Kadastro tespitinin iptali ve tescil talepli davada, usulüne uygun taraf teşekkülü sağlanmadan hüküm kurulması üzerine temyiz incelemesi.
Özet: Davacı, kadastro tespitiyle davalı adına kaydedilen taşınmazların borca karşılık rehin olarak verilip boş kağıda atılan imzanın satış senedi gibi kullanılarak hileli tescil edildiğini ileri sürerek tespitin iptali ile adına tescilini talep etmiş; ilk derece mahkemesi farklı parseller için ret veya karar verilmesine yer olmadığına hükmetse de, yüksek mahkeme, dava konusu temel taşınmazların gerçek tespit maliki ile davalı gösterilen kişinin farklı olması ve dava tarihinde tespit maliki olmayan birine karşı dava açılması nedeniyle usulüne uygun taraf teşkilinin sağlanmadığı gerekçesiyle yerel mahkeme kararını hukuka aykırı bulmuştur.

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/417 E., 2023/626 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri Kadastro MahkemesiSAYISI : 2020/20 E., 2021/16 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Kadastro sırasında, Kayseri ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1 17... , 1 24... ve 1 29... parsel sayılı sırasıyla 1.393,46 m², 6.330,23 m², 3.932,18 m² yüzölçümündeki taşınmazlar irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; 1 17... , 57, 1 21... , 1 22... , 1 24... , 77, 93, 1 29... , 43... parsel sayılı taşınmazların davalı adına tespit edildiğini, taşınmazların kendisine ait olduğunu ileri sürerek, tespitin iptali ile adına tescilini talep etmiştir.3. Davalı ... mirasçıları cevap dilekçesinde; davayı kabul ettiklerini beyan etmişlerdir. 4. İlk Derece Mahkemesinin 16.03.2007 tarihli ve 2006/165 Esas, 2007/17 Karar sayılı kararı ile "davalının davayı kabulü" gerekçesiyle davanın kabulüne, 1 17... , 57, 1 21... , 1 22... , 1 24... , 77, 93, 1 29... , 43... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin tespitlerin iptali ile ... adına tapuya tesciline karar verilmiş, karar 30.01.2018 tarihinde kesinleşmiştir.5. Davacı ... dava dilekçesinde; 1 17... , 1 24... ve 1 29... parsel sayılı taşınmazların kendisine ait olduğunu, kendisinin bu taşınmazları davalı ...'dan aldığı borca karşılık olarak rehin olarak verip, kullanmasına izin verdiğini, bu konuda boş bir kağıda imza attığını, davalının bu senedi kendi lehine satış yapılmış gibi doldurarak taşınmazları kendi ve diğer davalı ... adına tespit ettirdiğini ileri sürerek, kadastro tespitlerinin iptali ile adına tescilini talep etmiştir.6. İlk Derece Mahkemesinin 24.03.2006 tarihli ve 2006/176 Esas, 2007/126 Karar sayılı kararı ile "davacı her ne kadar ... köyü 1 15... parsele ilişkin olarak davalı sıfatı ile ...'ı göstermiş ise de bu parselin getirtilen tapu kayıt örneğinden ... oğlu ... adına tespit gördüğü ve davacının yanlış kişiyi hasım olarak gösterdiği anlaşılmıştır. Davacı hukuksal ilişkinin tarafı olup, iddialarını senede karşı senet ile kanıtlama zorunluluğu olduğu halde herhangi bir yazılı belge ve senet gösterememiş ve taraf yemini olan kesin (kati) yemine başvurmuş, davalı ...'da usulüne uygun olarak Mahkeme huzurunda yemin etmiş ve yemin beyanını imzası ile tasdik etmiştir. Ayrıca davacı aşamalarda sürekli olarak dava konusu ile ilgili olarak beyanlarını değiştirmiş ve çelişkili beyanlarda bulunmuştur. İspat yükü kendisine düşen davacı taraf keşif deliline ve başkaca bir delile dayanmamış iddiasını ispatlayıcı yazılı belge ve herhangi