İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde görülen, 160.000 TLlik senet üzerindeki imza itirazının iptali davasında çelişkili bilirkişi raporları ve hile iddiaları ele alınıyor.
Özet: Davacı tarafından 160.000 TLlik senede dayalı icra takibine davalının imza inkarı nedeniyle yaptığı itirazın iptali talebiyle açılan davada, ilk derece mahkemesi Adli Tıp Kurumu raporlarına dayanarak senedin üzerindeki imzanın kuvvetle muhtemel davalıya ait olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir; davacı vekili ise istinaf başvurusunda bulunarak, kendi uzman raporlarının imzanın davalıya ait olduğunu kesin olarak belirttiğini, davalının imza mukayeselerini yanıltmak amacıyla hileli yollara başvurduğunu ve aralarındaki toplantı tutanağının disputed senedi zımnen kabul niteliğinde olduğunu ileri sürmüştür.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2022/925
KARAR NO: 2026/1119
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 09/11/2020
NUMARASI : 2015/717 Esas - 2020/542 Karar
DAVA: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: 16/09/2026
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının alacağına karşılık dava dışı ... ve davalı ...'in birlikte keşide ettiği 28/06/2012 ödeme tarihli 160.000,00 TL'lik senetim davacı şirketin yetkilileri ve çalışanları önünde imzalanarak ve taraflarına teslim edildiğini, davacı şirket ile davalı ...’in ticari ilişkileri devam ederken 21.09.2013 tarihli toplantı ile taraflar arasındaki servis hizmetleri ve ücretleri hakkındaki sonuçların kalem kalem yazı ile tutanak altına alındığını, 21.09.2013 tarihli tutanakta davacı şirketin borçları, yaptığı ödemeler yazılmış ve kalan 73.000,00 TL’lik ödemenin ... ve ... tarafından tanzim edilmiş 23.06.2012 tanzim tarihli 160.000,00 TL’nin kendilerine ödendiği tarihten sonra davalı ...’e ödeneceğinin belirtildiğini, tutanağın teslim tesellüm niteliğine haiz belge olduğunu, davalı ... aleyhine İstanbul 7. İcra Dairesi'nin... E. sayılı dosyası ile yasal takibe geçildiğini, dosya borçlusu/davalı ...'in tamamen kötü niyetli, haksız ve mesnetsiz olarak İstanbul 8. İcra Mahkemesi’nin 2014/846 E. sayılı dosyasında söz konusu kambiyo evrakı üzerindeki imzaya itiraz ederek söz konusu icra dosyasını durdurmayı amaçladığını, ancak diğer takip dayanağı olan 21.09.2013 tarihli tutanağın üzerindeki imzaya itiraz etmediğini, mahkemece yargılama sonucunda mahkeme hatalı ve eksik olarak düzenlenen bilirkişi raporuna dayanarak imza itirazının kabulüne, takibin durdurulmasına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi nedeniyle kararın taraflarınca temyiz edildiğini, İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi bünyesinde bulunan Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenen bilimsel mütalaa sonucunda senetteki imzanın mukayese imzalar ile karşılaştırıldığında imzanın kesin olarak ...’e ait olduğu kanaatine varıldığını beyanla, imzaya itiraz eden davalı hakkında itirazın kaldırılması ile kötüniyet ve imza inkar tazminatlarına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı asil cevap dilekçesinde; davacı ile anlaşma yapılmasına rağmen hiçbir hizmet alınmadığını, ortada keşide edilmiş fatura veya işlerin yapıldığına dair iş bitirme tutanaklarının olmadığını, senet üzerindeki imzanın kendisine ait olmayıp ...'in eli ürünü olduğunu, bununla ilgili İstanbul 8. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2014/846 E. sayılı dosya ile karar verildiğini dosyanın bekletici mesele yapılmasını talep ettiğini, davacının akiti tek taraflı fesh ettiğini ve işlerin gerçekleşmediğini, asıl kendisinin yaptığı işler nedeniyle davacı şirketten alacaklı olduğunu, tutanakta görüleceği üzere davacı şirketin 31.000,00 TL yaptığı hizmetlere karşılık kendisine ödeme yaptığını bakiye miktar 73.000.00 TL daha ödeme yapmayı vaat ettiğini, fakat bu ödemeyi yapmadığını, tutanağa hile ile, 23.06.2012 tarihli 160.000.00 TL'lik senet ödendikten sonra firma borçlarını yani 73.000,00 TL'yi kendisine ödeyeceğine dair ibare yazıldığını, farkına varmaksızın bu kağıtları imzaladığını, davacının hile hurda ile kendisine olan borcunu ödemeye yanaşmadığı gibi kendisinden 160.000,00 TL tahsil etmeye çalıştığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taraflar arasında ki ticari ilişki nedeniyle davacının alacağına karşılık olarak aldığı 160.000,00 TL senet nedeniyle davalıdan alacaklı olduğunun tespiti ile dava konusu senetteki imzanın davalının eli ürünü olup olmadığının tespiti talepli davada, aldırılan 28.11.2018 tarihli ve 11.06.2020 tarihli Adli Tıp Kurumu raporlarında davalı asilin söz konusu imzalarının mevcut mukayese imzalarına kıyasla kuvvetle muhtemel ...'in eli ürünü olmadığı hususları tespit edilmiş olduğu gerekçesiyle '' Davanın reddine'' dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili tarafından süresinde sunulan istinaf dilekçesinde; davacı şirketin kule vinç temini işinde yaşanan aksama nedeniyle borçlu duruma düşen ... ile kefil ...'in imzaladığı senet üzerinden icra takibi başlattığı, davalı ...'in imzaya itiraz etmesi üzerine itirazın iptali davası açıldığını, mahkemece aldırılan Adli Tıp Kurumu raporunda imzanın davalıya ait olmadığı belirtilse de, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı raporunda imzanın davalıya ait olduğunun tespit edildiğini, ayrıca davalının imza tespiti için gerekli olan bilgi formlarında ve faturalarda farklı imzalar atarak çift imza ile hileli yollara başvurduğu, bu belgelerin mukayese için Adli Tıp'a gönderilmediği, 21.09.2013 tarihli toplantıda taraflar arasında düzenlenen tutanakta davalının şikayete konu senedi zımnen ikrar ettiği, 160.000,00 TL'lik senedin ödenmesinden sonra kendisine ödeme yapılacağını kabul ettiği, bu tutanağın borç yenilemesi niteliğinde olduğunu ve üzerindeki imzaya hiçbir itirazın bulunmadığını, davalının şikayetleri sonucunda savcılıktan verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda da senedin ve imzanın kabul edildiği yönünde tespitlerin yer aldığını, yerel mahkemenin davalının imzasını taşıyan ve senedi ikrar eder nitelikteki 21.09.2013 tarihli tutanağı hiçbir gerekçe göstermeksizin göz ardı etmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE
Dava, hizmet sözleşmesi kaynaklı kambiyo sebebi nedeniyle başlatılan icra takibine vaki itirazın kaldırılması istemine ilişkindir.
