Yargıtay 6. Ceza Dairesinin nitelikli yağma suçunda, cebir veya tehdit ile malın alınması arasındaki nedensellik bağı ve teşebbüs hükmü uygulanmasına dair itiraz kararı.
Özet: Nitelikli yağma suçunda teşebbüs hükmünün uygulanmaması gerektiğine yönelik itiraz üzerine yapılan değerlendirmede, yağma suçunun tamamlanması için cebir veya tehdidin malın alınmasına doğrudan yönelik olması, mağdurun malı teslim etmeye veya alınmasına karşı koymamaya zorlanması, eylem ile malın alınması arasında nedensellik bağı kurulması ve mağdurun malın alındığını algılaması ya da uygulanan zorlama sonucu direncini yitirmiş olması gerektiği vurgulanarak, bu unsurların suçun niteliği üzerindeki belirleyici etkisi ayrıntılı şekilde açıklanmıştır.
6. Ceza Dairesi         2025/3051 E.  ,  2025/7119 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2022/3349 E., 2023/1513 K.
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜMLER : İlk derece mahkemesinin mahkûmiyet kararı kaldırılarak yeniden kurulan mahkûmiyet hükmü
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 12.06.2025 tarihli ve 2023/... Esas, 2025/6234 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.06.2025 tarihli ve 6 - 2023/73343 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan aleyhe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu, sanık hakkında kurulan hükümde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 35. maddesi kapsamında yer alan teşebbüs hükmünün uygulanmaması gerektiğinden bahisle bozma ilamının kaldırılmasına ve sanık ... ve müdafii, sanık ... ve müdafiilerinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi talebine ilişkindir.
II. GEREKÇE
Yağma suçunu düzenleyen 5237 sayılı Kanun'un madde 148 - “(1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının .... tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi,...cezalandırılır...” şeklindedir. Madde gerekçesinde de “...Yağma suçunun tamamlanabilmesi için, kullanılan cebir veya tehdidin etkisiyle mağdur malı teslim etmeli veya malın alınmasına karşı koymamalıdır. Bu bakımdan, kullanılan cebir veya tehdidin, kişiyi malı teslim etmeye veya alınmasına ses çıkarmamaya yöneltmeye elverişli olması gerekir...” şeklinde daha da açıklık getirmiştir. Malı almak için cebir veya tehdit kullanılmalı ve bunun etkisiyle mağdurun malı vermesi gerekir. Bunun doğal sonucu olarak mağdurun malın alındığını görmesi veya en azından sanığın mallarını almak istediğini anlaması veya bilmesi gerekir.
Yağmada amaç malın alınmasıdır. Bu amaca ulaşmak için araç hareketler ise cebir veya tehdit uygulanmasıdır. Failin mağdura yönelttiği cebir veya tehdidi, kendisi veya başkasına yarar sağlamak amacıyla malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya zorlamak amacıyla gerçekleştirmiş olması gerekir. Aralarında amaçsal ilişki vardır. Cebir veya tehdit ile malın alınması veya verilmesi arasında nedensellik bağı bulunmalıdır. (Benzer görüşler için bkz. ... vd Mal Varlığına Karşı Suçlar, Adalet, ..., 2018, s. 74; Özgenç İzzet, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler 17. baskı, Seçkin, ..., 2021, s 168 vd; Tezcan/Erdem/Önok, s. 704; Koca/Üzülmez, TCK Genel Hükümler, Seçkin 9. Baskı, s. 583)
Cebir veya tehdit kullanılması malın alınmasında araç olarak kullanılması yağma suçunun ayırıcı unsurudur. Dolayısıyla iki hareket arasında nedensellik bağı bulunmalıdır. Yani malın alınması kullanılan cebir veya tehdidin sonucu olmalıdır. Kullanılan cebir veya tehdit mağduru malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur kılacak düzeyde olmalıdır. Teslim mecburiyeti yaratmayan cebir veya tehdit suçun oluşumu bakımından yeterli değildir. Kullanılan zor ile malın alınması arasında nedensellik ilişkisi yoksa (sebep-sonuç) fail yağma suçundan cezalandırılmaz. (benzer görüşler için bkz. Özbek, /Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, 13. bası, ..., s. 657; Gökçek vd, s.88)
Yağma suçunun oluşabilmesi için, baştan beri yağma amacıyla hareket eden failin, eylemin başında veya ortasında cebir veya tehdit kullanmasının bir önemi bulunmamaktadır. Önemli olan cebir veya tehdidi kullanmasıdır.
