Danıştay, İstanbul Sarıyerde imara aykırı yapılaşma ve güçlendirme nedeniyle kesilen idari para cezasının hatalı hesaplama ile cezaların şahsiliği ilkesi ihlali barındıran kısımlarının iptalini onadı.
Özet: Bu hukuki evrak, bir taşınmazda yapılan taşıyıcı sistem güçlendirmeleri, teras ve cephe genişletmeleri ile eski tarihli garaj yapısı gibi imar aykırılıkları nedeniyle İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından kesilen idari para cezalarının iptali istemiyle açılan davada, ilk derece ve bölge idare mahkemelerinin, ceza hesaplamalarında yapılan hatalar ve cezaların şahsiliği ilkesine aykırılık gerekçeleriyle para cezalarının büyük kısmını hukuka aykırı bularak iptal etmesi, sadece ortak alandaki bekçi kulübesi cezasını yerinde görmesi üzerine davalı belediyenin temyiz başvurusunun incelenmesini ve tetkik hakiminin bu temyiz isteminin reddi yönündeki düşüncesini konu almaktadır.

T.C.
D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2025/4013Karar No : 2026/117 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av....KARŞI TARAF (DAVACI) : ...VEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ:Dava konusu istem: İstanbul ili Sarıyer ilçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi, ... Sokağı, No:.../... adresinde yer alan, ... pafta,...... ada, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan yapıdaki ... nolu bağımsız bölümde 2960 sayılı Kanunun 11. ve 12. maddesi uyarınca düzenlenen ... tarih ve ... sayılı yapı tatil tutanağı ile tespit edilen imara aykırılıklar nedeniyle 3194 sayılı Kanun'un 42. maddesi uyarınca davacıya bağımsız bölüm için 2.759.365,15-TL ve ortak alanlar için 6.795,10-TL, idari para cezası verilmesine ilişkin, ... tarih ve ...-... sayılı İstanbul Büyükşehir Belediyesi Encümeni kararının iptali istenilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacılara ait olan 1 nolu bağımsız bölümde tüm özgün kolonların kesitlerinin karbonfiber olarak ifade edilen Lifli Polimer Sargı malzemesi olan kolon ve kiriş güçlendirme sargı malzemesi ile sarılarak güçlendirildiği, yapının özgün taşıyıcı sistem elemanları olan kolon, kiriş, perde ve döşemelerde kesme, hasar verme, yer değiştirme gibi yapının statiğini olumsuz yönde etkileyecek işlemlerin yapılmadığı, mekansal olarak ilave aykırılık alanı oluşturmayan ve binanın statiğini olumsuz yönde etkilemeyen, olumlu yönde katkı sağlayan bu imalata ilişkin temel para cezasının 3194 sayılı İmar Kanunu'un 42/2. maddesinin (b) bendi uyarınca imalatların maliyet birim fiyatları üzerinden hesaplanması gerektiği, davalı idarece temel para cezasının davacılara ait 1. kat 1 nolu bağımsız bölümün 203,79 m² ruhsatlı yapı alanının tamamı üzerinden 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42/2. maddesinin (a) bendi uyarınca hesaplanarak hatalı belirlendiği, idari para cezasının bu kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı, denize bakan ön cephedeki açık teras alanının bir kısmının daire kullanım alanına katıldığı ancak idari para cezasının aykırılıktan etkilenen toplam alan üzerinden hesaplandığı ve 11,04 m²'lik ekleme yapılan kısmın da söz konusu para cezası hesabına toplam alan üzerinden katıldığı görüldüğünden, idari para cezasının ön teras alanı yönünden de hukuka aykırı olduğu, yola bakan arka cephenin, bahçe alanına doğru 8,5x1,5=12,75 m² ilave kapalı alan oluşturularak zemin kat kullanım alanına katıldığı fakat 12,75 m²'lik kısmın da söz konusu para cezası hesabına toplam alan üzerinden katıldığı görüldüğünden, idari para cezasının arka cephe imalatlarına ilişkin kısmı yönünden de dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu, davacıya ait 1 nolu bağımsız bölüme ilişkin verilen toplam 2.759.365,15-TL'lik kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Dava konusu taşınmazda ruhsat eki projesine aykırı olarak inşa edilen garaj yapısının parselin arka cephedeki bahçe alanına binanın inşa edildiği dönemde kaçak olarak garaj yapısının yapıldığı, 1970 ve sonraki uydu görüntülerinde garaj yapısının görüldüğü, garaj yapısı aykırılığının davacıların taşınmazı satın alma tarihi olan 2001 tarihinden önce