Çıraklık ilişkisini aşan üretim odaklı çalışmanın uzun vadeli sigorta kolları kapsamında hizmet tespiti talebinde zamanaşımı ve görev itirazları.
Özet: Bu hukuki evrakta, davacı, 1987-1991 yılları arasında bir fabrikada çıraklık sözleşmesiyle çalışmış olsa da, fiilen üretimde tam zamanlı olarak diğer işçilerle aynı koşullarda çalıştığını ileri sürerek, bu dönemin kesintisiz uzun vadeli sigorta kapsamında hizmet olarak tespitini talep etmektedir; davalı işveren ve feri müdahil kurum ise, sürenin çıraklık eğitimi olduğunu, talebin zamanaşımına uğradığını, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olması gerektiğini ve davacının iddialarının yasal kayıtlara ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek davanın reddini savunmaktadır.

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/789 E., 2025/1268 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Kırıkkale 1. İş MahkemesiSAYISI : 2023/6 E., 2023/411 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkili davacının 05.10.1987 tarihinde ... Kurumuna ait ... Sanayi Fabrikasında İmalat Müdürlüğüne bağlı Taşlama Atölyesinde taşlamacı olarak çalışmaya başladığını, 05.10.19 87... .02.1991 tarihleri arasında işveren tarafından sadece sağlık sigortası yapılmak suretiyle çalıştırıldığını, ... Fişek Fabrikasının farklı atölyelerinde diğer işçilerle aynı işlerde, hafta içi her gün olmak kaydıyla sabah saat 07.30'dan, akşam 17.00'a kadar bilfiil çalıştırıldığını, davalı Kuruma ait Çıraklık Okulu kapandığından, sürekli bir şekilde hafta içi her gün fabrikaya gelmek zorunluluğu olduğunu, müvekkiline asgari ücretin üzerinde işçi ücreti verildiğini, ayrıca diğer işçilere sağlanan, haklarının da kullandırıldığını, müvekkilinin diğer işçilerle aynı koşullarda ve üretim amaçlı çalıştırıldığından çıraklık ilişkisini aşan çalışma yaptırıldığının açık olduğunu belirterek, davacının 18 yaşından önceki davalı işveren nezdinde geçen 05.10.19 87... .02.1991 tarihleri arasındaki hizmetlerinin uzun vadeli sigorta kapsamında, sürekli ve kesintisiz çalışma olduğunun tespitine, 28.01.1991 tarihine kadar olan çalışmalarının prim ödeme gün sayısına eklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.II. CEVAPDavalı ... vekili cevap dilekçesinde, dava edilen dönemde davacı reşit olmadığından davacının velisi ile imzalanan "çıraklık sözleşmesinin ardından 30 yıl geçtikten sonra inkâr edilmesinin Medeni Kanunun iyiniyet kuralına, hukukun temel kurallarına aykırı olduğunu ve talebin zamanaşımına uğradığından dolayı davanın zamanaşımı yönünden reddinin gerektiğini, 3308 sayılı Kanuna dayanarak davaya bakmaya İş Mahkemesinin değil Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olduğunu ve davanın öncelikle görev yönünden reddinin gerektiğini, davacının çıraklık döneminde 3308 sayılı Kanun ve bu Kanun doğrultusunda yürürlüğe giren yönetmelik hükümleri gereğince imzalanan çıraklık sözleşmesi dikkate alınarak çıraklık eğitimine tabi tutulduğunu, asgari ücretin %30'u kadar ücret aldığını ve 30'ar gün yıllık izin kullandığını, Çıraklık Okulunun 1986 yılında 3308 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesi ile kapandığını, davacının 3308 sayılı Kanun ve bu Kanun doğrultusunda yürürlüğe giren yönetmelik hükümleri ve velisi ile imzalanan çıraklık sözleşmesi dikkate alınarak çıraklık eğitimine tabi tutulduğunu, davacının üretimde çalışmasının, fazla mesai yapması da fiziksel olarak da imkânsız olduğunu, çırağın görevinin ustasına yardımcı olmak ve sanatını ustasından görerek geliştirmek olduğunu, kıdemli ve deneyimli bir işçinin bile sürekli çalıştığı atölye ve tezgâhtan, başka bir atölye ve tezgâha verildiği takdirde eğitime tabi tutulduğunu, çıraklık süresinin 3-4 yıl olduğunu, çıraklık eğitimini tamamlayıp çıraklık diploması alınmasının esas olduğunu, aynı talep ile açılan Ankara 27. İş Mahkemesinde görülen 2020/274 sayılı davada; Ankara 41. İş Mahkemesinde görülen 2020/226 sayılı davada kısa vadeli sigorta kolları kapsamında yapılan bildirimlerin uzun vadeli sigorta kolları kapsamında bulunduğuna