Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, trafik kazası sonucu ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan destekten yoksun kalma ve manevi tazminat davasının gerekçeli kararı.
Özet: Bir trafik kazasında hayatını kaybeden kişinin mirasçıları tarafından açılan bu tazminat davasında, davacılar vefat edenin eşi, çocukları ve diğer yakınları olarak davalı araç sürücüsü ve sigorta şirketinden destekten yoksun kalma ve manevi tazminat talep etmiş; davalılar ise kusur oranları, gelir tespiti, dava şartı eksikliği ve taraf sıfatı konularında itirazlarda bulunmuş; bilirkişi raporlarında davalı sürücünün %75, müteveffanın %25 kusurlu olduğu ve davacı eş için 221.719,81 TL maddi zararın hesaplandığı belirtilmiştir.

T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/684 Esas - 2026/588
TÜRK MİLLETİ ADINA Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye YetkiliANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO : 2024/684 EsasKARAR NO: 2026/588DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)DAVA TARİHİ : 20/07/2017KARAR TARİHİ : 16/07/2026YAZIM TARİHİ : 16/08/2026Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirkete sigortalı aracın karıştığı kaza neticesinde müvekkillerin eş ve baba ve çocuğu olan destek ...'nun vefat etmesi nedeniyle müvekkillerinin ölenin desteğinden yoksun kaldıklarını iddia ederek ..., ... ve ... için şimdilik 1.000,00'er TL olmak üzere toplam 3.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılar ... ve ... açısından kaza tarihinden itibaren, davalı sigorta şirketi açısından ise temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle müştereken ve müteselsilen tahsilini, ...'nun ölümü nedeniyle müvekkilleri ... için 30.000,00 TL, ... için 20.000,00 TL, ... için 15.000,00 TL, ... için 10.000,00 TL ve ... için 10.000,00 TL olmak üzere toplam 85.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP:Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şoför ...'ın olayda asli kusurlu olmadığını, müteveffa ...'nun aylık gelirinin 20.000,00 TL olduğu yönündeki iddiaların mesnetsiz olduğundan bahisle destekten yoksun kalma tazminatının hesabında dikkate alınamayacağını, maddi tazminat yönünden müvekkillerinin sorumlu tutulamayacağını, davacılardan müteveffanın annesi olan ...'nun taraf sıfatı olmadığı için destekten yoksun kalma tazminatı isteyemeyeceğini, manevi tazminat bakımından müteveffanın kardeşi ve anneannesinin taraf sıfatları olmadığını, müteveffanın ağır ve asli kusurlu olması sebebiyle manevi tazminat talebinin kabul edilemeyeceğini bildirerek davanın reddini istemiştir. Davalı ... Sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili sigorta şirketine kanuna uygun başvuru yapmadığını, bu nedenle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini, destek ...'nun ölümü ile sonuçlanan trafik kazasında kusur durumunun tespit edilmesi gerektiğini, desteğin kazanın meydana gelmesinde müterafik kusuru bulunduğunu, destekten yoksun kalma tazminatının hesabında dikkate alınacak gelirin vergilendirilmiş kazanç olması gerektiğini, vergilendirilmiş kazancın olmaması durumunda asgari ücretin esas alınması gerektiğini, davacı tarafa ... tarafından rücuya tabi herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığının veya gelir bağlanıp bağlanmadığının tespit edilmesi gerektiğini, faiz konusunda ise dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile sorumlu tutulabileceklerini bildirerek davanın reddini istemiştir.DELİLLER:-Hasar dosyası,-Poliçe,-Kaza tespit tutanağı,-Bilirkişi raporu:06/01/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan tazminat davası olduğu, 01.10.2016 tarihinde ... plakalı motosiklet ile ... plakalı aracın çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında, ... plakalı araç sürücüsü ...'nun vefat ettiği, kazaya karışan ... poliçe numarası ile ... plakalı aracın, 19.09.2016-2017 tarihleri arasında ... poliçesi ile ... Sigorta A.Ş. Nezdinde sigortalı olduğu, kaza tarihi itibari ile ölüm ve sakatlık kişi başına poliçe limitinin 310.000,00 TL olduğu, dosyada mevcut .... tarafından hazırlanan 19.08.2019 tarihli adli tıp raporunda, davalı sürücü ...'