Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, "melerin" ile "melepsin" markaları arasındaki görsel ve fonetik benzerlikten kaynaklanan iltibas riski nedeniyle marka hükümsüzlüğü ve sicilden terkin talebini değerlendiriyor.
Özet: Davacı, "Melerin" ve "Melepsin" markalarının özellikle ilaç sektöründeki 5. sınıfta yer almaları nedeniyle görsel ve fonetik açıdan aşırı benzerlik taşıdığını, bunun tüketicilerde kaçınılmaz bir karışıklığa yol açacağını iddia ederek davalı markasının tescilinin kısmen hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep ederken; davalı, ilaç gibi özel dikkat gerektiren ürünlerde hedef kitlenin (doktorlar, eczacılar gibi) yüksek özen göstereceğini ve markalar arasında karışıklık yaratacak boyutta bir benzerlik bulunmadığını, bu nedenle davanın reddini savunmaktadır.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/141 Esas - 2025/522

T.C.
ANKARA
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA
Esas No : 2025/141
Karar No : 2025/522
....
Dava : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin
Dava Tarihi : 04/04/2025
Karar Tarihi : 25/12/2025
Gerekçeli Kararın
Yazıldığı Tarih : 25/12/2025
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili dilekçelerinde özetle; markaların baş ve son bölümleri tamamen aynı olduğu gibi orta bölümlerinin de oldukça benzer olduğunu, markaların gerek görünüş gerek okunuş olarak aynı intibaı verdiğini, dava konusu markanın tüketiciler nezdinde müvekkili markasıyla karıştırılması kaçınılmaz olduğunu, “melerin – melepsin” ibareleri karşılaştırıldığında; harf ve ses dizilimlerinin tamamen aynı olması ve davaya konu markanın 7 harfinin tam 6 tanesinin birebir aynı olması görsel olarak ayırt edilemeyecek derecede benzer olmaları sonucunu doğurduğunu, markalar fonetik olarak oldukça benzer olduğundan bu durumun markaların tüketiciler nezdinde aynı algılanmasına yol açacağını, “melerin – melepsin” ibareleri karşılaştırıldığında; harf ve ses dizilimlerinin tamamen aynı olması nedeniyle aynı ekonomik ve ticari kaynaktan geliyor izlenimi oluşacağını, iki markanın da “....” hecesiyle başladığını, üstelik her iki markanın sonunda da “in” ibaresi yer aldığından markaların fonetik olarak neredeyse aynı olduğunu, tek bir hece farklılığı olması nedeniyle markalar arasında fonetik benzerliğin söz konusu olduğunu, markaların başlangıçları ve sonlarının birebir aynı olduğunu, orta bölümde yer alan tek harf değişikliğinin markalar arasında mevcut benzerliği giderdiğini, dolayısıyla tüketiciler tarafından her iki markanın birbiri ile bağlantılı sanılmasının kuvvetle muhtemel olduğunu, dava konusu marka 5. ve 16. sınıflarda tescil edilmek istenmekte olup, müvekkilinin markasının da 5. sınıfta tescilli olduğunu, müvekkili markasını taşıyan ürünlerin, davalı markasını taşıyan ortak sınıfta yer alan ürünlerle benzer ihtiyaçlara hitap etmeleri nedeniyle aynı yerde yan yana satılması halinde tüketiciler nezdinde karıştırılmasının kaçınılmaz olduğunu, 5. Sınıfın tamamının uzman tüketiciye hitap ettiğinin iddia edilmesinin mümkün olmadığını, uzman tüketicinin dahi markaları karıştırabileceğine ilişkin emsal kararların mevcut olduğunu ifade ederek, .... sayılı ve "...." ibareli marka başvurusu tescil edilmişse 5. sınıf yönünden kısmen hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı .... vekili cevaplarında özetle; iltibasa konu edilen malların hedef alıcı kitlesi özel alıcı çevresine yönelikse, iltibas değerlendirmesinde bu özel alıcıların dikkat seviyesinin esas alındığını, bu anlamda davalı markanın tescil edilmek istendiği 5’inci sınıftaki reddi istenen mallar dikkate alındığında, hedef kitlesinin doktorlar, eczacılar, veterinerler, diş hekimleri gibi yüksek düzeyde titiz alıcılara hitap ettiğinin görüldüğünü, hedeflenen tüketici kitlesi satın alma anında daha özenli ve dikkatli olacağını, davalı başvuru markasının “melerin” sözcük unsurundan oluştuğunu, davacının itiraza mesnet markasının ise “melepsin” markası olduğunu, markaların esas unsurları karşılaştırıldığında birbirlerinden farklı olduklarının görüleceğini, global değerlendirme yapıldığında markalar arasında ilgili mal/hizmet sınıfları bakımından karıştırılma ihtimaline yol açacak veya iltibas tehlikesi oluşturacak bir benzerlik bulunmadığını, ilgili tüketicinin markaların farklı olduğunu ilk bakışta kavrayabileceğini ve ticari kaynaklarının aynı