Mirasbırakanın boşanma protokolüyle devrettiği taşınmazın mirasçıdan mal kaçırma muvazaası iddiasıyla iptali davasında Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanamaması.
Özet: Bu içtihat metni, miras bırakanın anlaşmalı boşanma protokolüyle taşınmazını davalı eşine devretmesinin, mirasçılardan mal kaçırma amaçlı muvazaalı bir işlem olduğu iddiasına ilişkin olup, Yargıtay ve Hukuk Genel Kurulu, mahkeme kararı uyarınca yapılan bu tescil işleminin, doğrudan tapu sicil memuru huzurunda yapılan bir devir işleminden farklı olduğunu ve 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının bu tür durumlarda uygulanamayacağını, zira somut olayda biçim koşulunun tamamen farklılık gösterdiğini belirterek yerel mahkemenin direnme kararını hukuka aykırı bulmuştur.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/84 E., 2025/352 K.Mahkeme kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...’in babası mirasbırakan ...’in 16.04.2012 tarihinde öldüğünü, geriye mirasçı olarak çocukları olan müvekkili ..., davalı ve murisin davalıdan olma çocuklarının kaldığını, dava konusu 5 No.lu bağımsız bölümün aile mahkemesince verilen anlaşmalı boşanma kararı ve ekindeki protokol uyarınca 02.10.2009 tarihinde davalıya devredildiğini, murisin tek amacının evlilik dışı doğan müvekkili ...’den mal kaçırmak olduğunu, murisin ölmeden önce kanser hastalığına yakalandığını, boşanma protokolünde sahibi olduğu tek taşınmazını davalı ... adına tescil etmeyi kabul ettiğini, muris ile davalının boşandıktan sonra murisin ölümüne kadar aynı evde yaşayarak evlilik birliğini devam ettirdiklerini, davalının müvekkilinin babasından alacağı maaştan kendisine de maaş bağlanması için tekrar muris ile evlenerek Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından maaş aldığını, yapılan devir işleminin muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu iptali ve tescile, tescil mümkün olmadığı takdirde tenkise karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini savunmuştur.III. MAHKEME KARARIMahkemece yapılan yargılama sonucunda; “…muris ...’in davacının annesi ile birlikte yaşadığı sırada ve davacı ...'nın dünyaya gelmesinden sonra 2007 yılında davalı ile anlaşmalı olarak boşandığı, boşanma sırasında da dava konusu taşınmazın davalı adına devredildiği, murisin daha sonra kanser hastalığına yakalandığı ve ölmeden iki ay önce tekrar davalı ile 15.02.2012 tarihinde yeniden evlendiği, muristeki rahatsızlığın boşanma davası tarihine kadar gittiğinin ve kesin kanser teşhisinin 2009 yılında konulduğunun da belirtildiği, tanık beyanlarına göre murisin boşanmadan önce ve sonrasında da eşinin ve...'nın annesinin yanına gidip geldiğinin anlaşıldığı, gerek anlaşmalı boşanma gerek ikinci kez evliliklerinin gerçek amacı yansıtmadığı, boşanmadaki amacının dava konusu taşınmazı davalı adına tescil ettirmek olduğu, 15.02.2012 tarihindeki yeniden evliliğinin ise diğer terekesinin ve emekli aylığının davalıya bırakılmasının hedeflendiği, davalı adına yapılan taşınmaz devrinin muvazaaya dayalı olduğuna tam bir vicdani kanaat getirildiği” gerekçesiyle davacının terditli taleplerinden olan davacının miras hissesi oranında tapunun iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİA. Bozma Kararı1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesince; “mirasbırakan ... ile davalı ...'in 1975 yılında evlendikleri, bilahare anlaşmalı boşanma talebiyle yaptıkları başvuru sırasında aralarında düzenledikleri 20.02.2008 tarihli protokolü mahkemeye ibraz ettikleri, anılan boşanma protokolünde manevi tazminat karşılığı olarak tapuda muris ... adına kayıtlı 65 35... parsel sayılı taşınmazdaki 5 numaralı bağımsız bölümün davalı ...'e devredilmesini kararlaştırdıkları, Ankara 7. Aile Mahkemesinin 21.02.2008 tarihli ve 2007/1412 Esas, 2008/165 Karar sayılı kararıyla tarafların boşanmalarına karar verildiği, söz konusu protokolün ilama geçirildiği, nitekim boşanma ilamında taşınmazın kararın kesinleşmesini müteakip davalı ... adına tescil edileceğinin tespitine yönelik hükmün yer aldığı ve 18.03.2008 tarihinde kesinleşen mahkeme kararı uyarınca çekişmeli taşınmazın davalı adına tescil edildiği sabittir. Bu durumda, somut olaydaki temlikin, 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararı kapsamında değerlendirilemeyeceği ve anılan kararın uygulama yerinin bulunmadığı açıktır. Hâl böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirmeyle davanın kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir” gerekçesiyle karar bozulmuştur.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; “önceki gerekçe genişletilmek suretiyle” direnme kararı verilmiş, karara karşı davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.Hukuk Genel Kurulunca: “…bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin direnme konusu kapsamı dışında yer alan temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, somut olayda murisin boşanma protokolü uyarınca yaptığı hâkim önündeki kabul beyanını ve kesinleşmiş bu mahkeme kararı uyarınca yapılan tescil işlemini de sanki tapu sicil memuru huzurunda yapılan bir devir işlemi gibi kabul etmek mümkün değildir. Zira somut olay biçim koşulu yönünden tamamen farklılık göstermektedir. Bir başka deyişle anılan İçtihadı Birleştirme Kararının somut olayda uygulanma olanağı bulunmadığından mahkemece davacının tapu iptali ve tescil talebinin reddine karar verilmelidir.Muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil davası ile tenkis davası terditli olarak açılabilir. Bu durumda öncelikle daha kapsamlı olan muvazaa iddiasının araştırılıp değerlendirilmesi ve sonucuna göre tenkis isteğinin incelenmesi gerekmektedir. Eldeki dava muris muvazaası iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil, tescil mümkün olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir. Mahkemece İçtihadı Birleştirme Kararının somut olayda uygulanma olanağı bulunmadığından davacının tapu iptali ve tescil talebinin reddine karar verilmeli ve terditli taleplerden olan tenkis istemi değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Özel Dairece, davanın reddine karar verilmesi gerektiği yazılmış ise de mahkemenin tenkis talebini değerlendirmesi gerektiği hususu belirtilmediğinden kararın bu değişik gerekçe ile bozulması gerekmiştir.” hususlarına değinilerek Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu belirtilerek karar bozulmuştur.B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen KararMahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; “dosyada bulunan belge, kayıt ve bilirkişi raporlarında yer alan bilgiler uyarınca terditli taleplerden tenkis istemi konusunda deliller toplanıp tenkis bilirkişisinden 10.05.2025 tarihli rapor alındığı, rapordaki hesaplamaya göre davacının 17.170,09 TL saklı payı olduğu, ancak temlik dışı terekeden elde edeceği payların değerinin 20.982,68 TL olması nedeniyle davacının saklı payına el atma durumunun bulunmadığı” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı asil temyiz dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, bilirkişi raporlarının yetersiz olduğunu, taleplerinin kabul edilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDava, muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil, bu mümkün olmazsa tenkis talebine ilişkindir.1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3/2 hükmü atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439/2 hükmünde yer alan sebeplerden birisinin varlığı hâlinde mümkündür.2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacı asilin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.