Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde "dopinggo" markasına ilişkin YIDK kararının iptali davasında görsel, işitsel ve anlamsal benzerlik iddialarının incelenmesi.
Özet: Davacı, kendi "dopinggo" markasının tipografik tasarımı, renkleri ve "go" ekinin ayırt ediciliği nedeniyle davalıya ait "dopinghafıza" serisi markalardan görsel, işitsel ve kavramsal olarak farklı olduğunu, aynı tescil sınıfında olsalar dahi hizmetlerin ve genel etkinin ayrıştığını savunarak YIDK kararının iptalini talep ederken; davalılar ise, her iki tarafın markalarında ortak bulunan "doping" ibaresinin baskın unsur olduğunu, hizmetlerin aynı veya benzer nitelikte olduğunu ve ortalama tüketicide karışıklık ya da markalar arasında ekonomik bağlantı olduğu izlenimi yaratacağı gerekçesiyle davanın reddini istemektedir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/123 Esas - 2025/521

T.C.
ANKARA
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA
Esas No : 2025/123
Karar No : 2025/521
....
Dava : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali
Dava Tarihi : 21/03/2025
Karar Tarihi : 25/12/2025
Gerekçeli Kararın
Yazıldığı Tarih : 25/12/2025
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili dilekçelerinde özetle; her ne kadar müvekkiline ait marka ve davalıya ait bazı markalar aynı tescil sınıfında (35. Sınıf) tescil edilmiş olsalar da sundukları hizmetlerin birbirlerinden oldukça farklı olduğunu, müvekkiline ait markanın tipografik tasarıma düz ve sade bir yazı karakterine sahip, siyah ve yeşil renklerden oluşurken, davaya konu markalar grafik ağırlıklı bir tasarıma insan başı silueti ve küresel şekillere sahip olup mavi ve kırmızı tonlarında renklere sahip olduğunu, müvekkiline ait markanın baskın unsurunun dopinggo kelimesi olduğunu, kaldı ki müvekkili markada dopinggo kelimesinin ... kısmı siyah renk ile yazılmışken “go” kısmı tüketicinin gözüne hitap edecek ve dikkatini çekecek bir şekilde yeşil renk ile yazılmış ve şekil ile desteklenmiş olduğunu, bununla birlikte, görsel algı önce dışta bulunan elemanları ayırt ettiği için, sonda yer alan harfin, kelimenin iç kısımlarında yer alan harflere kıyasla, daha büyük etkiye sahip olacağını, bu yönüyle dopinggo markasına bakan tüketicinin ilk göreceği unsurun açıkça kendini ayrıştıran “go” unsuru olduğunu, “dopinggo” markası yazıldığı gibi okunmakta olup tek kelimeden oluştuğunu, kelimenin içerisinde İngilizce ibareler bulunsa da tüketicinin markayı Türkçe şekilde okuyacağını, bu bakımdan markanın .... şeklinde okunacağını, hecelere ayrıldığı takdirde ise okunuş biçiminin .... şeklinde olacağını, davalı markalardan örnek vermek gerekirse; örneğin ... Hafıza markasının okunuşu hecelere ayrıldığında ....şeklinde olacağını, görüldüğü üzere işitsel olarak “go” ibaresinin marka bakımından ayırt edici nitelikte olduğunu ve davalı markalarından ayrıştığını, müvekkilinin marka başvurusu ile davalıya ait markaların anlamsal ve kavramsal açıdan bıraktıkları bütünsel/genel etki birbirlerinden farklı olduğunu ve kendi içlerinde bir bütün olarak ele alınıp değerlendirilmeleri halinde markalar arasında benzerlik bulunmadığını, dolayısıyla da somut olayda uyuşmazlık konusu markaları oluşturan kelimelerin kavramsal ve anlamsal bakımından farklılıkları dikkate alındığında davalıya ait markalar ile “dopinggo” markasının birbirinin yerine geçmesi veyahut çağrıştırması, karıştırılmasının söz konusu olmadığını, davalının, ... kelimesini mal veya hizmetle ilgili övgü niteliğinde bir mesaj olarak kullandığını, söz konusu kelimenin ayırt ediciliğinin de bu sebepten ötürü oldukça düşük olarak kabul edilmesi gerektiğini ifade ederek,... sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı .... vekili cevaplarında özetle; davacının başvuru markası ile diğer davalının itiraz konusu markalarının