Hizmet sözleşmesinden kaynaklanan 20.000 USD alacak davasında, davacının bono iddiasına karşılık davalının zamanaşımı ve senet aslının ibraz edilememesi itirazları.
Özet: Davacı, davalıdan 20.000 USD alacağını, davalı tarafından verilen ancak hastanedeki makam odasında unutulduğu için aslının mahkemeye sunulamayan bir senede dayandırarak talep ederken; davalı, senedin aslının ibraz edilmemesi, görüldüğünde ödemeli senet olması durumunda ibraz ve zamanaşımı sürelerinin geçtiği, dolayısıyla senedin zamanaşımına uğradığı ve ayrıca temel borç ilişkisinin de ispat edilemediği gerekçeleriyle alacak talebinin reddini savunmaktadır.

T.C.
İSTANBUL 24. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2026/1534 EsasKARAR NO : 2026/84DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : 18/08/2023KARAR TARİHİ : 22/09/2026Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, davalı ... ... 20.000 USD alacaklı olup davalı borcuna karşılık 26/07/2017 düzenleme tarihli 20.000 USD bedelli senet tanzim ederek müvekkiline verdiğini, Müvekkilin Sağlık Bakanlığı ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi ... Hekimliğinde Doç. Dr. olarak görev yapmakta iken davalı tarafından tanzim edilen senedi makam odasına bırakdığını, ilerleyen süreçte yurtdışına gitmek zorunda kaldığını, Müvekkilimin babası ... 12.10.2020 günlü dilekçe ve ekinde sunduğu vekaletnameyle davalı tarafından müvekkilime verilen senet aslının kendisine teslim edilmesini Sağlık Bakanlığı ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi ... Hekimliğinden talep ettiğini, ancak hastane yönetimi ekte sunulan tutanaktan da anlaşılacağı üzere müvekkilimin kişisel eşyalarını babası ...'na teslim etmelerine rağmen senet aslını teslim etmediğini, 15/08/2023 tarihinde Sağlık Bakanlığı ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi ... Hekimliğinden sözlü olarak senet aslının teslim edilmesi talep edilmesine rağmen senet aslı tarafımıza da teslim edilmediğini, Davalı yan iş bu senede istinaden müvekkil alacağını tüm taleplerimize rağmen şimdiye kadar ödemediğini, Davalı tarafından müvekkile verilen 20.000 USD bedelli senedin Sağlık Bakanlığı ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi ... Hekimliğinden müzekkere ile istenilmesini, Davalı taraf senede dayalı müvekkil alacağını iş bu dava tarihine kadar ödemediğinden 20.000 USD (Amerikan Doları) müvekkil alacağının dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkile ödenmesine, Yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı taraf, müvekkile 20.000 USD karşılık olarak 26/07/2017 düzenleme tarihli 20.000 USD bedelli bono verdiğini iddia etmiştir. Buna ilişkin senet aslı dosyaya sunulmamakla birlikte senet fotokopisine dilekçe ekinde yer verildiği, esasında davanın türü ödünç ilişkisinden kaynaklı alacak olmasına rağmen davacı tarafın dilekçesinde dayandığı hususların tamamı düzenlenen bonoya ilişkin olduğunu, Bononun haricinde ödünç sözleşmesinin hangi temel ilişkiye dayandığına hiçbir delil ve beyan ileri sürülmediğini, Kambiyo senetlerinin aradaki temel ilişkiden soyut tamamen kendine özgü bir borç ilişkisi yarattığı yani sık kullanılan tabiriyle sebepten mücerret olduğu hususu izahtan vares olduğu, bu bakımdan davacının tüm dayanığı olan kambiyo senedinin varlığının ve unsurlarının incelenmesinin davanın esas konusu oluşturduğunun kabulü gerektiği, dilekçe ekinde yer alan senet üzerindeki diğer hususlara bilahare itiraz edilecek olmakla birlikte burada esas dikkat çekilecek konu senedin ödeme tarihinin yazılmamış olduğu, Bu durum senedin görüldüğünde ödenecek vade için düzenlendiğini gösterdiği, görüldüğünde ödenecek vadede ise bononun tahsili için muhatabına ibraz süresi TTK 'da 1 yıl olarak düzenlendiği, senedin düzenleme tarihi olan 26/07/2017 tarihinden itibaren 1 yıl ibraz süresi bulunduğu, 1 yıllık ibraz süresinin sonu olan 26/07/2018 tarihinden itibaren ise TTK md.749/1 kapsamındaki 3 yıllık zaman aşımı süresi başlayacağı, Bu zamanaşımı süresi ise 26/07/2021 tarihinde dolmuş olduğu, Tüm bu açıklamalarla davacı tarafın tek dayanağı olan bono zaman aşımına uğradığı, davaya konu bono ilişkin zamanaşımı itirazımızın yanında ödünç ilişkisi olduğu iddia edilen temel borç ilişkisine de zamanaşımı yönünden itirazlarını sunduğunu, davacı tarafça davaya temel olan bononun aslı dosyaya sunulmadığı, esasında mevcut dava bakımından