Vasiyetnamenin iptali veya tenkisi istemli davada mirasbırakanın fiil ehliyeti, irade sakatlığı, şekil şartları ve tenkis talebinde hak düşürücü süreye ilişkin bölge adliye mahkemesi kararının temyiz incelemesi.
Özet: Davacılar, mirasbırakanın fiil ehliyetinin bulunmadığı, iradesinin sakatlandığı ve şekil şartlarına uyulmadığı gerekçeleriyle vasiyetnamenin iptalini, olmadığı takdirde tenkisini talep etmiş; ilk derece mahkemesi talepleri reddederken, bölge adliye mahkemesi bir kısım davacı yönünden tenkis talebinin hak düşürücü sürede yapıldığı gerekçesiyle kararı kaldırmış ve dosyayı yeniden yargılama için göndermiş, bu karara karşı davacılar tüm taleplerinin haklılığı ve hak düşürücü sürenin geçmediği iddiasıyla temyiz yoluna başvurmuştur.
7. Hukuk Dairesi         2025/3783 E.  ,  2026/1520 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/160 E., 2025/609 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çerkezköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/25 E., 2024/10 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 24.03.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davacılar vekili Avukat...geldi. Diğer taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin mirasbırakanı ...'in 29.09.2018 tarihinde öldüğünü, mirasbırakanın sağlığında düzenlediği ...Noterliği 07.11.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı vasiyetnamesi ile kendisine miras yoluyla intikal eden 5 23... parsel sayılı taşınmazı davalıya vasiyet ettiğini, vasiyetnamenin mirasbırakanın fiil ehliyetinin bulunmadığı sırada düzenlendiğini, vasiyetnamenin davalının mirasbırakanın iradesini sakatlamak suretiyle zorlaması, aldatması ve korkutması suretiyle düzenlettirildiğini, vasiyetnamenin şekil şartlarını taşımadığını ileri sürerek vasiyetnamenin iptali olmadığı takdirde tenkisini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan yargılamada alınan Adli Tıp Kurulu raporuna göre vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte mirasbırakanın fiil ehliyetinin yerinde olduğunun tespit edildiği, vasiyetnamenin şekil şartlarını uygun şekilde düzenlendiği, davacıların vasiyetnamenin iptaline yönelik davayı ispat edemediği, davacıların terditli tenkis talebi yönünden ise davacı mirasçıların saklı paylarının zedelendiklerini öğrendikleri yani vasiyetnamenin açıldığı tarih üzerinden bir yıldan fazla zaman geçtiği anlaşıldığından, tenkis talebi yönünden de hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar vekilinin tüm, davacılar hakkındaki vasiyetnamenin iptali kararına yönelik ve davacılar ... mirasçıları ile ... hakkında tenkis talebine dair kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı ... hakkındaki tenkis talebi yönünden ise dava konusu vasiyetnamenin 27.01.2020 tarihinde davacı ...'ya tebliğ edildiği, davacının 1 yıllık hak düşürücü süre dolmadan 23.07.2020 tarihinde tenkis talebinde bulunması nedeniyle İlk Derece Mahkemesinin davacı ... yönünden tenkis talebinin hak düşürücü süre nedeniyle reddi kararının yanlış olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bu yönden kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak sonucuna göre bir karar verilmek üzere dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili duruşma talepli temyiz dilekçesinde özetle; dosya kapsamına sundukları deliller kapsamında mirasbırakanın fiil ehliyetinin yerinde olmadığının açık olduğunu, Adli Tıp Kurulu raporunu kabul etmediklerini, mirasbırakanın yaşı, hastalığı ve dinlenen tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde davalının mirasbırakanın iradesinin sakatladığını ispatladıklarını, vasiyetnamenin şekil şartlarını taşımadığını, Mahkeme gerekçesinde vasiyetname tanıklarının beyanlarının tartışılmadığını, tenkis talebinin tüm davacılar yönünden hak düşürücü süre içinde istendiğini, vasiyetnamenin kesinleşmesi üzerinden hak düşürücü süre içesinde dava açıldığını, karar başlığında dava taraflarının hatalı gösterildiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının müvekkili lehine bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali, olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesinin 70 35... sayılı Kanunlar ile yapılan değişiklikler sonucu son hâlinde;
“…(1) Ön inceleme sonunda dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşılırsa;
a. Aşağıdaki durumlarda bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verir:
1. Davaya bakması yasak olan hakimin karar vermiş olması.
2. İleri sürülen haklı ret talebine rağmen reddedilen hakimin davaya bakmış olması.
3. Mahkemenin görevli ve yetkili olmasına rağmen görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermiş olması veya mahkemenin görevli ya da yetkili olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması.
