İşçinin asgari ücretten gösterilen maaşı ve eksik bildirilen hizmet sürelerinin tespiti talebinde Yargıtayın eksik inceleme gerekçesiyle bozduğu davanın kısmen kabulü ve reddi.
Özet: Davacı, 2001-2010 yılları arasında bir fırında ustabaşı olarak çalıştığını, maaşının ve sigorta primlerinin eksik bildirildiğini iddia ederek hizmet tespiti talep etmiştir. İlk derece mahkemesi davayı reddetmiş, ancak temyiz mahkemesi, işyeri devri ve işverenler arasındaki organik bağın, davacının çalışmasının kapsam ve niteliğinin yeterince araştırılmadığı, özellikle işyerinin kaydının bulunduğu üçüncü kişinin (E...) davaya dahil edilerek tüm delillerin toplanması gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuştur. Bozma sonrası yargılamada, mahkeme diğer davalılara karşı husumet yokluğundan ret kararı verirken, asıl işveren ve bozma sonrası davaya dahil edilen (E...) aleyhindeki davayı kısmen kabul, kısmen reddetmiştir. Esas itibarıyla uyuşmazlık, davacının eksik gösterilen hizmet sürelerinin tespiti ve gerçek işverenlerin belirlenmesi noktasında yoğunlaşmıştır.
10. Hukuk Dairesi         2025/11151 E.  ,  2026/4957 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

SAYISI : 2020/139 E., 2022/441 K.
Mahkeme kararı davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin, .. sicil numarası ile davalıların ".. Mahallesi .. Arkası No:.." sayılı adresinde bulunan halk ekmek somun fabrikasında ustabaşı olarak çalıştığını, müvekkilini işe alan kişinin davalı ... olduğunu, müvekkilinin asıl muhatabının da bu kişi olduğunu, işyerinin başından beri aynı yerde olduğunu ve tek işyeri olduğunu, müvekkilinin işyerinde en son aylık net 1.000,00 TL ücret aldığını, ancak fazla sigorta primi ödememek için müvekkilinin ücretinin asgari ücret olarak gösterildiğini, işyerine 23.05.2001 tarihinde girmiş olan müvekkilinin 29.07.2010 tarihinde işten çıkarıldığını, bu tarihler arasında kesintisiz çalışmasına rağmen müvekkilinin hizmetinin eksik gösterildiğini belirterek müvekkilinin 23.05.2001 - 29.07.2010 tarihleri arasında gösterilmeyen hizmetinin tespit ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının sicil dosyası incelendiğinde çalışmasının kesintisiz olmadığının görüleceğini, beş yılı aşan hizmet tespiti talebinin hak düşürücü süreye uğradığını, davacının iddialarının delilden yoksun olduğunu, davacının Kuruma işveren tarafından bildirilmiş çalışması dışında çalışmasının bulunmadığını, tanıkların işyerinde sigortalı olarak çalışan, güvenilir kişilerden re'sen seçilmesi gerektiğini belirterek hizmet tespiti talebi yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalılar ... ile ... Mobilya San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş; belirtilen davalılar tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 31.05.2016 tarihli kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkeme kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 24.12.2019 tarihli kararıyla "...Eldeki davada, Mahkemece, davacının 23.05.2001-28.03.2008 tarihleri arasında dava dışı ... adına kayıtlı 1000235 işyeri numarası üzerinden bildirimlerde bulunulduğu, bu iş yerinde çalıştığı dönemde 02.09.2002-03.11.20 02... .03.2008-06.04.2008 arasında bildirimde bulunulmadığı, işyerinin davalı ... adına değil dava dışı ... adına kayıtlı olması nedeniyle ... yönünden davanın husumet yokluğundan reddine; ... ve Etkin şirketleri yönünden ise bu şirketlerde geçen hizmet süresince ...’ya bildirilmeyen bir çalışmanın bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş ise de hükmün eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında dava konusu somut olayda; davacının çalışmasının gerçekliği, işin ve iş yerinin kapsam ve niteliğiyle süresinin belirlenebilmesi amacıyla; öncelikle; davacının çalışmalarının geçtiği iddia olunan işyeri ile ilgili tüm belgeler, dava konusu dönem bordroları davalı kurumdan getirtilmeli, iş yeri devri ya da işverenler arasında organik bağ bulunup bulunmadığı tartışılmalı; davacıya sigortalı olarak bildirilmeyen dönemlerde raporlu ve izinli olup olmadığı, hangi iş yerlerinde çalıştığı, çalışmasına ara verip vermediği açıklattırılmalı; çalışılan iş yerleri ile işverenlerin belirlenmesine yönelik olarak işverenlerin faaliyet alanları tespit edilerek davacının, fırıncılık alanı dışındaki iş yerlerinden neden sigortalı olarak gösterildiği ortaya konulmalı, davanın kamu düzenine ilişkin niteliği gereği, ... adına kayıtlı iş yerinde çalışıp çalışmadığının tespiti bakımından HMK’nın 124. maddesi uyarınca adı geçene de davanın yöneltilmesi için davacıya mehil verilerek, bu işverenin davaya iştiraki sağlanarak husumet yöneltilmeli ve davaya dahil edilecek işverenin de göstereceği deliller toplanmalı, talep edilen döneme ilişkin bordro tanıkları ile komşu iş yeri tanıkları dinlenmeli, bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir..." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
Mahkemenin 26.07.2022 tarihli kararı ile
"1-)Davalılar ..., ... Mobilya San. ve Tic. Ltd. Şti. ve Etkin Taahhüt Dayanıklı Tüketim Malları Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. yönünden davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle reddine,
2-)Davalılar ... ve ... yönünden davanın kısmen kabulüne - kısmen reddine,
3-)Davacı ...'ın (T.C. Kimlik No: .. ), davalı ...'ye (T.C. Kimlik No: .. ) ait, ... sicil numaralı ve somun fırını vasıflı işyerinde,
-23.05.2001 tarihinde 1 gün aylık brüt 253,31 TL ücret ile,
-2002/03 döneminde 62 gün daha aylık brüt 454,08 TL ücret ile,
-29.03.2008 - 06.04.2008 tarihleri arasında aylık brüt 1.101,20 TL ücret ile hizmet akdine dayalı olarak çalıştığının ve sigortasız geçen bu çalışmaların sigortalı sayılması gerektiğinin tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili, davanın kabulü ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı ... Başkanlığı vekili, davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
1. Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir. (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulunun 12.07.2006 tarihli, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı)
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK)
2.Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7. maddesi gereğince 506 sayılı Kanun'un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
3. Bu tür davalarda Mahkemece yapılacak iş, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen işyerinin Kurum nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar getirtilmeli, dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte başka işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının varlığı araştırılarak celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenen tanıkların anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli, bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözönünde bulundurulmalı; böylelikle; çalışmanın varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, mevsimlik mi, sürekli mi olduğu, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan kısmi ve kesintili olup olmadığı yöntemince araştırılmalıdır.
4. Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun'un “Prime esas ücretler” başlığını taşıyan 77. maddesinin 1. fıkrası ile 5510 sayılı Kanun'un “Prime esas kazançlar” başlıklı 80. maddesinin 1. fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun; 200. maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belirli bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, bu madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 202. maddesinde de senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir.
Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 gün ve 2010/10-480 Esas - 2010/523 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 Esas - 2010/524 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 Esas - 2010/525 Karar, 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 Esas - 2011/649 Karar, 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 Esas - 2013/850 Karar sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.
5. Eldeki davada, davacı davalı işverenlere ait işyerinde 23.05.2001-29.07.2010 tarihleri arasında hizmet akdi ile hamur karma, pişirme vs. işlerinde ustabaşı olarak çalıştığını belirterek hizmet sürelerinin tespitini talep etmiş olup Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.
Davacı 24.05.2001-28.03.2008 tarihleri arasında ... sicil numaralı ...'ye ait halk ekmek fırınında, 07.04.2008-19.08.2009 tarihleri arasında ... sicil numaralı Etkin Taahhüt Dayanıklı Tük. Mal. Gıda San. Tic. Ltd. Şti. ve 20.08.2009-20.07.2010 tarihleri arasında ... sicil numaralı ... Mobilya Sanayi ve ... Ltd. Şti. işyerlerinden sigorta bildirimi bulunmakta olup davacı temyiz dilekçesinde, diğer davalılar yönünden yapılan hizmet sürelerinin tamamımın iptal edilerek, tüm hizmet süresinin davalı ...’ya bağlı olarak çalıştığının tespiti ile tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Önceki bozma ilamında belirtildiği halde bu işyerleri arasında devir yapılıp yapılmadığı hususu Mahkemece araştırılmamış olup öncelikle bu husus araştırılarak davacının gerçek işvereni belirlenmeli, davacı tarafından Türkiye İş Kurumu'na işsizlik ödeneği başvurusu yaptığı 30.07.2010 tarihli imzalı başvuruda 20.07.2010 tarihinde çalışmanın sona erdiğinin belirtildiği ancak temyiz dilekçesinde davacının bu imzaya itiraz ettiği anlaşılmakla imza üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak imzanın davacıya ait olup olmadığı tespit edilmeli ve imzanın kendisine ait olduğunun tespiti halinde 20.07.2010 tarihinin çalışmanın sona erdiği tarih olarak gözetilmesi suretiyle sonucuna göre karar verilmelidir.
6. Prime esas kazanç tespitinde ise Mahkemece emsal ücret üzerinden belirleme yapılması hatalı olup dosya kapsamında yer alan yazılı deliller ve tanık beyanları yukarıda açıklanan yasal mevzuat ve ispat sınırı da gözetilmek suretiyle değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının ilgilisine iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
16.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.