söz konusu kambiyo senedi üst kısımdaki itirazlarımızla birlikte TMK md. 749 hükümlerine göre ancak delil başlangıcı niteliğine haiz olabileceğini, bu bakımdan senedin aslının dosyaya sunulması ve üzerinde her türlü kambiyo senedi unsurlarının taşıyıp taşımadığına ilişkin inceleme ve imza incelemesi yapılmasının büyük önemi bulunduğunu, Bu tip yargılamalarda genel usul zamanaşımına uğrayan senetler yönünden senedin varlığı ve kambiyo vasfına sahip olduğunun ispatı akabinde ise tanıkla alacağın ispat edilmeye çalışılması şeklinde olduğunu, somut uyuşmazlıkta her ne kadar ödünç ilişkisinden kaynaklı dava açılmış olsa da davaya tek dayanak gösterilen kambiyo senedi olduğu, kambiyo senedinin aslı ise dosyaya sunulmadığı, kambiyo senetleri nitelikleri gereği tedavül kabiliyetine haiz olduğu, bu bakımdan kambiyo senedine dayalı bir alacağın talebi ve takibi için senedin yetkili hamili olmak gerektiği, senedin aslının Hastanede bulunduğu davacı tarafça iddia edildiği, senedin aslının bulunmaması sebebiyle senedi ciro edilip edilmediği davacının yetkili hamil olup olmadığı hususları belirsiz olduğu, Davacı taraf senedi elinde bulundurmadığından dolayı yetkili hamil olmadığı açıklanan hususlarla davacının taraf sıfatının yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine, Davacı tarafça iddia olunan ödünç ilişkisine dayalı olarak müvekkilin hiçbir borcu bulunmadığı, davacı tarafça iddia edilen ödünç ilişkisinin varlığını kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı tarafça ileri sürülecek her türlü borca karşılık ödemeler gerek elden gerekse banka kanalından yapıldığı, açıklanan ödemelere ilişkin dekontlar mahkemeye sunulacağı, yine davacının davaya dayanak olarak gösterilen bonoyu tarafımıza ibraz ettiğine ilişkin olarak herhangi bir belge sunmadığı, yine 2017 de düzenlenen ve 2018 temmuz ayında 1 yıllık ibraz süresi dolan 20.000 USD değerindeki kambiyo senedi içi gelinen noktaya kadar herhangi bir yasal takip yapılmaması da hayatın olağan akışına aykırı olduğu, tarafımızın davacı tarafça davaya temel teşkil edilen kambiyo senedindeki imzalara ilişkin itirazı bulunduğu, davacı tarafça dosyaya sunulan senet fotokopisi üzerindeki ABD doları ibaresi diğer tüm ibarelerden farlı tonda ve daha koyu yazıldığı, bu durum senet üzerinde tafriyat yapılmış olabileceğini gösterdiği, bu hususlarla ilgili olarak senet aslı üzerinde tafriyat yapılıp yapılmadığına yönelik bilirkişi incelemesi yapılmasını, usule ilişkin itirazlarımızın kabulü ile davanın öncelikli olarak usulden reddini, Aksi kanaatin hasıl olması halinde esasa ilişkin itirazlarımız doğrultusunda davanın esastan reddini, Yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin davacı taraf üzerine tahmiline karar verilmesini talep etmişlerdir.DELİLLER : Tüm dosya kapsamında toplanan deliller.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :Dava, uyuşmazlık konusunun kambiyo senedine dayalı alacak davası koşullarının oluşup oluşmadığı hususundan ibarettir. .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2024/317 esas, 2025/207 karar sayılı kararı ile görevsizlik kararı verildiği, mahkememizin 14/10/2025 tarih, ... karar sayılı kararı ile karşı görevsizlik kararı verildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'nin 2025/2793 esas, 2026/1216 karar sayılı kararı ile Ticaret Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesine karar verildiği görülmekle, dosyanın yukarıdaki esasına kaydının yapıldığı görüldü. 19/12/2018 tarih 30630 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7155 sayılı kanunun 20. maddesi uyarınca, 6102 sayılı TTK'ya "3. Dava şartı olarak arabuluculuk" başlığı ile eklenen 5/A maddesi uyarınca; 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalarda, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak getirilmiştir.Yine 7155 sayılı kanunun 23. maddesi ile 6325 sayılı HUAK'ya "Dava şartı olarak arabuluculuk" başlıklı eklenen 18/A maddesinin 2. fıkrasında; davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderileceği, ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verileceği, arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verileceği ve devam eden maddelerde arabulucuğa ilişkin düzenlemenin 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe gireceği hüküm altına alınmıştır.Dava şartları ve ilk itirazların karara bağlanması