Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin, oto ekspertiz şirketindeki ortaklık sürecinde yaşanan hakaret, şiddet, haksız masraf ve devir sonrası oluşan maddi manevi tazminat talebini değerlendiren kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, oto ekspertiz işindeki ortaklık sürecinde davalının davacıyı sekreter gibi gösterme, iş haklarını kısıtlama, iş yeri belgelerini alma, hakaret etme, masrafları davacıya yükleme, çalışan alımını engelleme ve hatta kişisel saldırıda bulunma gibi eylemleriyle davacının kişilik haklarına ve ticari faaliyetine zarar verdiği iddiasıyla, 15.000 TL maddi ve 300.000 TL manevi tazminat talep ettiği bir davanın ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesini konu almakta olup, davalı tarafın yasal süresinde savunma sunmadığı ve usulsüz tebligat itirazının reddedildiği belirtilmektedir.

T.C.
ANTALYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ16. HUKUK DAİRESİKARAR TARİHİ:29/12/2025T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:ALANYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİKARAR TARİHİ:07/06/2023DAVANIN KONUSU:Tazminat GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:29/12/2025İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.Üye hakimin görüşü değerlendirildi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, Davalı ile müvekkilinin iş ilişkisinin 2020 yılının mart ayında başladığını, tarafların ... TİC. LTD. ŞTİ. şirketinin Alanya'daki şubesi olarak aynı adla oto ekspertiz faaliyetini yürütmek amacıyla ortak olduklarını, davalının, daha önce de ilgili iş kolunda faaliyet göstermiş birisi olarak bu işlerden anlayan ve bilgisi olan bir kimse olduğnu, müvekkillinin ise ilk defa bu tip bir iş kolunda faaliyete başladığını, bu yüzden mesleki bilgi ve yetkinliği davalıya oranla daha düşük olduğunu, tarafların ortaklıkları süresi boyunca davalının üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmekten kaçındığını ve zamanla müvekkilinin kişilik haklarına yönelik zararlar vermeye başladığını, taraflar ortak olmalarına rağmen davalının, müvekkilini sekreter olarak tanıttığını ve gelen müşteriler de müvekkili şirketin ortağı olarak değil bir çalışan olarak tanıdıklarını, bu olayı gelen müşterilerden öğrendiğini ve sebebini davalıya sorduğunda ise hakarete maruz kaldığını, Bu süreçte davalının müvekkilinin iş yerine dair bilgi sahibi olmasına ve ortaklıktan gelen yetkilerini kullanmasına engel olduğunu, hatta davalının ortaklık bittikten sonra iş yerine ait belgeleri de haksız olarak beraberinde götürdüğünü, zaman geçtikçe davalının iş yerine uğramaz hale geldiğini, geldiği zamanlarda da müvekkiline hakeret ettiğini, bu duruma müşterilerin ve çalışanlarında tanık olduğunu, müvekkilinin iş yerine yeni bir cihaz alınacağı zaman da masrafları kendi cebinden karşıladığını, davalının iş yerinin tabela, boya ve tadilat ücretlerini müvekkilinin şahsından tahsil ettiğini ve müvekkilinin yine bir çok gideri kendi cebinden karşıladığını, müvekkilinin ortaklığın devamı kendisi katlanılamayacak bir hale gelmesi sebebiyle 2021 yılının Eylül ayında ortaklığa son vermek için davalıya düşen hisse bedelini ona ödeyerek iş yerini devraldığını, devir işlemleri devam ederken davalının müvekkilden 20 bin TL isim hakkı için ücret istediğini, fakat davalının böyle bir ücreti istemeye ne hakkı ne de yetkisi ollduğnuu, müvekkilinin davalıdan isim hakkı devretme ücreti istemeye hakkı olduğuna dair yetki belgesini talep etmesi üzerine yine davalının hakaretlerine maruz kaldığını, ortaklığın devam ettiği süre boyunca davalı iş yerine herhangi bir çalışan alınmasını engellediğini ve müvekkilinin iş görüşmesine gelen çalışanlarını da tehdit ile iş yerinden uzaklaştırıldığını, Alanya 9. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasındaki kamera kayıtlarından da incelemesi ile davalının iş görüşmesine gelen kişiye bıçakla saldırdığını ve boğazına bıçak dayadığını, daha sonra da yine müvekkile bıçak ile saldırdığını, Bu olay üzerine iş görüşmesine gelen kişi ile iş akdi imzalanamadığı gibi pek çok kimse müvekkilinin iş yerinde çalışmaktan kaçındığını ve bu süreçte müvekkilinin maddi ve manevi bakımdan büyük bir yıkıma uğradığını, müvekkilini yıpratmaya yönelik fiillerinin bulunduğunu, iş yerinde çalıştırılmak üzere çalışan bulamadığını ve düzenli müşterileri de artık onunla iş yapmaktan kaçınır hale geldiğini belirterek 300.00,00 TL manevi ve 15.