olmadığını algılayabileceğini ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili cevaplarında özetle; .... ibarelerinin ne anlamsal/kavramsal, ne görsel, ne de fonetik olarak iltibas oluşturmadığını, tarafların markaları incelendiğinde; her iki ibarenin de uydurulmuş ibareler olup Türkçe'de herhangi bir anlamının bulunmadığını, yani söz konusu markaları taşıyan ürünleri almak isteyen tüketicinin, bir anlam aramayacak olup herhangi bir anlam karşılaştırması/algılaması ile karşı karşıya kalmayacağını, gerek müvekkili şirket gerekse de davacı yanın, markayı insanlar için üretilen ilaçlar üzerinde kullandığını, bilindiği üzere ilaçlar yönünden hitap edilen kesimin farklı olarak nitelendirildiğini, burada sıradan bir tüketici dikkat değil özel bir dikkat gerektiği, gerek doktrin gerekse de yargı kararlarında kabul edildiğini, çekişme konusu malların niteliği ile bu malların hitap ettiği tüketici kesiminin dikkat düzeyi (ilaç markalarının, dikkat seviyesi yüksek olan bilinçli tüketici kesimine hitap ettiği hususu) göz önüne alındığında, markalar arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacı yanın ve müvekkili şirketin markalarının konusu olan ürünlerin, reçeteli ve ancak eczane gibi işyerlerinde satılması mecburiyeti karşısında, bunların ortalama alıcı kitlesinin doktor ve eczacılar olduğunun kabulü ve iltibas ihtimalinin bu gruptaki alıcılar yönünden değerlendirilmesinin zorunlu olduğunu ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE :
Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.
Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, YİDK kararının yerinde olup olmadığı, hükümsüzlük ile terkin şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davalının .... sayılı "melerin" ibareli marka için davalı tarafından 10/11/2022 tarihinde ....Sınıflandırma Sisteminin 05/16.Sınıf mal/hizmetleri kapsayacak şekilde marka tescil başvurusunda bulunulduğu, başvurunun ilanına karar verildiği, söz konusu ilana karşı davacı tarafından .... sayılı "...." ibareli markalarına dayanılarak itirazda bulunduğu, itirazın reddine karar verildiği, davacının .... sayılı kararı ile itirazın reddine nihai olarak karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Davalıya ait dava konusu markanın kapsamındaki dava konusu malların davacının redde gerekçe markasının kapsamında aynı/aynı tür olarak yer aldığı anlaşılmıştır.
Mal ve hizmetlerin benzerliği değerlendirilirken de çekişme konusu mal ve hizmetlerin ortalama tüketici kitlesi, doğal yapısı, kullanım amacı, fiyatı, alım sıklığı, üretim dağıtım ve satış kanalları ile yerleri, rekabet, ikame veya tamamlama ilişkisi olup olmadığı gibi bütün faktörler dikkate alınmalıdır.
Tüketicinin dikkat ve bilinç seviyesi, markalar arasındaki iltibas riskini etkileyecek bir unsurdur. Dikkati düşük olan tüketici kitlesine yönelik emtiaların tescillendiği markalarda iltibas riskinin daha yüksek olacağı açıktır. Diğer yandan, tüketicinin bilinç ve dikkat seviyesi tek başına iltibas riskini oluşturan unsurlardan değildir. Marka işaretlerinin ne derece ayırt edici olduğu, markanın ne derece iltibas riski taşıdığı, markaların korunma düzeyinin ne aşamada değerlendirileceği de iltibas riskinin tespitinde önem taşımaktadır.
Somut olayda benzer bulunan 05. sınıfa giren malların hitap ettiği nihai tüketici kitlesinin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesi açısından somut olaya bakıldığında; bu malların özellikle sağlık, temizlik, hijyen, tıbbi içerikli gıda sektörlerine ait mallar olduğu, ilgili tüketici hem son tüketicilerden hem de sağlık profesyonellerinden oluştuğu anlaşılmaktadır. Reçeteyle alınsın ya da alınmasın tıbbi ürünler ve genel olarak diyetetik ürünlerin tüketici kitlesi bu malları seçerken daha dikkatli davranacak ve özen gösterecektir. Tıbbi içerikli gıda ürünleri bakımından, bu ürünlerin ilgili tüketicilerinin ve/veya alıcılarının çoğu zaman yetişkin kimselerden veya ebeveynlerden oluşacağı, bu kişilerin doğrudan kendi bedenleri, çocuklarının bedenleri veya besledikleri evcil hayvanlarının bedenleri için kullanacakları bu gıda ürünlerini alelade bir şekilde değil mutlak bir ön araştırma ya da profesyonel bir satış danışmanının yönlendirmeleri sonucunda satın alacağı, bu satın alım esnasında tercihlerinde dikkat düzeyi görece yüksek bir şekilde ve bilinçli bir şekilde hareket edecek oldukları değerlendirilmiştir.
