Tanınmış marka sahibinin, başvurulan markanın ayırt edilemeyecek benzerlik ve kötü niyet iddialarıyla hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini talep ettiği fikri haklar davası.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının kendi tanınmış ve ayırt edici markasına benzerliği nedeniyle davalı markasının tescil kararının iptali, hükümsüzlüğü ve sicilden terkinini talep ettiği; davalının ise kendi markasının bütünsellik ilkesi çerçevesinde benzersiz olduğunu, davacının kısmi benzerlik iddialarının yersiz olduğunu ve davacının kötü niyetli davrandığını ileri sürerek davanın reddini savunduğu karmaşık bir marka uyuşmazlığını ele almaktadır ve uyuşmazlığın çözümüne yönelik olarak bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verilmiştir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/133 Esas - 2025/536
T.C.ANKARA2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİKARAR TÜRK MİLLETİ ADINAEsas No : 2025/133Karar No : 2025/536...Dava : Marka İle İlgili ... Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden TerkinDava Tarihi : 27/03/2025Karar Tarihi : 31/12/2025Gerekçeli KararınYazıldığı Tarih : 31/12/2025Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili ... Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :DAVA : Davacı vekili dilekçelerinde özetle; başvuru markasının müvekkili markası ile ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olduğunu, müvekkilinin dayanak markalarının ... esas unsurlu olduğunu, başvurunun ise “....” ibaresinden oluştuğunu, tüketicinin başvuruyu gördüğünde müvekkilinin “... markalarından bir tanesi” şeklinde düşüneceğini, davaya konu markanın 09. Sınıfta tescil talebi edildiğini, müvekkili markalarının da 09 ve benzeri sınıflarda tescilli olduğunu, tüketicinin başvuru markasının müvekkiline ait markalarla ilintili olduğunu, seri marka olduğunu ya da aralarında ekonomik bir bağ olduğunu düşüneceğini, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu, markaların esas ve unsuru olan “.....” İfadesi markanın kurucusu aynı zamanda .... ‘nin isim ve soy isimlerinin baş harflerinden meydana getirilen uydurulmuş ve tek başına anlamsız bir ibare olduğunu, ibarenin ayırt ediciliği yüksek olduğunu, davalının kötüniyetli olduğunu, davalının müvekkiline ait marka tescillerinden basiretli tacir sıfatı ile haberdar olduğunu, davalının aynı marka ibaresi ile aynı sınıflarda tescil alabilmek amacıyla başvuru yapmasının haksız rekabet oluşturduğunu ifade ederek, ...." ibareli marka başvurusu tescil edilmişse hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP : Davalı .... vekili cevaplarında özetle; davalının dava konusu markasının “....” kelime grubundan oluştuğu, davalının başvuru markasının içinden sadece “...” ibaresini çekip benzerlik iddiasında bulunmanın marka hukukunda geçerli olan bütünsellik ilkesiyle bağdaşmadığı, tescili talep edilen mal veya hizmet sınıfında (09. Sınıfta) markanın kendine özgü ve ayırt edici bir algı oluşturduğu; kullanılan harflerin, kelimelerin farklı olduğu, dava konusu marka başvurusuna itiraz aşamasında SMK 6/1 hükmüne dayalı itirazda bulunulduğunu, dolayısıyla müvekkili kurum tarafından yapılan incelemede bu madde kapsamında yapılarak davaya konu edilen ... kararı tesis edildiğini, bu çerçevede Mahkemece yapılacak yargısal denetim de ... kararının verildiği tarihteki hukuki durum ve şartlara göre yapılacak olduğundan, davacının SMK 6/1 dışındaki SMK 6/5 ve 6/9 hükmüne dayanan itirazlarının iş bu dava kapsamında değerlendirilmesi usulen mümkün olmadığını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket vekili cevaplarında özetle; davacının sadece hükümsüzlük davası açtığını, davanın davalının ikametgahında açılması gerektiğini, davacı .... sahip olduğu dava konusu .... ibareli marka ile herhangi bir ilişkisi, benzerliği