Yargıtay 2. Ceza Dairesi, kendisini bankacı gibi tanıtan sanığın mağdurdan hesap bilgisi alarak para transferi eylemini nitelikli dolandırıcılık yerine bilişim sistemleri vasıtasıyla hırsızlık olarak kabul ederek kararı onadı.
Özet: Banka çalışanı gibi davranarak mağdurdan hesap bilgilerini ve cep telefonuna gelen şifreleri alıp internet bankacılığı yoluyla mağdurun hesabından sanığın hesabına kredi ve maaş parası aktarılması eyleminin Türk Ceza Kanununun 142/2-e maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunu oluşturduğu, bu nedenle ilk derece ve bölge adliye mahkemelerinin suç vasfına ilişkin değerlendirmesinde isabetsizlik bulunmadığı, nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu yönündeki tebliğname görüşüne itibar edilmediği belirtilerek, sanık müdafiinin temyiz itirazlarının reddedilerek hükmün onanmasına karar verilmiştir.
2. Ceza Dairesi         2025/9795 E.  ,  2025/23396 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/1662 E., 2020/1696 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinin ''Temyiz ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafiinin temyiz isteminin, sanığın mahkûmiyete yeterli kesin delil bulunmadığına, soyut iddialarla cezalandırıldığına, suç vasfında yanılgıya düşüldüğüne, hata maddelerinin veya uygulanması veya yardım eden sıfatıyla yargılanması gerektiğine cezanın fazla olduğuna, beraate karar verilmesi aksi halde ise lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine, lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine, " yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Katılanın cep telefonu aranılıp, arayan kişinin kendisini ... Bankası çalışanı olarak tanıtarak, katılan adına şüpheli işlem yapıldığını, başka şüpheli işlemleri engellemek istediğini söyleyerek katılandan banka hesap bilgilerini istediği, böylelikle katılanın ... Bankası nezdindeki hesabına ait bilgileri öğrenip internet bankacılığını kullanılmak maksadıyla katılanın cep telefonuna şifre ve onay kodu içerikli kısa mesajlar gönderilmesini sağladığı, katılandan, cep telefonuna gelen kısa mesajlardaki şifre ve kodları kendisine söylemesini istediği, katılan da şifre ve kodları söyleyince bankanın internet şubesine girilip aynı gün saat 13.48'de katılanın banka hesabından 39.846,00 TL tutarında kredi kullanıp, hemen sonrasında katılanın hesabına aktarılan anılan kredi tutarı ile maaş hesabında ayrıca bulunan 4.000,00 TL'yi aynı gün saat 13.52'de sanığın ... Bankası nezdindeki hesabına internet bankacılığı yoluyla aktarılması şeklindeki eylemde, telefonla katılan aranılarak, banka görevlisi sıfatıyla tanıtılıp, katılanın hesap bilgilerine ulaşıldıktan sonra, katılanın bilgisi dışında ve iradesi olmadan, ondan habersiz olarak, katılanın hesabından sanığın hesabına suça konu paranın aktarıldığı anlaşılmakla, eylemin 5237 sayılı Kanun'un 142/2-e maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu anlaşılması karşısında, İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin suç vasfına ilişkin hukuki değerlendirmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından, eylemin aynı Kanun'un 158/1-f maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğundan bahisle hükmün bozulması gerektiğine dair tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
Sanık hakkında kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, hüküm hukuka uygun bulunduğundan, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz nedenlerinin reddiyle, 5271 sayılı CMK'nın 302/1. maddesi uyarınca, usul ve yasaya uygun olan Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN Tebliğname'ye aykırı olarak ONANMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Isparta 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.