Hırsızlık, iş yeri ihlali ve mala zarar verme gibi suçlardan verilen hükümlere yönelik temyiz başvurularının vazgeçme, onama ve ret kararlarıyla sonuçlandığı Yüksek Mahkeme incelemesi.
Özet: Bu kararda, bir sanığın temyiz talebinden vazgeçmesi üzerine dosya incelenmeksizin iade edilmiş; bazı sanıklar hakkındaki hükümlerin niteliği gereği temyiz incelemesine tabi olmadığı veya kanuni sınırlar kapsamında temyiz edilemez olduğu gerekçesiyle katılan vekilinin temyiz istemleri reddedilmiş; bölge adliye mahkemesinin ek kararının onanmasına karar verilmiş ve son olarak bir sanık hakkında verilen hırsızlık suçundan beraat hükmüne yönelik temyiz incelemesinde, ilk derece ve istinaf mahkemelerinin kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılarak katılan vekilinin temyiz nedenleri reddedilip istinaf başvurusunun esastan reddi kararı hukuka uygun bulunmuştur.
2. Ceza Dairesi         2026/2652 E.  ,  2026/7918 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2025/5557 E., 2025/433 K.
SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme, suçluyu kayırma
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddine, hükümlerin bozulmasına
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ :İade, ret, ek kararın onanması, onama, bozma
I-Sanık ... hakkında atılı suçlardan kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanık müdafiinin temyiz isteminin incelenmesinde
Sanık müdafii kanunî süresi içinde temyiz talebinde bulunduktan sonra, sanığın 31.10.2025 tarihli dilekçesi ile cezalarının onanmasını istediğini belirterek temyiz isteğinden vazgeçtiğini bildirdiği ve temyiz davasının istek şartına bağlı olduğu anlaşılmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 266/1. maddesi gereği temyiz isteğinden vazgeçme nedeniyle dava dosyasının İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,
II-Sanıklar ... ve ... hakkında kurulan bozma kararları ve sanık ... hakkında iş yeri dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçlarından kurulan beraat hükümlerine yönelik katılan vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde
Sanıklar ... ve ... hakkında, hükmün niteliği itibarıyla temyizi mümkün olmadığından; sanık ... hakkında ise, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/2-g maddesi uyarınca; "on yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, İlk Derece Mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları"nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun 5271 sayılı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, katılan vekilinin temyiz isteminin 5271 sayılı CMK'nın 298. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak REDDİNE,
III-Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında iş yeri dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçlarından, ... hakkında hırsızlık, mala zarar verme ve iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik katılan vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen 23.12.2025 tarihli ek kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 296/2. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin ek kararı temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 296/2. madddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/2-a maddesinde yer verilen; "İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları"nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, 5271 sayılı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, katılan vekilinin temyiz isteminin, aynı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak REDDİ İLE EK KARARIN ONANMASINA,
IV-Sanık ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik katılan vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
5271 sayılı CMK’nın 288. maddesinin “Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.” ve aynı Kanun’un 294. maddesinin ise; “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; katılan vekilinin, sanıklar hakkında TCK'nın 62. maddesinin uygulanmaması gerektiğine, sanıklara TCK'nın 220. maddesinden de ceza verilmesi gerektiğine, kimlikleri tespit edilemeyen şahıslarla ilgili olarak suç ihbarında bulunulmadığına, katılan-müvekkil şirketlerin katılma talepleri konusunda karar verilmediğine ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar hukuka uygun bulunduğundan, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz nedenlerinin reddiyle, 5271 sayılı CMK'nın 302/1. maddesi uyarınca, usul ve yasaya uygun olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Ceza Dairesinin kararına yönelik Tebliğname'ye uygun olarak TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN ONANMASINA,
V-Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanıklar ..., ... ve ... müdafileri ile katılan vekilinin temyiz istemlerinin incelenmesinde
Duruşmalı inceleme talebinin, tayin olunan ceza süreleri itibarıyla 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 299/1. maddesi gereği reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
5271 sayılı CMK’nın 288. maddesinin “Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.” ve aynı Kanun’un 294. maddesinin ise; “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık ... müdafiinin, varsayıma dayalı hüküm verildiğine, sanık ...’ın şahsi kullanımında bulunan araçta sanığın parmak izinin tespit edilmesi suçu işlediği anlamına gelmeyeceğine, sanık ...’ın kollukta sözlü beyanı esas alınarak karar verildiğine, hukuka aykırı alınan bu beyan hükme esas alınamayacağına, eksik inceleme ile karar verildiğine, orantısız ceza tayin edildiğine, sanığın ailesiyle biriktirdiği paraya el konulup müştekiye teslim edilmesi usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanığın atılı suçu işlediğini gösterir kesin, şüpheden uzak ve kuşkuya mahal bırakmayacak bir delil elde edilemeyişi sebebiyle beraat karar verilmesi gerektiğine, sanık ... müdafiinin, sanığın savunması hayatın olağan akışına uygun olup İlk Derece Mahkemesinin değerlendirmelerini ve hükmünü çürüttüğüne, varsayıma dayalı karar verildiğine, sanık aleyhine sanık beyanı, tanık anlatımı, kamera kaydı bulunmadığına, soruşturma aşamasında "şifahi görüşme tutanağı" adı altında tutulan tutanağın herhangi bir delil niteliği bulunmadığına, hukuka aykırı elde edilen delillerin hükme esas alınamayacağına, eksik inceleme ile karar verildiğine, kararın gerekçesiz olduğuna, asgari had üzerinden ceza verildiğine, mahkemenin kabulü somut delile değil varsayıma dayandığına, sanık lehine delillerin görmezden gelindiğine, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken gerekçesiz olarak üst hadde yakın ceza verildiğine, sanığın savunması aksine atılı suçu işlediğini gösterir kuşkudan uzak, somut, kesin ve inandırıcı herhangi bir delil bulunmadığına, sanık ... müdafiinin, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının gerekçesiz olduğuna, sanığın atılı suçu nasıl işlediği kararda tartışılmadığına, sanığın atılı suçu işlediğine dair hiç bir delil bulunmadığına, diğer sanık ...'in kollukta şifahi beyanı ve mahkemede bu beyanları doğrulamadığı, tutanakta isminin geçmesi dışında delil bulunmadığı, hukuka aykırı toplanan delillerin hükme esas alınamayacağına, sanık ...'in olay günü kendisinden yardım istemesi ile onunla buluştuğuna, eksik inceleme ile karar verildiğine, TCK'nın 62. maddesinin uygulanmadığına, katılan vekilinin temyizinin sanıklar hakkında TCK'nın 62. maddesinin uygulanmaması gerektiğine, sanıklara TCK'nın 220. maddesinden de ceza verilmesi gerektiğine, kimlikleri tespit edilemeyen şahıslarla ilgili olarak suç ihbarında bulunulmadığına, katılan-müvekkil şirketlerin katılma talepleri konusunda karar verilmediğine ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;
Sanıkların suç tarihi itibarıyle yüksek miktardaki altın ve paraya yönelik gerçekleştirdikleri hırsızlık sonucu ortaya çıkan zararın ağırlığı dikkate alınarak 5237 sayılı TCK'nın 142/2-h maddesi gereğince üst sınıra yakın temel ceza tayini gerektiği gözetilmeden, alt sınıra yakın şekilde temel ceza tayini suretiyle eksik cezaya hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanıklar müdafilerinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, bozma kararı doğrultusunda işlem yapılmak üzere 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca, dosyanın gereği için İstanbul 41. Asliye Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin de İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.