ortalama düzeydeki tüketiciler nezdinde karıştırılabilecek derecede benzer olduğunu, ayrıca diğer davalının markaları kapsamında yer alan hizmetler ile davacının marka başvurusu kapsamında yer alan hizmetlerin de aynı/aynı tür olduğunu, davacının başvuru markası ile diğer davalıya ait olan itiraz konusu markalarının görsel, işitsel ve sesçil anlamda oldukça benzer olduğunu, markalarda ...kelimesinin birebir yer aldığını ve sınıfsal benzerliğin de bulunduğunu, markalarda vurgunun ilk hecede olduğu ve ilgili tüketici kesiminin de markanın başlangıç kısmına sonuç kısmına nazaran daha çok odaklandığı hususları da dikkate alındığında söz konusu markaları yan yana gören ortalama tüketicilerin, anılan markaları kullananların aynı olduğu yanılgısına düşebileceklerini, tüketicilerde marka sahipleri arasında iktisadi yönden bir bağlantı bulunduğu yönünde bir izlenim oluşabileceğini, diğer bir ifade ile markalar arasında SMK 6/1 anlamında karıştırılma/iltibas ihtimalinin bulunduğunu ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili cevaplarında özetle; müvekkili şirkete ait markalar ile davacının marka başvurusunun kapsadığı mal ve hizmetlerin aynı ya da oldukça benzer olduğunu, müvekkili şirkete ait seri markaların; dopinghafıza, ..., ... ygs-lys, ... notlar şekil, ... teknoloji, ... technology, ... teknoloji tırı, ... yeni nesil öğrenme platformu, ... bilişim teknolojileri, ... hafıza teknoloji takımları, ibareli markalar olduğunu, yalnızca ilk bakışta dahi söz konusu markalarda tekrar eden ve sayılan tüm markalarda ortak olarak yer alan ibarenin “...” ibaresi olduğunu, müvekkili şirkete ait tüm bu markaların asli, ayırt edici unsuru ve çatı markasının ....” ibaresi olduğunu, ilgili markada yer alan renk ve “go” ibaresinde yer alan grafik unsurlarının markanın genel izlenimine esaslı bir etkisi olmadığından ayırt edici niteliğinin bulunmadığını, bunun yanında, “...” ve “go” ibarelerinin iki ayrı kelime unsuru olduğunu, tüketici nezdinde ilk bakışta fark edildiğini, davacının “dopinggo” ibareli logo tasarımında “...” kelimesinin siyah ve logo görseli içerisinde en büyük yeri kaplayacak şekilde yazıldığını, devamına gelen “go” ibaresinin ise yeşil renkte ve silik oluşturulduğunu bu sebeple kullanımdaki esaslı ve asli vurgunun “...” ibaresi üzerine yoğunlaştığını, “Go” ibaresinde yer alan yeşil renk ve “o” harfinde yer alan şekil unsurunun, markada ön plana çıkmaya yetecek ayırt ediciliğe ve herhangi bir özgünlüğe sahip olmaması sebebiyle marka benzerliği karşılaştırılmasında göz ardı edilecek tali unsurlardan olduğunu, müvekkiline ait olan ... + ...... ibareli markaların temel seslendirme unsurunun iki kelimeden oluşan do-ping kelimesi olduğunu, davacının “dopinggo” ibareli marka seslendirmesinin ise .... şeklinde gerçekleşeceğini, her iki seslendirme biçiminde de baskın olan ve 3. kişilerin dikkatini çekecek ilk ibarenin “...” ibaresi olduğunu, asli unsuru “...” olan davacıya ait “....” başvuru markası müvekkiline ait “...” asli ibareli seri markaları ile görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzer olup; ortalama tüketici nezdinde ayırt edilemez nitelikte olduğunu ve tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimali bulunduğunu, her ne kadar davacı tarafça ... ibaresinin “Bir spor yarışması sırasında vücuda ek enerji sağlamak için kullanılan uyarıcı ilaç.” anlamına geldiği, bu kelimenin ayırt ediciliğinin bulunmadığı ifade edilmişse de; kabul anlamına gelmemekle birlikte, ... ibaresinin kullanımının sağlık sektörü bakımından ayırt ediciliğinin bulunmadığının düşünülebileceğini ancak ... ibaresinin sağlık sektörü haricindeki kullanımlarda ayırt ediciliğinin yüksek olduğunda şüphenin bulunmadığını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE :
Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.
Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, .... kararının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davacının ..... ibareli marka başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır.
Davaya konu .... Sınıflandırma Sisteminin 35.Sınıf mal/hizmetleri kapsayacak şekilde marka tescil başvurusunda bulunulduğu, başvurunun ilanına karar verildiği, davalı şirket tarafından dava konusu markanın yayımına....", "...", "... bilişim teknolojileri", "... yeni nesil online eğitim platformu", "... hafıza teknoloji takımları", "dopinghafıza" ibareli markalarına dayanarak itirazda bulunduğu, itirazın kabulüne karar verildiği, işbu kabul kararına karşı davacının itirazda bulunduğu, .... sayılı kararı ile itirazın ve başvurunun reddine nihai olarak karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Davacıya ait dava konusu markanın kapsamındaki dava konusu hizmetlerin davalının redde gerekçe markalarının (....) kapsamında aynı/aynı tür olarak yer aldığı anlaşılmıştır.
Mal ve hizmetlerin benzerliği değerlendirilirken de çekişme konusu mal ve hizmetlerin ortalama tüketici kitlesi, doğal yapısı, kullanım amacı, fiyatı, alım sıklığı, üretim dağıtım ve satış kanalları ile yerleri, rekabet, ikame veya tamamlama ilişkisi olup olmadığı gibi bütün faktörler dikkate alınmalıdır.
Tüketicinin dikkat ve bilinç seviyesi, markalar arasındaki iltibas riskini etkileyecek bir unsurdur. Dikkati düşük olan tüketici kitlesine yönelik emtiaların tescillendiği markalarda iltibas riskinin daha yüksek olacağı açıktır. Diğer yandan, tüketicinin bilinç ve dikkat seviyesi tek başına iltibas riskini oluşturan unsurlardan değildir. Marka işaretlerinin ne derece ayırt edici olduğu, markanın ne derece iltibas riski taşıdığı, markaların korunma düzeyinin ne aşamada değerlendirileceği de iltibas riskinin tespitinde önem taşımaktadır.
Somut olayda benzer bulunan 35.01 ve 35.03 alt grupların profesyonel iş yaşantısı akışında ihtiyaç duyulan ve profesyonel işletmeler tarafından tüketiciye sunulan nitelikteki muhasebe, iş yönetimi, reklamcılık, ithalat – ihracat vb. hizmetlere ilişkin olduğu, tüketicilerin bu hizmetlerden sık ve rutin olarak yararlanmadığı, çoğu zaman muhtelif bilgi kaynaklarından bilgi sağlayarak ve araştırma yaparak hizmeti sunacak olan işletmeyi belirlediğinden ilgili hizmetler bakımından alıcıların bilinç düzeyi daha yüksek tüketicilerden oldukları anlaşılmıştır. Bununla birlikte alıcı bu araştırmayı çoğu zaman bireysel bir şekilde yaptığından, her ne kadar dikkat ve özen düzeyi nispeten daha yüksek olacak ise de bu durumun ilgili tüketicinin hiçbir koşulda yanılgı yaşamayacağı gibi bir sonucu beraberinde de getirmeyeceği, özellikle internet üzerinden tüketicinin yapmış olduğu araştırmalar sonucunda tercihlerini somutlaştırmak yönünde gerçekleştirdiği eylemlerinde, bilinç düzeyi ne kadar yüksek olursa olsun birbirine benzer işaretler ile karşı karşıya kaldığında yanılma ihtimalinin süregeleceği de her somut olay özelinde detaylı olarak değerlendirilmelidir.