Nitekim, ..... 24.2.2021 tarihli kararında “İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; 05. sınıftaki emtialar bakımından söz konusu sınıfın ilgili tüketici kitlesinin uzman tüketici bulunan doktor, eczacı, diş hekimi, ilaç mümessilleri gibi tüketiciler olduğu ve bu tüketiciler açısından taraf markaları arasında 556 sayılı KHK.'nın 8/1-b maddesi kapsamında iltibas ihtimalinin mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.” denilmektedir. Söz konusu karar .... tarihli kararında da yapılmıştır.
Markalar arasında benzerlik değerlendirmesinde temel ilke, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılması gerekmektedir. Global değerlendirme gereği, markaların unsurları bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla aslolan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır.
....kararlarından da izlenebileceği gibi, karıştırma olasılığının değerlendirmesi, aslında ileriye dönük bir tetkiktir. Bu tetkikte; “Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları” ve “davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak, global olarak yapılmalıdır”.
Bununla birlikte markalar esas ve yardımcı unsur olmak üzere iki unsurdan meydana geldiği asla göz ardı edilmemelidir. Markayı benzerlerinden ayırt etmeye yarayan markada diğer unsurlara göre daha ön planda olan unsur esas unsur iken; esas unsura göre nispeten arka planda olan, malın ve hizmetin temel özelliklerini veya sair özelliklerini belirten ve esas unsura bağlı ve onunla ilişki içinde bulunanlar yardımcı unsurdur. Markaları benzerlerinden ayıran en önemli unsur esas unsurlardır. Markanın ayırt ediciliği ve iltibasa sebebiyet verip vermediği gibi hususlar esas unsur nazara alınarak tespit edilir.
Dava konusu marka, beyaz zemin üzerine, siyah renkte, kalın, standart yazı tipi kullanılarak, ilk harfi büyük “Melerin” ibaresinin yer aldığı, herhangi bir figüratif unsur içermeyen kelime markasıdır. Dava konusu markanın esas unsurunun bütüncül olarak ....” ibaresi olduğu,
Davaya konu redde gerekçe marka ise, beyaz zemin üzerine, siyah renkte, standart yazı tipi kullanılarak, ilk harfi büyük “....” ibaresinin yer aldığı, herhangi bir figüratif unsur içermeyen kelime markasıdır. Davaya konu redde gerekçe markanın esas unsurunun bütüncül olarak “Melepsin” ibaresi olduğu anlaşılmıştır.
Bu kapsamında; markalar görsel, işitsel ve kavramsal olarak değerlendirildiğinde; her ne kadar dava konusu marka ile davacı markalarının başındaki ilk dört harf (“....”) ve sonlarındaki iki harf (“in”) aynı olsa da, dava konusu markada yer alan “r” harfi ile davacının redde gerekçe markasında yer alan “p, s” harflerinin dava konusu marka ile redde gerekçe marka arasında işitsel ve görsel olarak farklılığa yol açtığı, dava konusu markanın “me-le-rin”, redde gerekçe markanın ise “me-lep-sin” olarak hecelendiği, dolayısıyla işitsel farklılığın belirgin olduğu, dava konusu malların ilgili tüketicisinin bilinç düzeyinin ortalamanın üzerinde olduğu da dikkate alındığında, ilgili tüketici tarafından bu farklılığın kolayca anlaşılabileceği, bu farklılığın görsel, işitsel ve kavramsal bakımından dava konusu markanın üzerinde kullanılacağı emtianın tüketiciler nezdinde iltibası önleyici mahiyette olduğu, dolayısıyla işletmeler arasında bir farklılığa yol açacağı değerlendirilmiş, dava konusu marka ile davacı markaları arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve kavramsal olarak yüksek düzeyde bir benzerlikten bahsedilemeyeceği kanaatine varılmıştır.