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı taraf yasal süresi içinde cevap dilekçesi sunmamıştır. Dava dilekçesinin tebliğinin usulsüz yapıldığına yönelik itiraz, tebligat parçası üzerinde yazılanlardan anlaşılacağı üzere muhatabın adreste bulunmaması sebebiyle komşusu ...'a haber verilmiş olması, haber kağıdının kapıya yapıştırılarak tebligat evrağının mahalle muhtarına bırakılmış olması karşısında yerinde görülmemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... Davacı, iş yerine alınan cihazların taksidi bitmesine rağmen davalının kendisine taksitlerin bitmediğini söylediği için ödemelerine devam ettiğini, 2021 yılı Eylül ayında ... firmasının ana bayisiyle görüştüğünde ise taksitlerin bitmiş olduğunu söylediklerini beyan etmiştir. Davacı aynı zamanda Eylül ayında ortaklık ilişkisi katlanılamayacak hale geldiği için davalıya düşen hisse bedelini davalıya ödeyerek iş yerini devraldığını beyan etmiştir. İşyeri devrine ilişkin sözleşme incelendiğinde ise 08/10/2021 tarihli olduğu görülmüştür. Bu hususlar göz önüne alındığında davacının Eylül ayında taksitlerin bitmiş olduğunu biliyor olmasına rağmen davalıya karşı bunu ileri sürmeksizin daha sonraki bir tarihte davalıya düşen hisse bedelini ödeyerek davalının hissesini devralması karşısında hisse devrinden önce ortaya çıkan ve davacı tarafından bilinen bu olaya istinaden tazminat talepleri yerinde görülmemiştir. Yine davacı, işyerine gelen müşterilerin davalı tarafından kendi şubesine çekilmeye çalışılması sebebiyle ve davalının galerileri ve diğer iş yerlerini dolaşarak “...” adını karalamaya yönelik fiilleri nedeniyle tazminat talebinde bulunmuşsa da, dosyaya celp edilen evraklara göre davacı adına ticaret sicilinde kayıtlı olan bir firma bulunmadığı gibi taraflar arasında yapılan iş yeri devri sözleşmesine göre “...” ünvanının kullanım hakkının devreden davalı tarafta kalacağı, davalının yazılı izni olmaksızın kullanılması halinde davacının cezai şart ödeyeceğinin kararlaştırılmış olduğu görülmekle davalının iddia konusu eylemleri gerçekleştirdiğine dair ikna edici bir delil bulunmaması ve “...” ünvanının kullanım hakkının devir sözleşmesinin kapsamı dışında bırakılması nedeniyle bu iddialara dayalı tazminat talepleri de yerinde görülmemiştir. Davacının dayandığı Alanya 9. ASCM’nin ... Esas sayılı dosyada da iş görüşmesine gelen bir kişiye davalının saldırdığına yönelik bir tespit ve iddianamede de bu yönde bir isnat bulunmamaktadır. Ceza dosyasındaki diğer kişinin iş yerinde çalışan olduğu davacının bu dosyada yapılmış sorgusundan anlaşılmaktadır. Dolayısıyla davacının çalışanı olduğu anlaşılan ... dışında olayı gören başka bir kimse de bulunmamaktadır. Bu durumda davalının eylemleriyle davacının ticari itibarını zedelediği iddiasına dayalı manevi tazminat talebi de yerinde görülmemiştir.Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının ispatlanamayan maddi ve manevi tazminat davasının reddine ..." şeklinde karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;müvekkili ile davalının Alanya'da oto ekspertiz faaliyeti yürütmek amacıyla ortaklık kurduğunu, ancak davalının yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle iş ilişkisinin imkansız hale geldiğini, tanık beyanlarının da davalının işe gelmediğini doğruladığını, 06.10.2021 tarihinde çıkan tartışma sonucunda davalı hakkında müvekkiline karşı silahla tehdit suçundan hapis cezası verildiğini, haksız fiile dayalı olarak talep edilen manevi tazminat talebinin ilk derece mahkemesince reddedildiğini, bu kararın müvekkilinin kişilik haklarına verilen zarar nedeniyle istinaf edildiğini, müvekkilinin iş yerine alınan cihazlara ilişkin davalıya yaptığı ödemelerin taksitlerinin Eylül 2021'de bittiğini öğrenmiş olmasına rağmen davalının hissesini devralmasının ardından yaptığı ödemelerden doğan maddi kayba ilişkin tazminat talebinin, ilk derece mahkemesinin davacının durumu bilmesine rağmen ödeme yapmasını gerekçe göstererek reddettiğini, bu talebin hisse devrinden sonra ileri sürülmesinde kanuni bir sakınca bulunmadığını ve zamanaşımı veya kötü niyetten bahsedilemeyeceğini, ayrıca ilk derece mahkemesinin, ticaret unvanının devir sözleşmesi dışında bırakılması nedeniyle davalının haksız rekabetine dayalı tazminat taleplerini reddettiğini, ancak TTK uyarınca işletmeyi devredenin haksız rekabet etmeme borcu bulunduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, maddi manevi tazminat istemine ilişkindir.Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davacı, “... Tic. Ltd. Şti.” isimli ana bayinin şubesi olarak davalı ile birlikte aynı unvanla Alanya’da ekspertiz faaliyeti yürütmek amacıyla ortak olduklarını, davalının daha önce aynı sektörde faaliyet gösterdiğini ve işten anlayan taraf olduğunu, ancak ortaklık sürecinde davacının kişilik haklarını zedeleyici davranışlarda bulunduğunu, müşterilere kendisini sekreter olarak tanıttığını, işlerini takip etmediğini, işyerine gelen çalışan adaylarını tehdit ederek uzaklaştırdığını, iş görüşmesine gelen kişiye ve kendisine bıçakla saldırıda bulunduğunu, müşterileri başka şubeye yönlendirdiğini, şirketin ticari itibarını zedelediğini, ayrıca işyerine alınan cihazın taksitlerine ilişkin yanlış beyanda bulunarak maddi zarara uğramasına neden olduğunu ileri sürerek maddi ve manevi tazminat talep etmiştir.Mahkemenin davanın temelini haksız rekabete dayandırarak inceleme yapıp karar verdiği görülmektedir. Ancak dava dilekçesindeki taleplerin, kurulan bir iş ortaklığı çerçevesinde ortaklık amacına uygun düşmeyen davranışlara ve kişisel hakkın ihlaline dayandırıldığı görülmektedir.Bu nedenle Mahkemenin görevli olup olmadığının tayin ve tespitinde taraflar arasındaki ilişkinin aydınlatılması önem arz etmektedir. Davacı dava dilekçesinde bir şirketin şubesi olarak faaliyette bulunmak üzere ortak olduklarını ifade etmiş, devamında ise hisse devrinden söz etmiştir. Hisse devri olarak söz edilen dava dilekçesine ekli noter belgesinin incelenmesinde, bunun bir ticari işletme devrine ilişkin olduğu, ... adlı işletmenin davalı tarafça davacıya devredildiği ve fakat isim hakkının davalıya ait olduğunun belirlendiği görülmektedir.Dava dilekçesindeki anlatımlara göre uyuşmazlık bu ticari işletmenin devrinden de kaynaklanmamaktadır. İleri sürülen iddiaların ortaklığın devamı sürecinde olduğu açıkça vurgulanmıştır.Dava dilekçesi ekinde yer alan devir sözleşmesinin, bir limited şirketteki pay devrinden ziyade bir işyerinin işletme hakkının devrine ilişkin olduğu dikkate alındığında; taraflar arasındaki ilişkinin gerçekten bir limited şirket ortaklığı mı yoksa işletilen işyeri temelinde kurulan bir adi ortaklık ilişkisi mi olduğu hususunun dosyada tam olarak açıklığa kavuşmadığı anlaşılmaktadır.6098 sayılı TBK’nın 620 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklık, iki yada daha fazla kişinin emek ve mallarını ortak bir amaca erişmek için birleştirmeyi üstlendikleri sözleşme türüdür. Tarafların tacir olmamaları halinde adi ortaklıktan kaynaklı tüm uyuşmazlıklar genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemeleri'nin görev alanı içerisine girmektedir. Aynı şekilde kişisel hak ihlallerine dayalı manevi tazminat davalarında da görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleri'dir.Tarafların limited şirkette pay sahibi olmaları halinde ise haksız rekabete dayalı tazminat isteme hakkı şirkete aittir.O halde Mahkemece yapılacak iş, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin aydınlatılmasına yönelik olarak tarafların beyanlarının alınması, işletmenin veya şirketin ticaret sicil kayıtlarının getirtilmesi, tarafların tacir olup olmadıklarının araştırılması, aradaki ilişkinin adi ortaklık ilişkisi olması ve tarafların da tacir olmamaları halinde dosyada görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunun gözetilmesi; tarafların limited şirkette pay sahibi olmaları halinde ise haksız rekabete dayalı talepler yönünden davacının aktif husumet ehliyetinin değerlendirilmesi, kişisel hakka dayalı manevi tazminat talebi yönünden ise dosyanın tefrik edilerek bu konuda görevli mahkemelerin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu gözetilip sonucuna göre karar verilmesidir. Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ALANYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 07/06/2023 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davacıya İADESİNE, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE, 8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi....