.11.2023 3.599.700,77 %3 107.991,02.-TL 15.11.2023–31.05.2024 2.064.828,62 %3 61.944,86.-TL TOPLAM 5.664.529,38 169.935,88.-TL Sonuç olarak, ihlâl dönemlerinde ... markasına isabet eden varsayımsal lisans bedeli, dava tarihi itibarıyla hesaplama yapıldığında 169.935,88.-TL olabileceği,Netice itibariyle,Davalıların .... tescil nolu "..." marka hakkına karşı gerçekleştirdikleri tecavüzlerin tespitine,Dosya kapsamına göre tecavüz nedeniyle 169.935,88.-TL maddi tazminat ile 5.000,00.-TL manevi tazminat takdirinin hakkaniyete uygun olacağı, davacının talebi doğrultusunda hükmedilen tazminatlara dava tarihinden itibaren reeskont faiz işletilmesi gerektiği, davalıların dava konusu eylemlerden müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, bu sebeple davalının husumet itirazının da yerinde olmadığı anlaşıldığından davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.H ÜK Ü M :Davanın Kabulüne,Davalıların .... tescil nolu "..." Marka hakkına karşı gerçekleştirdikleri tecavüzlerin tespitine, tecavüzlerin önlenmesine, durdurulmasına, kaldırılmasına, Tecavüz nedeniyle 169.935,88.-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,5.000,00.-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,Davalılar vekilinin husumet itirazının reddine, Alınması gereken(174.935,88.x%68,31=)11.949,86.-TL harçtan peşin alınan (2.903,00-427,60)= 3.330,60.-TL harcın mahsubu ile kalan bakiye 11.949,86.-3.330,60=8.619,26.-TL eksik nispi ilâm harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irad kaydına,Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren maddi tazminat için 55.000,00.-TL nispi, manevi tazminat için 5.000,00.-TL nispi, diğer kabul edilen maktu istemler için 55.000,00.-TL maktu olmak üzere üç ayrı ücreti vekaletin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, Davacının yapmış olduğu aşağıda dökümü yazılı 20.576,10.-TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, Davalıların yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine,... İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.11.02.2026Kâtip Hâkim ...✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır MASRAF DÖKÜMÜ Harçlar :4.951,10.-TL Gider Avansı :15.625,00.-TL TOPLAM :20.576,10.-TL