bir başka delil de dosyaya sunmamıştır. Bu hali ile de davacının beyanları soyut iddialardan öteye geçmediği" gerekçesiyle 1 15... parsele ilişkin davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, 1 29... , 1 24... ve 1 17... parsellere ilişkin davasının bu parseller açısından İlk Derece Mahkemesinin 2006/165 Esas ve 2007/17 Karar sayısı ile hükme bağlandığı anlaşıldığından bu parseller açısından yeniden karar verilmesine yer olmadığına, 1 13... , 1 05... , 1 24... ve 1 01... parsellere ilişkin davasının ispatlayamadığından reddine, ilgili parsellerin tespit gibi tesciline karar verilmiş; hükmün, davacı ... ve davalılar ... ve ... (...) ... vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 22.10.2009 tarihli ve 2009/7572 Esas, 2009/6829 Karar sayılı ilamı ile "1 01... , 1 05... , 1 13... , 1 15... ve 1 24... parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazları dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde bulunmadığından reddiyle bu parsellere ilişkin hükmün onanmasına, dava konusu 1 17... , 1 24... ve 1 29... parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarına gelince; kadastro davalarında husumetin tespit maliklerine, tespit malikleri birden fazla olup dava paya yönelik ise, müşterek mülkiyet halinde tespitte malik bulunan paydaşa karşı yöneltilmesi zorunludur. Bu taşınmazların tespit maliki ..., ... kızı 1941 doğumlu olup 01.01.1972 tarihinde de öldüğü anlaşılmaktadır. Davacının ise tespit maliki olmayan dava tarihi itibarıyla taşınmaz da hak sahibi bulunmayan ancak dava tarihinden sonra Kadastro Mahkemesinin 2006/165 Esas ve 2007/17 Karar sayılı kararı ile taşınmazla ilgili olarak adına tescil kararı verilen ... kızı 1935 doğumlu ... aleyhine dava açtığı, tespit maliki ve mirasçılarına dava yöneltilmediği belirlenmiştir. Usulen taraf teşkil edilmeksizin davaya bakılmasının mümkün olmaması nedeniyle davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği gibi, kabule göre de, Kadastro Mahkemesinin 2006/165 Esas, 2007/17 Karar sayılı dosyasında davacı ... 'nın taraf olmaması nedeniyle "anılan dosyada hüküm verildiği anlaşıldığından bu parseller açısından tekrar karar verilmesine yer olmadığı" gerekçesi ile bu parseller yönünden davacı hakkında hüküm kurulmamış olması da isabetsiz olup, temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğü" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.7. İlk Derece Mahkemesinin 10.06.2010 tarihli ve 2010/2 Esas, 2010/6 Karar sayılı kararı ile "kadastro davalarında husumetin tespit maliklerine, tespit malikleri birden fazla olup dava paya yönelik ise müşterek mülkiyet halinde tespite malik paydaşa karşı yöneltilmesi zorunludur. Davaya konusu taşınmazların tespit maliki ... kızı 1941 doğumlu olup 01.01.1972 tarihinde öldüğü anlaşılmaktadır. Davacının tespit maliki olmayan dava tarihi itibarıyla taşınmazda hak sahibi olmayan ancak dava tarihinden sonra Kadastro Mahkemesi 2006/165 Esas ve 2007/17 Karar sayılı kararı ile taşınmazla ilgili olarak adına tescil kararı verilen ... kızı 1935 doğumlu ... aleyhine dava açtığı, tespit maliki ve mirasçılarına dava yöneltmediği" gerekçesiyle davacının davasının pasif husumet nedeniyle reddine, 1 17... , 1 24... ve 1 29... parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmiş, karara karşı davacı ...'nın temyiz isteminde bulunması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 18.10.2011 