4. Diğer dava şartlarına aykırılık bulunması.
5. Mahkemece usule aykırı olarak davanın veya karşı davanın açılmamış sayılmasına, davaların birleştirilmesine veya ayrılmasına karar verilmiş olması.
6. Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması.
b. Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak;
1. İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine,
2. Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında,
3. Yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra başvurunun esastan reddine veya yeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verilir…” şeklinde düzenlenmiştir.
2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1 hükmünün a) bendinde altı alt bent hâlinde sayılmış olan usule ilişkin hukuka aykırılık durumlarında, bölge adliye mahkemesi esas hakkında inceleme ve duruşma yapmadan (dosya üzerinden), İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verir. Davanın esası hakkında istinaf incelemesi yapan bölge adliye mahkemesi ise, aynı maddenin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca duruşma yapmadan istinaf başvurusunun esastan reddine, ilk derece mahkemesi kararını düzelterek veya yargılamadaki eksiklikleri tamamlayarak yeniden esas hakkında karar tesis edebileceği gibi bu maddede belirtilen haller dışında, aynı Kanun’un 356. maddesi uyarınca incelemeyi duruşmalı olarak yapmak suretiyle istinaf başvurusunu esastan reddetmek veya ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurmak dâhil gerekli kararları verebilir.
HMK’nın 353/1 hükmünün (a) bendinde altı alt bent hâlinde sayılan hâllerde bölge adliye mahkemesinin verdiği esası incelemeden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve dosyanın ilgili ilk derece mahkemesine gönderilmesi kararları kesin olduğundan temyiz edilemez.
3. Öte yandan 7251 sayılı Kanun ile HMK'nın 362. maddesine eklenen (g) bendine göre; “353/1 hükmünün (a) bendi kapsamında verilen kararlar” hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağı açıkça hüküm altına alınmış olup, hükmün gerekçesinde de; 353/1 hükmünün (a) bendi kapsamına giren durumlarda Bölge Adliye Mahkemesinin duruşma yapmadan kesin olarak karar vereceği, fıkraya eklenen yeni (g) bendiyle, 353. madde hükmü ile uyum sağlanarak Kanunun bütünlüğünün korunması amaçlandığı ifade edilerek 353/1 hükmünün (a) bendi kapsamında verilen kararların kesin nitelikte olduğu vurgulanmıştır.
4. Burada dikkat edilmesi gereken husus, Bölge Adliye Mahkemesinin bu maddeye dayanarak vereceği kaldırma kararının, “esası incelemeden” ve /veya "kanunda belirtilen usule ilişkin hukuka aykırılık durumlarına ilişkin olarak verilmesi" gerektiğidir. Öyle ki Bölge Adliye Mahkemesince kanun hükmüne aykırı olarak uyuşmazlığın esası hakkında değerlendirmeler yapılarak, işin esası incelenip kararın kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesine gönderilmesi durumunda taraflar lehine usuli kazanılmış hak doğup doğmadığı sorunu da gündeme gelecektir.
5. Bölge Adliye Mahkemesinin, davanın esası hakkında istinaf incelemesi yapmış olmasına rağmen HMK’nın 353/1 hükmünün (a) bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere ilgili İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar vermesi durumunda, bu kararın kesin olduğundan bahsedilemez. Zira, davanın esası hakkında duruşma açılmadan istinaf incelemesi yapılması halinde bölge adliye mahkemesince, HMK'nın 353/1 hükmünün (b) bendi uyarınca, incelenen mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine veya İlk Derece Mahkemesi kararını düzeltilerek veya yargılamadaki eksiklikler tamamlanarak yeniden esas hakkında karar verilmelidir. Bundan ayrı, Bölge Adliye Mahkemesinin HMK'nın 353/1 hükmünün (a) bendinde altı alt bent hâlinde sayılmış olan usule ilişkin hukuka aykırılık hâlleri ile bir ilgisi olmamasına rağmen, bu madde uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere ilgili ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi halinde de, kararın kesin olduğu söylenemeyecektir. Çünkü, kanun koyucu sınırlı biçimde ve istisnaî olarak saydığı hallerde, kararın kaldırılmasından sonra dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine izin vermiş olup, bu hususu 7251 sayılı Kanun ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesine eklenen (g) bendinin gerekçesinde de yeniden belirtmek suretiyle vurgulamıştır. Aksinin kabulü halinde, karara etki eden yargılama eksikliğinin bulunduğu durumlarda hukuk yargılamasında sadece Yargıtaya tanınan eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı bozma yetkisine eşdeğer bir yetkinin bölge adliye mahkemesine tanındığı sonucuna varılacaktır ki herhalde bu sonuca katılmak mümkün değildir.