yapıldığı, cezaların şahsiliği ilkesine aykırı olarak, salt tapuda yapının maliki olarak görüldüğünden bahisle davacılara 52,50 m² ebatındaki garaj yapısı için hisseleri oranında 1.826,64-TL idari para cezası verilmesinin hukuka aykırı olduğu, dava konusu encümen kararının taşınmazın ortak alanında yapılan bekçi kulübesi yapısına ilişkin olarak davacılara hisseleri oranında 114,82-TL idari para cezası verilmesine ilişkin kısmında ise hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, dava konusu işlemin yasa ve usule uygun olduğu ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.TETKİK HÂKİMİ: ...DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE :Davalı idarenin; kolon ve kiriş güçlendirme, yola bakan arka cephenin, bahçe alanına doğru 12,75 m² ilave kapalı alan oluşturularak zemin kat kullanım alanına katılması ve ruhsat eki projesine aykırı olarak inşa edilen garaj yapısı yönünden kesilen idari para cezalarının iptaline ilişkin temyiz talepleri, kararın buna ilişkin kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. İdari para cezasının, denize bakan ön cephedeki açık teras alanının 11,04 m²'lik kısmının daire kullanım alanına katılması nedeniyle kesilen kısmına yönelik temyiz istemine gelince;Anayasa'nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” kenar başlıklı 38. maddesinin 7. fıkrasında, “Ceza sorumluluğu şahsidir” hükmü yer almaktadır.3194 sayılı İmar Kanunu'nun 46. maddesinde; 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu'nun 6. maddesiyle oluşturulan kurulların kaldırılarak, görev ve sorumlulukların 2960 sayılı Boğaziçi Kanununun 2. maddesinde belirlenen ve 22/07/1983 onay tarihli plana göre Boğaziçi alanında gösterilen "Boğaziçi Sahil Şeridi" ve "Öngörünüm" bölgelerindeki uygulamalar İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanlığınca, "Gerigörünüm" ve "Etkilenme" bölgelerindeki uygulamaların da ilgili İlçe Belediye Başkanlıklarınca yerine getirileceği, düzenlemelerine yer verilmiş, anılan Kanunun 42. maddesinin birinci fıkrasında; bu maddede belirtilen ve imar mevzuatına aykırılık teşkil eden fiil ve hallerin tespit edildiği tarihten itibaren on iş günü içinde ilgili idare encümenince sorumlular hakkında, üstlenilen her bir sorumluluk için ayrı ayrı olarak bu maddede belirtilen idari müeyyidelerin uygulanacağı, ikinci fıkrasında; ruhsat alınmaksızın veya ruhsata, ruhsat eki etüt ve projelere veya imar mevzuatına aykırı olarak yapılan yapının sahibine, yapı müteahhidine veya aykırılığı altı iş günü içinde idareye bildirmeyen ilgili fenni mesullere yapının mülkiyet durumuna, bulunduğu alanın özelliğine, durumuna, niteliğine ve sınıfına, yerleşmeye ve çevreye etkisine, can ve mal emniyetini tehdit edip etmediğine ve aykırılığın büyüklüğüne göre, beşyüz Türk Lirasından az olmamak üzere, fıkrada belirtildiği şekilde hesaplanan idari para cezalarının uygulanacağı hüküm altına alınmış, anılan fıkranın devamında temel ceza miktarının hesaplanmasına ve cezaya uygulanacak artırımların belirlenmesine ilişkin esaslar hükme bağlanmıştır. Cezaların şahsiliği ilkesi uyarınca; 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesine göre verilecek olan para cezasının ruhsatsız ya da ruhsata aykırı yapıyı fiilen yapan ya da yaptıran kişi adına, bir başka ifade ile yapı sahibi adına verilmesi gerekmektedir. Yapı sahibinin ise her zaman taşınmaz maliki ile aynı kişi olması zorunlu olmadığından ruhsatsız yapıyı yapan kişinin taşınmaz malikinden farklı bir kişi olduğunun anlaşılması durumunda, taşınmaz maliki adına değil yapıyı yapan adına para cezası verilmesi gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden; İstanbul İli, Sarıyer İlçesi, ... Mahallesi, ... Sokak, No:..., ... ada, ... parsel sayılı taşınmazda davalı idare teknik personelince yapılan denetimde, ... nolu bağımsız bölümde izinsiz olarak karbonfiberle güçlendirme yapıldığı, ön cephedeki açık teras alanının 11,4 m²'lik kısmının daire kullanım alanına katıldığı, yola bakan arka cephenin, bahçe alanına doğru 12,75 m² ilave kapalı alan oluşturularak zemin kat kullanım alanına katıldığı, parsel üzerinde yer alan ortak alanda 52,50 m² ebatında garaj ve 3,30 m² ebatında bekçi kulübesi yapıldığı tespit edilerek ...tarihli, ... sayılı ve ... nolu yapı tatil tutanağının düzenlendiği, söz konusu tutanağa istinaden İstanbul Büyükşehir Belediye Encümeni'nin... tarih ve ...