İmar uygulamasıyla bedele çevrilen taşınmaz payının karşılığının artırılması davasında, adli yargının görevli olduğu, değer tespiti ve emsal ile değerlendirme tarihine ilişkin temyiz incelemesi.
Özet: İmar uygulaması sırasında bedele dönüştürülen taşınmaz payının karşılığının artırılması talebiyle açılan davada, ilk derece mahkemesinin yargı yolu hatasıyla verdiği ret kararının Yargıtay tarafından adli yargının görevli olduğu belirtilerek bozulduğu, ardından mahkemenin kısmen kabul kararı sonrasında taşınmaz değerlemesinde kullanılan bilirkişi raporundaki emsal tarihlerinin değerlendirme tarihiyle uyumsuzluğu ve harç ile vekalet ücreti hesaplama hataları nedeniyle tekrar bozulduğu ve uzun süren yargılamanın sonunda mahkemece verilen kısmen kabul kararının taraflarca değer düşüklüğü ve usul eksiklikleri gerekçeleriyle yeniden temyiz edildiği anlaşılmaktadır.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/184 Esas, 2023/286 KararKARAR : Kısmen kabul Taraflar arasındaki imar uygulaması sırasında bedele dönüştürülen davacı payına takdir edilen karşılığın artırılması davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 21 06... parsel sayılı taşınmazın müvekkiline ait olduğunu, taşınmazda davalı idare tarafından yapılan imar uygulaması nedeniyle bedele dönüştürülen müvekkilinin payına takdir edilen bedelin artırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; uzlaşma dava şartı yerine getirilmeden açılan davanın reddine karar verilmesini, imar uygulamasından kaynaklanan uyuşmazlığın idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiğini, müvekkili tarafından dava konusu taşınmaza fiilen el atılmadığını ileri sürmüştür.III. MAHKEME KARARIMahkemenin 14.05.2014 tarihli ve 2013/266 Esas, 2014/200 Karar sayılı kararı ile idari yargı görevli olduğundan yargı yolu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİA. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 14.05.2014 tarihli ve 2013/266 Esas, 2014/200 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; dava konusu 271 m² yüzölçümlü 21 06... parsel sayılı taşınmazın 05.01.1989 tarihinde yapılan imar uygulaması ile 81 m²si düzenleme ortaklık payı olarak kesildikten sonra, kalan 190 m²nin 134 m²si 84 74... parsel olarak davacı adına tescil edildiği, davacının 17.08.1993 tarihinde bu kısmı dava dışı üçüncü bir kişiye sattığı, 56 m²lik bölümünün ise 560.000 TL olarak bedele dönüştürüldüğü, bedelin bloke edildiği, ancak davacıya ödendiğine ilişkin bir belge ibraz edilmediğinin anlaşıldığı, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 17 nci maddesinin son fıkrası uyarınca, 3194 sayılı Kanun'un uygulanmasından doğan bedele ilişkin uyuşmazlıkların çözüm yerinin adli yargı olduğu, bu itibarla işin esasına girilerek, imar uygulaması sırasında bedele dönüştürüldüğü halde, karşılığı verilmeyen 56 m²lik kısmın dava tarihindeki değeri tespit edilerek davalı idareden tahsiline; kalan 134 m²lik bölüm yönünden ise davacının aktif husumet (sıfat) ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde usulden ret kararı verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 11.01.2018 tarihli ve 2016/260 Esas, 2018/20 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 11.01.2018 tarihli ve 2016/260 Esas, 2018/20 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; 6745 sayılı Kanun'un 35 inci maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na (2942 sayılı Kanun) eklenen geçici 12 nci maddesine göre imar uygulamalarından doğan idarelerin taraf olduğu her türlü alacak ve bedel artırım davalarında taşınmazın değeri; uygulamanın tapuda tescil edildiği tarih değerlendirme tarihi olarak esas alınmak ve o tarihteki nitelikleri gözetilmek suretiyle tespit edileceği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmiş ise de emsal olarak incelenen taşınmazların satış tarihleri değerlendirme tarihi olan 07.02.1989 tarihinden sonra olduğundan raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı, maktu harca hükmedilmesi gerekirken nispi harca hükmedildiği ve dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren yasa düzenlemesi nedeniyle bedel düştüğünden reddedilen kısım üzerinden davalı idare lehine vekâlet ücreti takdir edilmemesi gerektiği düşünülmeden hüküm kurulmasının doğru görülmediği gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar Mahkemenin ilâm başlığında belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarMahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz için belirlenen değerin çok düşük olduğunu, dava konusu taşınmazın dava tarihindeki değerine hükmedilmesi gerektiğini, taşınmazın bugünkü konumu ve niteliği itibarıyla çok kıymetli olduğunu ileri sürmüştür. 2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; imar uygulaması sırasında bedele dönüştürülen 56 m²lik kısmın bedelinin Vakıflar Bankası Pangaltı Şubesine davacı adına yatırıldığını, taşınmaza ilişkin değerlendirmenin 2942 sayılı Kanun'un Geçici 12 nci maddesindeki esaslar doğrultusunda yapılmadığını ileri sürmüştür.C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, imar uygulaması sırasında bedele dönüştürülen davacı payına idarece takdir edilen karşılığının artırılması istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesi gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 6745 sayılı Kanun'un 35 inci maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12 nci madde uyarınca uygulamanın tapuda tescil edildiği tarih değerlendirme tarihi olarak esas alınıp, emsal karşılaştırması sonucu tespit edilen bedelin, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi tablosuna göre dava tarihine güncellenmesi suretiyle değer biçilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. 3. Temyizen incelenen Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla davalı idare vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 4. Dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren Kanun düzenlemesi nedeniyle bedel düştüğünden yargılama giderlerinin tamamından idarenin sorumlu olması gerektiğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Davalı idare vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,2. Davacı vekilinin Mahkeme kararına yönelik temyiz itirazının kısmen kabulü ile mahkeme kararının hüküm fıkrasının (4) numaralı bendinde yer alan "yargılama" kelimesinden sonra gelen kısmın hükümden çıkartılması, yerine "giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine" ibaresinin yazılması; hüküm fıkrasının (5) numaralı bendinde yer alan "yargılama" kelimesinden sonra gelen kısmın hükümden çıkartılması, yerine "giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Davalı idareden peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, davacıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,12.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.