Yargıtay 2. Ceza Dairesi, hırsızlık suçunda etkin pişmanlık hükümleri ve zorunlu müdafii atanmaması nedeniyle savunma hakkının kısıtlanmasını tespit ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararını bozmuştur.
Özet: Hırsızlık suçundan verilen istinaf kararlarını temyiz incelemesi sonucunda yüksek mahkeme, bir sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması için çalınan malların üçüncü kişiye satışı durumunda pişmanlık şartlarının ve iadenin tam olarak araştırılmamasını, diğer sanık için ise kanunen zorunlu müdafii atanmaması nedeniyle savunma hakkının kısıtlanmasını hukuka aykırı bularak, yerel mahkeme hükümlerini bu eksiklikler ve ihlaller nedeniyle bozmuş ve dosyanın yeniden yargılama için alt mahkemeye iadesine karar vermiştir.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/2514 E., 2019/3030 K.SUÇ : HırsızlıkHÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddineTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozmaİlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.5271 sayılı CMK’nın 288. maddesinin “Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.” ve aynı Kanun’un 294. maddesinin ise; “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık ... müdafiinin temyiz isteminin; sanığın suçu ikrarda bulunduğuna ve zarar gidermek istediğine, hakkında TCK'nın 168, CMK'nın 231. maddesinin uygulanmadığına, sanık ...'ın temyiz isteminin ise, zararı ödemek istediğine, uyuşturucunun etkisiyle suçu işlediğine ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;Sanık ... yönünden dosya içeriğindeki diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;1-Dairemizce de benimsenen ve Yargıtay CGK'nın 26.03.2013 tarihli, 2012/6-1232 Esas, 2013/106 Karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere, çalınan malın 3. kişiye satılması hâlinde; 5237 sayılı Kanun’un 168. maddesinin uygulanabilmesi için hırsızlık suçunun failinin, sattığı yeri veya kişiyi söyleyerek çalınan malın, hırsızlık suçunun mağduruna iadesini sağlaması yetmez. Failin bizzat pişmanlık göstererek, satın alan iyiniyetli ise; aynen geri verme veya tazmin suretiyle satın alanın zararını da gidermesi, kötü niyetliyse; satın alandan elde ettiği para veya sağladığı menfaati, kazanç müsaderesine konu edilmek üzere soruşturma makamlarına teslim etmesi gerekir. Somut olayda, sanık ...'ın yakalandığında kolluk güçlerine kabloları sattıkları kişiyi söyleyerek bir kısım kablonun şikâyetçiye teslim edildiğinin anlaşılması karşısında; suça konu kabloların satıldığı ve hakkında mahkûmiyet kararı verilen üçüncü kişi ...'in kötü niyetli olduğunun kabulüyle; satın alandan elde ettiği para veya sağladığı menfaatin kazanç müsaderesine konu edilmek üzere soruşturma makamlarına teslim edilip edilmediği, edilmiş ise, teslim tarihinin araştırılıp, şikâyetçiden kısmî iade nedeniyle sanık ... hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına muvafakat edip etmediği sorulduktan sonra sonucuna göre sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 168/1-4 ve 168/2-4 maddelerinin değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,2-5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142. maddesinde 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik yapılmasına Dair Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanığa yüklenen 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun'un 150/3. maddesi uyarınca sanık ...'a zorunlu müdafii atanması, sanığın savunmasının zorunlu müdafii huzurunda alınması ve zorunlu müdafiinin karar duruşmasında hazır bulunması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafii ve sanık ...'ın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sanık ... yönünden diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin açıklanan nedenle Tebliğname'ye kısmen uygun olarak BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK’nın 304/2-a maddesi uyarınca bozma nedeni de dikkate alınarak gereği için dosyanın Denizli 2. Asliye Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.