ın %75 oranında kusurlu olduğu, müteveffa ...'nun %25 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği,.... Esas, taksirle ölüme neden olma, yargılamada; " sanık ... hakkında taksirle ölüme neden olma suçundan mahkumiyet kararının verildiği ve kararının kesinleştiği, müteveffa ...'nun, aylık geliri 2.714,75 TL olduğu, müteveffa ...'nun, 01/10/2016, olay tarihine yakın, aylık gelirine ilişkin veri olmadığı, .... Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi'nin .... Kararında, ... muhtemel gelir tespit edildikten sonra asgari ücretten fazla ise bu gelir üzerinden, aksi halde asgari ücret üzerinden hesaplama yapılarak" denilmekte olduğundan, müteveffa ...'nun, aylık geliri 2.714,75 TL , hesaplanmışsa da 01/10/2016 olay tarihine yakın yazılı bilgi ve belge bulunmadığından asgari ücret kullanılarak hesapların yapılabileceği, tazminatın güncel değerinin belirlenebilmesi için konusunda uzman aktüerya uzmanının da dosyaya eklenmesi halinde destekten yoksun kalma tazminatının belirlenmesine yardımcı olacağı belirtilmiştir.16/06/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacıların murisleri ...'ın hayatını kaybetmesi nedeniyle davalı sigorta şirketinden talep edebilecekleri maddi zararlarının; eş yönünden 221.719,81 TL, ... yönünden 31.369,02 TL, anne yönünden 56.911,18 TL olarak hesaplandığı, bakiye zarar miktarı olan 4.276.352,14 TL'nin diğer davalılardan talep edilebileceği, (Başvuru tarihini(10.03.2017) izleyen 8 iş günü sonrası 23.03.2017 tarihi: yaren) tarihinden itibaren ..... Hukuk Dairesinin 08.10.2015 tarih ve .... sayılı emsal nitelik taşıyan düzelterek onama ilamında yer alan “ ... Davacı vekilince avans faizi talep edilmiş, mahkeme de avans faizine hükmedilmiştir. Oysa kazaya karışan ticari amaçla kullanılan bir araç olmayıp, hususi araç olduğundan yasal faize hükmedilmesi gerekmektedir.” kararı gereği (kazaya karışan araç hususi olmakla) yasal faiz işletilmesi gerektiği, belirtilmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, GEREKÇE VE KABUL:Dava, 01/10/2016 tarihinde meydana gelen trafik kazasına dayalı olarak destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminat talebinden ibarettir. Mahkememizden verilen 26/10/2023 tarih ve ....., sayılı gerekçeli kararının Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi'nin 11/09/2024 tarih ve ....., sayılı kararı ve "1- Bir mahkemenin İstinaf Dairesince verilen kaldırma kararı sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. Bu olgu mahkemeye, kaldırma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir. 6098 sayılı TBK’nın 61. maddesinde; “birden çok kişi aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümlerin uygulanacağı” düzenlemesi yer almakta olup, davalılardan sigorta şirketi meydana gelen zarardan poliçe limiti ile diğer davalılar olan sürücü ve işleten ise kusur oranında sorumlu bulunmaktadır. Dava konusu olayda davalı sigorta şirketinin ölümlü kazada şahıs başı limitinin 310.000,00 TL olup, sigorta şirketi dışındaki davalılar yönünden var ise bu miktarı aşan zarar, evveliyatla garame usulü ile sigorta şirketinin sorumlu olduğu miktar tespit edilip hükümde açıkça gösterilerek, limiti aşan zarar yönünden diğer davalıların sorumluluğunun devam ettiği hususu gözetilerek, infaza uygun hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar tesisi yerinde görülmemiştir. 2- Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada, ya taraflar ya mahkeme ya da İstinaf Mahkemesi/Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. Davanın taraflarınca istinaf konusu yapılmayan hususlar kesinleşir ve istinafa getirilmeyen hususlarda karşı taraf yararına usuli kazanılmış hak doğar. Bu ilkenin sonucu olarak, oluşturulacak yeni hükümde usuli kazanılmış hakkı ortadan kaldıracak veya zedeleyecek şekilde hüküm verilemez. Somut olayda, mahkemece verilen ilk hüküm sadece davacılar tarafından istinaf edilmiş olup, davacıların Dairemizce işaret edilen istinaf itirazları kabul edilerek mahkeme kararı kaldırılmış, kaldırma sebeplerine göre davacıların sair istinaf itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek olmadığına