Esnaf ve sanatkarlar kredi kefalet kooperatifinin vefat eden üyesinin kredi borcunu ödedikten sonra mirasçıları ve müşterek müteselsil borçluya rücu davası, hayat sigortası ve ipotek savunmaları ışığında itirazın iptali.
Özet: Esnaf ve sanatkarlar kredi kefalet kooperatifi olan davacı, vefat eden üyesinin bankadan kullandığı ve müteselsil borçlu tarafından da kefil olunan işletme kredisinin ödenmeyen taksitini bankaya ödemesi üzerine, mirasçılardan ve müteselsil borçludan rücuen tahsil talebiyle itirazın iptali davası açmış; davalılar ise borcun hayat sigortası poliçesinden karşılanması gerektiğini ve davacı lehine tesis edilmiş ipotek teminatının öncelikle paraya çevrilmesi gerektiğini savunarak takibe itiraz etmişlerdir.

T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/604 Esas - 2026/513
T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO : 2026/604 EsasKARAR NO : 2026/513DAVA : İtirazın İptali (Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : 27/07/2026KARAR TARİHİ : 03/09/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : 03.09.2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının .... İlçesi’nde faaliyet göstermekte olan bir esnaf ve sanatkarlar kredi kefalet kooperatifi olduğunu, üyelerine uygun şartlarda kredi tahsis edilmesi konusunda sözleşmeler yapılmasına aracılık etmekte ve buna istinaden ... A.Ş. tarafından ... ortaklarına kredi tahsis edilmekte olduğunu, davacını kredilerin ödenmesi konusunda ... ortaklarına kefil olmakta, kredinin geri ödemesinde sorun çıkması, üyenin çektiği krediyi ödeyememesi halinde ise davacının üyenin borcunu ödemekte ve üyesine rücu etmekte olduğunu, bu şekilde yapılan bir sözleşme neticesinde davacı kooperatifin üyelerinden ...’a işletme kredisi verildiğini, bu kredinin verilmesi esnasında müvekkil ... ile yapılan sözleşmeye davalı ...'ın müşterek ve müteselsil borçlu olarak imza atmış olduğunu, sözleşmeye binaen ...’a ... ... Şubesi’nden kredi tahsis edildiğini, taksitler halinde ödenen kredi ödenmekteyken asıl borçlu ...'ın vefat etmiş olduğunu, ...’ın vefatı sonrasında bazı taksitlerin mirasçıları tarafından ödendiğini, ancak 16.02.2023 tarihli kredi taksitinin ödenmediğini, davalılardan ... ve ...'ın müteveffa ...’ın mirasçıları olduğunu, ...’ın vefatı üzerine ödenmeyen 16.02.2023 tarihli 12.323,61-TL ana para tutarlı kredi taksitinin ödemesi müşterek ve müteselsil borçlu olan müvekkil ... tarafından bankaya ödenmiş olmasına rağmen mirasçılar davalılar ve kefili tarafından davacıya ödenmediğini, davacı borçlu ...’a kredi tahsis edilirken hayat sigortası da yapıldığını, mirasçıları olan davalı ... ve ...tarafından kredi borcunun hayat sigortasından karşılanması gerektiğini, ödeme yapmayacakları davacı kooperatife sözlü olarak bildirildiğini, kendilerinin beyanına göre bu konuda banka aleyhine dava açtıklarını, .... E sayılı dosyasında davalı sigorta şirketinden ödenen taksitlerin iadesine karar verildiğini, kefalet beyanında bulunarak ...’ndan davacıya kredi tahsis edilmesini sağlayan bir kurum olduğunu, krediye tahsis eden ... karşısında müteveffa gibi davacınında borçlu konumunda olduğunu, yapılan anlaşma gereği de ödenmeyen kredi taksitleri herhangi bir takip ya da ihtara gerek olmadan davacının hesabından çekilmekte olduğunu, davalılar tarafından 16.02.2023 tarihli 12.323,61-TL tutarlı kredi taksitinin ödenmemiş olduğunu, ... E sayılı dosyası ile davalılar hakkında ilamsız takip başlatıldığını, davalıların takibe itiraz ettiğini, borcun sigortadan tahsil edilmesi gerektiğini, müteveffa ...’a yapılan hayat sigortasının ne lehdarı ne daini mürtehini olmayan davacının sigorta şirketine başvurma imkanı bulunmadığını, ödediği kredi taksitini davalılara rücu etmekten başka bir hakkı bulunmadığını, davalılar tarafından yapılan itirazın tamamen kötüniyetli ve takibi sürüncemede bırakmaya yönelik olduğunu, alacak miktarının likit olup icra inkar tazminatının diğer şartlarının da oluşmuş olduğunu, bu sebeple davalının takip miktarının %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinden özetle;dava dilekçesindeki iddiaları kabul etmediklerini, dosyaya sonradan giren ... A.Ş. ... şubesinin 26.08.2026 tarihli yazısı ve eklerinin, bazı maddi olguları açıklığa kavuşturmuş olduğunu, buna karşılık takip yolunun geçerliliği, davacının rücu alacağının kapsamı, hayat sigortasının etkisi, ipotek teminatı ve faiz hesabı yönlerinden yeni ve esaslı inceleme başlıklarını ortaya çıkarmış olduğunu, aynı kredi nedeniyle davacı lehine tesis edilen 166.250,00 tl ipoteğin takip tarihindeki durumunun öncelikle araştırılması gerektiğini, ... tarafından dosyaya gönderilen kredi evrakı arasında, ... adına kayıtlı .... parsel sayılı taşınmaz üzerinde, 15.11.2017 tarihinde davacı ... lehine 166.250,00 tl bedelli ikinci derece ipotek tesis edildiğini gösteren ipotek belgesi ve ipotek sözleşmesi bulunmakta olduğunu, ipotek sözleşmesinde teminatın, davacı kooperatifin kefaletiyle ...'tan kullanılacak 95.000,00 tl işletme kredisi nedeniyle tesis edildiğinin açıkça belirtilmiş olduğunu, İİK m.45/1 uyarınca rehinle temin edilmiş bir alacak için kural olarak önce rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılması gerektiğini, bu nedenle ... güncel tapu kaydı ve ipoteğin terkin/fek durumunu gösteren tüm kayıtlar ile davacı tarafından bu ipoteğe dayalı herhangi bir takip yapılıp yapılmadığının celp edilmesi gerektiğini, takip tarihinde ipoteğin devam ettiğini, itirazın iptali davasının usulüne uygun bir ilamsız takibe dayanması gerektiğini, takipte borcun sebebi gösterilmemişse davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, ...'