Yargıtay, bölge adliye mahkemesinin karar düzeltme talebini temyiz dilekçesi olarak değerlendirip, kesinlik sınırı altında kalan alacak davasının temyizinin reddi yönündeki ek kararını onarken davacının adli yardım talebini kabul etti.
Özet: Davacı tarafından açılan belirsiz alacak davasında, Bölge Adliye Mahkemesinin davacının tüm maddi ve manevi tazminat taleplerini reddeden kararı sonrasında, davacının bu karara yönelik temyiz başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince miktar itibarıyla kesinlik sınırının altında kaldığı gerekçesiyle reddedilmiştir; Yüksek Mahkeme, davacının adli yardım talebini kabul etmesine rağmen, Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz başvurusunu kesinlik sınırı nedeniyle reddetme kararını hukuka uygun bularak onamış ve davacının temyizde haksız çıktığından yargılama gideri ödemesine hükmetmiştir.

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
EK KARAR TARİHİ: 20.03.2023İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 5. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI: 2021/101 Esas - 2022/305 KararBölge Adliye Mahkemesince kesin olarak karar verilmiş, davacı karar düzeltme talebiyle kendisine temyiz hakkı verilmesi hususunda karar verilmesi talep etmiş, Bölge Adliye Mahkemesinde 6100 sayılı HMK'da istinaf kararlarına karşı karar düzeltme kanun yolunun bulunmadığı, bu sebeple işbu taleple ilgili bir karar verilmesi hukuken mümkün görülmemiş olsa da davacının hak arama özgürlüğünün kısıtlanmaması ve hukuken mağdur olmaması kanaatiyle vermiş olduğu dilekçenin temyiz dilekçesi olarak değerlendirilmesi ile 20.03.2023 tarihli ek karar ile miktar itibari ile kararın kesin olması nedeniyle temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi ek kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:1. Davacı vekilinin temyiz başvurusunda bulunurken adli yardım talebinde bulunduğu, bu talebinin değerlendirilebilmesi bakımından, dosyaya gerekli belgelerin ibraz edildiği görülmektedir. Adli yardımdan yararlanabilmenin şartlarını düzenleyen 6100 sayılı HMK'nın 334/1. maddesinde "Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler" denilmek suretiyle adli yardımdan yararlanabilecek kişilerle ilgili genel çerçeve çizilmiştir.Dosya kapsamındaki belgelerin incelenmesinden; davacının mali durumu itibariyle temyiz harçlarını yatırmasının güç olduğu, bu giderleri ödeme konusunda ödeme gücünün bulunmadığı anlaşıldığından adli yardım talebi kabul edilerek temyiz itirazları incelenmiştir.2. Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362 maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.Dosya içeriğine göre belirsiz alacak davası olarak açılan davada 5.000,00 TL maddi tazminat ve 20.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından davacının maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminata karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince tavzih talebinde bulunulmuş, İlk Derece Mahkemesince tavzih talebinin kabulü ile hükme vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin eklenmesine karar verilmiş, verilen tavzih kararına karşı davacı vekilince, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı ise davalı vekilince istinaf talebinde bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davacı vekilinin tavzih kararına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin gerekçeli karara yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile kararının kaldırılmasına, davacı tarafından davalı aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat davasının reddine karar verilmiştir.Davacı tarafından Bölge Adliye Mahkemesine, İlk Derece Mahkemesi kararı yönünden değil de sadece tavzih kararı yönünden başvuruda bulunulmuş olduğu anlaşılmış olmakla, İlk Derece Mahkemesinin maddi tazminat talebinin reddine dair kararının istinaf edilmeksizin davacı yönünden kesinleştiği, Bölge Adliye Mahkemesinin manevi tazminatın reddine dair kararı ile davacı aleyhine reddedilen manevi tazminat miktarının da 10.000,00 TL olduğu, dolayısıyla reddedilen ve temyize konu edilen toplam miktar davacı bakımından 10.000,00 TL manevi tazminat olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kalmaktadır.Temyiz dilekçesinin reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesince verilen ek karar yukarıda anılan Kanun hükümlerine uygun olduğundan temyiz isteminin reddi ile söz konusu kararın onanması gerekir.KARAR1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin adli yardım talebinin kabulüne, 2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesince verilen 20.03.2023 tarihli ek kararın ONANMASINA,Davacı vekilinin adli yardım talebi kabul edilmiş ise de HMK 339.maddesi gereğince temyizde haksız çıktığından 732,00 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,06.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.