Marka hükümsüzlüğü ve sicilden terkin talepli davada, eski distribütörün kötüniyetli marka tescili iddialarına ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı.
Özet: Uluslararası alanda tanınmış bir tarım ürünleri firması olan davacı, eski distribütörü olan davalının, kendi markalarına benzer veya aynı isimleri kötüniyetli bir şekilde Türk Patent ve Marka Kurumuna tescil ettirmesi nedeniyle bu tescillerin hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep etmiş; davalı ise davanın hak düşürücü süreye takıldığını, tescillerin distribütörlük anlaşması süresince yapıldığını ve kendi markalarının uluslararası tanınırlığının olmadığını savunmuştur, ilk derece mahkemesi ise davalı adına tescilli bazı markaların davacı markalarıyla karıştırılma ihtimali taşımadığını, ancak diğer markalar için durumun farklı olduğunu belirtmiştir.
11. Hukuk Dairesi         2025/5689 E.  ,  2026/3088 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/628 Esas, 2025/500 Karar
HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI : 2018/432 E., 2021/1295 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1918 yılında ABD’de kurulduğunu, gübre, mikro besin, bio ilaç, hümik asit, tarım ve bahçıvanlıkla ilgili ürünlerin üretim, satış ve pazarlamasında dünya çapında önemli yeri olan bir firma olduğunu, müvekkilinin, dünya çapında tanınmış ... 0-50-30, ... markaları da dahil birçok markanın gerçek, üstün ve öncelikli hak sahibi olduğunu, müvekkilinin Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdindeki 2012/33578, 2015/24192, 2017/68017, 2017/42871, 2015/103868, 2017/42848, 2017/42856, 2017/42883 sayılı tescillerine ait tescil belgeleri ve 2002 başvuru tarihli 3084359 sayılı ... markası ile 5399888 sayılı .... markasına ilişkin ABD’deki tescillerini gösterir belgeleri sunduklarını, müvekkilinin ticaret ünvanının çekirdek unsurunu da oluşturan .... markasının 1996 yılından bu yana kendi adına tescilli ... adresli alan adında yer aldığını, müvekkilinin uzun yıllara dayanan aralıksız ve yoğun kullanım ile tanıtım ve reklam faaliyetleri sonucunda yukarıda bahsedilen markaları ve logoları Türkiye’de ve dünyada tüketici nezdinde yüksek ayırt ediciliğe eriştirdiğini, davalı şirketin, müvekkilinin eski distribütörü olduğunu, davalı şirketin, TÜRKPATENT nezdinde müvekkilinin markalarını kendi adına haksız bir şekilde tescil ettirme girişiminde bulunduğunu, müvekkilinin ... markasını gasp etme çabası başarılı olmayan davalı şirketin, taktik değişikliği ile ... markasına çok benzer olan ... ... markasını tescil ettirmeye çalıştığını, müvekkilinin markaları olan ve bazıları distribütörlük sözleşmesinde dahi yer alan ... gibi markaları da bu markanın yanına eklediğini, davalı şirketin, müvekkilinin eski distribütörü olarak müvekkilinin markalarını çok iyi bildiğini ve müvekkilinin marka haklarını ihlal etmek adına kötüniyetli bir şekilde tescil girişiminde bulunmaya devam ettiğini ileri sürerek dava konusu TÜRKPATENT nezdinde 2014/107316 sayı ile tescilli ..., 2014/107317 sayı ile tescilli SALT BREAKTHRU, 2013/81720 sayı ile tescilli ... KNOW, 2013/81718 sayı ile tescilli ... ..., 2013/81716 sayı ile tescilli ..., 2013/81710 sayı ile tescilli GM N PLUS, 2013/81704 sayı ile tescilli GM KTS FORTE, 2013/81701 sayı ile tescilli GM STARTER, 2013/81702 sayı ile tescilli GM UNITER, 2013/81703 sayı ile tescilli GM FINISHER, 2013/81700 sayı ile tescilli GM EXPRESS, 2013/81698 sayı ile tescilli GM 0-50- 30... /93784 sayı ile tescilli SILO-TEC ibareli marka tescillerinin hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; hak düşürücü süre yönünden itiraz ettiklerini, dava konusu markaların müvekkili tarafından 5 yıldan daha fazla süredir ciddi olarak kullanıldığının açık olduğunu, davacı bu markaların uzun süredir kullanıldığını bilmesine rağmen uzunca süre sessiz kaldığını, müvekkili firma ile davacı arasında bir distrübütörlük sözleşmesi mevcut olup bu akdin 2015 yılında sona erdiğini, müvekkilinin dava konusu markaların neredeyse tamamını sözleşme devam ederken tescil ettirdiğini, oysaki aradaki akdin 2015 yılında sona erip davacı taraf ile müvekkili arasındaki yargı süreçlerinin 2016 yılında başladığını, mahkemenin 2016/355 E. sayılı dosyası ile bir kısım markalar hakkında yine hükümsüzlük talebi ile dava açıldığını, dava konusu markalar ile ilgili olarak müvekkili tarafından tescil yapıldıktan sonra sadece aradaki distrübütörlük anlaşması ortaya konularak dava açılmasının kabul edilemeyeceğini, aradaki distrübütörlük anlaşmasının ürünlerin Türkiye'de satışına yönelik olduğunu, markaların davacıya ait olduğu ve bu markaların satışının yapılacağına dair bir ifade söz konusu olmadığını, markaların uluslararası kabul görmüş markalar olmadığını, Türkiye'de ürünleri satılan firmanın yine ürünleri satan tarafından yapılan tescil başvurusuna müdahale etmemesinin hayatın olağan akışına uymadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bilirkişi heyetinin 21.05.2021 tarihli raporunun dosyadaki bilgi ve belgelere uygun olduğu, raporda ayrıntıları açıklandığı üzere, davalı adına kayıtlı ... nolu markanın davacı markaları ile karıştırılma ihtimalinin mevcut olmadığı ve benzerlik de taşımadığı, ancak davalı adına kayıtlı diğer markalar ile davacı markalarının görsel ve işitsel olarak ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu ve davacı tarafın bu markalarla ilgili önceye dayalı kullanım hakkının da söz konusu olduğu, her ne kadar davalı taraf davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını ileri sürmüş ise de markanın hükümsüzlüğü davalarında, 5 yıllık sessiz kalma süresi şartının ihlal davalarındaki gibi katı şekilde uygulanamayacağı, taraflar arasındaki distribütörlük sözleşmesi de değerlendirilmek suretiyle ve sona erdiği tarih de gözetilerek, sessiz kalma yoluyla davacı tarafın hak kaybına uğradığı hususunun kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı adına TÜRKPATENT'in 2013/81718 sırasına kayıtlı, 2013/81720 sırasında kayıtlı, 2014/107316 sırasında kayıtlı, 2014/107317 sırasında kayıtlı, 2016/93784 sırasında kayıtlı, 2013/81710 sırasında kayıtlı, 2013/81704 sırasında kayıtlı, 2013/81701 sırasında kayıtlı, 2013/81702 sırasında kayıtlı, 2013/81703 sırasında kayıtlı, 2013/81700 sırasında kayıtlı, 2013/81698 sırasında kayıtlı markaların hükümsüzlüğüne, 2013/81716 sırasında kayıtlı markaya yönelik talebin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda; mahkemece dava kısmen reddedildiği halde reddedilen kısım yönünden kendisini vekille temsil eden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken davalı lehine vekalet ücreti taktir edilmemesinin hatalı olduğu, bunun haricinde kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, reddedilen kısım yönünden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1 hükmüne göre, "Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir." Kanunun lafzından hareketle, uyuşmazlık konusu markalar arasında iltibas hukuki meselesinin varlığı için hem markaya konu ibarelerin benzerliği yahut ayniyeti, hem de tescili istenen sınıflar bakımından ayniyet yahut benzerliğin olması gerekmektedir.
İlk Derece Mahkemesince, dosya kapsamında hazırlanan 21.05.2021 tarihli bilirkişi raporu dikkate alınmak suretiyle, davalı adına tescilli ... no.lu "...+şekil" markasının davacı markaları ile karıştırılma ihtimalinin mevcut olmadığı ve benzerlik de taşımadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne; davalı adına tescilli ... no.lu "...+şekil" markasına yönelik talebin reddine karar verilmiş, hükmün taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan yasal düzenleme karşısında, dava konusu davalı adına tescilli ... no.lu "... + ... şekli + ..." markası ve davacıya ait itiraza mesnet markalar arasında bütünsel inceleme yoluyla yapılan karşılaştırma neticesinde; davacının davaya dayanak ... no.lu markası "... + ... şekli + ..." unsurlarından oluşmakta olup 1. sınıfta (Tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasal ürünler; gübreler ve topraklar, sıvı ve toz halinde (zararlı olmayan) gübreler; bitkiler için mikronütrientler, eser elementler, destekleyici maddeler, biyo-stimulanlar, humik asitler ve diğer tarım ve bahçecilik ürünleri.) tescil edildiği, davalının hükümsüzlük talebine konu ... no.lu markası ise, "... + ... şekli + ..." unsurlarından oluşmakta olup 1. sınıfta (Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar. Gübreler ve topraklar. İşlenmemiş suni reçineler ve işlenmemiş plastikler. Yangın söndürücü maddeler. Kırtasiye, tıbbi ve ev içi kullanım amaçlı olanlar hariç yapıştırıcılar.) tescil edildiği, dolayısıyla mahkemece alınan 21.05.2021 tarihli bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere taraf markaları arasında 1. sınıfta emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, taraf marka işaretlerinin karşılaştırılmasına gelince, 21.05.2021 tarihli bilirkişi raporunun aksine, davalı adına tescilli ... no.lu "... + ... şekli + ..." markası ile davacının davaya dayanak ... no.lu markası "... + ... şekli + ..." markasında her ne kadar kelimeler farklı ise de, özellikle davacı adına tescilli ... no.lu markada "..." kelimesi ile "..." kelimesi arasına yerleştirilen ve davalı adına tescilli ... no.lu markada "..." kelimesi ile "..." kelimesi arasına yerleştirilen yaprağın şekli, konumlandırılış biçimi dikkate alındığında bahsi geçen davalı markasının, davacının itiraza mesnet markalarıyla benzerlik taşıdığı, davacı ile davalı arasında 01.05.1997 tarihinden başlayıp, 2015 yılına kadar süren distribütörlük ilişkisinin kurulduğu, taraflar arasında akdedilen distribütörlük sözleşmesinin sayfalarında davacıya ait "... + ... şekli + ..."dan oluşan işaretin bulunduğu, bu işaretin davacı tarafından davalı adına düzenlenen faturalarda da yer aldığı, bu durumda davalının marka konusu ... şeklindeki işareti davacının önceden kullandığını bildiği dikkate alındığında "..." şeklinin her iki kelime arasında yer almasına yönelik tercihin iyiniyetli kabul edilemeyeceği anlaşılmıştır. Bu itibarla Bölge Adliye Mahkemesince taraf markaları arasında benzerlik bulunduğu ve davalının iyiniyetli olmadığı gözetilerek davanın tamamen kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile kısmen kabul kararı verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3.Bozma sebebine göre davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'un 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin davalıya yükletilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacıya iadesine, 01.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.