tarihli ve 2010/6926 Esas, 2011/6131 Karar sayılı ilamı ile "dosya içeriğine ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine karar verildiği" gerekçesiyle hükmün onanmasına karar verilmiştir. II. YARGILANMANIN YENİLENMESİ TALEBİ VE SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİYargılanmasının yenilenmesini talep eden davacı ... vekili dava dilekçesinde; yargılanmasının yenilenmesi talebine konu olan Tomarza Kadastro Mahkemesinin 10.06.2010 tarihli ve 2010/2 Esas, 2010/6 Karar sayılı kararının 03.07.2012 tarihinde kesinleştiğini, davacının murisi ... 'ın 14.03.2006 tarihinde ... ilçesi ... köyünde yer alan bir kısım taşınmazların kadastro tespiti sırasında hatalı olarak ... adına tespit gördüğü iddiası ile Tomarza Kadastro Mahkemesinde dava açtığını, Mahkeme tarafından davalı ... mirasçılarının da davayı kabul etmeleri üzerine dava konusu taşınmazlara ilişkin yapılan tespitlerin iptaline ve ... adına tapuya kayıt ve tesciline 09.06.2007 tarihinde karar verildiğini, kararın kesinleşerek 22.05.2008 tarihinde tapuya tescil edildiğini, 10.06.2010 tarihinde ise Tomarza Kadastro Mahkemesinin 2010/2 Esas ve 2010/6 Karar sayılı kararı ile yukarıda bahsedilen davaya konu taşınmazlardan ... ilçesi ... köyünde kayıtlı 1 17... , 1 24... ve 1 29... parsel sayılı taşınmazların (kayıtlı maliki davacının murisi ... İlk Derece Mahkemesince resen davaya dahil edilmeden) tespit gibi tesciline (kesin hüküm mevcut olmasına rağmen) karar verildiğini, kararın 03.07.2012 tarihinde kesinleştiğini, Tomarza Kadastro Mahkemesinin 2010/2 Esas sayılı dosyasında yargılama yapılırken dava konusu taşınmazlardan ... ilçesi ... köyünde kayıtlı 1 17... , 1 24... ve 1 29... parsel sayılı taşınmazların kayıtlı maliki ... 'ın davaya dahil edilmediğini, bahsedilen davanın ... ve ...'a açıldığı halde 1 17... , 1 24... ve 1 29... parselin kayıtlı malikinin ... olduğunu, tapu kayıtlarında malik gözüken ... 'ın yargılamaya davet edilmeden hakkında aleyhine hüküm kurulmuş olmasının hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, ... ilçesi ... Köyünde kayıtlı 1 17... , 1 24... ve 1 29... parsel sayılı taşınmazlar, Tomarza Kadastro Mahkemesinin 16.03.2007 tarihli ve 2006/165 Esas, 2007/17 Karar sayılı kararı ile davanın murisi olan ... adına kadastro tespitine itiraz davası sonucunda ve davalı ...'ın da kabulü ile tapuya kayıt ve tescil edildiğini, söz konusu taşınmazlar açısından ... ile ... arasındaki ihtilafta kesin hüküm bulunmasına rağmen ikinci bir dava ile bahsedilen taşınmazların yine kadastro tespitine itiraz davası ile tespit gibi tesciline karar verildiğini, her iki davanın konusu ve sebebinin bahsedilen üç adet taşınmazın kadastro tespitine itiraz olduğunu, davanın tarafların da aynı olduğunu, kadastro tespitine itiraz davalarının taraflarının; hak iddia eden davacı ile tapulanmış taşınmazın kayıtlı maliki olduğunu, dolayısıyla 2010/2 Esas sayılı dosyada davacının ...'ı taraf olarak göstermemiş olmasının ... 