için, tarafların açıklamaları yeterli ise hâkim, dosya üzerinden karar verebilir. Verilen karar (görevsizlik veya yetkisizlik kararı gibi) davayı (o mahkemede) sona erdirici nitelikte ise, hâkim tarafları ön inceleme duruşmasına davet etmeden (dosya üzerinden) gerekli kararı verebilir. Bu hâlde ön inceleme duruşması yapılmasına, tarafların ön inceleme duruşmasına davet edilmesine ve tahkikat aşamasına geçilmesine gerek kalmaz (Kuru B., s 286). Nitekim 6100 sayılı HMK’nın 138. madde gerekçesinde de, usule ilişkin hususların, şekli nitelik taşıdıklarından yargılamanın başında dosya üzerinden de incelenerek karara bağlanabileceği ancak mahkemenin kararını vermek için tarafların dinlenmesine ihtiyaç duyması hâlinde bunu tahkikat aşamasında değil, ön inceleme oturumunda yapacağı, böylece dava şartları ve ilk itirazlarla ilgili sorunların, en geç tahkikat başlamadan ön inceleme duruşması sonunda karara bağlanmasının amaçlandığı belirtilmiştir. Anılan düzenleme ile hâkime dava şartlarına ilişkin olarak hangi aşamada karar verilmesi noktasında takdir hakkı tanınmış olup, hâkim tarafların dinlenmesine ihtiyaç duymaması hâlinde gerekli gördüğü takdirde dosya üzerinden de karar verebilecektir.6100 sayılı HMK’nın 30. maddesi uyarınca hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olup, dava şartlarına ilişkin bir sorunun yargılamanın başında çözülmeyip sonrasında dava şartı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi usul ekonomisi ilkesi ile de bağdaşmayacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/15-2141 esas, 2019/442 karar)7155 Sayılı Kanun ile 6102 TTK.'nın 5. maddesinden sonra gelmek üzere eklenen 5/a maddesi uyarınca bu kanunun 4. maddesinde belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar paranın alacak ve tazminatları hakkında dava açılmadan önce arabuluculağa başvurmuş olması dava şartıdır. Belirtilen kanunun 23. Maddesi ile 6325 Sayılı Kanunun eklenen 18a/2. Madde de ise arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması durumunda bir işlem yapılmaksızın usulden reddine karar verilir düzenlemesi bulunmaktadır. Davanın görevsiz Asliye Hukuk Mahkemesinde 18/08/2023 tarihinde açıldığı, 27/06/2025 tarihinde görevsizlik kararı verildiği, itiraz sonucu dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'nin kararı ile Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğuna ilişkin karar verildiğinden bahisle, mahkememizin 22/09/2026 tarihli celsede davacı vekilince arabuluculuk başvurularının bulunmadığını beyan ettiği anlaşılmakla, bu doğrultuda görevsiz mahkemede dava açılmış olması mahkemenin sorumluluğunda olan bir husus olmayıp, sorumluluğun davayı görevli mahkemede ikame etmeyen tarafta olduğu, (... BAM 11. HD 2021/2969 esas, 2022/9 karar ), asliye hukuk mahkemesi için arabuluculuk dava şartı olmasa da görevli mahkeme önünde bu şart arandığından davanın açıldığı tarihte arabulucuk dava şartının yerine getirilmediği, görevsizlik kararından sonra arabuluculuğa başvurulması ile işbu eksikliğin giderilemeyeceği zira 7155 sayılı Kanun ile ticari davalarda zorunlu hale getirilen arabuluculuğun tamamlanabilir bir dava şartı olmadığı, (Yargıtay 11. HD' nin 2024/3170 esas, 2025/1085 karar, Yargıtay 6. HD' nin 2024/3201 esas, 2024/4336 karar ve yine Yargıtay 3.HD' nin 2023/4643 esas ve 2024 2797 karar, ... BAM 11. H.D. E.2021/1492, K.2021/1204; ... BAM 4. H.D., E.2020/778, K.2020/712; ... BAM 5. H.D., E.2020/1353, K.2020/1450; ... BAM 23. H.D., E.2020/1757, K.2020/1466; ... BAM 3. H.D., E.2020/742, K.2020/991 sayılı ilamları ile de sabit olduğu üzere) dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı tarafça açılan davanın arabuluculuk dava şartının yokluğu nedeniyle HMK 114/2 ve 7155 sayılı Kanunun 20 ve 23.maddeleri ve 6325 sayılı Kanunun 18a/2. maddeleri gereğince usulden reddine, 2-Alınması gereken 732,00-TL harcın davacı tarafça yatırılan 9.255,87-TL harçtan mahsubuyla bakiye fazla yatırılan 8.523,87-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine3-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,4-AAÜT gereğince hesap edilen 45.000,00-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,5-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep hâlinde davacıya iadesine,Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı.22/09/2026Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ...¸e-imzalıdır