6. Doktrinde de HMK'nın 353/1 hükmünün (a) bendinde yer alan hükmün lafzına bağlı kalınarak yorumlanması halinde, bu kararların Yargıtayın temyiz denetimi kapsamında incelenmesinin mümkün olmayacağı ve bu durumun da yargılamanın amacına ve yargılamaya hakim ilkelere aykırılık oluşturacağı görüşüne yer verilmiştir (Boztaş, N; İlk Derece Mahkemesi Kararlarının Eksik Tahkikat veya Gerekçesizlik Nedeniyle İstinaf Mahkemesince Kaldırılması Meselesi, MİHDER, C. 13, S. 37, 2017/2, s. 442 vd.; Akil, C; Bir İstinaf Sebebi Olarak HMK m.353/1-a-6 Üzerine Değerlendirme, TAAD, Yıl:11, S. 38, 2019, s.13-14).
7. Doktrinde ayrıca; Yargıtayın böyle bir denetim yapmasının mümkün olmadığının kabulünün, bölge adliye mahkemesinin HMK'nın 353 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi ile ilgisi olmayan bir karar vermesi durumunda bu kararın denetlenmesinin mümkün olmamasına yol açacağı belirtilmiştir (Karaaslan, V; Kanun Yolları Sistemine Eleştirel Bir Bakış, MİHDER, C. 15, S. 43, s. 454).
8. Yukarıda açıklananlar ışığında somut olayda; İlk Derece Mahkemesince davacıların vasiyetnamenin iptali ve tenkis talepleri yönünden hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekilinin tüm davacılar hakkındaki vasiyetnamenin iptali kararına yönelik ve davacılar ... mirasçıları ile ... hakkında tenkis talebine dair kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı ... hakkındaki tenkis talebi yönünden ise İlk Derece Mahkemesinin kararının yanlış olduğu gerekçesiyle kararın bu yönden kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak sonucuna göre bir karar verilmek üzere dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Birden fazla davacı tarafından açılan davada usulüne uygun bir tefrik kararı verilmeden Bölge Adliye Mahkemesince bir taraf yönünden İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırılması ve kaldırma kararı doğrultusunda davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri (ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek) delillerin tamamı toplanıp değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın gönderilmesi, diğer taraflar yönünden ise esasa yönelik inceleme yapılması mümkün değildir. Diğer bir anlatımla; bir taraf hakkında davada toplanan delilleri maddi vakıa ve hukuki denetim yapmak suretiyle değerlendiren bölge adliye mahkemesince, diğer taraf için ise ilk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılamada hukukun ve delillerin yanlış uygulandığı yönünde belirleme yapmıştır. O hâlde Bölge Adliye Mahkemesinin yazılı şekilde karar verilmesi doğru görüşmemiş hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
9. Diğer yandan kabule göre ise; 4721 sayılı Kanun'un “Hak düşürücü süreler” başlıklı 559. maddesinde; "İptal davası açma hakkı, davacının tasarrufu, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın geçmesi tarihinin üzerinden, iyiniyetli davalılara karşı on yıl, iyiniyetli olmayan davalılara karşı yirmi yıl geçmekle düşer. Hükümsüzlük, def"i yoluyla her zaman ileri sürülebilir." hükmü düzenlenmiştir.
10. Ölüme bağlı bir tasarruf olan vasiyetnamenin iptali veya tenkisi istemiyle açılacak davalar için kanunda belirtilen süreler, hak düşürücü süre olarak düzenlenmiş olduğundan, yargılama aşamasında hakim tarafından, temyiz aşamasında ise Yargıtay tarafından kendiliğinden dikkate alınır. Dosya kapsamında yapılan incelemede ise; mirasbırakan ...'in 29.09.2018 tarihinde öldüğü, mirasbırakanın düzenlediği dava konusu ...Noterliği 07.11.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı vasiyetnamenin ise Çerkezköy Sulh Hukuk Mahkemesi 2018/1405 Esas sayılı dosyada açıldığı anlaşılmaktadır. Vasiyetnamenin açılmasına ilişkin dosyada dava konusu vasiyetnamenin davacı ...'a 07.02.2019 tarihinde, davacı ...'e 12.02.2019 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davacı ...'in ise 11.03.2019 tarihinde verdiği dilekçe ile vasiyetnameye itiraz ettiği görülmüştür. Bu suretle adı geçen davacılar yönünden vasiyetnamenin iptali davası açılması için hak düşürücü süre dolduktan sonra 23.07.2020 tarihinde vasiyetnamenin iptali olmadığı takdirde tenkis davası açıldığında göre bahsi geçen davacılar yönünden hem vasiyetnamenin iptali, hem de tenkis talepleri yönünden hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, vasiyetnamenin iptali talebi yönünden esasa girilerek hüküm kurulması da doğru görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Yargıtay duruşma vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.