Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesinde, kasko sigortacısının trafik kazası sonucu sigortalısına ödediği pert total tazminatının, kusurlu sürücü ve araç sahibinden rücuen tahsili istemiyle açılan davada görevli mahkeme uyuşmazlığı kararı.
Özet: Davacı sigorta şirketi, sigortalısı olan aracın karıştığı ve davalı tarafın sürücüsünün tam kusurlu bulunduğu trafik kazası neticesinde aracın ağır hasar görmesi üzerine sigortalısına ödediği tazminat bedelinin, hurda satış geliri ve karşı tarafın sigorta ödemesi düşüldükten sonra kalan 527.800,00 TLlik kısmının, halefiyet ilkesi uyarınca ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte kusurlu araç sürücüsü ve işleteni olan davalılardan müştereken ve müteselsilen rücuen tahsil edilmesi talebiyle, icra takibine yapılan itirazın iptali ve alacağın tahsili için dava açmıştır.

T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/ Esas - 2026/....

T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2026/
KARAR NO : 2026/
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ : Av.
DAVALI :
DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ : 11/09/2026
KARAR TARİHİ : 18/09/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 21/09/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 297/1(c)'ye uygun şekilde, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, konuyla ilgili mevzuat hükümleri ve yargısal içtihatlar, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içerir şekilde hüküm verilerek,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
I-) Tarafların İddia ve Savunmalarının Özeti
Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; davacı nezdinde Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı bulunan araç sürücüsü dava dışı .....idaresindeki 54 ... ... plakalı araç ile davalı ......'na ait diğer davalı .....sevk ve idaresindeki 54 ... ... plakalı aracın 14.08.2024 tarihinde kazaya karıştığını, Kaza tespit tutanağında kazanın oluşumu; "Sürücü ....sevk ve idaresindeki 54 ... plaka sayılı otomobil cinsi aracıyla Konuralp bulvarı Vakıf Kent Toki üzerinden Camili Valilik kavşağı istikametine doğru seyrederken .....kavşağına geldiğinde aracının ön kısımlarıyla, sürücü ....sevk ve idaresindeki 54 .... plaka sayılı Belediye Özel Halk Otobüsü ile Korucuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Hastane Caddesi üzerinden gelerek dönel kavşaktan sola dönüş yapacağı esnada aracının sol yan kısımlarıyla kavşak içinde çarpışması sonucu iki araçlı maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir."şeklinde izah edilmiştir. Yine kazanın oluşumunda ;"... 54.... plaka sayılı Belediye Özel Halk Otobüs sürücüsü .....2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu 57/1-A "Kavşaklara yaklaşırken, kavşaktaki şartlara uyacak şekilde yavaşlamamak, dikkatli olmamak, geçiş hakkı olan araçlara ilk geçiş hakkını vermemek" maddesini ihlal ettiği diğer sürücü .....'in kazada kusurunun bulunmadığı kaza yeri tetkiki ve sürücü beyanlarından anlaşılmıştır." şeklinde kanaate varıldığını, dava dışı sigortalı şahsın aracında ağır hasar oluştuğunu, aracın pert total değerlendirildiğini, sigortalı araca 1.944.000,00 TL emsal değer biçildiğini, sigortalı ile mutabakat sağlanarak, bu bedel 15.10.2024 tarihinde sigortalıya ödendiğini, bu bedelden, aracın hurda halinin satımı sonucu alınan 1.216,200,00 TL sovtaj bedeli mahsup edildiğini, bakiye tutar için davalı yanın sigorta şirketinden poliçe limitleri dahilinde 200.000,00 TL tahsil edildiğini, bunun üzerine ödenen miktarın, zarara sebebiyet veren davalılardan; sürücünün %100 kusur oranının belirlenmesi suretiyle hesaplanan 527.800,00 TL ve bu tutarın ödeme tarihinden itibaren yasal faizi talep edildiğini ancak davalıların bu ödemeyi reddettiğini, davalılar aleyhinde ..... İcra Müdürlüğü'nün 2025.... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, akabinde davalı taraflarca borca itiraz edildiğini, icra müdürlüğünce de takip durdurulduğunu belirterek davacı şirket tarafından sigortalısına ödenen 527.800,00 TL tazminatın, ödeme tarihi olan15.10.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.
II-) Dava Türü ve Tarafların Anlaştıkları - Anlaşamadıkları Hususlar
Dava; kasko sigortacısı tarafından halefiyet ilkesi uyarınca davalı sürücünün kusuru nedeniyle sigortalısına ödemiş olduğu bedelin davalı işleten ve sürücüden rücuen tahsili talebine ilişkindir.
Uyuşmazlık; davacının alacaklı olup olmadığı, mahkememizin görevli olup olmadığı hususlarında olduğu anlaşıldı.
III-) Çekişmeli Vakıalar Hakkında Toplanan Deliller
Dosya kapsamında davalı sürücünün gerçek kişi, diğer davalının ise belediye başkanlığı olduğu görülmüştür.
IV-) Konuyla İlgili Mevzuat Hükümleri Ve Yargısal İçtihatlar
HMK'nun 2. maddesinde "(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. (2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir." şeklinde düzenlenmiştir.
TTK'nun 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." belirtilmiştir.