-... sayılı kararı ile 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesi uyarınca ... nolu bağımsız bölümde yapılan 203,79 m²'lik imara aykırılık için davacıya toplam 2.759.365,15-TL, taşınmazın ortak alanında yapılan 55,80 m²'lik imara aykırılık için ise parsel maliklerinin hisseleri oranında paylaştırılmak üzere toplam 6.795,10-TL idari para cezası verildiği, anılan encümen kararının iptali istemiyle de bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Bozulması istenen Bölge İdare Mahkemesi kararı ile istinaf isteminin reddine karar verilen idare mahkemesi kararında; denize bakan ön cephedeki açık teras alanının 11,04 m²'lik kısmının daire kullanım alanına katıldığı hususunun sabit olduğu ancak iptali istenen idari para cezasının aykırılıktan etkilenen toplam alan olan 203,79 m² üzerinden hesaplandığı ve ekleme yapılan kısmın da söz konusu para cezası hesabına toplam alan üzerinden katıldığı görüldüğünden, idari para cezasının ön teras alanı yönünden hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmış ise de; dosyaya sunulan 30/07/2024 tarihli bilirkişi raporunda; 11/08/1986 tarihinde yapılan röperli tespit krokisine göre dava konusu ön cephe aykırılığının, davacının tapudaki satın alma tarihi olan 12/10/2001 öncesinde mevcut olduğu, ayrıca geçmiş tarihli sokak görüntüleri, davacının sunduğu resimler, aykırılıkta kullanılan malzeme niteliği ve yapım tekniği birlikte incelendiğinde, dava konusu ön cephe aykırılığının davacının satın alma tarihinden önce yapıldığı yönünde tespitlere yer verilmiştir.Bu durumda, dava konusu taşınmazda yer alan ve yapı tatil tutanağı ile tespit edilen imara aykırılıklardan denize bakan ön cephedeki açık terasın davacı tarafından yapılmadığı kesin ve net delillerle ortaya konulduğundan, dava konusu imar para cezası verilmesine ilişkin encümen kararının belirtilen kısmında suç ve cezaların şahsiliği ilkesi yönünden hukuka uyarlık bulunmamaktadır.Dava konusu işlemin iptali yolunda verilen Mahkeme kararına yönelik istinaf istemini reddeden temyize konu İdare Dava Dairesi kararın anılan kısmında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir. KARAR SONUCU:Açıklanan nedenlerle;1.Temyiz isteminin reddine,2.Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi.... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E..., K:... sayılı kararının, denize bakan ön cephedeki açık teras alanının 11,04 m²'lik kısmının daire kullanım alanına katılması sebebiyle hesaplanan idari para cezasına ilişkin kısmının, yukarıda belirtilen gerekçeyle, Üye ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla ONANMASINA,3. Kolon ve kiriş güçlendirme, yola bakan arka cephenin, bahçe alanına doğru 12,75 m² ilave kapalı alan oluşturularak zemin kat kullanım alanına katılması, ruhsat eki projesine aykırı olarak inşa edilen garaj yapısı ve İmar Kanunu 42. maddenin 2. fıkrasının (ç) bendi uyarınca uygulanan idari para cezası yönünden ise Üye ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla ONANMASINA,5.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,6.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 15/01/2026 tarihinde kesin olarak karar verildi.(X) KARŞI OY : Anayasa'nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” kenar başlıklı 38. maddesinin 7. fıkrasında, “Ceza sorumluluğu şahsidir.” hükmü yer almaktadır. Ceza sorumluluğunun şahsiliği ceza hukukunun temel ilkelerindendir. Cezaların şahsiliğinden amaç, bir kimsenin işlemediği bir fiilden dolayı cezalandırılmamasıdır. Başka bir anlatımla cezaların şahsiliği ilkesi; kimsenin, işlemediği bir eylemden dolayı sorumlu tutulmamasını, suçun işlenmesine bizzat ya da dolaylı olarak katılmadıkça cezalandırılamayacağını belirtmektedir. 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun'un 1/c maddesinde, yapı sahibi, yapı üzerinde mülkiyet hakkına sahip olan gerçek ve tüzel kişiler olarak tanımlanmış, 3194 sayılı Kanun'un Ruhsatsız veya ruhsat eklerine aykırı olarak başlanan yapılar başlıklı 32. maddesinde "Bu Kanun hükümlerine göre; ruhsat alınmadan yapıya başlandığı veya ruhsat ve eklerine veya ruhsat alınmadan yapılabilecek yapılarda projelerine ve ilgili mevzuatına aykırı yapı yapıldığı ilgili idarece tespiti, fenni mesulce (...) tespiti ve ihbarı veya herhangi bir şekilde bu duruma muttali olunması üzerine, belediye veya valiliklerce o andaki inşaat durumu tespit edilir. Yapı mühürlenerek inşaat derhal durdurulur." Durdurma, yapı tatil zaptının yapı yerine asılmasıyla yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılır. Bu tebligatın bir nüshası muhtara bırakılır, bir nüshası da Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne gönderilir. Bu tarihten itibaren en çok bir ay içinde yapı sahibi, yapısını ruhsata uygun hale getirerek veya ruhsat alarak, belediyeden veya valilikten mühürün kaldırılmasını ister. Ruhsata aykırılık olan yapıda, bu aykırılığın giderilmiş olduğu veya ruhsat alındığı ve yapının bu ruhsata uygunluğu, inceleme sonunda anlaşılırsa, mühür, belediye veya valilikçe kaldırılır ve inşaatın devamına izin verilir. Aksi takdirde, ruhsat iptal edilir, ruhsata aykırı veya ruhsatsız yapılan bina, belediye encümeni veya il idare kurulu kararını müteakip, belediye veya valilikçe yıktırılır ve masrafı yapı sahibinden tahsil edilir." 42. maddesinin 1. ve 2. fıkralarında, bu maddede belirtilen ve imar mevzuatına aykırılık teşkil eden fiil ve hallerin tespit edildiği tarihten itibaren on iş günü içinde ilgili idare encümenince sorumlular hakkında, üstlenilen her bir sorumluluk için ayrı ayrı olarak bu maddede belirtilen idari müeyyideler uygulanır. Ruhsat alınmaksızın veya ruhsat eki etüt ve projelere ve imar mevzuatına aykırı olarak yapılan ya da 27. madde kapsamında ruhsat alınmadan yapılabilen yapılardan aynı maddede belirtilen koşullar sağlanmadan yapılanların sahibine, yapı müteahhidine ve aykırılığı altı iş günü içinde idareye bildirmeyen ilgili fenni mesullere, yapının mülkiyet durumuna, bulunduğu alanın özelliğine, durumuna, niteliğine ve sınıfına, yerleşmeye ve çevreye etkisine, can ve mal emniyetini tehdit edip etmediğine ve aykırılığın büyüklüğüne göre, idari para cezası uygulanır, 42. maddenin 2. fıkrasının (ç) bendinde ise, (Ek:25/3/2020-7226-39 md.) bu fıkra uyarınca idari para cezası verilmesini gerektiren aykırılığa konu alan ile bu alanın bulunduğu arsa veya arazinin emlak vergisine esas asgari metrekare birim değerinin çarpımı ile bulunan bedel kadar idari para cezası yukarıdaki bentlere göre aykırılıktan sorumlu olan yapı sahibine ve yapı müteahhidine verilen para cezalarına ayrıca ilave edilir. Bu fıkraya göre verilen idari para cezasının ilgilisine tebliğinden itibaren bir ay içinde aykırılığın giderilmesi ve yapının mevzuata uygun hale getirilmesi halinde bu bent uyarınca ilave edilen para cezası tahsil edilmez, hükmüne yer verilmiş, 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu'nun Yapı Denetimi başlıklı 11. maddesinde, Boğaziçi Alanındaki yapılar, kazı izni verildiği günden itibaren Boğaziçi İmar Müdürlüğünce inşaat ruhsatına ve eklerine ve bu Kanunla belirlenen esaslara göre denetlenir. Boğaziçi İmar Müdürlüğü, denetleme sırasında inşaat ruhsatı ve eklerine ve bu Kanunla belirlenen imar mevzuatına aykırılıkları bir tutanakla tespit eder. Tutanak tanziminde mal sahibi veya müteahhit veya fenni mesulün bulunması esastır. Bunların bulunmamaları halinde inşaatta çalışan herhangi bir kişinin bulunması da yeterlidir. Terkedilmiş bir inşaatta tutanak, Boğaziçi İmar Müdürlüğünce görevlendirilecek asgari üç görevli tarafından tanzim edilir. İnşaat ruhsatı ve eklerine ve imar mevzuatına aykırılığı tespit edilen yapılar için, tutanak tanzimi ile birlikte inşaat mühürlenir. Yapının mühürlendiğini belirten belge ve levhalar yapının muhtelif cephelerine asılır. Bu suretle durum mal sahibine veya müteahhide veya fenni mesule tebliğ edilmiş sayılır, Kullanılan yapının denetimi başlıklı 12. maddesinde, Kullanım izni verilen yapıların, Boğaziçi İmar Müdürlüğünce tespit edilecek önceliklere göre ve bir program dahilinde, projelerine ve imar mevzuatına uygunluğu denetlenir. Denetleme sırasında tespit edilen aykırılıklar bu Kanun'un 11. maddesinde belirtilen esaslara göre tespit edilir ve derhal Boğaziçi İmar Müdürlüğüne bildirilir. Tutanak tanziminde mal sahibi veya yönetici veya kiracının bulunması esastır. Terkedilmiş yapılarda tutanak Boğaziçi İmar Müdürlüğünce görevlendirilecek asgari üç görevli tarafından tanzim edilir, Yıkım işleri başlıklı 13. maddesinde ise, Yıkım emri, 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine bağlı kalınmaksızın güvenlik kuvvetleri veya belediye zabıta kuvvetleri tarafından mal sahibine veya müteahhide tebliğ edilir. Bu tebligat onbeş gün içinde tamamlanır. Tebligatın bu şekilde yapılması mümkün olmadığı takdirde, yıkım emri yapı mahallinde görülebilecek bir yere onbeş gün müddetle asılır ve bu işlem bir tutanakla belirlenir. Bu suretle durum mal sahibi veya müteahhide tebliğ edilmiş sayılır, hükümleri düzenlenmiştir. Yukarıda yazılı mevzuat hükümlerinde, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı yapıların tespit, tebliğ, yıkım ve para cezası uygulamalarında "yapı sahibi" ifadesine yer verilmiş, yapı sahibi ifadesi ise imar mevzuatı olan 4708 sayılı Kanunda açıkça, yapı üzerinde mülkiyet hakkına sahip olan kişiler olarak tanımlanmış, 2960 sayılı Kanunda ise "yapı sahibi" ifadesi yerine "mal sahibi" ifadesi kullanılmıştır. Belirtilen mevzuat hükümleri ve tanımlamalara göre yapı sahibi ifadesinden anlaşılması gereken yapının malikidir. Malik ise, "mülk sahibi" "sahip olan" anlamına gelip bir şeyin üzerinde sahiplik hakkı olan kimseyi ifade etmektedir. Buna göre ruhsatsız ya da ruhsata aykırı yapılarla ilgili tespit, tebligat, yıkım ve idari yaptırımların muhatabı, tespitin yapıldığı tarihteki yapı sahibi, taşınmazın tapuda üzerinde kayıtlı olduğu mal sahibi, yapının halihazırdaki malikidir. Her ne kadar Anayasa Mahkemesinin 10/01/2013 gün E:2013/93, K:2013/8 sayılı kararında, "Görüldüğü üzere, ister sabit olsun, ister hareketli olsun sadece ana yapı değil, ana yapıya ek olarak yapılan yapılar (ilaveler), ana yapı üzerinde yapılan değişiklikler; onarımlar (tamirler) da yapı olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla "yapı sahibi" ibaresiyle, yukarıda sayılan inşai faaliyetleri gerçekleştiren kişiler ifade edilmektedir. Başka bir deyişle "yapının sahibi" ibaresinden ister yapının mülkiyetine sahip kişiler isterse kiracı, yapı malikinin yakını, intifa hakkı sahibi gibi üçüncü kişiler olsun inşai faaliyeti yapan kişiler anlaşılmaktadır. Danıştay'ın istikrar kazanan içtihatlarında da yapının sahibi ibaresinden, mevzuata aykırı yapıyı inşa eden kişinin anlaşılacağı belirtilmiş olup, uygulamada idarelerce gerekli araştırma yapılarak mevzuata aykırı inşai faaliyeti yapan kişi tespit edilmeksizin doğrudan yapının mülkiyet sahibine para cezası verilmesi, yasanın amacı ve anlamı ile bağdaşmayan bir sonuç doğurur," ifadesine yer verilmiş ise de, anılan karar, ruhsata veya projeye aykırı yapıyı inşa edenin mülk sahibinden farklı bir kimse olması halinde cezaların şahsiliği ilkesinden hareketle idari para cezasının, varsa malik dışında inşai faaliyeti gerçekleştiren kişiye verilmesine yönelik olup yapı sahibi ifadesi, para cezasının tatbikinde cezaların şahsiliği ilkesi kapsamında "mevzuata aykırı inşai faaliyeti gerçekleştiren kişi" şeklinde ve ancak belirtilen hukuki durumla sınırlı olarak tanımlanmıştır. Belirtilen istisnai durum dışında esas olan, yapı sahibi, tespit tarihinde taşınmazın üzerinde kayıtlı olduğu, tasarruf yetkisine sahip yapı malikidir. İdari para cezasının tatbikinde, cezaların şahsiliği prensibi kapsamında malik tarafından inşai faaliyetin başkası tarafından gerçekleştirildiğinin iddia edilmesi halinde ise, ispat külfeti bu iddiayı öne süren, iddiasını ispatlamakla mükellef olan yapı sahibi/malikine aittir. Nitekim "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190/1 maddesinde; ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, 7421 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesinde; Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her birinin, haklarını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu düzenlenmiş olup, idari işlemlerin hukuka uygun olduklarına dair bir yargı kararına gereksinim duymadan hukuka uygun kabul edilerek ilgililer üzerinde hukuki sonuç doğurması olarak tanımlanabilen hukuka uygunluk karinesine göre, idarenin yaptığı işlemler, idari yargı merci kararları ile iptal edilmedikleri ya da idarece geri alınmadıkları sürece hukuk aleminde varlıklarını ve etkilerini sürdürmesi idari yargıda ve doktrinde kabul edilmektedir. Kaldı ki İmar Kanununun 32. (Boğaziçi Kanununun 11 ve 12. ) maddesine istinaden düzenlenen yapı tatil tutanağı öncelikle yıkıma ilişkin olup yıkım işlemi ise doğrudan yapıya yönelik olduğundan yapı tatil tutanağının düzenlenmesi aşamasında yapıyı bilfiil yapan kişinin "cezaların şahsiliği" ilkesi kapsamında tespit zorunluluğu zaten bulunmamaktadır. Uygulamada ise, yukarıda alıntısı yapılan mevzuat hükümleri çerçevesinde, kanunda yazılı tanıma uygun olarak tespit tarihindeki yapı sahibi/malikine yönelik işlem yapılabileceğinden ilgili idarenin, cezaların şahsiliği ilkesi kapsamında inşai faaliyeti gerçekleştiren kişiyi tespit zorunluluğu bulunmadığı gibi inşa tarihi üzerinden uzun zaman geçmiş olması ve yapının el değiştirmesi vs. sebeplerle inşai faaliyeti yapan kişinin tespiti her zaman mümkün değildir. Öte yandan gerek 3194 sayılı Kanun'un 32. maddesinde ve gerekse 2960 sayılı Kanun'un 11-12-13 maddelerinde ifade edilen yapı/mal sahibi, ruhsata aykırı inşaatın tespiti ve tutanağın tebliğinde tespit tarihindeki yapı maliki olduğundan, aykırılıkların giderilmesi ve ruhsata uygunluğun sağlanması bakımından halihazırdaki malik dışındaki kişilerin belirtilen yükümlülükleri yerine getirmesi hukuken ve fiilen mümkün olmadığından malik dışında varsa inşai faaliyeti gerçekleştiren kişiler hakkında anılan hükümlerin tatbiki mümkün değildir. Aynı şekilde 42. maddede belirtilen yapı sahibi ifadesinin, 3194 sayılı Kanun'un 32. ve 2960 sayılı Kanun'un 11-12-13. maddelerinde yer alan yapı/mal sahibi ifadelerinden farklı düşünülmesi/yorumlanması/uygulanması söz konusu olmayacağından para cezasının da tespit tarihindeki yapı sahibine/malikine verilmesi gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden; İstanbul İli, Sarıyer İlçesi, ... Mahallesi, ... Sokak, No:..., ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın... nolu bağımsız bölümde izinsiz olarak karbonfiberle güçlendirme yapıldığı, ön cephedeki açık teras alanının 11,4 m²'lik kısmının daire kullanım alanına katıldığı, yola bakan arka cephenin, bahçe alanına doğru 12,75 m² ilave kapalı alan oluşturularak zemin kat kullanım alanına katıldığı, parsel üzerinde yer alan ortak alanda 52,50 m² ebatında garaj ve 3,30 m² ebatında bekçi kulübesi yapıldığı tespit edilerek ... tarihli, ... sayılı ve ... nolu yapı tatil tutanağının düzenlendiği, söz konusu tutanağa istinaden İstanbul Büyükşehir Belediye Encümeni'nin... tarih ve ...-... sayılı kararı ile 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesi uyarınca ... nolu bağımsız bölümde yapılan 203,79 m²'lik imara aykırılık için davacıya toplam 2.759.365,15-TL, taşınmazın ortak alanında yapılan 55,80 m²'lik imara aykırılık için ise parsel maliklerinin hisseleri oranında paylaştırılmak üzere toplam 6.795,10-TL idari para cezası verildiği, anılan encümen kararının iptali istemiyle de bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlıkta; dava konusu taşınmaza davacının 2001 yılında satış yoluyla malik olduğu anlaşılmaktadır. İdare Mahkemesince, yapıyı yapanın açık ve net olarak belirlenmesi ve yapıyı yapana para cezası verilmesi gerekirken, davacıya idari para cezası verilmesinde, genel hukuk ilkelerinden cezaların şahsiliği ilkesine uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu idari para cezası işleminin iptali yolunda verilen karar onanmış ise de; dava konusu işlemin dayanağı niteliğindeki 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu'nun 11. ve 12. maddeleri uyarınca düzenlenen ...3 tarih ve ... no'lu yapı tatil tutanağının düzenlendiği tarih itibarıyla, uyuşmazlık konusu taşınmaza davacı tarafından satış yoluyla malik olunmasının üzerinden yaklaşık yirmi iki yıl geçtiği; dolayısıyla tespite konu yapıda projesine aykırı imalatların bir kısmının davacı tarafından taşınmazın satın alındığı 2001 yılından önce mevcut olduğu; öte yandan Kanun maddesinde sözü edilen "yapı sahibi" ifadesinin yapının inşası aşamasında "tespiti halinde" malik dışındaki kişilere de para cezası verilebileceği şeklinde anlaşılması gerektiği, imara aykırı imalatların sonradan tespiti halinde ise söz konusu aykırı imalatların bir başkası tarafından yapıldığının ispatlanamaması halinde para cezasının yapı malikine verilebileceğinin kabulü gerektiğinden davacı tarafından yapılmadığı ispatlanamayan imalatlar ile davacı tarafından yapılan ve ruhsat gerektiren esaslı tadilatlara ilişkin kısımlar yönünden davacıya para cezası verilebileceği açıktır. Öte yandan, dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler dikkate alınarak davanın nihai şekilde sonuçlandırılmasına olanak bulunan durumlarda, Mahkemelerin uyuşmazlığı tamamen sonlandıracak nitelikte karar vermeleri usul ekonomisi ilkesinin gereğidir.Dava konusu yapıyla ilgili olarak tesis edilen işlemlerin hukuka uygunluk denetiminin yapıldığı davada, uyuşmazlığın teknik yönünün çözümlenmesini teminen keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilerek, mahallinde keşfin icra edilmesi üzerine, yapı inşaat alanı, yapı sınıfı ve yapı grubunun bilirkişiye tespiti yaptırıldıktan sonra, bilirkişi tarafından yapılacak teknik ve bilimsel inceleme ve değerlendirmeler sonucunda temel para cezasının belirlenmesi ve bu temel para cezasından yola çıkılarak, Kanun'da öngörülen artırım oranları da uygulanmak suretiyle toplam ceza miktarının belirlenmesi, işin doğası gereği olup, yapılan tespitler uyarınca hesaplanan para cezası miktarına göre karar verilmesi gerekmektedir, aksi bir durum davacı ile davalı idare arasındaki uyuşmazlığı sonuçlandırmayacağı gibi yeni uyuşmazlıklara da yol açabilecektir. Buna göre, 3194 sayılı Kanun'un 42. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi uyarınca temel para cezası belirlenmesinde Kanunda yazılı kriterlere aykırı hesaplama yapıldığının tespit edilmesi halinde, toplam para cezasının tamamının iptalinin gerekmediği, temel para cezasının hesaplanmasına ilişkin aykırılıklar tespit edildikten sonra, bilirkişi tarafından, aykırılıktan etkilenen alan ve/veya yapı sınıfı grubuna ilişkin yapılan tespitler uyarınca hesaplanan para cezası miktarı esas alınarak dava konusu işlemin kısmen iptaline karar verilebileceğinden bu şekilde karar verilmesi idari yargı denetimi yetkisinin aşılarak, idari eylem ve işlem niteliğinde yargı kararı verilmesi sonucunu doğurmayacaktır.Bu çerçevede, uyuşmazlıkta, bilirkişi incelemesi ile işlemin hukuka uygun olan ve olmayan kısımlarının açık bir şekilde ortaya konulduğu hallerde Mahkemesince dava konusu işlemin hukuka uygun olan kısmı yönünden davanın reddine, hukuka uygun olmayan kısmının ise iptaline karar verilmesi mümkündür. Temel para cezasındaki aykırılığın uygulanacak para cezasının tamamını etkilediği gerekçesiyle "kısmen iptal, kısmen ret" kararı yerine işlemin tamamen iptaline karar verilmesi durumunda, ilgili idare tarafından karar gerekçesi göz önünde bulundurularak yeniden işlem tesis edilmesi üzerine yargılama sürecinin yeniden başlatılmasının usul ekonomisi ilkesine aykırı olacağı açıktır. Bu itibarla; davacının maliki olduğu taşınmaz üzerinde projesine aykırı imalatlar yapıldığından bahisle 3194 sayılı kanunun 42. maddenin 2. fıkrasının (a) ve (c) bentleri uyarınca davacıya verilen idari para cezasında, davacı tarafından yapılmadığı ispatlanamayan imalatlar ile davacı tarafından yapılan ve ruhsat gerektiren esaslı tadilatlar yönünden "cezaların şahsiliği ilkesi" açısından hukuka aykırılık bulunmadığından, işlemin diğer unsurları yönünden bir inceleme ve değerlendirme yapılması gerekmektedir. Uyuşmazlık 42. maddenin 2. fıkrasının (ç) bendi yönünden incelendiğinde; 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesinin 2. fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde ruhsat