karar verilemeyeceğini belirtildiği, teknik bir alanda çalışma yapıldığı belirgin olan silah fabrikasında hiçbir ... alınmadan çıraklık sözleşmesinin başladığı ilk günden itibaren hizmet akdiyle çalışıldığının kabulünün hayatın olağan akışına uygun bulunmayacağından davacının taleplerinin reddedildiğini belirterek, davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.Fer'i müdahil ... vekili cevap dilekçesinde, Kurum kayıtlarında, davacının ilgili işveren nezdinde tespiti talep edilen döneme ilişkin uzun vadeli sigorta kollarına tabi olarak çalışma yaptığına dair herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığını, davacı adına verilmiş bir işe giriş bildirgesinin de olmadığını, çıraklık sözleşmesinin çalışma olgusu yerine bir meslek ve sanatın öğretilmesine yönelik olduğunu, Kurum kayıtlarının davalı işveren tarafından verilen bilgi ve belgelere göre tutulduğunu, resmî belge niteliği taşıyan bu belgelerin aksi sabit oluncaya kadir doğruluğunun asıl olduğunu, işverence Kuruma bildirilmeyen sürelerin işverenin sorumluluğunda olduğunu, Kurumun herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, davanın 5510 sayılı Kanun m. 86 hükmüne göre 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından dolayı hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını beyanla, davanın reddine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ileDavanın KABULÜNE1-Davacının ... sicil nolu davalı ... Genel Müdürlüğünde 05.10.1987 –28.02.1991 tarihleri arasında uzun vadeli sigora kollarına tabi çalıştığının tespiti ile ilgili tarihlerdeki çalışmalarının prim gününe ilavesinin gerektiğinin TESPİTİNE," karar verilmiştir.IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı ... vekili temyiz dilekçesinde, davacının talep döneminde on dört yaşında olduğunu, hak düşürücü sürenin tamamlandığını, kararın bozulmasını talep etmektedir.Fer'i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde, eksik araştırma ile karar verildiğini, kararın bozulmasını talep etmektedir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, davacının davalı işyerinde 05.10.19 87... .02.1991 tarihleri arasında hizmet akdiyle çalıştığının tespitine ilişkindir. 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2.Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesi kapsamında uygulama alanı bulan 506 sayılı Kanun'un 79/10 maddesidir. Bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Bu tür aidiyet ve tespit davalarında gerçeğin tam olarak saptanması için, işin kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde etraflıca araştırılması gereği ortadır. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanması gerektiği özellikle göz önünde bulundurulmalıdır. 3. 506 sayılı Kanun’un 2. maddesine göre sigortalılık niteliği, hizmet akdinin kurulması ve 6. madde gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. Aynı Kanun’un “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 3/II-B maddesinde; “Özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu Kanunun 35. maddesi hükümleri uygulanmaz.” hükmü öngörülmüştür.Atıf yapılan ve dava konusu dönemde yürürlükte bulunan özel kanun olan 3308 sayılı Mesleki ... Kanunu'nun 3. maddesi, çırağı; “çıraklık sözleşmesi esaslarına göre bir meslek alanında mesleğin gerektirdiği bilgi, beceri ve iş alışkanlıklarını iş içerisinde geliştirilen kişi” olarak tanımlanmıştır.Anılan Kanun'un “Çıraklık Şartları” başlıklı 10. maddesine göre çırak olabilmek için, a)14 yaşını doldurmuş, 19 yaşından gün almamış olmak. (Bu bentte yer alan "onüç yaşını" ibaresi, 16/8/1997 tarih ve 4306 sayılı Kanunun 6. maddesiyle "ondört yaşını" olarak değiştirilmiştir.)b)En az ilköğretim okulu mezunu olmak. c)Bünyesi ve sağlık durumu gireceği mesleğin gerektirdiği işleri yapmaya uygun olmak gerekmektedir.Ancak, 19 yaşından gün almış olanlardan daha önce çıraklık eğitiminden geçmemiş olanlar, yaşlarına ve ... seviyelerine uygun olarak düzenlenecek mesleki ... programlarına göre çıraklık eğitimine alınabilir. Kanun'un 13. maddesi hükmüne göre ise; “Bu