Davacı İstanbul 7. İcra Dairesi'nin... E. sayılı dosyasındaki borcun sebebi bonodaki imzaya itiraz eden davalının imzaya itirazının haksız olduğunu, 21.09.2013 tarihli tutanak da dikkate alınarak borçlu olduğundan İstanbul 8. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2014/846 E. 2014/1377 K. sayılı dosyasında yapmış olduğu imzaya itirazın kaldırılması gerektiğini iddia edilmiş, davalı ise bono üzerinde imzanın kendisine değil borçlu ...'e ait olduğunu davacıya borçlu olmadığını savunmuş olup İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde alınan ATK raporlarına itibar edilerek davanın reddine dair verilen karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstanbul 7. İcra Müdürlüğü’nün... E. sayılı dosyası ile takip alacaklısı .... Ltd. Şti. tarafından takip borçluları ... ve .... Ltd. Şti. aleyhine 160.000,00 TL asıl alacak ve 28.683,84 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 188.683,84 TL üzerinden 08.06.2012 düzenleme 23.06.2012 ödeme tarihli 160.000,00 TL bedelli bono dayanak yapılarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile başlatılan icra takibi nedeniyle ... tarafından İstanbul 8. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2014/846 E. sayılı dosya ile 13.06.2014 tarihinde .... Ltd. Şti.'ya yönelik imzaya itiraz edildiğini, dosyada 30.12.2014 tarihli 2014/1377 K. sayılı karar ile "Alınan grafolojik raporla sabit olduğu üzere takip ve dava konusu senetteki imzanın davacı ...'e ait olmadığı anlaşıldığından DAVANIN KABULÜNE, takibin davacı açısından durdurulmasına," dair karar verildiğini, karara karşı davalı tarafça yapılan temyiz başvurusu üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 07.12.2015 tarih ve 2015/29614 E., 2015/30551 K. sayısı ile mahkeme kararının onamasına karar verildiği, karar düzeltme başvurusu üzerine ise Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 11.05.2016 tarih ve 2016/8762 E., 2016/13980 K. sayılı karar düzeltme dilekçesinin süre aşımı bakımından reddine dair karar verildiği anlaşılmıştır.
Dava konusu kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takipteki borcun sebebi 08.06.2012 düzenleme 23.06.2012 ödeme tarihli 160.000,00 TL bedelli bono üzerinde davacı .... Ltd. Şti. alacaklı, dava dışı ...'in borçlu ve davalı ...'in kefil olarak yer aldığı, davalının imzasına itiraz ettiği, itiraz ilişkin İlk Derece Mahkemesince aldırılan 28.11.2018 tarihli ATK raporu ve çelişkileri gidermek amacıyla itiraz sonucu aldırılan 11.06.2020 tarihli ATK Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu raporunda imzanın davalının eli ürünü olmadığının kuvvetle muhtemel olarak bildirildiği, raporun ilgili bono düzenleme tarihi itibariyle mukayeseye esas yeterli sayıda imza örnekleri dikkate alınarak düzenlenmiş olması karşısında itibar edilebilir nitelikte olduğu kanaatine varılmıştır. İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenen 02.03.2015 tarihli bilimsel mütalaada aksi yönde imzanın davalının eli ürünü olduğu kanaat olarak bildirilmiş ise de, bu mütalanın bono aslı değil renkli fotokopi üzerinden düzenlendiği anlaşılmakla bono aslı üzerinden düzenlenmeyen bilimsel mütalaanın itibar edilebilir nitelikte olmadığı tespit edilmiştir. Bu durumda davacının üzerinde bulunan ispat yükü uyarınca takip dayanağı bono üzerindeki imzanın davalıya ait olduğunun kesin bir şekilde ispat edememesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
Davacı taraf 21.09.2013 tarihli tutanak itibariyle davalının borçlu olduğunu da istinaf sebebi yapmış ise de, dava konusu kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile başlatılan icra takibinde 21.09.2013 tarihli tutanağın takipte borcun sebebi olmayan belge niteliğinde olması dikkate alındığında bu konudaki istinaf sebebine de itibar edilmemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmıştır.
Açıklanan sebeplerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf başvurma harcının Hazine'ye gelir kaydına,
3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından davacı tarafından yatırılan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.16/09/2026