Tapu kaydının iptali nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı TMK 1007ye göre Hazineden tazmini davasında temyiz incelemesi ve kesinlik sınırı değerlendirmesi.
Özet: Bu hukuki evrak, mahkeme kararıyla tapu kaydının iptal edilmesi sonucu uğranılan zararın Türk Medeni Kanununun 1007. maddesi uyarınca hazineden tazmini talebiyle açılan bir davayı incelemektedir. İlk derece mahkemesinin davanın kabulüne ilişkin kararının, davalı hazinenin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından esastan reddedilmesi sonrasında, hazine bu kararı temyiz etmiştir. Yargıtay, temyize konu alacak miktarının belirli bir parasal sınırın altında kalması nedeniyle davacıların bir kısmı yönünden temyiz dilekçesini reddederken, sınırı aşan iki davacı yönünden temyiz başvurusunu kabul ederek dosyayı esastan incelemeye almıştır.
5. Hukuk Dairesi         2025/6906 E.  ,  2026/2260 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/541 Esas, 2025/165 Karar
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Van 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/775 Esas, 2022/1322 Karar
Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Hazine vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;
Karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince, miktar veya değeri her paydaş için 544.000 TL'yi geçmeyen davalara ilişkin olarak Bölge Adliye Mahkemesi kararları kesin olup bu kararlar aleyhine temyiz yoluna başvurulamaz. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... yönünden hüküm altına alınan ve temyize konu edilen miktarlar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 544.000 TL’nin altında kalmaktadır.
Bu nedenle davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... yönünden davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar verildikten sonra, davacılar ... ve ... yönünden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davaya konu Van ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 6 25... parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisinde kaldığından bahisle taşınmazın tapu kaydının iptaline ilişkin açılan dava sonucunda tapu kaydının iptal edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkı ihlal edildiğinden uğradığı zararın davalı Hazineden tazminini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil idareye husumet yöneltilmesinin hatalı olduğunu, kıyıların özel mülkiyete konu olamayacağını, adil bir tazminat bedeli belirlenmesi gerektiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve tespit edilen bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden tahsili ile davacılara hisseleri oranında verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararı usul ve kanuna aykırı olduğunu, davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesinin gerektiğini, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, vekâlet ücretinin yüksek hesaplandığını, davalı idarenin harçtan muaf olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince, tapu sicilinin yanlış tutulması nedeniyle zarara uğrayan kişinin bütün zararlarından Devletin sorumlu olduğunu, arsa niteliğindeki taşınmazın zeminine emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılmak suretiyle tespit edilen metrekare bedeli üzerinden davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmadığı belirterek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurullarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı Hazine vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. Dosya kapsamından; dava konusu taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine 04.02.2015 tarihinde "taşınmazın 16.666,67 m²'lik kısmı, kıyı kenar çizgisi içerisinde kalmaktadır.” şerhinin konulduğu, davacılar ... ve ...'ın 06.05.2015 tarihinde satın aldığı payları kıyı kenar çizgisi içinde olduğunu gösteren şerh ile edindiği anlaşılmıştır. Buna göre Devlet tapu sicil kaydındaki şerhin tesisini sağlayarak kaydın bu hali ile değerlendirilmesi gerektiği hususunu aleniyete intikal ettirmiştir. 4721 sayılı Kanun'un 1020 nci maddesinin "Tapu sicili herkese açıktır. İlgisini inanılır kılan herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfanın ve belgelerin tapu memuru önünde kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini isteyebilir. Kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez." hükmü nazara alındığında tapunun beyanlar hanesine şerh işlendikten sonra bu şerhi tapuda görmesine rağmen taşınmazı devir alan davacının iyi niyetli olduğundan ve 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi uyarınca dürüst davrandığından söz edilemez. Hal böyle olunca, davacının tapusunun iptali sebebiyle bir zararının oluştuğu kabul edilse bile bu zararın tapu sicil kayıtlarının doğru tutulmamasından kaynaklandığı söylenemeyeceği gibi zarar ile tapu işlemleri arasında nedensellik bağının varlığından da bahsetmek mümkün olmayacağından, adı geçen davacıların tapu kaydına 04.02.2015 tarihinde konulan kıyı kenar çizgisi şerhini görerek 06.05.2015 tarihinde satın aldığı paylar yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
A. Davalı Hazine Vekilinin Davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'a İlişkin Temyizleri Yönünden;
Davalı idare vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
B. Davalı Hazine Vekilinin ... ve ...'a İlişkin Temyizi Yönünden;
1. Davalı Hazine vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Davalı Hazine vekilinin temyiz isteminin kısmen kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesinin kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.