Yargıtay, sahte nüfus cüzdanı ile bankadan tüketici kredisi çekerek işlenen nitelikli dolandırıcılıkta suç vasfı, eksik ceza ve hak yoksunlukları yönünden hükmü bozdu.
Özet: Sanığın, üzerinde kendi fotoğrafının bulunduğu sahte nüfus cüzdanını kullanarak bankadan haksız yere tüketici kredisi çekmek suretiyle işlediği nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkûmiyet hükmü, yerel mahkemece suç vasfının tayininde yanılgıya düşülmesi, birden fazla nitelikli hal ihlali olmasına rağmen cezanın bireyselleştirilmesi ve orantılılık ilkeleri gözetilmeksizin alt sınırdan uzaklaşılmayarak eksik ceza tayin edilmesi, ayrıca Anayasa Mahkemesi kararı ve yasa değişiklikleri nedeniyle hak yoksunlukları yönünden yeniden değerlendirme gerekliliği bulunması ve karar başlığında suç tarihinin hatalı belirtilmesi gerekçeleriyle bozulmuştur.
11. Ceza Dairesi         2021/32380 E.  ,  2026/4223 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2016/223 E., 2016/291 K.
SUÇLAR : Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının,
..., ... veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak
kullanılması ve bilişim sistemlerinin, banka veya kredi
kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Katılan Banka vekili ve sanığın temyiz iradelerinin, sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne münhasır olduğu belirlenmekle, resmi belgede sahtecilik suçundan verilen davanın reddine dair hükmün temyizin kapsamı dışında olduğu anlaşılmıştır.
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
1.Sanığın, katılan ...’a ait olup da üzerinde kendi fotoğrafı bulunan sahte nüfus cüzdanını ibraz ederek ... A.Ş.’den 10.000,00 TL tüketici kredisi çektiği, paranın tamamını teslim aldığı ve zararın giderilmediği olayda, sanığın nüfus müdürlüğünün maddi varlığı olan nüfus cüzdanını kullanmak suretiyle 5237 sayılı TCK'nın 158/1-(d) hükmü ile birlikte aynı Kanun'un 158/1-(j) maddesinde yer verilen banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarını da gerçekleştirdiği, nitekim sanık hakkında tanzim olunan 29.04.2016 tarihli İddianame'de yer verilen sevk maddeleri arasında mezkûr hükmün de bulunduğu anlaşılmakla, suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek eylemin 5237 sayılı TCK'nın 158/1-(f) maddesinde yer verilen bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu olarak vasıflandırılması ve birden fazla nitelikli hâl ihlali ile yargılama konusu eylemi gerçekleştiren sanık hakkında hüküm kurulurken temel cezanın tayininde 5237 sayılı TCK'nın 61/1 maddesinde belirtilen, suçun işleniş biçimi, meydana gelen zararın ağırlığı ve sanığın kastının yoğunluğu gibi cezanın bireyselleştirilmesine yönelik kriterler ile aynı Kanun'un 3. maddesinde yer alan “cezada orantılılık ilkesi” de gözetilerek, hakkaniyete uygun ve sonuca etkili olacak şekilde alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle eksik ceza tayini,
2.Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 53/3 maddesinin birinci cümlesine; “... Ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin eklendiği gözetilerek hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunlululuk bulunması,
3.Suç tarihi, sanık ile katılan Banka arasında kredi sözleşmesinin tanzim edildiği ve sanık tarafından haksız menfaatin elde edildiği 19.03.2015 tarihi iken gerekçeli karar başlığında suç tarihinin "2015" olarak belirtilmesi,
Yasaya aykırı, katılan Banka vekili ve sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca hükmün, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 7571 sayılı Kanun’un 13. maddesiyle 5235 sayılı Kanun’a eklenen Geçici 7. Madde uyarınca hükmü veren Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.04.2026 tarihinde karar verildi.