alınmaksızın veya ruhsata, ruhsat eki etüt ve projelere veya imar mevzuatına aykırı olarak yapılan yapılar için yapı sahibine kesilecek cezaya ilişkin düzenlemeler getirirken, 25/03/2020 tarihinde 7226 sayılı yasanın 39. maddesiyle (ç) fıkrası eklenerek yapıdaki imara aykırılığın mevzuata uygun hale getirilmesini teminen yeni bir kanuni düzenleme yapılmıştır. Bahse konu yasa maddesine (ç) bendi ile getirilen düzenleme ile idari para cezası verilmesini gerektiren aykırılığa konu alan ile bu alanın bulunduğu arsa veya arazinin emlak vergisine esas asgari metrekare birim değerinin çarpımı ile bulunan bedel kadar idari para cezası düzenleneceği, aykırılığın giderilmesi ve yapının mevzuata uygun hale getirilmesi halinde ise bu para cezasının tahsil edilmeyeceği kurala bağlanmıştır. Bahse konu düzenleme ile düzenli, sağlıklı ve çevre koşullarına uygun yapılaşmanın temini ile imar mevzuatına aykırı yapıların bir an önce ortadan kaldırılması, imar mevzuatına aykırı yapılaşmanın önlenmesi cezai yaptırım öngörülmesi suretiyle caydırıcılığın sağlanması amaçlanarak, gerçekleşmiş olan aykırılıkların bir an önce bizzat ilgilisi tarafından giderilmesi istenmiştir. Yukarıda da vurgulandığı üzere, imar mevzuatına aykırılıklar, aykırılıkların meydana geldiği tarihten uzun süre ve hatta yıllar sonra tespit edildiğinde, imara aykırı inşa fiilinin faili ile taşınmazın mevcut sahibi bazı durumlarda aynı kişi olmamaktadır. Gayrimenkuller, satış, kiralama, veraset ve benzeri sebeplerle yıllar içerisinde defalarca el değiştirmekte, bu da imara aykırılığın kim tarafından giderileceği, giderilmezse (ç) bendi uyarınca kesilen idari para cezasının muhatabının kim olacağı sorununu ortaya çıkarmaktadır. İmara aykırı fiili gerçekleştiren yapının eski sahibi, taşınmaz elinden çıktığı, öldüğü veya herhangi başka bir sebeple aykırılıkları ortadan kaldıramayacağına göre, mevcut yapıdaki imara aykırılığın giderilmesi ve/veya yıkımı işinin muhatabı yapının halihazırdaki sahibi olmak durumundadır. Zira, imara aykırı inşaatı/imalatı yapan ancak son aşamada yapı maliki olmayan kişilerin yapıyı eski haline getirebilmesi hukuken ve fiilen mümkün değildir. Öte yandan (ç) bendi ile getirilen idari para cezasının yapının imar mevzuatına uygun hâle getirilmesi hâlinde tahsilinden vazgeçilen bir ceza olduğu dikkate alındığında, amaçlananın yapının fiilen kullanan tarafından imara uygun hale getirilmesi olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. Aksi düşünüldüğünde, yapının eski malikinin (ç) bendi uyarınca kesilen idari para cezasını ödeme sorumluluğu doğacaktır. Ancak bu şahısların aykırılığı gidermesi ve yapıyı mevzuata uygun hale getirmesi fiilen mümkün değildir, yeni malikin ise yapıyı imara uygun hale getirme yönünden bir sorumluluğunun bulunmadığı, bu nedenle herhangi bir yaptırım uygulanamayacağı sonucu ortaya çıkacaktır.Sonuç olarak, yukarıda (ç) bendinin gerekçesinde de yer verildiği üzere, getirilen düzenleme ile mevcut aykırılığın giderilmesi amaçlandığından 42. maddenin 2. fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde imara aykırı yapının tespit tarihinden önceki "inşaası, yapılması" aşamasına yönelik yaptırım söz konusu iken (ç) bendi ile "halihazırda mevcut ve kullanılmakta olan" yapıların/aykırılıkların giderilmesine, mevzuatta uygun hale getirilmesine dolayısı ile tespit tarihindeki fiili ve hukuki olarak tasarruf yetkisine sahip yapı malikine yönelik olması nedeniyle anılan (ç) bendi yönünden cezaların şahsiliği ilkesinin uygulanması mümkün değildir. Bu itibarla, davacının maliki olduğu taşınmazdaki imara aykırılıkların giderilmemesi nedeniyle, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesinin 2. fıkrası (ç) bendi uyarınca düzenlenen idari para cezası yönünden sorumlu olduğundan, idari para cezasının 2.632.396,19-TL tutarındaki kısmı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, idari para cezasının tamamının iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair temyize konu İdare Dava Dairesi kararında belirtilen kısım yönünden de hukuki isabet bulunmadığından, bozulması gerektiği görüşü ile Daire kararına katılmıyorum.