ın 26.08.2026 tarihli yazısı son taksidi kimin ödediğini açıklamış olduğunu, ancak takipteki 12.954,44 tl asıl alacak ve 15.882,50 tl faizin hâlâ denetlenebilir şekilde açıklanmadığını, ... ... Şubesinin 26.08.2026 tarih ve .... sayılı yazısında, 16.02.2023 vadeli son taksidin 17.04.2023 tarihinde davacı ... tarafından ödendiğini, müteveffa hesabından veya mirasçıları tarafından bu son taksit yönünden ödeme yapılmadığının bildirildiğini, böylece son taksidi kimin ödediği hususunun artık tartışmalı olmadığını, '...' ise 16.02.2023 vadeli 11. taksit bakımından 12.323,61 tl'nin anapara, 12.638,55 tl'nin taksit tutarı, 12.970,94 tl'nin ise 17.04.2023 tarihinde ... hesabından fiilen ödenen tutar olduğunu gösterme olduğunu, bu kayıtlar karşısında önceki dilekçedeki 'üç ayrı anapara' değerlendirmesinin artık sürdürülmemekte olduğunu, rakamların farklı kalemleri ifade ettiğinin anlaşıldığını, bununla birlikte takipte 'asıl alacak' olarak talep edilen 12.954,44 tl, bankanın güncel ödeme tablosundaki 12.323,61 tl anapara, 12.638,55 tl taksit tutarı veya 12.970,94 tl fiili ödeme tutarından hiçbiriyle örtüşmemekte olduğunu, davacının rücu hakkının hukuki dayanağının bulunabilir olduğunu, ancak bu durumun takipte istenen tutarın tamamının mirasçılara rücu edilebileceğini kendiliğinden göstermeyeceğini, krediye bağlı hayat sigortasının davacının ödeme yükümlülüğünü ve rücu hakkının kapsamını doğrudan etkileyebilir olduğunu, ...'ın 16.11.2017 tarihinde kullandığı 95.000 tl kredi için ... numaralı, 16.11.2017-16.11.2018 dönemli ve 95.000 tl vefat teminatlı hayat sigortası düzenlenmiş olduğunu, ... ... Şubesinin poliçede dain-i mürtehin olarak gösterilmiş olduğunu, ...'ın 14.10.2018 tarihinde poliçe süresi içinde vefat etmiş olduğunu, ....Mahkemesinde açılan dosyanın sonucu aynı borç kalemini etkiliyorsa HMK m.165 uyarınca bekletici sorun yapılması gerektiğini, icra inkâr tazminatı isteminin İİK m.67/3 uyarınca davalı yönünden reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 5/1.maddesi uyarınca, ticari davalara bakmak görevi, Asliye Ticaret Mahkemesine aittir. Ticari davalar, mutlak ve nispi ticari davalar olarak ikiye ayrılmaktadır. Nispi ticari davalar, TTK'nın 4/1.maddesinin ilk cümlesinde tarif edilmiş olup, her iki tarafın da "Ticari işletmesiyle ilgili hususlardan kaynaklanan" hukuk davalarıdır. Mutlak ticari davalar ise tarafların tacir olup olmadıklarına ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili bulunup bulunmadığına bakılmaksızın yasa gereği ticari dava sayılan uyuşmazlıklardır. TTK'nın 4/1-a ve devamı bentlerinde yazılan uyuşmazlıklar ile diğer kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen uyuşmazlıklar, mutlak ticari davalardır.Somut olayda; davacı ... tarafından davalılar aleyhine kooperatiften çekilen işletme kredisinin ödenmemesi nedeniyle açılan itirazın iptali isteğine ilişkin olup bu nitelikteki davaların mutlak ticari dava olduğuna dair TTK'da açık bir hüküm bulunmamaktadır. Nispi ticari davanın varlığı bakımından ise dosya kapsamından, davalıların tacir sıfatı olmadığı, dava konusu kredinin ticari olmadığı görülmüştür.Açıklanan nedenlerle; Uyuşmazlığın TTK'da düzenlenen bir konudan kaynaklanmadığı gibi özel bir düzenleme ile uyuşmazlığın ticaret mahkemelerinin görev alanında bulunduğu belirtilmediği için davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Bu bağlamda mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin HMK 114/1-c, 115/2 maddeleri uyarınca göreve ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin HMK 114/1-c,115/2 maddeleri uyarınca göreve ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine,2-HMK 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal 2 haftalık sürede talep edilmesi halinde dosyanın görevli .... NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine,3-HMK 331/2 maddesi uyarınca yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına,4-Süresinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmediği takdirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verilerek yargılama giderlerinin hüküm altına alınmasına,Dair tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile .... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 03.09.2026Katip .... e-imzalı Hakim .... e-imzalı