TTK'nun 5. Maddesinde ''Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.Bir yerde asliye ticaret mahkemesi varsa, asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde bulunan ve 4 üncü madde hükmünce ticari sayılan davalarla özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere asliye ticaret mahkemesinde bakılır. Bir yerde ticaret davalarına bakan birden çok asliye ticaret mahkemesi varsa, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca, asliye ticaret mahkemelerinden biri veya birkaçı münhasıran bu Kanundan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilebilir. Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. Asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yargı çevresindeki bir ticari davada görev kuralına dayanılmamış olması, görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez; asliye hukuk mahkemesi, davaya devam eder.'' şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
TTK'nın 1472. maddesinde düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için cüz'î haleftir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 22.3.1944 Tarihli Esas 37, Karar 9 sayılı kararı, "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" şeklindedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15/06/2021 Tarihli 2017/(6)3-2222 Esas ve 2021/760 Karar sayılı kararı, "...Bir hukukî işlemin veya fiilin 6102 sayılı TTK’nın kapsamında kaldığının kabul edilebilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlarla, bir ticarî işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekmektedir. Nitekim, aynı hususlara Hukuk Genel Kurulunun 30.06.2020 tarihli ve 2019/4-231 E., 2020/487 K. sayılı kararında da yer verilmiştir. Tüm bu açıklamalar ve ortaya konulan yasal düzenlemeler karşısında somut olay incelendiğinde; kamu kurumu olan davalının tacir olmadığı ve davanın ticarî dava olarak kabul edilemeyeceği açık olduğuna göre davanın asliye ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiğinden bahsedilemez. Bu durumda davaya bakmaya genel görevli mahkeme olan asliye hukuk mahkemesi görevlidir..." şeklindedir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 04/06/2018 tarih 2015/5840 esas 2018/5773 karar sayılı ilamı ile, "Davacı sigorta şirketi, bu davayı sigortalısının halefi olarak açtığına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.03.1944 tarihli 37 Esas ve 9 Karar sayılı kararında bu husus “sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak, sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur” şeklinde vurgulanmaktadır. Eldeki dava, sağlık sigortacısının rücuen tazminat istemine ilişkin olduğuna göre; davacı sigortacının sigortalısı olan gerçek kişilerin (haksız fiil nedeniyle zarar görenler) açacağı davada görevli olan Asliye Hukuk Mahkemeleri'nin bu dava bakımından da görevli olduğu açıktır." halefiyet davasının bir ticari dava olmadığı belirtmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin 13/03/2024 tarih 2023/2920 esas 2024/935 karar sayılı ilamı ile, "....konu aracın ticari araç olmasının tek başına uyuşmazlığı ticari dava yapmaya yetmeyeceği,..." belirtilmiştir.
V-) Sabit Görülen Vakıalar, Bunlardan Çıkarılan Sonuç ve Hukuki Sebepler
6102 sayılı TTK'nda değişiklik yapan ve 01/07/2012 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6335 sayılı kanunun 2. maddesi ile 6102 sayılı kanunun 5.maddesinin 3.fıkrası değiştirilmiş ve asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olarak düzenlenmiştir.
Bir davanın ticari dava olarak nitelendirilebilmesi için; her iki tarafın tacir olması, uyuşmazlığın tarafların ticari işletmesi ile ilgili bulunması ya da uyuşmazlığın TTK'nda düzenlenen hususlardan kaynaklanması veya davanın ticari dava sayılacağına ilişkin özel bir düzenleme bulunması gerekir. Somut olayda, yanlar arasındaki uyuşmazlık 6098 Sayılı TBK'nun 49 ve devamı maddesinde düzenlenmiş bulunan haksız fiil hükümlerinden kaynaklanmaktadır. Dava halefiyete dayalı sigorta rücu davası esas itibariyle sigortalısının kendisine zarar verene karşı açacağı bir tazminat davası niteliğinde olduğundan bu davanın hukuki sebebi de sigortalı ile zarar veren arasındaki hukuki sebeptir. Bu nedenle hukuki sebep haksız eylem olduğundan görevli mahkeme HMK'nın ilgili hükümlerine göre belirlenir. Sigortalı ile zarar veren arasındaki ilişki ticari nitelikte değilse böyle bir davanın ticaret mahkemesinde açılması mümkün değildir.
Dava, halefiyet yolu ile talep edilen tazminata ilişkin olup, bu tür davalarda asıl hak sahibi olan kişi hangi mahkemede dava açabilecek ise onun halefi olan sigortacının da aynı mahkemede dava açması gerekir. Sigorta ilişkisinden kaynaklanan bir uyuşmazlık da söz konusu değildir.
Somut olayda her ne kadar davacı tacir ise de; dava dışı sigortalının ve davalıların tacir olmaması ve açılan davanın 6102 sayılı TTK'da sayılan ticari davalardan olmaması hususları göz önüne alındığında mahkememizin davaya bakmakla görevli olmayıp, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu değerlendirilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; davaya bakma görevinin, 2004 Sayılı İİK 261/1 ve Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun 07/07/2021 gün ve 608 Sayılı kararı gereği ve olayın meydana geldiği yerin Sapanca ilçesi olması hususu da gözetildiğinde, Sakarya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğu ve dava şartlarından olan görev hususunun yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerektiği, düşünce ve yargısına varılmış ve dava dilekçesinin görev yönünden reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM (Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere):
1-Davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE,
2-Davaya bakmaya Sakarya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna,
3-Kararın kesinleştiği tarihten itibaren 2 hafta içinde taraflardan birinin talep etmesi halinde dosyanın davaya bakmakla görevli Sakarya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Taraflarca bu süre içinde istemde bulunulmaması halinde HMK 20/1-son ve 331/2 maddesi gereğince yapılacak işlemin mahkememizce DEĞERLENDİRİLMESİNE,
5-Dosyanın süresinde görevli mahkemeye aktarılması durumunda harç ve yargılama giderinin HMK'nun 331/2 maddesi uyarınca görevli mahkemece nazara alınmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK 345. Maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içinde Sakarya Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 18/09/2026
Katip
e-imza
Hakim
e-imza