Kamu görevlisi veya banka çalışanı taklidiyle nitelikli dolandırıcılık suçunda, cezanın alt sınırının beş yılı aşması nedeniyle zorunlu müdafi atanmaması savunma hakkını kısıtlayarak adil yargılanma ilkesini ihlal ettiğinden kararın bozulması.
Özet: Kamu görevlisi veya banka çalışanı gibi tanıtarak nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen ağır mahkûmiyet kararlarının istinaf mahkemesince onanmasının ardından yapılan temyiz incelemesinde, suçun niteliği ve üç veya daha fazla kişiyle işlenmesi sebebiyle cezanın alt sınırının beş yıldan fazla olduğu durumlarda, sanığın talebi olmasa dahi zorunlu müdafi atanması gerektiği halde bu kurala uyulmayarak savunma hakkının kısıtlandığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuş ve dosya yeniden yargılama için ilk derece mahkemesine gönderilmiştir.
11. Ceza Dairesi         2021/40524 E.  ,  2026/7381 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/1266 E., 2019/1375 K.
SUÇ : Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka,sigorta,kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurumlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz Talebinin Esastan Reddi
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir oldukları, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
1. ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.04.2019 tarihli ve 2017/248 Esas, 2019/158 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka,sigorta,kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurumlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 158/1-L-son, 158/3, 62, 52/2-4 ve 53. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis ve 150.000,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 11.12.2019 tarihli ve 1019/1266Esas, 2019/1375 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurularının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık ... müdafiinin temyiz isteği; mahkumiyet kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna, lehe hükümlerin uygulanmadığına, suçun aydınlatılmasına katkıda bulunduğuna,
2. Sanık ...'in temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, eksik inceleme ile karar verildiğine, yeterli delil bulunmadığına, lehe hükümlerin uygulanmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,
İlişkindir.
III. GEREKÇE
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.05.2022 tarihli ve 2022/2-155 Esas, 2022/321 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, herhangi bir takdir hakkı kullanılmaksızın artırım yapılmasını zorunlu kılan suçun nitelikli hâlleri nedeniyle yapılan yargılamalarda, cezanın alt sınırının beş yıldan fazla olması halinde adil ve etkin yargılanma hakkı kapsamında, sanıklara istemi olup olmadığına bakılmaksızın 5271 sayılı Kanun'un 150/3. maddesi uyarınca müdafii atanması gerektiği nazara alındığında;
Sanıkların fikir ve eylem birliği içinde hareket edip birlikte işledikleri kabul edilerek 5237 sayılı Kanun'un 158/1-L-son ve 158/3. maddeleri uyarınca mahkûmiyetlerine karar verilen suç yönünden 5237 sayılı TCK'nın 158/1-L-son maddesi uyarınca dört yıldan on yıla kadar hapis cezası öngörüldüğü, suçun üç veya daha fazla kişi ile birlikte işlenmesi nedeniyle aynı Kanun’un 158/3. maddesi uyarınca herhangi bir takdir hakkı kullanılmaksızın yarı oranda artırım yapılmasının zorunlu olduğu, bu kapsamda, üç veya daha fazla kişi ile birlikte işlendiği iddia olunan nitelikli dolandırıcılık suçu bakımından Kanun'da öngörülen cezanın alt sınırının beş yıldan fazla olması dikkate alındığında, adil ve etkin yargılanma hakkı bakımından sanığın istemi olup olmadığına bakılmaksızın müdafii bulunmayan sanığa 5271 sayılı Kanun'un 150/3 maddesi uyarınca müdafi atanmasında, savunması ve ek savunmasının müdafii huzurunda ve 5271 sayılı Kanun'un 196/2. maddesi gereği yargılamayı yapan Mahkemece bizzat alınması ve aynı Kanun'un 188/1 maddesi uyarınca müdafiinin son celsede hazır bulunması gerektiği anlaşılmakla; sanıkların iştirak iradesi içerisinde birlikte hareket ettiği iddia ve kabul edilen somut olayda sanık ...'e 5271 sayılı Kanun’un 150/3. maddesi uyarınca sanığa zorunlu müdafi atanması ve savunmasının zorunlu müdafii eşliğinde alınması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek aynı Kanun’un 188/1. ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması, aynı Kanun'un 289/1-h maddesi kapsamında hukuka kesin aykırılık hâli olarak saptanmıştır.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereğince sair yönleri incelenmeksizin, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca ... 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.07.2026 tarihinde karar verildi.