hükmedilmiştir. Mahkemece verilen ilk hükümde davacı çocuk ... lehine 34.788,78 TL, davacı anne ... lehine 76.867,82 TL destekten yoksun kalma tazminatına hükmedildiği, mahkeme hükmünün sadece davacılarca istinaf edilip, davalılarca istinaf edilmemiş olması nedeniyle hükmedilen bu miktarlar yönünden davacılar lehine usuli kazanılmış hak doğduğu gözden ırak tutularak davacı çocuk ... lehine 30.007,25 TL, davacı anne ... lehine 57.708,90 TL olacak şekilde ilk hükümden daha az olacak şekilde destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi suretiyle usuli kazanılmış hak ilkesinin ihlali yerinde görülmemiştir. 3- Medeni yargılama hukukunun temel amaçlarından biri, tarafların maddi hukuktan kaynaklanan sübjektif haklarını korumaktadır. Destekten yoksun kalma tazminatında bilinen dönem hesaplanırken raporun hazırlandığı güne kadar desteğin bilinen son ücreti esas alınmakta olup, bu husus hüküm tarihine en yakın veriler esas alınarak zarar miktarının tespit edilmesi şeklinde yargısal kararlarda ortaya konulmuş ilkenin de bir gereğidir. 6100 sayılı HMK’nın birinci kısım, ikinci bölümde; 24 ile 33. maddeleri arasında yargılamaya hakim olan ilkeler düzenlemiş olup, bu ilkelerden bir tanesi de HMK’nın 26.maddesinde yer alan taleple bağlılık ilkesidir. Bu ilke, hakimin, tarafların talepleriyle bağlı olup, talepten fazlasına veya talepten başka bir şeye karar veremeyeceğini; ancak duruma göre talep sonucundan daha azına karar verebileceğini ifade eder. Somut olayda davacı eş ... için 192.389,49 TL, davacı anne ... için 108.465,55 TL, davacı çocuk ... için 49.089,25 TL destekten yoksun kalma tazminatının sigorta şirketi poliçe limiti ile sorumlu olmak kaydı ile davalılardan müteselsilen tahsili talep edilmiş, mahkemece hüküm tarihine en yakın verilere göre kusur indirimi, müterafik kusur indirimi, evlenme ihtimali de tatbik edilmek suretiyle davacı eş ...’nun, davacı anne ...’ün ve davacı çocuk ...’nın talep edilen tutarlardan daha fazla tazminat alacağı olduğu hesaplanmış olup, kaldırma kararı doğrultusunda alınan bilirkişi raporlarının ve davacıların ıslah dilekçesindeki meblağlar yönünden taleple bağlılık ilkesinin nazara alındığını hükme gerekçe yapan mahkemece davacı eş ... lehine 192.389,49 TL tazminata hükmedildiği halde, hüküm tarihine en yakın veriler esas alınarak zarar miktarı tespit edilmesi akabinde tespit edilen bu zarar tutarının talep edilen miktar ile karşılaştırmasını yapmak ve talep edilenden fazla zarar olması halinde taleple bağlılık ilkesi suretiyle bir karar vermesi gerekirken, gerekçe ile aykırılık oluşturacak şekilde ve kaldırma kararında işaret edilen hata aynen korunmak suretiyle ilk hükümdeki gibi davacı çocuk ... lehine 30.007,25 TL, davacı anne ... lehine 57.708,90 TL destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi yerinde görülmemiştir. 4- Destekten yoksun kalma sebepli maddi tazminat taleplerinde, müteveffa desteğin kaza tarihinden önceki gelirinin doğru biçimde belirlenmesi, tazminatın doğru tespitinde önemli yer tutmaktadır. Gerçek zararın belirlenmesi için, müteveffanın kaza tarihindeki gelirinin net kriterlerle ortaya konulması, gelir durumunun davacı tarafça kanıtlanması gerekli olup, bunun kanıtlanamaması halinde tazminat hesabında asgari ücret esas alınmalıdır. Öte yandan sadece tanık beyanları ile kazanç tespiti mümkün olmayıp bunun bir takım belge ve kayıtlarla desteklenmesi gerekmektedir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda desteğin geliri asgari ücret kabul edilerek davacıların zararları hesaplanmıştır. Somut olayda davacılar, müteveffanın dayısına ait bir firmada araç alım satım işi ile iştigal ettiğini, tüm işi müteveffanın yürüttüğünü, bu hususun araç satım işine yönelik noter evraklarında sabit olduğunu, bu sebeple müteveffanın icra ettiği meslekten dolayı asgari ücretin üzerinde bir gelir elde ettiğini iddia etmekte olup, bu kapsamda bir kısım delillerini dosyaya sunmuş olmakla, mahkemece kazancın tespiti açısından ilgili yerlerden kazanca ilişkin araştırma yapılması, bu hususta resmi belgeler celp edilip bir değerlendirme yapmak suretiyle müteveffanın kaza tarihinde fiilen