ve taklitçiliği söz konusu olmadığını, müvekkilinin 8 yıldır aktif olarak çalıştığını, müvekkili başvuru markası ile davacı ....arasında isim, tabela, amblem ve kartvizit benzerliği bulunmadığını, davacının bu saiki ile isminin ve soyadının baş harfleri ... olan Türkiye'deki binlerce hatta belki onbinlerce kişi ile birebir benzerlik gösteren marka iddiasının sadece kendisine özgülendiği iddiasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafın salt benzerlik algısı oluşturmak adına müvekkili markayı diğer unsurlarından arındırarak yalnızca 3 harfe indirgemesinin, hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafından kötü niyetli olarak açılan iş bu davadan dolayı müvekkilinin itibarının zedelendiğini ve müşteri kaybına uğradığını ifade ederek, re'sen müvekkili firma hakkında tazminat alacağına hükmedilmesi ile davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, ... kararının yerinde olup olmadığı, hükümsüzlük ile terkin şartlarının oluşup oluşmadığı, davacının tanınmışlık, kötü niyet itirazları ile davalının zaman aşımı, yetki ve husumet itirazlarının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davalının ...." ibareli marka için davalı tarafından 14/06/2023 tarihinde 09.Sınıf mal/hizmetleri kapsayacak şekilde marka tescil başvurusunda bulunulduğu, başvurunun ilanına karar verildiği, söz konusu ilana karşı davacının 6/1 ve 5/1-ç maddelerine göre .... sayılı ve ibareli markalarına dayanarak itirazda bulunduğu, itirazın reddine karar verildiği, davacının işbu karara karşı yeniden itirazda bulunduğu, .... sayılı kararı ile nihai olarak reddine karar verdiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır. Toplanan delillere, kısmen benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; Davacı yan hem marka işlem dosyasında hem de dava dosyasında mutlak ret sebebine dayanmıştır. Somut olayda, başvuru markası ile davacının dayanak markaların mal ve hizmetleri arasında aynılık şartı sağlanamadığı; yine başvuru markası ile mutlak redde konu davacı marka işaretlerinin birebir, tıpatıp aynı olmadığı, “ayırt edilemeyecek kadar benzerlik” değerlendirmesinde ise davacı şirket markasında yer alan unsurların, redde mesnet marka ile “...” kelimesi dışında benzer özellik taşımadığı, davacı başvurusunda yer alan farklı kelime, şekil ile renk unsurları ile bir bütün halinde markaların birbirlerinden uzaklaştığı, markaların bu hali ile aynı veya ayırt edilmeyecek derecede benzer olmadıkları, başvuru ve redde mesnet marka arasında ilk bakışta ayırt edilemeyecek bir benzerliğin olmadığı, tüketici nezdinde farklı algılanmalarını sağladığı değerlendirilmiştir. Davacının redde mesnet markalarından .... numaralı markalarında yer alan 35.05. sınıfta 09. Sınıfın satışına özgülenmiş hizmetlerden “dekoratif mıknatıslar” mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri ile davalı başvurusunda yer alan 09. Sınıfta bulunan “mıknatıslar, dekoratif mıknatıslar” mallarının hedef tüketici kitlesinin aynı olması, benzer amaçlara hizmet etmeleri, sektörlerin benzer olması, fiziki görünümlerinin ve pazarlama kanallarının aynı olması, ikame imkânları, tamamlayıcı ürünler/hizmetler olmaları, rekabet etme olanaklarının bulunması ve ürünü üreten üreticinin ürettiği ürünü satması hayatın doğası gereği olması karşısında bahse konu mallar arasında söz konusu malların aynı özelleşmiş mağazalarda ya da çok katlı mağazaların aynı bölümlerinde sıklıkla birlikte satışa sunulması da göz önüne alınarak bu mallar ile hizmetler arasında düşük düzeyde de olsa benzerlik ilişkili olma durumunun söz konusu olduğu,Davacı tarafından dava dilekçesi yer alan hükümsüzlüğe dayanak yaptığı .... kelime grubundan oluştuğu, her ne kadar dava dilekçesinde tüm mal ve hizmet gruplarında tescilli olduğuna işaret edilse de .... kayıtlarından, sadece 