Önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil davasında, taşınmazda fiili taksim iddiasının Türk Medeni Kanunu madde 2 kapsamında kötüniyetle değerlendirilmesi.
Özet: Bir paydaşın, diğer bir paydaşın hissesini üçüncü bir kişiye satması üzerine önalım hakkına dayanarak tapu iptali ve tescil talep ettiği davada, ilk derece ve istinaf mahkemelerinin davayı kabul etmesine karşın, Yargıtay, taşınmazda paydaşlar arasında fiili taksimin bulunması ve davacının satıcının kullandığı bölümde önceden hak iddia etmemiş olması durumunda, önalım hakkının Türk Medeni Kanununun 2. maddesindeki dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edeceğini ve bu gibi durumlarda eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerektiğini vurgulayarak, fiili taksim iddialarının yeterince incelenmediği yönünde bir değerlendirme yapmıştır.
7. Hukuk Dairesi         2025/5515 E.  ,  2026/1373 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/2313 E., 2025/2244 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/159 E., 2025/246 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin paydaş olduğu 2865 parsel sayılı taşınmazda 19/238 pay sahibi olan ...’nın 15.10.2019 tarihinde payını davalıya 90.000 TL bedelle sattığını, müvekkilinin aynı bedelle almaya hazır olduğunu belirterek önalım hakkına dayalı tapu iptal ve tescil talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, müvekkili ile dava dışı ... arasında devrinden 1 gün önce yani 30.09.2019 tarihinde satış ve ödeme protokolü adı altında sözleşme yapıldığını, bu sözleşme gereğince söz konusu taşınmazın 900.000,00 TL bedelle satışı gerçekleştirildiğini, 90.000,00 TL'sinin 01.10.2019 tarihinde makbuz karşılığında, kalan bedelin ise tapu devri günü tanzim edildiğini, ...’nın keşidecisi ... olan 20.08.2020 vade tarihli, 20.09.2020 vade tarihli ve son olarak 20.10.2020 vade tarihli olan 3 adet her birinin 270.000,00 TL meblağlı senetler düzenlendiğini ve satıcıya teslim edildiğini, iş bu senetlerin 20.08.20 20... .09.2020 vade tarihli olan toplam 540.000,00 TL olan iki senedin ödeme gününde satıcıya banka yolu ile yapıldığını, müvekkilinin 20.10.2020 vade tarihli bir adet senet borcu kaldığını ve gününde ödendiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının dava konusu taşınmazın fiili olarak taksim edildiği iddiasını ileri sürdüğü, tarafların hisselerine tekabül eden alanın aynı dükkan olduğunu beyan ettiği, binada başkaca bir dükkan bulunmadığı, hem davacı hem davalı tarafın aynı dükkan üzerinde hak iddia ettiği, bu hâliyle fiili taksimin gerçekleşmediği yönünde kanaat oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 2865 parsel sayılı taşınmazda yer alan davalı ... adına kayıtlı 19/238 hisseye ilişkin tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda emlak vergi beyannamesi örneklerinin incelenmediğini, taşınmazda fiili taksim olduğunu gösterir emareler mevcut olduğunu, yerel mahkeme tarafından bu emareler dikkate alınmadan hüküm tesis edildiğini, davacının ayrıca fiili taksimi kabul ettiğine yönelik mahkeme içi ikrarının olduğunu, davacının başka bir mahkemede fiili taksime işaret eden beyanları karşısında sayısız kereler taşınmaz el değiştirdikten sonra kötüniyetli olarak ön alım hakkını kullanarak tapu iptali ve tescili talebinde bulunduğunu, bilirkişi raporunda dâhi 4 adet dükkan bulunduğu belirtilmiş olmasına karşın mahkemece tek dükkan olduğu iddiası ile hüküm kurulduğunu, hatalı değerlendirme ve eksik incelemeyle karar verildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Kural olarak, ön alım davasında dava konusu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle ön alım hakkını kullanması 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde yer alan dürüst davranma kuralı ile bağdaşmaz. Kötüniyet iddiası 14.2.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi Mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi hâlde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Ön alım davalarında fiili taksime değer verilmesi için taksimin yazılı olarak yapılması ya da taşınmazın çok sayıda paydaşının bulunması halinde tüm paydaşları tarafından fiilen kullanılan bölümlerin olması gerekmez. Davacının kullandığı ve davalıya pay satan kişilerin kullandığı ayrı ayrı bölümler var ise satıcı zamanında kullanıma karşı çıkmayan, o yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda pay satışı nedeni ile ön alım hakkını kullanması 4721 sayılı Kanun'un 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı kabul edilmektedir.
Somut olaya gelince, dava konusu taşınmazda davalının kendisine satılan payın taşınmazda bulunan 11/D numaralı dükkana isabet ettiğini ve fiili taksim olduğunu iddia ettiği, dosyadaki bilgi ve belgelerden dava tarihinden önceki emlak vergi beyannamelerine göre davacının 11/B numaralı, davalının ise 11/D numaralı bağımsız bölüm için vergi ödediği, taraflar arasında görülen Bakırköy 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2006/310 Esas sayılı dosyasında görülen ortaklığın giderilmesi davasında eldeki davanın davacısı ...’un dava konusu taşınmazın fiilen paylaşıldığını belirterek aynen taksime karar verilmesi talebinde bulunduğu anlaşıldığından taşınmazda fiili taksim bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
VI.KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.