İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin, yaralamalı trafik kazası kaynaklı maddi-manevi tazminat talebinde, ölü kişiye karşı açılan davanın taraf ehliyeti kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, 2010 yılında meydana gelen yaralamalı trafik kazası sonucunda bedensel zarar gören davacının, geçici ve sürekli iş göremezlik ile manevi tazminat taleplerine ilişkin olup, davacı vekilinin ilk olarak 1.000,00 TL maddi ve 60.000,00 TL manevi tazminat talep ettiği, ancak mahkemece maddi tazminat taleplerinin reddedilip, 5.000,00 TL manevi tazminatın kazanın olduğu tarihten itibaren avans faiziyle birlikte sigorta şirketinden ve ölen sürücünün mirasçılarından tahsiline karar verildiği, davalı sigorta şirketinin ise kararı avans faizi ve kusur yönünden istinaf ettiği; önceki istinaf incelemesinde, davanın açıldığı tarihten önce vefat eden sürücüye karşı dava açılamayacağı ve dürüstlük kuralı çerçevesinde mirasçılara yönlendirme imkanının HMK m.124 kapsamında değerlendirilmesi gerektiği hususlarının belirlendiği karmaşık bir tazminat davasının sürecini yansıtmaktadır.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A R ESAS NO:2026/106 KARAR NO:2026/1805İNCELENEN DOSYANINMAHKEMESİ:İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİKARAR TARİHİ:25/12/2024NUMARASI:2023/275 Esas - 2024/1038 KararDAVA:Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan TazminatKARAR TARİHİ:16/09/2026Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 02/07/2010 tarihinde davalı... AŞ'nin (Eski Unvan: ...) maliki olduğu ve sürücüsü ... olan ... plakalı aracın park halinde bulunan ... plakalı araca çarpması sonucu ... plakalı aracın yanında bulunan müvekkili ...'yı sıkıştırması sonucu yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini ve kaza nedeniyle müvekkilinin bedensel zarara uğradığını, ... plakalı aracın kaza tarihinde davalı ... A.Ş nezdinde sigortalı olduğunu, kaza nedeniyle müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, davalı sigorta şirketine davadan önce müracaat edildiğini ancak tazminat taleplerinin reddedildiğini belirterek HMK m.107 kapsamında şimdilik 500,00 TL geçici iş göremezlik ve 500,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 1.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihindeki sigorta limitlerini aşmamak kaydıyla kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 60.000,00 TL manevi tazminatın ise kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı işleten ve sürücüden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili, 05/03/2020 tarihli ıslah dilekçesi ile 1.437,89 TL tazminatın sigorta şirketi bakımından temerrüt tarihinden, diğer davalılar bakımından ise kaza tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir. Davalı... A.Ş. (Eski Unvan: ...) vekili cevap dilekçesinde özetle; iş bu davanın yasal süresi içerisinde açılmadığından zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini, kazanın meydana gelmesinden müvekkili şirketin kusuru bulunmadığını, davacının kusurlu olduğunu,manevi tazminat taleplerinin fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Diğer davalılar davaya cevap vermemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davacının sürekli ve geçici iş göremezlik tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine, davacının manevi tazminatının kısmen kabulüne ile 5.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 02/07/2010 itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... Şirketi’nden ve müteveffa ... mirasçıları olan dahili davalılardan ...; ...; ...; ...'dan (Sivas 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin : 2024/681 Esas 2024/697 Karar sayılı ilamında yer alan veraset payları oranınca) tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı .... A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı .... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; avans faizi niteliği itibariyle ticari işlemlerde uygulanan temerrüt faizini ifade ettiğini, müvekkili şirketin sorumlu tutulduğu faiz türünün avans faizi olduğu tespitinin kabulü mümkün olmadığını, kusuru olmadığından zarardan müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmadığını, manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanılması kabul edilemeyeceğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Mahkemece ilk verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 14/03/2023 tarih, 2021/1075 Esas, 2023/423 Karar sayılı kararı ile "...Dosyanın incelenmesinde; davalılardan ...'ın dava tarihinden önce 03/04/2015 tarihinde öldüğü anlaşılmaktadır. Kural olarak ölü kişiye karşı dava açılamaz. Aynı şekilde kural olarak ölü kişi aleyhine dava açılması halinde davanın mirasçılarına yöneltilmesine de olanak yoktur. Zira ölü kişinin taraf ehliyeti bulunmamaktadır. (Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 50. ve 114/1-(d) maddeleri) Ancak HMK'nın 124. maddesinde; “Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın rızası ile mümkündür. Bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır. Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hakim tarafından kabul edilir. Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hakim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hakim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder.” şeklinde düzenleme yer almaktadır.Şu hâlde davalının sağ olup olmadığını tespit edememe bir yanılgıya dayanıyor ve bu durum açıkça dürüstlük kuralını ihlal etmiyorsa, daha sonra da kendilerine karşı dava açılması muhtemel olan mirasçılara karşı davaya devam edilmesi mümkün olmalıdır (HGK'nın 11.09.2013 günlü ve E 2013/14-612, K 2013/1297 sayılı ilamı). Şu durumda, mahkemece HMK'nın 124. maddesinin şartlarının mevcut olup olmadığı tartışılıp şartların mevcut olması durumunda taraf teşkili sağlandıktan sonra karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.( Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2020/1662 E.- 2021/455 K.sayılı ilamı)Davalı ...'a yapılamayan son tebligatta vefat ettiğinin belirtildiği halde mahkemece yargılamaya devamla ölü kişi hakkında hüküm kurulması ve gerekçeli karar başlığında gösterilmesi de doğru olmamıştır.Dairemizin karar kapsamına göre diğer istinaf sebepleri inceleme konusu yapılmamıştır." gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince; Dairemiz kararı doğrultusunda HMK m.124/4 kapsamında davalı (müteveffa) ...'ın 03/04/2015 tarihinde vefat ettiği ve davanın 15/06/2015 tarihinde açıldığı ve davacı vekili tarafından davalının ölü olduğu bilindiği halde iş bu davanın açıldığına dair dosyaya yansıyan delil bulunmadığından davalı müteveffa ...'ın mirasçıları davaya dahil edilmek üzere yargılamaya devam olunmuş ve geri çevirme Dairemiz kararında belirtilen tebligat eksikliklerinin tamamlandığı görülmüştür.İlk Derece Mahkemesinin ilk kararına karşı davalı sigorta şirketi maddi tazminat yönünden istinaf talebinde bulunduğu,Dairemizin karar kapsamına göre diğer istinaf sebepleri inceleme konusu yapılmadığı ancak mahkemenin ikinci kez verdiği istinafa konu kararında maddi tazminat yönünden davanın reddine karar verildiği görülmekle yeniden önceki istinaf itirazları incelenmemiştir.Yine mahkemenin ilk kararında hükmedilen manevi tazminat için ikinci verilen hükümde herhangi bir değişiklik olmadığı; miktar faiz türü ve başlangıcı ile sorumlu tutulan davalılar aynı olduğu ve davalı .... A.Ş. vekili ilk kararı istinaf etmediğinden davacı lehine manevi tazminat miktarları, faiz başlangıç tarihi, faizin türü ve sorumlular bakımından usulü kazanılmış hak oluştuğu nazara alındığında davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.Bu nedenlerle; davalı .... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davalı .... A.Ş. vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 213,80 TL harcın mahsubu ile bakiye 213,80 TL harcın davalı .... A.Ş.'den tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.16/09/2026