yürüttüğü işi ve aylık gelirinin ne kadar olduğu hususunun tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, bu şekilde muhtemel gelir tespit edildikten sonra asgari ücretten fazla ise bu gelir üzerinden, aksi halde asgari ücret üzerinden hesaplama yapılarak varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekli iken eksik inceleme ile asgari ücret esas alınarak yapılan zarar hesabına göre karar verilmesi doğru görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacılar vekilinin istinaf talebinin kabulüne, mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili olacak deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden karar verilmiş olması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, karar verilmesi için yerel mahkemeye gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davacılar vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile kaldırılmasına karar verilmiş olmakla; dava mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapıldığı görüldü.Mahkememizce istinaf kaldırma kararında tespit edilen eksikliklerin giderilmesi amacıyla yapılan yargılama neticesinde: davacının asgari ücret üzerinde gelir elde ettiğine ilişkin iddia yönünden yapılan incelemede davacılar tarafından çok sayıda araç satışına ilişkin noter evrakı sunulmuş ise de bu satışlardan gelir elde edildiği bilirkişice tespit edilememiş olup ilgili noterlerden satış evraklarının celbi hususundaki ara karar da noter masrafının yüzbinlerce lira tutması sebebiyle yerine getirilememiş ve neticeten davacılar desteğinin asgari ücret mertebesinde gelir elde ettiği kabul edilmiştir.Davacılar vekili dava dilekçesi ile davacılar ... için 1000,00TL, ... için 1000,00TL ve ... için 1000,00TL destek yoksun kalma tazminatı talep etmiştir. Davacılar vekili 17/01/2020 tarihli ıslah dilekçesi ile taleplerini davacılar ... için 192.389,49TL, ... için 49.089,25TL ve ... için 108.465,55TL'ye yükseltmiş ve destek yoksun kalma tazminatı talep etmiştir.Mahkememizce ilk kararda: Davacılar ... lehine 136.343,40 TL, ... lehine 34.788,78 TL, ... lehine 76.867,82 TL destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmiş.Mahkememizce ikinci kararda: Davacılar ... lehine 192.389,49 TL, ... lehine 30,007,25 TL, ... lehine 57.708,90 TL destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmiş.Usuli kazanılmış haklar ve müterafik kusur indirimi göz önünde bulundurulmak suretiyle hüküm kurulması gerektiği yönündeki kaldırma kararı uyarınca davacıların usuli kazanılmış hakları ve müterafik kusur indirimi göz önünde bulundurulmak suretiyle yapılan yargılama neticesinde alınan aktüer bilirkişi raporunda: müteveffa desteğin kazadak %25 kusurunun tenzili neticesinde davacılar ...'nun 3.280.274,54TL, ...'nın 464.094,70TL ve ...'ün 841.982,90TL destekten yoksun kalma zararına uğradığı, bu zarar miktarından desteğin kasksız olması nedeniyle %20 müterafik kusur indirimi yapılması neticesinde: davacılar ...'nun 2.624.219,63TL, ...'nın 371.275,76TL ve ...'ün 673.586,32TL destekten yoksun kalma zararına uğradığı tespit edilmiştir.Hal böyle olunca taleple bağlılık ilkesi ve usuli kazanılmış haklar göz önünde bulundurularak: davalı sigorta yönünden sigorta poliçe limiti göz önünde bulundurulmak suretiyle Davacı ... lehine 192.389,49-TL, (garameten davacı ... 221.719,81TL talep edebilecekken taleple bağlı kalınarak), ... lehine 31.369,02 TL, ... lehine 56.911,18 TL destekten yoksun kalma tazminatının 23/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı sigorta şirketinden alınarak davacıya verilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.Diğer davalılar yönünden yapılan incelemede: ikinci kaldırma kararında ilk kararı yalnızca davacıların istinaf etmesi nedeniyle davacı ... lehine 34.788,78TL ve davacı ... lehine 76.867,82TL üzerinden usuli kazanılmış hak meydana geldiğine karar verilmiş olmasına karşın gerçek kişi davalılar yönünden 16/06/2026 tarihli son aktüer bilirkişi raporu ile tespit edilen tazminat miktarları 17/01/2020 tarihli ıslah dilekçesindeki talep miktarlarıyla birlikte değerlendirilmek suretiyle davacılar ...'nun uğradığı 2.624.219,63TL zarara karşılık ıslahla talep edilen 192.389,49TL tazminata, ...'nın uğradığı 371.275,76TL zarara karşılık ıslahla talep edilen 49.089,25TL tazminata ve ...'