Kanunun uygulandığı yer ve meslek dallarında 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun çıraklık sözleşmesine dair hükümleri ile 18 yaşını doldurduktan sonra sözleşmesi devam eden çıraklar hakkında 1475 sayılı İş Kanunu'nun, İşçi Sağlığı ve Güvenliği başlıklı beşinci bölümünde yer alan hükümleri dışındaki hükümler uygulanmaz.” Bu hükümler çerçevesinde taraflar arasındaki ilişkinin niteliği belirlenirken, başka bir ifade ile davacının uyuşmazlığa konu dönemde çırak olup olmadığına karar verilirken, çalışma ilişkisine bakılmalıdır.Gerçekten de çıraklık sözleşmesinde, akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma olgusu değil, sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Ancak çırak, işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir.Sözü edilen öğrencilerin sigortalı sayılmamaları, “tatbiki mahiyetteki yapım ve üretim işleri” nin gördükleri öğrenimin doğal bir gereği olmasından ötürüdür. Bir başka anlatımla, bu işler SSK anlamında sigortalı işçilerin gördükleri iş görünümünde bulunsalar bile belirgin olarak öğrenim çevresine girmektedir. Bu bakımdan, bu gibi durumlarda, esasen bir hizmet akdinin varlığından söz edilemeyeceği için sigortalılık niteliği edinme hali de söz konusu değildir (Mustafa Çenberci, Sosyal Sigortalar Kanunu Şerhi; Ankara, 1977 Baskı, s;130). 4. Bir işyerinde üretim-imalat, malzemelerin veya bileşenlerin fiziksel olarak bir araya getirilip bir ürünün oluşturulduğu süreci ifade eder.İmalat, genellikle seri üretim veya kitlesel üretim süreçlerini içerir. İmalat, belirli makinelerin, proseslerin ve işçilerin kullanımını gerektirebilir. Genellikle ürünün kalitesi, maliyeti ve üretim hızı gibi faktörler önemlidir. ..., nitelikli askeri malzemeler üreten bir kamu Kurumu olup, işyerinde üretimde çalışan işçilerde bu üretimi yapabilecek yeterli bilgi birikimi ve tecrübeye sahip kişiler olması gerektiği kuşkusuzdur. ... işçi alımınında önceleri kendi bünyesinde kurduğu çıraklık okulunu bitirenler arasından sınavla almakta iken bunların kapanması üzerine Milli ... Bakanlığına bağlı Mesleki ... Merkezlerinde ... alanlardan başarılı olanlar arasından sağlamaktadır. 5. İnceleme konusu eldeki davada, davacı 05.10.19 87... .02.1991 tarihleri arasında hizmet akdiyle davalıya ait Silah Fabrikasında çalıştığını beyanla hizmet sürelerinin tespitine karar verilmesini talep etmiş olup Mahkemece, davacının çalışmalarının üretime dayalı olduğu, meslek öğrenmeye yönelik olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.6. Somut olayda, davacının 05.10.1987 tarihli Çıraklık ... Merkezi'nden verilen işe giriş bildirgesi ve 05.09.1987 tarihli çıraklık sözleşmesinin bulunduğu, anılan sözleşme ile hassas ve ağır işler yapan kamu kurumu niteliğindeki davalı iş yerinde çırak olarak işe başladığı, Mahkemece, Silah Fabrikası'nda imalat işinde henüz 14 yaşında işe başlayan, çıraklık sözleşmesi bulunan ve o güne kadar herhangi bir işte çalışmayan, işle ilgili herhangi bir deneyimi olmayan davacının nitelik gerektiren bir işte üretime ne şekilde katıldığı hususu tüm yönleriyle açıklığa kavuşturulmadan, iş yerindeki faaliyetlerinin çıraklık eğitimindeki teorik eğitimin tamamlatılmasına yönelik pratik eğitime yönelik olup olmadığı tartışılıp değerlendirilmeden soyut tanık beyanlarına dayalı olarak davacının tüm sigorta kollarına tabi çalıştığının tespitine karar verilmesi isabetsizdir. Mahkemece, davacının 18 yaşından sonraki çalışmalarının tespitine yönelik olarak davalı aleyhine açtığı başka bir davası olup olmadığı araştırılarak varsa dava dosyası celbedilmeli, davacının üretime nasıl katıldığı, hangi işleri nasıl yaptığı, bu yeterliliğe nasıl sahip olduğu titizlikle araştırılmalı, bu dosyadaki tanık beyanları değerlendirilmeli gerektiği takdirde daha fazla tanık dinlenilmeli ve somut olarak ortaya konulmalıdır. Yetersiz soyut tanık beyanlarına dayanarak karar verilmesi isabetsizdir.Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VI. KARARAçıklanan sebeplerle,1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.