29 ve 30. Sınıf mal gruplarında tescilli olduğu anlaşılmıştır. Dolayısıyla dava konusu “sgshobby” ibareli marka yönünden marka işaretlerinin ve marka mal ve hizmetleri arasında aynılık /benzerlik ilişkisi bulunmadığından SMK 6/1 maddesi kapsamındaki koşulların somut olayda gerçekleşmediği kanaatine varılmıştır. Tüketiciler daha önce gördükleri, satın aldıkları mal veya hizmetin markasının, göz ve kulağında kalan izine, hatırlayabildikleri kadarıyla hafızalarında kalan özelliklerine dayanarak sonraki alışverişlerinde aynı veya benzer markayı taşıyan malı/hizmeti satın almayı tercih ederler. Dolayısıyla, benzer işareti gören ve duyan tüketiciler daha önce tanıdıkları markaların bıraktığı intibaı hatırlayarak, yeni markanın daha önce görmüş oldukları markanın bir başka versiyonu, serisi, uzantısı olduğunu veyahut da bildikleri marka sahibi tarafından verilmiş bir lisans ile söz konusu ürünün üretildiğini düşünürler. Marka hukuku anlamında “imaj transferi” kavramının karşılığı olan bu durum sonraki markanın, önceki markanın ticaret sahasında sahip olduğu avantajdan yararlanması sonucunu da beraberinde getirmektedir. Aralarında benzerlik olduğu değerlendirilen “mıknatıslar, dekoratif mıknatıs” manyetik alanda kullanılan ürünlerdir. Ancak bu iki malı da ayrı olarak değerlendirmek yerinde olacaktır. Zira mıknatıslar; televizyon, Hardisk, telefon vb. aletlerde mıknatıs ve manyetik alan teknolojisi kullanılmaktadır. Mıknatısın günlük yaşamdaki kullanım alanlarına bakıldığında pek çok cihazın içinde yer almaktadır. Bunlardan en genel ifadeyle bahsetmek gerekirse bilgisayar, telefon, kredi kartlarını söylenebilecektir. Bazı mıknatıslar dışarıdan görülebilirken bazıları da cihazların içerisinde yer alır. Örneğin bilgisayarların çoğunlukla iç kısımlarında mıknatıs bulunur. Bu mıknatıslar veri depolamasına yardım eder. Bunun dışında radyolar, hoparlörler içerisinde de mıknatıslar bulunmaktadır. Günlük yaşamda cep telefonları, Buzdolapları, televizyonlar, kulaklıklar, radyolar, hoparlörler, otomotiv, araç fren sistemleri, Dizel yakıt sistemleri, gıda sektörü, manyetik filtreler, Maden sektöründe manyetik ayırıcı, lojistik sektöründe elektromanyetik taşıma, metal, hurda sektöründe metal taşıyıcı plastik sektöründe geri dönüşümde kullanılmaktadır. Benzer şekilde MR cihazlarında, pusulalarda, manyetik deneylerde kullanımı mevcuttur. Örneğin, elektrik jeneratörlerinin içindeki mıknatıslar mekanik enerjiyi elektriğe çevirir ve bunu tam tersine de çevirebilir. Benzer şekilde, trenlerde manyetik hızlanma sistemleri (maglev trenleri), manyetik kartlar (otel kartları, bazı güvenlik kartları vb.)da da kullanılmaktadır. Dolayısıyla söz konusu ürünlerin muhatapları bu alanda profesyonel olarak çalışan yüksek dikkat ve özene sahip meslek sahibi kimselerden oluşacaktır. Dekoratif mıknatıslar ise; hem işlevsel hem de estetik amaçla kullanılan süs amaçlı mıknatıslardır. Genellikle buzdolabı kapakları, metal panolar, ofis dolapları gibi manyetik yüzeylere yapıştırılır. Üzerinde desen, yazı, figür, şehir hatırası, illüstrasyon gibi görsel tasarımlar bulunur. Süs eşyası olarak kullanılır; aynı zamanda not, fotoğraf veya küçük kağıtları tutturmak için işlev görebilir. Ahşap, seramik, metal, plastik, epoksi reçine gibi farklı malzemelerden yapılabilir; arka tarafında mıknatıs bulunur. Buzdolabı magnetleri(en yaygın), hediyelik eşya olarak ofislerde pano veya metal dolaplarda, dekoratif koleksiyon ürünleri gibi kullanım alanları vardır. Burada kullanılan mıknatıslar, magnetler gibi daha basit alanlarda kullanılmaktadır. Dekoratif mıknatıs satın alan tüketiciler genellikle düşük/ortalama dikkat ve özene sahip olacaktır. Çünkü bu mallar düşük fiyatlı, anlık, hızlı karar alma sürecine konu olan, alternatifleri karşılaştırmaya zaman ayrılmayan, üzerine düşünülmeyen, genelde beğeni ve duygu ile karar verilen düşük riskli ürünlerdir. Genellikle yanyana altalta raflarda, aynı reyonlarda satışa sunulmaktadır. Emtialara ilgi duyan tüketicinin bilinç ve dikkat düzeyinin iltibas tehlikesini ortadan kaldırıp kaldıramayacağı veya iltibas üzerinde etkisi ise marka işaretlerinin birbirine ne derece yakınsadığıyla ilgilidir. Marka işaretleri arasındaki benzerlik düzeyinin yüksek olması halinde, tüketicinin dikkat ve bilinç düzeyinin nispeten daha yüksek olması dahi iltibas ihtimalinin bulunmasına engel olamayabilir. Düzenlemeye göre; bir marka başvurusunun daha önce yapılmış başvuru veya tescilli bir marka ile “karıştırılma ihtimali” bulunması ve önceki marka ya da başvuru sahibinin itiraz etmesi koşuluyla başvurunun reddini öngörmektedir. Şu halde, iltibas ya da karıştırma riskinin varlığı için, tescil kapsamındaki mal/hizmetlerin aynı ya da benzer ve aynı zamanda başvuru ve markanın (işaretlerin) karıştırma ihtimali bulunacak derecede aynı ya da benzer olması gerekir. İşaretler arasında karşılaştırma yapılırken markalara konu yazı ve işaretlerin konumlandırılma şekilleri ile harf sırası, yazım karakterleri gibi göze çarpan özellikleri dikkate alınmalıdır. Buna göre taraf markaları görsel olarak değerlendirildiğinde; dava konusu davalı markası "sgshobby" şeklinde düz yazı olarak birleşik yazılmış başkaca ek şekil ve unsur içermeyen bir görsele haizdir. Davacının dayanak markalarına bakıldığında; ... ... şeklinde yine düz yazı olarak başta ayırt edici konumda bulunan “...” harfleri ile başlamaktadır. Taraf markalarında ortak olarak yer alan ... harflerinin devamında yer alan kelimeler ise verilen mal ve hizmete işaret ettiği, üretilen ürün ve hizmetin alanını belirten kelimeler olduğundan tescil kapsamında yer alan mal ve hizmetler yönünden ayırt ediciliği bulunmayan kelimelerdir. Dolayısıyla markalarda baskın unsur olarak vurgu “...” harflerinde toplanmaktadır. Baskın unsurun ortaklığından kaynaklı başkaca ayrıt etmeye yarayan ek, şekil unsurların bulunmaması ve her ikisinin de düz yazı ile beyaz zemin üzerinde olacak şekilde benzer görsellere sahip olmaları karşısında davacının seri markası izlenimi yaratabileceği değerlendirilmiştir. Taraf markaları işitsel olarak değerlendirildiğinde; davalı markası “se-ge-se ho-bi” şeklinde telaffuz edilirken; davacının dayanak markaları ise se-ge-se (mo-da, koz-me-tik, teks-til vb.)” şeklinde telaffuz edilecektir. Davalı markasında bütün olarak okunduğunda vurgunun “...” kelimesinde olduğu, lider kelimesinin markada belirgin bir farklılık yaratamadığı, zira davacının markalarında da ... markasının lider marka olarak yer aldığı, taraf markalarının ilk seslerinin, ilk hecelerinin ortak olduğu, her iki markanın da kulakta bıraktıkları tını, ses uyumu birbiriyle örtüştüğü, dolayısıyla işitsel benzerlik olduğu değerlendirilmiştir. Taraf markaları kavramsal olarak değerlendirildiğinde; taraf markalarında ortak olarak yer alan çekişme konusu “...” kelimesinin Türkçe ve başka bir dilde anlamı olmayan özgün yaratılmış bir kelime olduğu değerlendirilmiştir. Burada ortalama tüketicinin iki kelime arasındaki kavramsal farklılığı algılama düzeylerine bakmak gerekir. Anlamı bulunmayan kelimeyi gören ortalama tüketicinin zihninde davacı markaları ile aynı algıyı uyandırabilecek, kelimenin Türkçe anlamının bulunmaması karşısında dava konusu markayı ilgili mal ve hizmette gören tüketicinin zihninde davacı markalarını çağrıştırabileceği değerlendirilmiştir. Karıştırılma ihtimali kavramına çağrıştırma (bağlantı kurma) suretiyle karıştırma da dahildir. Yani tüketicinin, marka malların benzerliği nedeniyle her iki malın kaynağının aynı firma olduğu düşüncesi ile bir yerine diğerini tercih etme riski mevcut ise karıştırma ihtimali vardır. ATAD kararlarında belirtildiği