Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil davasında, taşınmazda fiili taksim bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararını onadı.
Özet: Paydaşlar arasındaki taşınmaz satışlarına karşı açılan yasal ön alım hakkı davasında, ilk derece mahkemesi davayı iyi niyet kuralına aykırılık nedeniyle reddetmiş, bölge adliye mahkemesi ise önceki malikin taşınmazı fiilen taksim edip taraflara ayrı ayrı yerleri teslim ettiğini tespit ederek davanın bu nedenle reddine karar vermiştir. Yargıtay, bölge adliye mahkemesinin fiili taksim olgusuna dayalı ret kararını hukuka uygun bularak onamış ve davacının temyiz itirazlarını reddetmiştir.
7. Hukuk Dairesi         2025/5931 E.  ,  2026/1504 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/1220 E., 2025/2050 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/268 E., 2022/591 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının paydaş olduğu 411 parsel sayılı taşınmazda dava dışı pay malikinin yaptığı satışlarda paydaş hâle gelen davalılara karşı yasal ön alım hakkı bulunduğunu ileri sürerek, taşınmazda davalılar adına kayıtlı payların iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesi isteminde bulunmuştur.
II. CEVAP
Davalılar ayrı ayrı fiili taksim bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihbar olunan tapu malikinin zeminde satacağı yerleri bir harita üzerinde belirleyip zeminde göstermek suretiyle parça parça sattığı, ilk olarak dava dışı ...'e satış yapmış olduğu, sonrasında ikinci olarak davacıya hisse satmış olduğu ancak davacının satış bedelinin tamamını ödememesi nedeniyle onu icraya verdiği, zeminde yerini teslim etmediği, davacının bu nedenle kendisinden sonra hisse satın almış, parasını ödemiş ve kendisine teslim edilen hisse karşılığı yerleri zeminde kullanmaya başlayıp, üzerine duvar ve yapı inşa etmiş olan davalılara karşı açmış olduğu davanın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesindeki iyi niyet kuralı ile bağdaşmadığı, bir hakkın açıkca kötüye kullanılmasının hukuk düzeni tarafından korunamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalılara pay satışı yapan önceki malikin, dava konusu taşınmazı fiilen ayırdığı, ayırdığı bu yerleri davacı ve davalılara satıp teslim ettiği, davacı ve davalıların kullanımında olan ayrı ayrı yerlerin bulunduğu tespit edilmiş olup, davanın fiili taksim olgusuna dayalı olarak reddedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu belirtilerek başvurunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın açıklanan gerekçe ile reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; taşınmazda fiili taksim olmadığını, satışlardan sonra fiili taksim yapılmaya çalışıldığını, öncesinde böyle bir paylaşım olmadığını, Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde fiili taksim olduğunu kabul ettiği hâlde hüküm kısmında maddi hata sonucu fiili taksim bulunmadığından davanın reddine karar verildiğini, kararın hatalı olduğunu belirterek bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.