Yağmanın iki seçimlik hareketinden birisi olan cebir malın alınmasına yönelik olarak yapılması gerekir. Diğer suçlardan ayıran özelliklerinden birisi de budur. Cebir malı almaya yönelik değil de başka bir amaçla yapılıyorsa eylem yağma suçunu oluşturmaz. Mesela konut veya iş yerine girmek isteyen birine karşı konulması halinde mağdura yönelen cebir eylemi yağmaya dönüştürmez. Nitelikli konut dokunulmazlığını ihlal suçu oluşur. Bunun gibi bir mal almaya yönelik olmayan cebir eylemi yağmaya dönüştürmeyecektir. Mesela cinsel istismara karşı koyan mağdura uygulanan cebir de olduğu gibi. Bu gibi durumlarda yağma değil cebren cinsel saldırı suçları oluşacaktır. (Benzer görüşler için bkz. Artuç, Mal Varlığına Karşı Suçlar, Adalet, 2011, s. 231; Gökcan/Artuç, s. 5348)
Doğrudan malı almaya yönelik olmayan zor eylemi yağmaya dönüştürmez. Mesela başka nedenle kavga ettikten sonra giderken mağdurun mallarının alınması halinde yağma değil gerçek içtima kuralları uygulanmalıdır. Cebir veya tehdidin cezasına ilave olarak hırsızlıktan ceza verilmelidir. Ancak bura da dikkat edilmesi gereken husus mağdurun malın alındığını görmemesi gerekir. Eğer mağdur malın alındığını gördü ama az önce uğradığı saldırının etkisi ve korkusu ile kendisini savunamayacak durumda, direnci kırılmış olduğu için müdahale edemeyecek durumda ise artık yağma oluşacaktır.
Yağma suçunun oluşabilmesi için, baştan beri yağma amacıyla hareket eden failin, eylemin başında veya ortasında cebir veya tehdit kullanmasının bir önemi bulunmamaktadır. Önemli olan cebir veya tehdidi kullanmasıdır ve bu cebrin mal alma tamamlanmadan önce yapılması, malın bu cebir veya tehdidin etkisiyle alınmış olmasıdır.
Kişinin kastı iç dünyasında meydana geldiğinden niyet okuyuculuk yapılamayacağından kastını tespit için dış dünyaya yansıyan, olay öncesi olay sırasında ve olay sonrasında gerçekleşen söz, davranış ve hareketlerin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Tüm hususlar birlikte değerlendirilerek eylemin başlangıçtan itibaren malı almak amacıyla gerçekleştirildiği anlaşılıyorsa mağdurun malın alındığını görmesine bile gerek olmadan eylemi yağma olarak kabul etmek gerekir. Ancak eylem başlangıçta malı almak için değilde başka bir nedenle başlamış ve mağdur cebir veya tehdide maruz kalmış direnci kırılmış ise bu takdirde malın alındığını görmesi en azından malın alınacağını bilmesi gerekir ki az önce uğradığı cebir veya tehdidin etkisiyle karşı koyamamış olsun ve yağma suçu yasal unsurları itibariyle oluşsun. Aksi takdirde cebir veya tehdidin etkisiyle malın tesliminden bahsedilemeyecektir.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanık ...'in konuşmak bahanesiyle mağdurun elinden cep telefonunu aldığı, konuşacakmış gibi yapıp uzaklaşırken mağdurun telefonunun verilmeyeceği düşüncesiyle sanıkları takip ettiği, bu sırada sanık ...'in gazoz şişesini kırarak mağdura doğrultup telefonla gitmeye çalıştığı, ancak mağdurun kendisine yönelen tehdide rağmen direncinin kırılmadığı ve mücadele ederek sanıktan telefonunu aldığının anlaşılması karşısında, ilk başta rızaen elden çıkan telefonun kullanılan tehdide rağmen geri alınması eyleminin nitelikli yağmaya teşebbüs suçunu oluşacağı gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması nedeniyle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
III. KARAR
1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy birliğiyle REDDİNE,
2. 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 12.06.2025 tarihli ve 2023/19865 Esas, 2025/6234 Karar sayılı bozma kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.07.2025 tarihinde karar verildi.