üzere; “mal veya hizmetler arasındaki benzerlik değerlendirilirken, aralarında mevcut olabilecek ilişkinin mahiyetinin belirlenmesinde tüm ilgili faktörler dikkate alınmalıdır. Bu faktörler; onların doğası, kullanım amaçları, kullanım yöntemleri ve birbirleriyle rekabet içinde mi yoksa tamamlayıcı nitelikte mi olup olmadıklarıdır.” Karşılaştırma konusu mal veya hizmetlerin aynı veya aynı türden olması, markalar arasındaki küçük bir benzerliğe rağmen markalar arasında iltibasa yol açabilmektedir. Bu çerçevede somut olayda tartışılması gereken asıl husus taraf markalarında ortak olarak yer alan “...” ibaresinin, markalar arasında benzer bulunan mıknatıslar ve dekoratif mıknatıslar emtialarında ve markaların bütününe hakim unsurlar üzerinde, tüketiciyi salt bu ibare nedeniyle yanılgıya düşürecek bir hakimiyetinin bulunup bulunmadığı ve buna bağlı olarak bir benzerlik var ise bu benzerliğin iltibas ihtimalini beraberinde getirip getirmeyeceğidir. Öncelikle mıknatıslar malları yönünden değerlendirme yapmakta fayda vardır. Zira yukarıda da açıklandığı üzere mıknatısların kullanıldığı alanlar profesyonel iş sahalarına yöneliktir. Doğrudan mıknatısı görmek yerine, hoparlör içerisinde bir ....cihazında yahut elektrik motorları, sabit disk gibi. Nihai tüketici bir kulaklık alırken içerisinde bulunan mıknatısı göremeyecektir. Mıknatısların hitap ettiği tüketici ürünleri tercih ederken piyasa araştırması yapacak, üreteceği ürüne göre tercihini sıralayacaktır. ..., taraf markaları arasında benzerlik olduğu değerlendirildiğinden dava konusu “mıknatıslar” emtiası yönünden taraf markaları arasında ilişkilendirme dahil karıştırılma ihtimali bulunduğu kanaatine varılmıştır. Aralarında benzerlik olduğu değerlendirilen “dekoratif mıknatıslar” mallarının aynı tüketici kitlesine hitap edip etmediği, birbirine alternatif olup olmadıkları, aynı dağıtım veya dolaşım yollarına sahip olup olmadığı, aynı mağazada ve aynı raflarda satışa sunulup sunulmadıkları, ham madde-mamül ilişkisinin bulunup bulunmadığı, birbirlerini bütünleyici/ tamamlayıcı olup olmadıkları hususlarının bir bütün olarak ve ortalama tüketici kitlesinin özellikleri ve genel bakış açısı dikkate alınarak değerlendirme yapılması gerekmektedir. Bu kapsamda işbu mallar ortalama dikkat ve özene sahip tüketicilere hitap eden, magnet gibi düşük fiyatlı, aynı satış noktalarında tüketiciye sunulan ürünlerdir. Belirmek gerekir ki, dekoratif mıknatıs üreten bir üretici, ürettiği mıknatısı satması hayatın gereğidir. Ürünün niteliği gereği ise, dekoratif mıknatıs almak isteyen kimse düşünmeden, anlık kararla ürünü gördüğünde satın alabilecektir. Normal düzeyde bilgilendirilmiş, makul ölçüde dikkatli, işaret ve markayı aynı anda görüp detaylarını karşılaştıramayan ve daha önce yararlandığı ürün ve hizmetlerle ilgili markanın göz ve kulağında kalan izine dayanarak sonraki çekişme konusu mal ve hizmetleri satın alımlarında aynı markayla sunulan mal ve hizmetlerden satın almak veya yararlanmak isteyen ortalama düzeydeki anılan ürünlerle ilgili satın alma süresi içerisinde davacının "..." baskın unsurlu markalarıyla sunulan 9. sınıftaki “dekoratif mıknatıs” mallarından satın almak yahut hizmetlerden yararlanmak isterken davalının "...." işaretiyle sunulan ürünleri satın alma veya hizmetlerden yararlanma yönünden tercihte bulunabilecekleri, bir kısım alıcıların bu ürünler yönünden iki farklı marka karşısında bulunduğunu algılayabilse bile marka ve işaretin birbirleriyle idarî ve ekonomik olarak bağlantılı şirketlere ait olduğu yönünde algılamada bulunabileceği, taraf markalarının biçim, düzenleme ve tertip tarzı ile bıraktıkları genel izlenim itibariyle ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzer olduğu, çağrışımlarının ve bir bütün olarak uyandırdıkları kanaatin aynı olacak şekilde markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma/benzerlik ihtimali bulunduğu kanaatine varılmıştır.ANCAK; her ne kadar dava konusu başvuru kapsamında yer alan “mıknatıslar” emtiası yönünden söz konusu ürünlerin muhatapları bu alanda profesyonel olarak çalışan yüksek dikkat ve özene sahip meslek sahibi kimselerden oluşsa da,Hedef tüketici kitlesinin aynı olması, benzer amaçlara hizmet etmeleri, sektörlerin benzer olması, fiziki görünümlerinin ve pazarlama kanallarının aynı olması, ikame imkânları, tamamlayıcı ürünler/hizmetler olmaları, rekabet etme olanaklarının bulunması ve ürünü üreten üreticinin ürettiği ürünü satması hayatın doğası gereği olması karşısında bahse konu mallar arasında söz konusu malların aynı özelleşmiş mağazalarda ya da çok katlı mağazaların aynı bölümlerinde sıklıkla birlikte satışa sunulması da göz önüne alınarak bu mallar ile hizmetler arasında düşük düzeyde de olsa benzerlik ilişkili olma durumunun söz konusu olduğu,Taraf markalarında ortak olarak yer alan ... harflerinin devamında yer alan kelimeler ise verilen mal ve hizmete işaret ettiği, üretilen ürün ve hizmetin alanını belirten kelimeler olduğundan tescil kapsamında yer alan mal ve hizmetler yönünden ayırt ediciliği bulunmayan kelimeler olması, markalarda baskın unsur olarak vurgu “...” harflerinde toplanması, baskın unsurun ortaklığından kaynaklı başkaca ayrıt etmeye yarayan ek, şekil unsurların bulunmaması ve her ikisinin de düz yazı ile beyaz zemin üzerinde olacak şekilde benzer görsellere sahip olmaları karşısında davacının seri markası izlenimi yaratabileceği,Davalı markasında bütün olarak okunduğunda vurgunun “....” kelimesinde olduğu, lider kelimesinin markada belirgin bir farklılık yaratamadığı, zira davacının markalarında da .... markasının lider marka olarak yer aldığı, taraf markalarının ilk seslerinin, ilk hecelerinin ortak olduğu, her iki markanın da kulakta bıraktıkları tını, ses uyumu birbiriyle örtüştüğü, dolayısıyla işitsel benzerlik olduğu, Taraf markalarında ortak olarak yer alan çekişme konusu “....” kelimesinin Türkçe ve başka bir dilde anlamı olmayan özgün yaratılmış bir kelime olduğu, burada ortalama tüketicinin iki kelime arasındaki kavramsal farklılığı algılama düzeylerine bakılması gerektiği, anlamı bulunmayan kelimeyi gören ortalama tüketicinin zihninde davacı markaları ile aynı algıyı uyandırabilecek, kelimenin Türkçe anlamının bulunmaması karşısında dava konusu markayı ilgili mal ve hizmette gören tüketicinin zihninde davacı markalarını çağrıştırabileceği değerlendirildiğinden, başvuru markasının hükümsüzlük koşullarının oluştuğu kanaatine varılmıştır.DAVACININ TANINMIŞLIK İDDİASI YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLME: Davacı tarafından hükümsüzlüğe dayanak tanınmışlık iddiası kapsamında dava dosyasına sunulan delillerden, davacının ... ibareli markalarının ilgili tüketici tarafından hemen akla gelecek veya hemen akla gelecek markalar arasında olduğunu gösterecek destekleyici verilere dayanılmadığı, “markanın pazar payına ilişkin dokümanlara, satış broşürleri, kataloglar, fiyat listeleri, yıllık faaliyet raporları, ciro bilgileri, reklam, yatırım masraflarını (yoğunluk, kapsam ve etkiyi) yansıtan belgelere ya da tüketicilerin davacının markasını tercih ettiğine dair kamuoyu yoklamalarına, resmi kuruluş, araştırma enstitüsü meslek veya ticaret odalarının “geniş çevrelerin görüşünü yansıtacak şekilde” beyanlarına, tüketici farkındalığını gösteren araştırma raporlarına ve buna benzer tanınmışlığı ispata yönelik delile dayanılmadığı,Öte yandan, 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesinin uygulanabilmesi için bir markanın tanınmışlığının tek başına yeterli olmadığı, somut olayda her ne kadar, dava konusu marka ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu değerlendirilmiş