'ın yargılamanın iadesi kapsamında ikinci davanın tarafı olmadığı anlamına gelmeyeceğini çünkü İlk Derece Mahkemesince kadastro tutanaklarında ve tapu kütüğünde malik olarak görülen kişilerin de davada resen taraf olarak gösterilmesi ve taraf teşkilinin doğru bir şekilde oluşturularak karar verilmesi gerektiğini, dava konusu yargılamanın iadesi istenilen Tomarza Kadastro Mahkemesinin 10.06.2010 tarihli ve 2010/2 Esas, 2010/6 Karar sayılı kararında davacının ya da murisinin açık ya da örtülü herhangi bir rızası olmadığı halde yokluğunda karar verildiğini ileri sürerek, Tomarza Kadastro Mahkemesinin 10.06.2010 tarihli ve 2010/2 Esas, 2010/6 Karar sayılı kararındaki ... ilçesi ... köyü 1 17... , 1 24... ve 1 29... parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tesciline dair verilen hükmün iptal edilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Tomarza Kadastro Mahkemesinin 2006/165 Esas ve 2007/17 Karar sayılı dosyası ve Tomarza Kadastro Mahkemesinin 2010/2 Esas ve 2010/6 Karar sayılı dosyasında; davacının ileri sürdüğü deliller ve hukuki sebepler incelendiğinde vekil veya temsilci olmayan kimselerin davaya katıldığı tespit edilememiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 375/1-I gereğince bir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada, öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hükmün de kesinleşmiş olması yargılamanın iadesi sebebidir. İkinci davada (Tomarza Kadastro Mahkemesinin 10.06.2010 tarihli ve 2010/2 Esas, 2010/6 Karar) taraf olan kişiler ile ilk davada taraf olan kişiler aynı değildir bu nedenle somut olayda bu yargılamanın iadesi sebebi de oluşmamıştır. Davacının; iptal edilmesini istediği ve aleyhine verildiğini düşündüğü karara karşı ilgili kişi olarak temyiz kanun yoluna başvurabileceğinden, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1027 hükümlerine göre dava açabilme imkanının mevcut olduğundan ve ileri sürdüğü iddialarının yargılamanın iadesi sebebi taşımadığı" gerekçesiyle davacının yargılamanın iadesi talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dava konusu Kayseri ili ... ilçesi ... köyü 1 17... parsel 1 24... parsel ve 1 29... parsel sayılı taşınmazların 2006 yılında yapılan kadastro çalışmalarında belgesiz olarak ... kızı 1941 doğumlu ... adına tespit gördüğü, yapılan kadastro tespitine eldeki dosya davacısının murisi ... kızı ...'ın Tomarza Kadastro Mahkemesinin 2006/165 Esas sayılı dosyası üzerinden 14.03.2006 tarihinde tespite itiraz davası açtığı, yapılan yargılamada ... kızı 1935 doğumlu ...'ın ... Noterliğinin 08.03.2006 tarihli ve ... yevmiye sayılı vekaletnamesi uyarınca Avukat ... aracılığıyla temsil edildiği, İlk Derece Mahkemesinin 2007/17 Karar sayılı kararı ile davalı mirasçılarının davayı kabul beyanları doğrultusunda davanın kabulü ile taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile ... kızı ... adına tapuya tesciline dair verilen kararın temyiz edilmeksizin 30.01.2008 tarihinde kesinleştiği, aynı taşınmazlar ile ilgili olarak eldeki dosya davalısı ... tarafından ... ve eldeki dosya davacısının murisi ... eşi ... aleyhine Tomarza Kadastro Mahkemesinin 2006/176 Esas sayılı dosyası üzerinden 24.03.2006 tarihinde tespite itiraz davası açıldığı, yapılan yargılamada ... kızı ... 'ın ... Noterliğinin 08.03.2006 tarihli ve ... yevmiye sayılı vekaletnamesi uyarınca Avukat ... aracılığıyla temsil edildiği, İlk Derece Mahkemesinin 27.07.2007 tarihli ve 2007/126 Karar sayılı kararı ile; dava konusu taşınmazlar ile ilgili Tomarza Kadastro Mahkemesinin 2006/165 Esas ve 2007/17 Karar sayılı kararı ile karar verildiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, kararın ... ve Avukat ...n tarafından temyiz edildiği, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 01.05.2008 tarihli ve 2008/1593 Esas, 2008/3138 Karar sayılı geri çevirme ilamı ile; ...'