Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde, çıtır kaplamalı ürünler için tescilli Kova markasının tanımlayıcı niteliği, ayırt edicilik kazanıp kazanmadığı ve marka hakkına tecavüz iddialarının incelendiği hukuki uyuşmazlık.
Özet: Yüksek mahkeme, "çıtır kova" markasının, tescilli olduğu "çıtır kaplamalı gıda ürünleri" için ayırt edici bir karakteri bulunmadığını, ürünlerin cinsini, vasfını ve "kova" şeklindeki sunumunu doğrudan tanımlaması sebebiyle Sınai Mülkiyet Kanununda belirtilen mutlak tescil engeline tabi olduğunu, piyasada genel kullanıma açık ve tanımlayıcı bir ibare niteliği taşıdığını belirterek, ilk derece mahkemesinin bu yöndeki kararını onamış ve marka sahibinin tecavüzün tespiti ile önlenmesi taleplerini esastan reddetmiştir.
11. Hukuk Dairesi         2025/4840 E.  ,  2026/2405 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/2078 Esas, 2025/1098 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/67 E., 2022/54 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davalı/birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
1. Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davalı adına 2019/20565 sayılı, “...” ibareli markanın 29. sınıfta yer alan “... kaplamalı gıda ürünleri ile (örneğin çeşitli soslar,galetalar) marine edilmiş her türlü tavuk etleri, her nevi işlenmiş ve işlenmemiş, tavuk etleri, ...” mallarında tescili için 28.02.2019 tarihli başvurusu üzerine markanın davalı adına tescil edildiğini, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 5/1-c hükmü kapsamında ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretlerin, marka olarak tescil edilemeyeceğinin hüküm altına alındığını, buradaki amacın herkesin kullanımına açık olması gereken bir takım işaretlerin bireylerin tekeline verilmesinin önüne geçilmesi ve bu yolla kamu yararının sağlanması olduğunu, bu anlamda tanımlayıcı markaların mutlak tescil engeli kapsamında kaldığı, dava konusu “...” markasının hem tescillendiği “çıtır kaplamalı” gıda ürünlerinin cinsini, çeşidini, vasfını belirtmesi hem de malların kullanım amacını göstermesi sebebiyle tanımlayıcı mahiyet taşıdığı, davalının “...” markasıyla “çıtır kaplamalı tavuk” ürününü “kova” içinde sattığını, dava konusu “çıtır tavuk” markasının, özel bir zihni çabaya mahal bırakmadan mal ile sıkı ilişki sebebi ile malın belli bir özelliğine ve bir kova içinde satışa sunulan çıtır kaplamalı tavuk (gıda) ürününü tanıtmaya yönelik olduğunu, bu ürünün cins ve çeşit amacını göstermeye yönelik esas unsur olarak kullanılamayacağını, davalının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek davalı adına tescilli 2019/20565 sayılı “...” markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davacı vekili birleşen dava dosyasının dava dilekçesinde; müvekkilinin "..." adlı ürünü ile çıtır kaplamalı tavuk ürünlerini piyasaya sunduğunu, bu ibarenin 2019/20561, 2019/20565 tescil numaraları ile Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde marka olarak tescil altına alındığını, davalı tarafın "..." adlı ürünü piyasaya sunduğunu, bu durumun müvekkilinin marka haklarına tecavüz oluşturduğunu, tüketici nezdinde karışıklığa yol açtığını, müvekkilinin ticari itibarının sarsıldığını, ürünlerin renk, yazı tipi, paket üzerindeki ismin bulunduğu açısının aynı şekilde kullanıldığını, ihtarnameye rağmen davalı kullanımların devam ettiğini ileri sürerek müvekkilinin "..." ibareli tescilli markalarına yönelik tecavüz ve haksız rekabetin tespitini ve önlenmesini, men'ini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin tescilli “...” markasının halihazırda yeterli derecede ayırt ediciliğe sahip olduğunu, markanın kullanım yoluyla ayırt edicilik kazandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı vekili birleşen dava dosyasında davaya cevap dilekçesinde; davanın haksız olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada, 2019/... sayılı, "...+ Şekil " ibareli markanın 29. mal ve hizmet sınıfında "çıtır kaplamalı gıda ürünleri ile (örneğin çeşitli soslar, galetalar), marine edilmiş her türlü tavuk etleri, her nevi işlenmiş ve işlenmemiş tavuk etleri, ..." asıl davalı adına tescilli olduğu, hazır yemek sektöründe kızartılmış ürünlerin ... olmalarının beklenen özellikler arasında bulunduğu, yine aynı sektörde kızartılmış tavuk, patates, soğan halkası vb. ürünlerin kartondan yapılmış kap, kutu ya da daha büyük boy olarak sunumlarında karton kova olarak isimlendirilen kutu ve paketler içerisinde satışının yapıldığı, asıl davalı tarafından sunulan bilinirlik araştırması sonuçlarında, davalının kullanıcılar nezdinde ilk akla gelme oranının %10 olduğu, bu durumun bilirkişi raporu ile tespit edildiği, diğer yandan ... kavramının hazır yiyecek (...) sektöründe önceden beri kullanılageldiği, bu ibarenin esasen ürünün sunum şekline ilişkin olduğu, bu kelime öbeğinin anlamından bağımsızlaşarak asıl davalı ile özdeşleşmediği ve yeni bir anlam edinmediği, dolayısıyla söz konusu "..." markasının ayırt edici vasfının bulunmadığı, birleşen dosya kapsamında ise birleşen davalının marka haklarına yönelik bir ihlalinin bulunmadığı, zaten birleşen davacının "..." şeklindeki markasının hükümsüzlüğüne karar verildiği, davadaki talebin bu markaya tecavüz iddiasına ilişkin olduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, TÜRKPATENT nezdinde asıl davalı adına tescilli 2019/... sayılı markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, davalı adına tescilli 2019/... sayılı “...” ibareli markanın hükümsüzlüğü; birleşen dava ise birleşen davanın davacısına ait 2019/205 61... /... sayılı "..." ibareli markalara tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, meni, refi istemlerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 28.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.