Markalar arasında benzerlik değerlendirmesinde temel ilke, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılması gerekmektedir. Global değerlendirme gereği, markaların unsurları bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla aslolan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır.
... kararlarından da izlenebileceği gibi, karıştırma olasılığının değerlendirmesi, aslında ileriye dönük bir tetkiktir. Bu tetkikte; “Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları” ve “davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak, global olarak yapılmalıdır”.
Bununla birlikte markalar esas ve yardımcı unsur olmak üzere iki unsurdan meydana geldiği asla göz ardı edilmemelidir. Markayı benzerlerinden ayırt etmeye yarayan markada diğer unsurlara göre daha ön planda olan unsur esas unsur iken; esas unsura göre nispeten arka planda olan, malın ve hizmetin temel özelliklerini veya sair özelliklerini belirten ve esas unsura bağlı ve onunla ilişki içinde bulunanlar yardımcı unsurdur. Markaları benzerlerinden ayıran en önemli unsur esas unsurlardır. Markanın ayırt ediciliği ve iltibasa sebebiyet verip vermediği gibi hususlar esas unsur nazara alınarak tespit edilir.
Dava konusu marka, beyaz zemin üzerine, siyah renkte, standart yazı tipi kullanılarak, küçük harflerle, “...” ibaresi ile yeşil renkte “go” ibaresinin yan yana yazıldığı, herhangi bir figüratif unsur içermeyen kelime markasıdır.
Davalıya ait markalar, “...” ibaresi ile birlikte ayırt edici niteliğe haiz olmayan veya ayırt edici niteliği zayıf olan “notlar, YGS-LYS, teknoloji, technology, teknoloji tırı, bilişim teknolojileri, yeni nesil online eğitim platformu, hafıza, teknoloj, takımları” gibi ibareler, bazılarında da figüratif unsurların yer aldığı kelime markaları veya karma markalardır. Marka hukukunda söz görünümden yüksek sesle konuşur” ilkesi gereğince, ayrıca marka işaretlerinde yer alan “...” ibaresinin diğer kelime unsurlarına kıyasla daha ön planda ve ayırt edici niteliğinin yüksek olduğu dikkate alındığında davalı markalarının esas unsurunun “...” ibaresi olduğu değerlendirilmiştir.
Dava konusu marka ile davalı markalarında “...” ibaresinin ortak olarak yer aldığı anlaşılmış olup bu hususun markalar arasında marka işaretleri bakımından karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
... ibaresinin “Bir spor yarışması sırasında vücuda ek enerji sağlamak için kullanılan uyarıcı ilaç.” (....) anlamına geldiği,
Bu kapsamda markalar görsel, işitsel ve kavramsal olarak değerlendirildiğinde, dava konusu markanın davalının redde gerekçe markalarının esas unsuru olan “...” ibaresini aynen içerdiği, her ne kadar dava konusu marka “go” ibaresi ile bitiyor olsa da, “...” ibaresinin ve “go” ibaresinin farklı renklerde yazıldığı, ilgili tüketicinin algısının ibarenin başındaki farklı renkte yazılmış ayırt edici niteliği daha yüksek, anlamlı kelime olan “...” ibaresi üzerinde olacağı, “go” ibaresinin görsel, işitsel ve kavramsal bakımdan dava konusu markanın üzerinde kullanılacağı emtianın ilgili tüketicileri nezdinde iltibası önleyici mahiyette olmadığı, ilgili tüketicinin dava konusu markayı davalının markalarının bir serisi olarak algılama ihtimalinin kuvvetle muhtemel olduğu, dolayısıyla, işletmeler arasında bir farklılığa yol açmayacağı değerlendirilmiş, dava konusu marka ile davalı markaları arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu kanaatine varılmıştır.
Güncel mevzuat gereğince iltibastan söz edilebilmesi için işaret aynılığı / benzerliği ile mal veya hizmet aynılığı / benzerliği bir arada bulunmak zorundadır. Bunun yanı sıra halk (ilgili tüketici kitlesi) tarafından markaların karıştırılma ihtimali ve karıştırılma ihtimalinin markalar arasında ilişki olduğu ihtimalini kapsaması gerekmektedir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi, karıştırılma ihtimali bulunduğunu kabul etmek için yeterli olacaktır.
“Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir.”
Elbette bu değerlendirme yapılırken markaların tescilli oldukları sınıflar da göz önünde bulundurulmalıdır. Markaları oluşturan işaretler arasındaki benzerlik, alıcıları satın almayı düşündükleri mal ve hizmet yerine, bir başka mal ve hizmeti almak durumunda bırakması kadar, alıcıların iki farklı mal veya hizmet karşısında olduklarını bilmelerine rağmen bu markaların aynı kişiye ait olduğunu sanmaları ya da bu malları üreten işletmeler arasındaki idari - ekonomik anlamda bir bağlılığın bulunduğu düşüncesine kapılmaları da iltibas tehlikeleri içinde ele alınmalıdır.
Doktrinde kabul edildiği üzere iki marka arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesidir.
İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesidir. Bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabilecektir. Böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacaktır. Nitekim tüketiciler daha önce gördükleri, satın aldıkları mal veya hizmetin markasının, göz ve kulağında kalan izine, hatırlayabildikleri kadarıyla hafızalarında kalan özelliklerine dayanarak sonraki alışverişlerinde aynı veya benzer markayı taşıyan ürünü/hizmeti satın almayı tercih ederler. Dolayısıyla, benzer işareti gören ve duyan tüketiciler daha önce tanıdıkları markaların bıraktığı intibaı hatırlayarak, yeni markanın daha önce görmüş oldukları markanın bir başka versiyonu, serisi, uzantısı olduğunu veyahut da bildikleri marka sahibi tarafından verilmiş bir lisans ile söz konusu ürünün üretildiğini düşünürler. Marka hukuku anlamında “imaj transferi” kavramının karşılığı olan bu durum sonraki markanın, önceki markanın ticaret sahasında sahip olduğu avantajdan yararlanması sonucunu da beraberinde getirmektedir.
Bunun yanı sıra markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin değerlendirmesinde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Avrupa Topluluğu Adalet Divanı iltibas ihtimalinin belirlenmesinde, ortalama tüketici testinin uygulanmasını isteyerek değerlendirmeye konu ürünün ortalama tüketicisini de makul düzeyde bilgili, dikkatli ve tedbirli olarak tanımlamıştır. Yine ... kararlarında belirtildiği üzere; “ortalama alıcılar/kişiler”, çabuk aldanabilen kişiler olmadığı gibi aptal ya da budala da değildir. Mal/hizmetin alıcısı olarak dikkate alınacak olan bu kişiler; orta düzeyde zekâ ve dikkate sahip olan, işareti/markayı anımsaması da sıradan olan kişilerdir.
Neticede, hem dava konusu markanın kapsamındaki dava konusu hizmetlerin redde gerekçe markaların kapsamında ....) aynı/aynı tür olarak yer alması, hem dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında işitsel, görsel ve kavramsal olarak iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik bulunması nedeniyle bilinç düzeyi yüksek olan tüketici kitlesinde bile dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında dava konusu hizmetler bakımından karıştırılma ihtimalinin söz konusu olduğu kanaatine varılmıştır.
Neticede, bilirkişi raporu, toplanan delillerden ve tüm dosya kapsamından;
Dava konusu markanın kapsamındaki dava konusu hizmetlerin redde gerekçe markaların (2021 .... sayılı marka HARİÇ) kapsamında aynı/aynı tür olarak yer aldığı, dava konusu marka ile davalı markaları arasında işitsel, görsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu, dava konusu marka ile davalı markaları arasında dava konusu hizmetler bakımından karıştırılma ihtimali bulunduğu, .... kararının yerinde olduğu ve iptali şartlarının oluşmadığı anlaşıldığından, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Davanın Reddine,
Alınması gereken harç peşin alındığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
Davalı kurum ve davalı şirket kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.25/12/2025
Kâtip Hâkim ....
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır