Hırsızlık suçundan verilen beraat kararının, sanığın kimliğine ilişkin çelişkili bilirkişi raporlarının yeterince değerlendirilmemesi ve yetersiz gerekçe ile Yargıtay 2. Ceza Dairesi tarafından bozulması ve dosyanın yeniden incelenmek üzere geri gönderilmesi.
Özet: Bir hırsızlık davasında, ilk derece mahkemesinin mahkumiyet kararının istinaf sonucunda beraate çevrilmesi üzerine yapılan temyiz incelemesinde, bölge adliye mahkemesinin sanığın kimliği ve suçu işlediğine dair güçlü deliller, özellikle görüntü kayıtları ve bilirkişi raporları arasındaki çelişkileri gidermeden, yetersiz gerekçeyle beraat kararı vermesi hukuka aykırı bulunmuştur. Yüksek mahkeme, sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olduğu kanaatine vararak, bölge adliye mahkemesinin beraat kararını bozmuş ve dosyanın yeniden incelenmek üzere ilgili daireye gönderilmesine hükmetmiştir.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/2679 E., 2023/1702 K.SUÇ : HırsızlıkHÜKÜM : Mahkûmiyet hükmü kaldırılarak beraatine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin, görüntüde yer alan şahsın sanık olduğunun kuvvetle muhtemel görüldüğüne ilişkin 25.01.2020 tarihli kriminal rapor ile birlikte, görüntülerde yer alan şahsın sanık olduğuna dair kesin kanaatin yer aldığı 04.11.2019 tarihli bilikişi raporunun ilk derece mahkemesi hükmüne esas alındığı, buna göre her iki rapor arasındaki çelişkinin giderilebilmesi için yeniden bilirkişi raporu alınması gerekirken, sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olmadığından bahisle beraatine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;Şikayetçinin 11.01.2019 tarihinde saat 15.00 sıralarında cadde üzerindeki dolum büfesine otobüs kartını doldurmak için gittiğinde çantasının içinde bulunan cüzdanının yerinde olmadığını fark ederek şikâyetçi olduğu, sanığın aşamalarda suçu kabul etmemekle birlikte, 03.04.2019 tarihli CD izleme, araştırma ve tespit tutanağında "Olayı gerçekleştiren şahsın daha önceden tanınmakta olan sanık olduğunun değerlendirildiğinin" belirtildiği, Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan 04.11.2019 tarihli bilirkişi raporunda "Morfolojik, saç şekli, sakal şekli, kaş yapı bakımından aynı şahıslara ait olduğu kanaate varıldığının" belirtildiği, kovuşturma aşamasında alınan ... Kriminal Laboratuvar Amirliğinin 16.03.2022 tarihli raporunda, görüntü iyileştirme tekniklerinin kullanılması sonucunda, "Tetkik konusu görüntülerde belirtilen şahıs ile mukayese fotoğrafları gönderilen şahsın yapılan yüz karşılaştırma incelemesinde, sözkonusu şahıslaırın kuvvetle muhtemel aynı kişi olduğu kanatine varıldığının" anlaşılması karşısında; kovuşturma aşamasında zararı gideren ve UYAP'ta yer alan adlî sicil kaydına göre benzer suçlardan kaydı bulunan sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olması karşısında; ilk derece mahkemesinin mahkûmiyet hükmü kaldırılarak, yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde beraatine karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, aynı Kanun'un 304/2. maddesi uyarınca dava dosyasının yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine TEVDİİNE, 29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.