Ön alım hakkı davasında ilk derece mahkemesinin kısa kararı ile gerekçeli karar arasındaki usuli çelişki nedeniyle Yargıtay tarafından bozulan temyiz incelemesi.
Özet: Önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil davasında, ilk derece mahkemesinin önalım bedelinin depo edilmemesi nedeniyle davayı usulden reddetmesi ve bu kararın istinafça onanması üzerine, davacı vekili temyiz dilekçesinde kısa karar ile gerekçeli karar arasında davanın reddedilme şekli (reddine/usulden reddine) ve vekalet ücreti yönünden çelişki bulunduğunu ileri sürmüştür; Yargıtay ise, Anayasa ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişkinin bozma nedeni olduğunu belirterek uyuşmazlığı bu kapsamda değerlendirmiştir.
7. Hukuk Dairesi         2025/5593 E.  ,  2026/1372 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/1701 E., 2025/2558 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kargı Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/123 E., 2025/36 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 3 02... parsel ve 2 98... parselde müvekkilinin 1/80 oranında payının bulunduğunu, söz konusu taşınmazlarda fiili taksim yapılmadığını, müvekkili dışındaki tüm paydaşların paylarını davalıya sattığını, paydaşlardan ... ve... hariç diğerlerinin müvekkiline haber vermediğini belirterek ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin öncelikle bitişiğinde bulunan taşınmazı kendi işyeri ile birleştirerek kullanmak maksadıyla hissedarlarına ulaştığını, hissedarların kendi aralarında anlaşamadıklarını bu nedenle hisselerini satmak istediklerini hatta bir alt sokaktaki taşınmazda bulunan hisselerini de müvekkiline satabileceklerini ifade ettiklerini, davacının da hissesini satacağı inancıyla bu çabayı gösterdiğini, davacı tarafın kötüniyetli olarak düşük bedelle ön alım hakkı kullanılarak devir almak istediği, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 19.02.2025 tarihli ön inceleme duruşmasında davacı vekiline noksan harcı tamamlaması için gelecek celseye kadar kesin süre verildiği, 26.03.2025 tarihli duruşmasında; davalı vekilinin davacı taraf davayı takip etmese de davayı takip etmek istediklerini, tapu devir bedelleri üzerinden eksik harcı tamamladıklarını, taşınmaz bedellerinin depo edilmesine ilişkin ara kararın yerine getirilmemesinin davacının kötüniyetli olduğunu gösterdiğini belirttiği, davacıya ön alım bedelini depo etmek üzere Mahkemece kesin süre verilerek ihtarat yapılmasına rağmen ön alım bedeli depo edilmediğinden davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosyanın işlemden kaldırılması ve 3 aylık yasal yenileme süresi beklenilmeden davanın reddine karar verildiğini, gerekçeli kararın değerlendirme kısmında davanın usulden reddedilmesi gerektiği belirtilmesine rağmen hüküm kısmında davanın reddine şeklinde karar verildiğini, kararın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesine aykırı olduğunu, hükmedilen vekâlet ücretinin de hatalı olduğunu, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi veya usulden reddedilmesi hâlinde vekâlet ücretinin maktu vekâlet ücretini geçemeyeceğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Kanun’un “Hüküm, hükmün verilmesi ve tefhimi” başlıklı 294. maddesinde açıklandığı üzere Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür. Hüküm, yargılamanın sona erdiği duruşmada verilir ve tefhim olunur.
Aynı Kanun'un “Hükmün kapsamı” başlıklı 297. maddesi gereğince hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. “Hükmün yazılması” başlıklı 298. maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.
Anayasa'nın 141. maddesi hükmü uyarınca, duruşmaların aleniyeti kuralı gereği, tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli kararın birbirine aykırı ve çelişik olmaması gerekir. Bu nedenle Mahkeme hükmü tek olduğundan ve kısa kararla aynı sonuçları taşıyacağından kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişki halinde ortada yasaya uygun bir hükmün varlığından söz edilemez. Nitekim Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu'nun 10.04.1992 tarih ve 7/4 sayılı kararında, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunmasının bozma nedeni sayılacağı belirtilmiştir.
Somut olayda, Mahkemece kısa kararında; gerekçesi gerekçeli kararda açıklanmak üzere davanın reddine karar verildikten sonra, gerekçeli kararda davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiş ancak hüküm kısmında davanın reddine karar verildiğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
2. Kabule göre de davanın usulden reddine karar verilerek maktu harç ve vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
VI.KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.