Hırsızlık suçundan verilen kararın, zorunlu müdafiin karar duruşmasında bulunmaması nedeniyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması sebebiyle bozulması kararı.
Özet: Hırsızlık suçundan hakkında hüküm kurulan sanık müdafiinin, olayın iş yerinden alacak tahsili amacıyla gerçekleştiği, delillerin eksik değerlendirildiği ve cezada alt sınırdan haksız yere uzaklaşıldığı yönündeki temyiz itirazları incelenmiş; ancak Yüksek Mahkeme, 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h ve 143. maddelerindeki hırsızlık suçunda cezanın alt sınırının beş yıldan fazla olması nedeniyle zorunlu müdafiinin karar duruşmasında hazır bulunması gerekirken yokluğunda hüküm kurulmasının sanığın savunma hakkını kısıtladığını tespit ederek, yerel mahkeme kararını usul yönünden bozmuştur.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/2266 E., 2024/652 K.SUÇ : HırsızlıkHÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama Her ne kadar Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen Tebliğname'de sanık hakkında iş yeri dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlere ilişkin görüş bildirilmiş ise de, sanık müdafiinin 26.03.2024 tarihli dilekçesinde temyiz isteminin hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik olduğunun belirtildiğinin anlaşılması karşısında, temyiz incelemesinin kapsamının sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır." ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin "eksik değerlendirme ve tahkikat sonucu karar verildiğine, sanığın söz konusu olayı gerçekleştirmesinin sebebinin çalıştığı iş yerinde alamadığı alacağını tahsil olduğuna, sanığın hukuki bir ilişkiye dayanan alacağını tahsil etmeye çalıştığına, motosikletin teslim edildiğine, diğer eşyaların değerinin de oldukça düşük olması nedeniyle cezadan indirim yapılması ya da ceza vermekten vazgeçilmesi gerekirken göz önüne alınmadığına, gerekçesiz şekilde alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulduğuna" yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142. maddesinde, 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanığa yüklenen 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun’un 150/3. maddesi uyarınca sanığa atanan zorunlu müdafiinin karar duruşmasında hazır bulunması gerektiği gözetilmeden, müdafiinin yokluğunda karar verilmesi talepli mazeret dilekçesine binaen yargılamaya devam edilip hüküm kurularak aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebeple 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının aynı Kanun'un 304/2-a. maddesi uyarınca gereği için Mardin 1. Asliye Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.