Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkumiyetin, cezanın belirlenmesinde orantılılık ilkesine aykırılık ve fazla ceza tayini gerekçesiyle Yargıtay tarafından bozulması.
Özet: Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılanan sanık hakkında ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet kararının bölge adliye mahkemesince istinaf başvurusu esastan reddedilerek onanması üzerine temyiz incelemesi yapan yüksek mahkeme, yargılama sürecinin usul ve delil toplama açısından hukuka uygun olduğunu tespit etse de, sanığa verilen cezanın suçun ağırlığıyla orantılı olmadığı, orantılılık ilkesine aykırı ve aşırı yüksek belirlendiği gerekçesiyle bölge adliye mahkemesi kararının bozulmasına ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine oy çokluğuyla hükmetmiştir.
3. Ceza Dairesi         2023/4619 E.  ,  2026/3331 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/1625 E., 2021/678 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gümüşhane Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2019/120 E., 2019/335 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 221/4-2, 221/5,62, 63, 58/9 ve 53. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı CMK’nın 299/1. maddesi gereğince REDDİNE,
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği kabul edilen sanığın mahkumiyetine ilişkin yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü diğer nedenler yerinde görülmediğinden reddine ancak;
Anayasanın 138 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca; orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği zarar ve tehlikenin ağırlığı ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik de göz önünde bulundurularak işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun bir cezaya hükmedilmesi gerekirken teşdidin derecesinde hataya düşülerek yazılı şekilde fazla ceza tayin edilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı hükmün, 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Gümüşhane Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.02.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yapılan yargılama sonucunda sanık ...'nin atılı suçtan mahkumiyetine ilişkin hükmün temyiz edilmesi üzerine sayın çoğunluğun "5237 sayılı Kanun'un 61. maddesi gereğince "teşdidin derecesinde hataya düşülerek yazılı şekilde fazla ceza tayin edilmesi" gerekçesiyle bozulması yönündeki görüşüne katılmıyorum.
Dosya kapsamına, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonucuna uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine göre sanığın örgüt içerisindeki konumu, örgütsel faaliyetlerinin niteliği, yoğunluğu ve ilk derece mahkemesinin temel cezanın belirlenmesine ilişkin gerekçelerinde bir isabetsizlik görülmediğinden kurulan mahkumiyet hükmünün ve hükme yönelik istinaf başvurularının esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararının yerinde olduğu düşünce ve kanaati ile sayın çoğunluğun bozma yönündeki düşüncesine iştirak edilmemiştir.