Yargıtayın 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesi gereği açılan kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili davasında sulu tarım arazisinin değer tespiti ve arta kalan kısmın değer kaybı oranına ilişkin temyiz incelemesi kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, bir taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve davacı idare adına tescili talepli bir davayı ele almaktadır. İlk derece mahkemesi davayı kabul etmiş, ancak hem davacı idare hem de davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı idare, kamulaştırma bedelinin yüksekliğini, faiz oranının ve üretim masraflarının hatalı tespit edildiğini savunurken; davalı, güncel verilerin kullanılmadığını, kapitalizasyon faizinin ve objektif değer artışının yanlış belirlendiğini, sulama sistemleri ve ağaç bedellerinin eksik hesaplandığını ileri sürmüştür. Bölge Adliye Mahkemesi, taşınmazın sulu arazi ve karışık meyve bahçesi vasfında olduğunu, bilirkişi raporuyla belirlenen metrekare birim fiyatının ve arta kalan kısım için öngörülen %20 değer kaybı oranının uygun bulunduğunu belirterek her iki tarafın istinaf başvurularını esastan reddetmiş, sonrasında davacı idare vekili kararı temyiz etmiştir.
5. Hukuk Dairesi         2025/16698 E.  ,  2026/2403 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/3244 Esas, 2025/1307 Karar
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/306 Esas, 2022/90 Karar
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili istemine ilişkin davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Mersin ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1 01... parsel sayılı taşınmazın bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın kamulaştırmasına karşı olmadıklarını ileri sürerek taşınmazın kamulaştırılmasına ve gerçek bedelinin tespiti ile müvekkiline faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; kamulaştırma bedelinin çok yüksek olduğunu, tespit edilen kapitalizasyon faiz oranı düşük olup yöre gerçeklerini yansıtmadığını, verim miktarlarının yüksek, üretim masraflarının ise düşük alınmış olduğunu, seçilen münavebe ürünlerinin uygun olmadığını, taşınmazda arta kalan kısımda değer düşüklüğü olmayacağını, kamulaştırma bedeline faiz uygulanmasının doğru olmadığını, taraflarına vekâlet ücreti takdir edilmesi gerektiğini ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişiler tarafından yapılan hesaplamaların 2021 yılı verilerine göre yapılmış olduğunu ancak 2022 yılı verileri baz alınarak yapılaması gerektiğini, kapitalizasyon faiz oranının %3 olarak alınması gerektiğini, dava konusu taşınmazın değerinin tespitinde %50 objektif değer artışı uygulanması gerektiğini, bilirkişi heyetince kamulaştırma sonrası arta kalan kısım için değer kaybı oranı olmadığını belirterek eklenmediğini, dava konusu taşınmazda yer alan sulama sistemleri, su boruları, damlama ve diğer sulama ekipmanlarına ait değerlerin hesaplanmamış olduğunu, seçilen münavebe ürünlerinin hatalı olduğunu, taşınmaz üzerinde bulunan ağaç bedellerinin de düşük hesaplanmış olduğunu ileri sürerek yerel mahkeme kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmaz sulu arazi olarak kabul edilip, karışık meyve bahçesi vasfına göre kapitalizasyon faiz oranı % 4 uygulanmak suretiyle metrekaresine 129,76 TL/m² değer biçildiği, kıymet takdir raporunda da sulu tarım arazisi olarak kabul edilen taşınmazın vasfına, konum ve niteliklerine, aynı bölgeden intikal eden dava dosyalarına göre bilirkişi kurulunca belirlenen metrekare birim fiyatının yerinde olduğu arta kalan taşınmazı kısımının yüzölçümü ve geometrik şekli nazara alındığından %20 oranında değer kaybı oranının hesaplanarak kamulaştırma bedeline eklenmesinin uygun olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yasal niteliklere haiz ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğu, dava konusu taşınmazların sulu arazi olarak değerlendirilip olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir üzerinden değer biçilmek suretiyle kamulaştırma bedelinin tespiti ile davanın kabulüne dair verilen kararın usul ve kanuna uygun olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, temel olarak davacı idare ile davalı tapu maliki arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir esas alınarak değer biçilmesi ve tespit edilen bedelin bloke ettirilerek hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalı tarafa ödenmesine karar verilmesi yerindedir.
3. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ... numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ve Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı, 01.06.2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan kararı da göz önüne alınarak, davanın niteliği gereği davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinde hukuka aykırı bir yön görülmemiştir.
4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.