ün uğradığı 673.586,32TL destekten yoksun kalma zararına karşılık ıslahla talep edilen 108.465,55TL tazminata ve kaza tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerekirken, gerçek kişi davalılar yönünden de 310.000,00-TL'lik poliçe limiti ve garame hesabı ile belirlenen miktarlara hükmedilmiş olup, sehven yapılan bu hata hükümle gerekçeli karar arasında çelişki yaratmamak amacıyla düzeltilmeyerek gerekçede değinilmekle yetinilmiştir.HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davanın KISMEN KABULÜNE,Davacı eş ... lehine 192.389,49 TL destekten yoksun kalma tazminatı,Davacı çocuk ... lehine 31.369,02 TL destekten yoksun kalma tazminatı,Davacı anne ... lehine 56.911,18 TL destekten yoksun kalma tazminatı taktiri ile davalı sigorta yönünden temerrüt tarihi olan 23/03/2017 tarihinden geçerli, diğer davalılar ..., ... yönünden ise olay tarihi olan 01/10/2016 tarihinden geçerli olmak üzere yürütülecek yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile ayrı ayrı davacılara verilmesine,Fazlaya ilişkin istemlerin ayrı ayrı reddine,Manevi tazminat taleplerinin KISMEN KABULÜ ile,Davacı eş ... lehine 20.000,00 TL,Davacı çocuk ... lehine 15.000,00 TL,Davacı anne ... lehine 10.000,00 TL,Davacı kardeş ... lehine 6.000,00 TL,Davacı anneanne ... lehine 5.000,00 TL manevi tazminat takdiri ile olay tarihi olan 01/10/2016 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ayrı ayrı verilmesine,Fazlaya ilişkin istemlerin ayrı ayrı reddine, Maddi tazminat talebi yönünden;Bu karar nedeniyle alınması gerekli 19.172,55 TL harçtan peşin alınan 300,57 TL ile ıslah harcı olarak yatırılan 1.184,99 TL toplamı 1.485,56 TL harcın mahsubu ile bakiye 17.686,99 TL harcın, harç tahsil müzekkeresi ile tahsil olunan 15.455,32 TL'nin mahsubu ile bakiye 2.231,67 TL harcın davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına,Davacı eş .... iş bu davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak adı geçen davacıya verilmesine,Davacı çocuk ... iş bu davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 31.369,02 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak adı geçen davacıya verilmesine,Davacı anne ... iş bu davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak adı geçen davacıya verilmesine,Davacı tarafından yapılan 15.893,90 TL yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre taktiren 12.747,56 TL'si ile 31,40 TL başvurma, 1.485,56 TL peşin harç(ıslah harcı dahil) toplamı 14.264,52 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, artan kısmın davacılar üzerinde bırakılmasına, Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,Manevi tazminat talebi yönünden;Bu karar nedeniyle alınması gerekli 3.825,36 TL harcın, harç tahsil müzekkeresi ile tahsil olunan 3.483,81 TL'den mahsubu ile bakiye 341,55 TL harcın davalılar ..., ...'tan alınarak hazineye gelir kaydına,Davacı eş .... iş bu davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 20.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ..., ...'tan alınarak adı geçen davacıya verilmesine,Davacı çocuk ... iş bu davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 15.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ..., ...'tan alınarak adı geçen davacıya verilmesine,Davacı anne ... iş bu davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 10.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ..., ...'tan alınarak adı geçen davacıya verilmesine,Davacı kardeş ... iş bu davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 6.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ..., ...'tan alınarak adı geçen davacıya verilmesine,Davacı anneanne ... iş bu davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 5.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ..., ...'tan alınarak adı geçen davacıya verilmesine,Dair, Davacılar Vekili Av. ...., Davalılar ... ... Vekili Av. .... karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.16/07/2026Katip .... ¸e-imzalıdır. Hakim .... ¸e-imzalıdır.