Güncel mevzuat gereğince iltibastan söz edilebilmesi için işaret aynılığı / benzerliği ile mal veya hizmet aynılığı / benzerliği bir arada bulunmak zorundadır. Bunun yanı sıra halk (ilgili tüketici kitlesi) tarafından markaların karıştırılma ihtimali ve karıştırılma ihtimalinin markalar arasında ilişki olduğu ihtimalini kapsaması gerekmektedir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi, karıştırılma ihtimali bulunduğunu kabul etmek için yeterli olacaktır.
“Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir.”
Elbette bu değerlendirme yapılırken markaların tescilli oldukları sınıflar da göz önünde bulundurulmalıdır. Markaları oluşturan işaretler arasındaki benzerlik, alıcıları satın almayı düşündükleri mal ve hizmet yerine, bir başka mal ve hizmeti almak durumunda bırakması kadar, alıcıların iki farklı mal veya hizmet karşısında olduklarını bilmelerine rağmen bu markaların aynı kişiye ait olduğunu sanmaları ya da bu malları üreten işletmeler arasındaki idari - ekonomik anlamda bir bağlılığın bulunduğu düşüncesine kapılmaları da iltibas tehlikeleri içinde ele alınmalıdır.
Doktrinde kabul edildiği üzere iki marka arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesidir.
İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesidir. Bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabilecektir. Böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacaktır. Nitekim tüketiciler daha önce gördükleri, satın aldıkları mal veya hizmetin markasının, göz ve kulağında kalan izine, hatırlayabildikleri kadarıyla hafızalarında kalan özelliklerine dayanarak sonraki alışverişlerinde aynı veya benzer markayı taşıyan ürünü/hizmeti satın almayı tercih ederler. Dolayısıyla, benzer işareti gören ve duyan tüketiciler daha önce tanıdıkları markaların bıraktığı intibaı hatırlayarak, yeni markanın daha önce görmüş oldukları markanın bir başka versiyonu, serisi, uzantısı olduğunu veyahut da bildikleri marka sahibi tarafından verilmiş bir lisans ile söz konusu ürünün üretildiğini düşünürler. Marka hukuku anlamında “imaj transferi” kavramının karşılığı olan bu durum sonraki markanın, önceki markanın ticaret sahasında sahip olduğu avantajdan yararlanması sonucunu da beraberinde getirmektedir.
Bunun yanı sıra markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin değerlendirmesinde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Avrupa Topluluğu Adalet Divanı iltibas ihtimalinin belirlenmesinde, ortalama tüketici testinin uygulanmasını isteyerek değerlendirmeye konu ürünün ortalama tüketicisini de makul düzeyde bilgili, dikkatli ve tedbirli olarak tanımlamıştır. Yine .... kararlarında belirtildiği üzere; “ortalama alıcılar/kişiler”, çabuk aldanabilen kişiler olmadığı gibi aptal ya da budala da değildir. Mal/hizmetin alıcısı olarak dikkate alınacak olan bu kişiler; orta düzeyde zekâ ve dikkate sahip olan, işareti/markayı anımsaması da sıradan olan kişilerdir.
Somut olayda, her ne kadar dava konusu markanın kapsamındaki dava konusu mallar redde gerekçe markanın kapsamında aynı/aynı tür olarak yer alsa da, dava konusu marka ile redde gerekçe marka arasında işitsel, görsel ve kavramsal olarak iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik bulunmaması, ayrıca ilgili tüketici kitlesinin bilinç düzeyinin ortalamanın üzerinde olduğu da dikkate alındığında, dava konusu marka ile redde gerekçe marka arasında dava konusu mallar bakımından karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığı kanaatine varılmıştır.
Neticede, bilirkişi raporu, toplanan delillerden ve tüm dosya kapsamından;
Dava konusu markanın kapsamındaki dava konusu malların redde gerekçe markanın kapsamında aynı/aynı tür olarak yer aldığı, dava konusu marka ile davacı markası arasında işitsel, görsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmadığı, her ne kadar dava konusu markanın kapsamındaki dava konusu mallar redde gerekçe markanın kapsamında aynı/aynı tür olarak yer alsa da, dava konusu marka ile redde gerekçe marka arasında işitsel, görsel ve kavramsal olarak iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik bulunmaması, ayrıca ilgili tüketici kitlesinin bilinç düzeyinin ortalamanın üzerinde olduğu da dikkate alındığında, dava konusu marka ile redde gerekçe marka arasında dava konusu mallar bakımından karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığı, .... kararlarının yerinde olduğu ve iptali koşullarının oluşmadığı, hükümsüzlük ile terkin koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Davanın Reddine,
Alınması gereken harç peşin alındığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
Davalı kurum ve davalı şirket kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı ve davalı kurum vekillerinin yüzlerine karşı, davalı şirket vekilinin yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.25/12/2025
Kâtip ...
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır