Yapı tecavüzü, komşuluk hukukuna aykırılık ve ecrimisil istemli davada, imar uygulaması öncesi/sonrası yapılaşmanın tespiti için verilen Yargıtay bozma kararları sonrası yargılama süreci.
Özet: Davaya konu komşu parseldeki yapının taşınmaza tecavüzü ve komşuluk hukukuna aykırı pencereler nedeniyle el atmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil talebiyle açılan davada, yerel mahkemenin davayı reddeden kararı, Yargıtay tarafından iki kez bozulmuştur; ilk bozma kararı, taşkın yapının imar öncesi mi sonrası mı yapıldığının netleştirilmesi eksikliğine dayanırken, ikinci bozma ise yapının farklı katlarının inşa zamanı ve pencerelerin komşuluk hukukuna aykırılık ile somut zarar oluşturup oluşturmadığına ilişkin eksik inceleme gerekçeleriyle verilmiş olup, son bilirkişi raporunda binanın imar uygulaması sırasında tek katlı olduğu, ikinci kat ve çatının ise uygulamadan sonra inşa edildiği belirlenmiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/191 E., 2025/318 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar; taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerine ait 25 parsel sayılı taşınmazın yaklaşık 3 m²’lik kısmına, komşu 24 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki yapının tecavüzlü olduğunu, davalıların murisinin inşaatın yapımı sırasında iyiniyetli olmadığını, binanın ikinci katının yapımı sırasında bilerek müvekkillerine ait taşınmaza tecavüz ettiğini, komşuluk hukukuna aykırı pencereler açtığını ileri sürerek el atmanın önlenmesini, taşkın yapının kâl’ini, pencerelerin kapatılarak komşuluk hukukuna aykırılığın giderilmesini ve beş yıllık ecrimisilin davalılardan tahsilinin talep etmiştir. II. CEVAPDavalılar vekili cevap dilekçesinde; davaya konu 3 m²’lik alanın davacı tarafa ait parsel içinde kalmasının sebebinin imar uygulamaları esnasında yapılan ölçümleme hatası olduğunu, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 41. maddesine göre bu hataların düzeltilebileceğini, müvekkillerinin kötüniyetli olmadığından ecrimisil talep edilemeyeceğini, komşuluk hukukuna aykırı bir durum söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.III. MAHKEME KARARIMahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİA. Birinci Bozma Kararı1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesince davalının imardan önce mülkiyet alanına yapılaştığı, ancak davacının bodrum kat dışındaki katların imar sonrası yapıldığını iddia ettiği, bu durumda taşkın bölümün imar öncesinde mi, imar sonrasında mı yapıldığı hususunun açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olmasının doğru olmadığı belirtilmek suretiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen KararMahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda el atmanın önlenmesi, kâl ve ecrimisil isteklerinin reddine, komşuluk hukukuna aykırılığın giderilmesi talebinin kabulüne karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesince davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Mahkemece, bozmaya uyulduğu hâlde bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği, bozma sonrasında dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporlarında, davaya konu yapının, bodrum kat + zemin kat + 1. normal kat + çatı katı olduğunun belirtilmekle yetinildiği, bu katların (özellikle yapının tecavüzlü kısımlarının) ayrı ayrı imar uygulaması öncesinde mi, imar uygulaması sonrasında mı yapıldığına ilişkin herhangi bir tespitte bulunulmadığı, alanında uzman bilirkişi heyeti oluşturularak, dava konusu taşınmazlara ilişkin imar işlem dosyaları, yapı tatil tutanakları, yapılara ilişkin projeler ve yapı ruhsatları incelenmek ve dava konusu alana ilişkin 29 81... sayılı Kanunlar uyarınca yapılan ıslah imar planı uygulama ölçü krokisinde parseller üzerinde gösterilen B-1 ve B-2 ibarelerinin ne anlama geldiğini de değerlendirmek suretiyle, tecavüzlü olduğu iddia edilen yapının, bodrum kat + zemin kat + 1. normal kat + çatı olarak (özellikle yapının tecavüzlü kısımlarının) imar uygulamasından önce mi, sonra mı yapıldığı hususlarının tespit edilmesi gerekirken bu hususlar göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme ile hüküm verilmesinin doğru olmadığı; davalılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde ise; her ne kadar 24 parseldeki yapının, davacılara ait 25 parsele bakan pencerelerinin kapatılmasına karar verilmiş ise de davalının taşınmazında bulunan el atma oluşturup oluşturmadığı hususunda herhangi bir araştırma yapılmamış olup, Mahkemece davalıların açtığı pencerelerin davacıya zarar verip vermediği, vermiş ise somut zararın ne olduğu hususunda gerekli inceleme ve araştırmaların yapılması, bu pencerelerin komşuluk hukuku açısından katlanma yükümlülüğü kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.3. Yargıtay 8. Hukuk Dairesince davalılar vekilinin karar düzeltme talebinin reddine karar verilmiştir.D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen KararMahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda keşif sonrasında hazırlanan bilirkişi raporundan tecavüzlü binanın imar uygulaması esnasında tek katlı olduğu, 2. kat ve çatı katının uygulamadan sonra yapıldığı, ancak katlarda herhangi bir çıkma olmadığı, pencerelerin yüksek olması nedeniyle doğrudan davacıya ait parseli görmediği, bu durumun komşuluk hukuku gereği katlanılabilir olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.E. Üçüncü Bozma Kararı1. Mahkeme yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.2. Dairemizce, Mahkemece yapılan keşif neticesinde alınan bilirkişi heyet raporunda davalıya ait taşınmazın, aplikasyon krokisinde (E) harfi ile gösterilen 10,20 m² alanlı kısmın bahçe ve binanın bir bölümü olarak (3,86 m²’si bina) davalı tarafından kullanıldığı, bu şekilde davacı taşınmazına tecavüzlü olduğunun tespit edildiği, el atma olgusunun imar uygulaması öncesinde olabileceği gibi imar uygulamasıyla da oluşmasının mümkün olduğu, her iki hâlde de mülkiyet hakkına üstünlük tanınmak suretiyle el atmanın önlenmesine karar verilmesi gerektiği, ancak imar uygulamasıyla oluşan taşkınlıkta davalıya kusur atfedilmesi mümkün olmadığından el atmanın önlenmesine ve kâl’e karar verilecek muhdesat bedelinin belirlenerek davacı tarafa bedelin depo edilmesi için süre ve imkân verilmesi, davacı tarafça bedelin depo edilmesi hâlinde el atmanın önlenmesi ve kâl kararı verilmesi gerekirken taşkınlığın imarla oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilerek hüküm bozulmuş, sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. F. Mahkemece Üçüncü Bozmaya Uyularak Verilen KararMahkemece bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda alınan bilirkişi raporuna göre 48... parselde bulunan 48... parsel üzerindeki binanın taşkın kısmının 12.04.2012 dava tarihi itibariyle yapı bedelinin 4.400,00 TL ve kâl bedelinin 440,00 TL olmak üzere toplam 4.840,00 TL olarak hesaplandığı, davacı vekilinin 4.400,00 TL bedeli depo ettiği, bilirkişi ek raporunda binanın taşkın kısımlarının yıkılması hâlinde binanın tümünün statik yönden olumsuz etkileneceğine dair görüş ve kanaat bildirildiği, imar uygulamasıyla oluşan taşkınlıkta davalıya kusur atfedilemeyeceğinden davacı tarafın ecrimisil talebinin reddi gerektiği belirtilerek davanın kısmen kabulüne, 48... parselde tapuya kayıtlı taşınmaz üzerinde bulunan 19.12.2022 tarihli bilirkişi raporunda "E" harfi ile taralı olarak gösterilen 10,20 m²’lik alana davalı tarafça yapılan el atmanın önlenmesine, bu alanda 3.86 m²’lik kısım üzerinde bulunan yapının kâl'ine, kâl edilecek muhdesat bedeli olarak depo edilen 4.400,00 TL bedelin nemasıyla beraber karar kesinleştiğinde davalılara ödenmesine, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; imar uygulaması esnasında 48... parselde yalnızca bir kat bulunduğunu, imar uygulamasından sonra, davalıların murisi tarafından zemin ve üst katlar çıkma yapılarak binanın genişletildiğini, katlarda herhangi çıkma olmadığı, pencerelerin komşuluk hukuku gereğince katlanabilir olduğu gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmesinin usule, kanuna ve hakkaniyete açıkça aykırı olduğunu, komşuluk hukukunda kusursuz sorumluluk ilkesi geçerli olduğunu, fedakârlığın denkleştirilmesi gerektiğini, müvekkiller ve davalıya ait parseldeki binanın bitişik nizam yapıldığını, davalıya ait bina pencerelerinin müvekkillere ait taşınmazda yaşayanların aile mahremiyetine zarar verecek nitelikte olduğunu, ilgili pencerelerden yayılan koku ve gürültülerden rahatsızlık duyduklarını, Mahkemece denetime elverişli olmayan bilirkişi raporu göz önünde bulundurularak karar verildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; binanın taşkın kısımlarının yıkılması hâlinde binanın tümünün statik yönden olumsuz etkileneceğini, binada meydana getirebileceği riskler sebebiyle binanın bütünlüğüne zarar vereceği bilirkişi raporunda açıkça tespit edilmesine rağmen davanın kabulüne karar verilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, taşkınlığın resmî kurumlar eliyle imar uygulamasının yanlış yapılması nedeniyle ortaya çıktığı ve vatandaşın hiçbir kusurunun bulunmadığının göz önüne alınması gerektiğini, binanın yıkımına neden olacak işlem sebebiyle 4.400,00 TL gibi bir rakam ile müvekkillerin zararının karşılanacağının düşünüldüğünü, bilirkişi heyet raporlarında taşkınlık iddiasının fiili kullanıma uygun olmayan parselasyon işleminden kaynaklandığı, tecavüzü oluşturacak şekilde 25 No.lu parsel tarafında bir büyüme veya ilavenin söz konusu olmadığının belirtildiğini, davacının el atmanın önlenmesi ve kâl talebinin kabulünün, haksız ve hukuka aykırı olarak büyük bir nispetsizlik yaratacağını, fahiş zarara neden olacağını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, mülkiyet hakkına dayalı el atmanın önlenmesi, ecrimisil, kâl ve komşuluk hukukuna dayalı el atmanın önlenmesi istemine ilişkindir.1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3/2 hükmü atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439/2 hükmünde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;Davacılar vekili ve davalılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,Onama harcı davacılardan tam alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, aşağıda yazılı temyiz giderinin davalılara yükletilmesine,Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,1086 sayılı Kanun'un 440/3 hükmünün 1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 23.03.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.(Karşı Oy) - K A R Ş I O Y -1. Uyuşmazlık; el atmanın önlenmesi, ecrimisil, kâl ve komşuluk hukukuna dayalı el atmanın önlenmesi istemlerine ilişkindir. 2. İlk Derece Mahkemesince (İDM) davalı taşınmazının davacı tarafın taşınmazına taşkın kısmının imar uygulamasıyla oluştuğu, bu yönüyle davalının bu taşkınlığa neden olan bir kusurunun olmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş, kararın temyizi üzerine Dairemizce el atma olgusunun imar uygulaması öncesinde olabileceği gibi imar uygulamasıyla da oluşmasının mümkün olduğu, her iki hâlde de mülkiyet hakkına üstünlük tanınmak suretiyle el atmanın önlenmesine karar verilmesi gerektiği, ancak imar uygulamasıyla oluşan taşkınlıkta davalıya kusur atfedilmesi mümkün olmadığından davacı tarafından muhdesat bedelinin depo edilmesi koşuluyla el atmanın önlenmesine ve kâl'e karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozma kararı verilmiştir.3. İDM'ce yapılan yargılama sonunda davalı taşınmazın davacının taşınmazına yapmış olduğu 10,20 m²'lik müdahalenin men'ine, bu alanda 3.86 m²'lik kısım üzerinde bulunan yapının kâl'ine ve muhdesat bedeli olarak depo edilen 4.400,00 TL bedelin davalılara ödenmesine karar verilmiş, temyiz üzerine Dairemizin Sayın Çoğunluğunca anılan karar onanmıştır. 4. Sayın Çoğunluk ile aramızda oluşan uyuşmazlık İDM'ce verilen kâl kararının isabetli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Kanaatimizce binanın kâl'ine karar verilmesi aşağıda belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı olup İDM kararının bu yönden bozulması gerekmektedir. Şöyle ki gerek İDM gerek ise Dairenin kabulünde olduğu üzere davalının binasının davacı tarafa olan taşkınlığı davalının bir eylemi sonucunda değil idare tarafından yapılan imar uygulaması sonucu ortaya çıkmıştır. Bu yönüyle taşkınlıkta davalının bir kusurunun bulunmadığı ortadadır. Öte yandan kâl kararıyla birlikte sadece davalının binasının 3.86 m²'lik kısmı yıkılmayacak dosya arasında bulunan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere bu kısmın yıkılması binanın statiğini etkileyeceğinden tüm binanın yıkılması sonucunu doğuracaktır. 5. Dairemizin bir süredir kabul ettiği içtihadına göre davalının taşkın inşaatının yıkılması fahiş bir zarara yol açacak, buna karşılık yıkılmaması durumunda davacı açısından ciddi bir zarar ortaya çıkmayacak ve davalının kasıtlı bir taşkınlık iradesi bulunmamakta ise bu durumda taşkın kısım yönünden davacıya ödenecek tazminat karşılığında davalı lehine irtifak hakkı kurulması yönünde karar verilmesi gerekmektedir. Böylece tarafların menfaatlerini dengeleyen adil ve hakkaniyete uygun bir anlayış geliştirilmiştir.6. Dairemizin geliştirdiği bu içtihadın dava konusu somut olayda da uygulanmasını engelleyecek bir durum bulunmamaktadır. Aksine davalının hiçbir aktif eylemi ve kusuru olmadan tamamıyla idarenin yapmış olduğu imar uygulaması neticesinde taşkınlık söz konusu olduğundan davalının taşınmazının tümüyle yıkılması sonucunu doğuracak bu somut olayda anılan içtihadın uygulanması taraflar arasındaki menfaat dengesinin korunması ve davalının mülkiyet hakkının ağır bir şekilde zedelenmemesi açısından ayrı bir önem arz etmektedir. 7. Açıklanan nedenlerle İDM kararının kâl yönünden yukarıda belirtilen açıklamalar çerçevesinde bozulması gerekirken aksi yöndeki Sayın Çoğunluğun onama kararına iştirak edilememiştir.