ise de, dava konusu edilen markanın tanınmış markanın ayırt edicilik karakterini zedelemesi, tanınmış markanın itibarına zarar vermesi veya tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinden birinin gerçekleşmesinin gerekli olduğu, bu tehlikelerden birisinin gerçekleşme ihtimalinin ve davalı başvurusunun davacıya ait “...” esas unsurlu markasının sahip olduğu imaj ve prestijden faydalanma amacı taşıdığının davacı tarafından ispat edilemediği hususları birlikte değerlendirildiğinde, davalıya ait markanın tescilinin 6769 s. SMK'nın 6/5 hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açmayacağı ve dava konusu başvuru bakımından 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesinin uygulanamayacağı kanaatine varılmıştır. KÖTÜ NİYET İDDİALARI YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME:Hukukumuzda “kötü niyet” tanımlanmamıştır. Buna karşın kavramı izah için özellikle de sübjektif olgunun tespiti için iyi niyete başvurulmaktadır. İyi niyete sadece bir hüküm olarak değil, özel hukuka yön veren bir ilke anlamında Medeni Kanun m. 3’te yer verilmiştir. Bu hüküm uyarınca, Kanunun iyi niyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyi niyetin varlığıdır. Ancak, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyi niyet iddiasında bulunamaz. İyi niyet ve kötü niyet bir madalyonun iki yüzü gibi olduğundan kötü niyetin tanımını yapabilmek için öncelikle iyi niyetin ortaya konması yararlı olacaktır. İyi niyet, bir hakkın geçerli surette kazanılmasını önleyen herhangi bir hususun hakkı kazanacak olan kimse tarafından bilinmemesi demektir. O halde kötü niyeti, bir bakıma “iyi niyetli olmama hali”, yani “bir hakkın geçerli surette kazanılmasını önleyen hususu bilmesine rağmen hareket etmek veya susmak suretiyle başkalarına zarar vermek” şeklinde tanımlamak mümkündür. Somut olayda, dosya kapsamından, davalı başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin hiçbir somut veri bulunamamıştır. Davacı taraf, davalı marka başvurusunun kendi markasının itibarından yararlanmak üzere kötü niyetli olarak yapıldığını iddia ettiği, içtihatlardan da anlaşıldığı üzere, kötü niyetin her somut olayda net olarak ortaya konması gerektiği, davalı şirketin kötü niyetinin ispatı külfetinin davacıya ait olduğu; dosya kapsamında davalının, haksız kazanç, yedekleme, şantaj, spekülasyon vb. amaçlı tescil başvurusunda bulunduğunu gösterir her hangi bir belge bulunmadığından bahisle davalının kötü niyetli bir başvuruda bulunduğu iddiasının ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır. Neticede, kısmen benimsenen bilirkişi raporu, toplanan delillerden ve tüm dosya kapsamından; Davacının dayanak markaları ile davalının başvuru markası arasında SMK 6/1 maddesi kapsamında çekişme konusu mallar yönünden ilişkilendirme dahil karıştırılma ihtimali bulunduğu, tanınmışlığı ispata elverişli delilin bulunmadığı, davacının kötü niyet iddialarının yerinde olmadığı, ... kararının yerinde olmadığı ve iptali şartlarının oluştuğu, davalı markasının hükümsüzlük şartlarının oluştuğu anlaşıldığından, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M :Davanın Kabulüne, ......'nın ... tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline, Davaya konu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen ....’e gönderilmesine,Alınması gereken harç peşin alındığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,Davacının kendisini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 17.227,60.-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ... Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.31/12/2025 Kâtip .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır MASRAF DÖKÜMÜ İlk Masraf : 1.318,30.-TL Tedbir Harçları : 1.629,30.-TL Bilirkişi Ücreti :14.000,00.-TL P.P : 280,00.-TL TOPLAM :17.227,60.-TL