Ticari nitelikteki çek istirdadı davalarında, zorunlu arabuluculuğa başvurulmasının dava şartı olduğu ve bu eksikliğin usulden ret gerektirdiği.
Özet: Davacının kaybettiği iki adet müşteri çekinin iadesi ve tahsil yetkisinin tespitine yönelik açtığı istirdat davası, ilk derece ve bölge adliye mahkemeleri tarafından, davanın konusu bir miktar para olan ticari davalardan sayılması ve dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuk şartının yerine getirilmemesi nedeniyle usulden reddedilmiş, temyiz incelemesinde de bu kararın yerinde olduğu tespit edilerek onanmıştır.

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1307 Esas, 2025/1120 KararHÜKÜM : Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 3. Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI : 2025/363 E., 2025/381 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin hal sektöründe faaliyet gösteren bir esnaf olduğunu, yaptığı bir iş ve ticaret nedeniyle alacağına karşılık olarak aldığı ve kendisinin lehdarı olduğu iki adet müşteri çeki olan ... Bankası A.Ş. Konya Şubesine ait keşidecisi ... Hayvancılık Gıda Nakliyat İnşaat İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, keşide yeri Konya (Merkez) olan, 03.05.2025 keşide tarihli, 1615491 seri no.lu, 900.000,00 TL bedelli ve 1615492 seri no.lu, 900.000,00 TL bedelli çeklerin ortadan kaybolduğunu, bu çeklerle ilgili olarak taraflarınca çek zayi davası açıldığını, davalı tarafından bu çeklerin ellerinde olduğu ve hamil oldukları iddiasıyla müdahale talebinde bulunulduğunu, bu talebin reddedildiğini, ancak taraflarına bu çeklerle ilgili davalıya karşı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 758. maddesi gereğince istirdat davası açmaları için yetki ve süre verildiğini ileri sürerek bilgileri belirtilen çeklerin 6102 sayılı TTK'nın 763/1 hükmü gereğince istirdadı ile müvekkiline iadesine ve bu çeklerin tahsil yetkisinin taraflarına ait olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAPDava dilekçesi davalıya tebliğ edilmemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mahkemeye arabuluculuk son tutanağının sunulmadığı, 6102 sayılı TTK'ya eklenen 5/A hükmü uyarınca 01.01.2019 tarihi itibarıyla aynı Kanun'un 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edildiği, somut olayda dava şartının sağlanamadığı gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 115. maddesi ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (6325 sayılı Kanun) 18/A-2 hükmü gereğince davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 01.09.2023 tarihinde yürürlüğe giren 7445 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik yapılmasına Dair Kanun'un 31. maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK'nın 5/A hükmünün son hâlinin "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklinde olduğu, somut olaya gelindiğinde, davanın 6102 sayılı TTK'nın 792. maddesine dayalı çek istirdadı davası niteliği taşıdığı, 6102 sayılı TTK'nın 4/1-a hükmü kapsamında mutlak ticarî dava, konusunun da bir miktar para olduğu, kanunda istirdat davalarının dava şartı arabuluculuk kapsamında kabul edildiği, bir miktar paranın tahsilini amaçlayan istirdat davaları gibi, parasal değeri olan bir şeyin aynen iadesi talebini içeren istirdat davalarının da 01.09.2023 tarihinden itibaren zorunlu arabuluculuk kapsamında kaldığı, dava konusu çeklerin de üzerinde yazılı meblağ kadar parasal değer içerdiği ve çek istirdadı davasının aynı zamanda konusunun bir miktar para olduğu, davanın 27.05.2025 tarihinde açıldığı, dava dilekçesinde davacı tarafça dava açılmadan önce arabulucuya başvurulduğuna dair bir ibare bulunmadığı gibi, dava dilekçesine arabuluculuk son tutanağının da eklenmediği, Mahkemece verilen kesin sürede de davacı tarafından arabuluculuk son tutanağının sunulmadığı, davacının arabulucuya başvurmadan işbu davayı açtığı, Mahkemece re'sen gözetilmesi gereken dava şartına ilişkin 6102 sayılı TTK'nın 5/A-1 ve 6325 sayılı Kanun'un 18/A-2 hükümleri gözetilerek davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, 6102 sayılı TTK'nın 763. maddesi uyarınca çek istirdatı istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve GerekçeYapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 01.06.2026 tarihinde kesin olarak oy çokluğuyla karar verildi. K A R Ş I O YÇoğunlukla ortaya çıkan uyuşmazlık, Türk Ticaret Kanunu (TTK) madde (m) 818/1-s hükmünün yapmış olduğu yollama nedeniyle TTK m. 757 vd. hükümleri uyarınca açılan çek iptali davasında ilânların yapılması üzerine, çeki elinde bulunduranın müracaatı nedeniyle Mahkemece verilen sürede m. 763 hükmü uyarınca açılan işbu iade (istirdat) davasında arabulucuya başvurulmasının dava şartı kabul edilip edilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.Bazı ticari davalarda dava şartı olarak arabuluculuk 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle TTK’ya eklenen 5/A hükmüyle düzenlenmiş olup bu hükme göre, ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.Bilindiği üzere arabuluculuk alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinden biridir. Asıl olan Devlet mahkemesine müracaat olduğundan, zorunlu arabulucuya tabi kılınan davalar kanun koyucu tarafından tek tek sayılmıştır. Yorum yoluyla sayılanlar dışında başka bir davayı dahil etmek söz konusu olamaz. Kanun hükmünde sayılan istirdat davası ödenen bir miktar paranın istirdatı ile 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 72/8 hükmünde düzenlenen istirdat davası olarak anlaşılması gerekir. Zayi nedeniyle açılan kambiyo senetlerinin iptali davasında yapılan ilânlar üzerine senedi elinde bulunduranın mahkemeye müracaat etmesi nedeniyle, Mahkemece verilen sürede açılan kambiyo senedinin iadesi davası TTK m. 763 hükmü ile düzenlen farklı bir dava olup farklı özellikleri bulunmaktadır. Dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasının dava şartı olarak kabul edilmesi bu davanın özellikleriyle bağdaşmaz. Bu bağlamda belirtmeliyim ki, kambiyo senetlerinin iptali davasında ödeme yasağı konulduğu (m. 757) gözetildiğinde, iadenin konusu bir miktar para olmayıp daima bir senettir (poliçe, bono veya çek). Mahkemece verilen sürede iade davası açılmazsa, senet getirene geri verilir ve ödeme yasağı kaldırılır (m. 763). Bu nedenle bu davanın konusu bir miktar para olmadığından arabuluculuğa başvurmanın bu davanın şartı olarak kabul edilmesinin doğru olmadığı kanaatiyle kararın BOZULMASI gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun ONAMA yönündeki görüşüne katılmamaktayım.