Amca ile yeğenler arasındaki inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil isteminin, tarım arazisi bölünemezliği nedeniyle reddi.
Özet: Bu hukuki uyuşmazlık, davacıların amcaları olan davalıya güvenerek kendileri adına satın aldırdıkları ancak tapuda tamamı davalı üzerine tescil edilen taşınmazdaki hisselerinin iptali ve adlarına tescili talebine dayanmakta olup; davalı, davayı kabul etmesine rağmen, ilk derece ve istinaf mahkemeleri, yürürlükteki Tarım Reformu Kanunu kapsamında tarım arazilerinin asgari büyüklüklerin altında hisselendirilmesinin veya ifrazının yasal olarak mümkün olmadığını belirterek ifa imkansızlığı nedeniyle davayı reddetmiş; davacılar ise temyiz başvurusunda, davalının kabulüne, işlemlerin kadastro öncesinde gerçekleştiğine ve taleplerinin bağımsız tapu değil, mevcut taşınmazın hisseli tapuya dönüştürülmesi olduğuna vurgu yaparak kararın bozulmasını talep etmektedir.
7. Hukuk Dairesi         2025/3578 E.  ,  2026/1515 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/2500 E., 2025/1050 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kaş 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/89 E., 2023/14 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 24.03.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde temyiz eden davacılar vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalının, davacıların amcası olduğunu, davalının 1 03... parsel sayılı taşınmazın 2000 metrekaresinin davacılardan ... ile ortak şekilde satın aldığını, adı geçen davacının şehir dışında olması nedeniyle anılan hissenin davalı adına işlem gördüğünü, akabinde davalının dava konusu taşınmazda kalan hisseyi diğer iki davacı adına satın almayı teklif ettiğini, bu davacıların da şehir dışında olmaları ve davalıya güven duymaları nedeniyle 1 03... parsel sayılı taşınmazda kalan 1679/3679 nispetindeki payın davacı ... ve ... adına davalının temlik aldığını, taraflar arasında protokol imzalandığını, kullanıma ilişkin taksim krokisi bulunduğunu, davalı her ne kadar protokolü imzalamış ise de kadastro çalışmaları sırasında taşınmazın tamamını kendi adına tescil ettirdiğini, davalının devre yanaşmadığını iddia ederek dava konusu taşınmazda davalı adına olan tapu kaydının iptali ile 1000 metrekarenin davacı ... adına, 1676 metrekaresinin ise diğer davacılar adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davayı kabul ettiğini, dava konusu taşınmazın dava dilekçesinde belirtildiği şekilde satın alındığını, davalının taşınmazı devre yanaşmaması gibi bir tutumunun bulunmadığını, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan yargılamada; "...... Müdürlüğünden gelen 16.12.2022 tarihli müzekkere cevabında; Söz konusu satış işlemi Toprak Koruma ve Arazi Edindirme Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkındaki 6537 sayılı Kanun kapsamında değerlendirildiğinde, Kanun'un 4. maddesinde; "... Asgari tarımsal arazi büyüklüğü, mutlak tarım arazileri, marjinal tarım arazileri ve özel ürün arazilerinde 20 dekar, dikili tarım arazilerinde 5 dekar, örtü altı tarım yapılan arazilerde 3 dekardan küçük belirlenemez. Bakanlık asgari tarımsal arazi büyüklüklerini günün koşullarına göre artırabilir. Tarım arazileri Bakanlıkça belirlenen büyüklüklerin altında ifraz edilemez, hisselendirilemez. Hazine taşınmazlarının satış istemleri hariç olmak üzere pay ve paydaş adedi artırılamaz..." hükmü uyarınca söz konusu maliklerin taşınmazdaki hisselerini yazıda belirttikleri şekilde hisselendirilerek satış işleminin mer'i mevzuat açısından uygun olmadığı, her ne kadar davalının kabul beyanı bulunsa da ifa olanağı bulunmayan istemin kabul edilemeyeceği" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle;
1. Davalının kabul beyanına rağmen davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını,
2. Taraflar arasında imzalanan protokolün 2006 tarihli olduğunu, dava konusu taşınmazın kadastro çalışmalarının 2007 yılında yapıldığını,
3. Davaya konusu işlemlerin kadastro çalışmaları öncesinde gerçekleşmiş olduğunu, işbu nedenle taşınmazın bölünmesi yönünde herhangi bir engel bulunmadığını,
4. Tapu iptali ve tescil isteminin bağımsız tapu oluşturulması niteliğinde olmadığını, taşınmazın hisseli tapuya çevrilmesini talep ettiğini,
5. Kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Yargıtay duruşma vekâlet ücreti olan 40.000,00 TL'nin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.