ın ölü olması nedeniyle gerekçeli kararın mirasçılarına tebliği, vekil ...'a vekalet asıllarını ibraz etmesi için süre tanınması ve Tomarza Kadastro Mahkemesinin 2006/165 Esas ve 2007/17 Karar sayılı dosyasının getirtilmesinin istendiği, mahal Mahkemesine dosyanın iadesi ile vekil ...'ın ... kızı 1935 doğumlu ... (TC ...) tarafından verilen .... Noterliğinin 07.12.2005 tarihli ve ... yevmiye sayılı vekaletnamesini sunduğu, diğer eksikliklerin de tamamlanması üzerine dosyanın Yargıtay'a gönderildiği, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 22.10.2009 tarihli ve 2009/7572 Esas ve 2009/6829 Karar sayılı bozma ilamı ile; dava konusu taşınmazların tespit maliki ... kızı 1941 doğumlu ... olduğundan ... kızı 1935 doğumlu ... .... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiş, bozma sonrası Mahkemenin 2010/2 Esas sırasına kaydedilen dosyada 10.06.2010 tarihli ve 2010/6 Karar sayılı kararı ile; davalı ... kızı 1935 doğumlu ... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine dava konusu taşınmazların tespit gibi tesciline karar verildiği, kararın davacı ... tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 18.10.2011 tarihli ve 2010/6926 Esas, 2011/6131 Karar sayılı ilamı ile kararın onanmasına karar verildiği, bunun üzerine kararın 03.07.2012 tarihinde kesinleştiği, dava konusu taşınmazların halen ... kızı 1941 doğumlu ... adına kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. Davacı eldeki dava ile Tomarza Kadastro Mahkemesinin 2010/2 Esas sayılı dosyasında müvekkilinin murisi ... kızı 1935 doğumlu ... 'ın yargılamaya dahil edilmediği ve yargılamanın yokluğunda yapıldığı iddiası ile anılan kararın 6100 sayılı Kanun'un 375/1-c bendi uyarınca iptalini talep etmiş olmakla, yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere iptali istenen Tomarza Kadastro Mahkemesinin 2010/2 Esas sayılı dosyasında görülen davanın zaten eldeki dosyada davacı murisi ... kızı 1935 doğumlu ... aleyhine açıldığı ve ... 'ın yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiği, aleyhine açılan davanın da pasif husumet yokluğundan reddine karar verildiği, dolayısıyla davacı vekilinin ilgili madde uyarınca yargılamanın yenilenmesi talebinin yerinde olmadığı, yine davacı vekilince Tomarza Kadastro Mahkemesinin 2006/165 Esas, 2007/17 Karar sayılı kararının, iptali talep edilen Tomarza Kadastro Mahkemesinin 2010/2 Esas ve 2012/6 Karar sayılı dosyası açısından kesin hüküm teşkil ettiği iddiası ile anılan kararın 6100 sayılı Kanun'un 375/1-ı bendi uyarınca iptalini talep etmiş olmakla, yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere iptali istenen Tomarza Kadastro Mahkemesinin 2010/2 Esas sayılı dosyası ile aynı Mahkemenin 2006/165 Esas ve 2007/17 Karar sayılı dosyasının taraflarının farklı olduğu, dolayısıyla ortada kesin hüküm bulunmadığı ve davacı vekilinin ilgili madde uyarınca yargılamanın yenilenmesi talebinin yerinde olmadığı belirlenmiştir. Yargılamanın iadesi talebinin diğer yasal şartlarından hiç birisi de bulunmadığından İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılamaya, toplanan delillere, dosya içeriğine, hükmün dayandığı kanuni ve hukuksal gerekçeye göre delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı ... vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, davacının annesi ... 'ın 03.09.2016 tarihinde vefat ettiğini, davacının annesi vefat etmeden önce 14.03.2006 tarihinde ... ilçesi ... köyünde yer alan bir kısım taşınmazların kadastro tespiti sırasında hatalı olarak davacının halası olan ... adına tespit gördüğü iddiası ile Tomarza Kadastro Mahkemesinde dava açtığını, Tomarza Kadastro Mahkemesinin 16.03.2007 tarihli ve 2006/165 Esas, 2007/17 Karar sayılı davanın açılması üzerine İlk Derece Mahkemesi tarafından davalı ... mirasçılarının da davayı kabul etmeleri üzerine dava konusu taşınmazlara ilişkin yapılan tespitlerin iptaline ve ... adına tapuya tesciline 09.06.2007 tarihinde karar verildiğini ve 22.05.2008 tarihinde tapuya tescil edildiğini, 10.06.2010 tarihinde ise Tomarza Kadastro Mahkemesinin 2010/2 Esas ve 2010/6 Karar sayılı kararı ile yukarıda bahsedilen davaya konu taşınmazlardan 1 17... , 1 24... ve 1 29... parsel sayılı taşınmazların kayıtlı maliki davacının murisi ... İlk Derece Mahkemesince resen davaya dahil edilmeden tespit gibi tesciline karar verildiğini ancak dava konusu taşınmazlara yönelik kesin hüküm olmasına rağmen yeniden karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, Tomarza Kadastro Mahkemesinin 2010/2 Esas ve 2010/6 Karar sayılı kararının yargılamanın iadesi sebebi teşkil ettiğini, dava konusu taşınmazlar açısından ... ile ... arasındaki ihtilafta kesin hüküm bulunduğunu, kesin hüküm olmasına rağmen ikinci bir dava ile taşınmazların kadastro tespitine itiraz davası ile tespit gibi tesciline karar verildiğini, her iki davanın konusu ve sebebinin bahsedilen üç adet taşınmazın kadastro tespitine itiraz olduğunu, davanın taraflarının da aynı olduğunu, Tomarza Kadastro Mahkemesi 2010/2 Esas ve 2010/6 Karar sayılı dosyada davacının ... 'ı taraf olarak göstermediklerini, İlk Derece Mahkemesince taraf teşkili sağlanmadan, eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, yargılanmasının yenilenmesi şartlarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.2. Tomarza Kadastro Mahkemesinin 10.06.2010 tarihli ve 2010/2 Esas, 2010/6 Karar sayılı dosyasında verilen kararın ve Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin onama ilamının 02.05.1935 doğumlu ... kızı ... 'a tebliğ edilmediği, bu haliyle kararın kesinleşmediği, davacının Tomarza Kadastro Mahkemesinin 10.06.2010 tarihli ve 2010/2 Esas, 2010/6 Karar sayılı dosyasına karşı temyiz hakkı varken yargılanmanın yenilenmesi talebinde bulunması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, Tomarza Kadastro Mahkemesinin 2010/2 Esas sayılı dosyası ile aynı Mahkemenin 2006/165 Esas, 2007/17 Karar sayılı dosyasının taraflarının farklı olduğu, dolayısıyla ortada kesin hüküm bulunmadığı ve davacı vekilinin ilgili madde uyarınca yargılamanın yenilenmesi talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir. Ne var ki, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun’un 370/4. maddesi uyarınca sonucu itibarıyla doğru bulunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek onanması gerekir.VI. KARARYukarıda (1) numaralı bentte yazılı sebeplerle, davacı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte yazılı sebeplerle, davacı ... vekilinin Bölge Adliye Mahkemesince yapılan değerlendirmeye yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile sonucu itibarıyla doğru olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek ONANMASINA,İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,22.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.