Vekalet ilişkisinde avukatın tahsil ettiği teminatı hapis hakkı kapsamında müvekkile ödememesi, azil öncesi başka avukata vekalet verilmesi ve karşı dava vekalet ücreti taleplerinin yargı kararı ile incelenmesi.
Özet: Bir müvekkilin, avukatının kendisinden habersiz alıkoyduğu teminat bedelini ödemediği iddiasıyla başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali talebiyle açtığı davada, avukatın ise müvekkili tarafından vekalet ücreti ödenmediği ve mesleki itibarına zarar verildiği gerekçesiyle açtığı karşı davada, ilk derece mahkemesi müvekkilin asıl davasını reddederek avukatın hapis hakkı bulunduğuna karar vermiş, avukatın karşı davasında ise vekalet ücreti alacağını kısmen kabul etmiş, ancak masraf ve manevi tazminat taleplerini reddetmiş olup, bu karar müvekkil tarafından istinaf edilmiştir.

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1420 E., 2025/1217 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 28. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2020/262 E., 2024/150 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı karşı davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle: kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili; davalının avukat olup taraflar arasında vekalet ilişkisi bulunduğunu, müvekkilinin davalıdan şüphelenmesi sonucunda dava dosyalarını incelettiğini ve davalının İstanbul Anadolu 20. İdare Mahkemesinin 2018/17566 sayılı dosyasına teminat olarak yatırdığı 110.478,19 TL’yi 06.01.2020 tarihinde hesabına geçirdiğini, ancak müvekkiline ödemediğini veya bilgi vermediğini öğrendiğini, bunun üzerine hakkında icra takibi başlattığını ileri sürerek; davalının takibe yaptığı itirazının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP VE KARŞI DAVADavalı vekili; aralarındaki vekalet ilişkisinin 2012 yılından beri devam ettiğini, aralarındaki arkadaşlık bağını kötüye kullanan davacının sürekli zorda olduğunu söyleyerek müvekkilinin hiçbir vekalet ücretini ödemediğini, müvekkilinin noter aracılığıyla 22.09.2020 tarihli ihtarnamesini gönderdiğini, hesap görülmesini talep ettiğini ancak davalının kaçtığını, iade edilen teminatı kendi hesaplarında haciz olması nedeniyle göndermemesini istediğini, öte yandan kendisiyle görülmeyen davacının müvekkiliyle hesap görmeden ve bilgi vermeden başka bir avukata vekalet verdiğini, müvekkilinin buna muvafakatinin olmadığını ve vekalet ilişkisinin sona erdiğini davacıya bildirdiğini ve noter aracılığıyla 22.09.2020 tarihinde davacıya hesap görme zarureti ile dosyaların incelenmesi gereğinin bildirildiğini, ancak kendisine tebliğ edilemediğini avukatına tebliğ edildiğini, avukatı vasıtasıyla öğrenince müvekkilini 28.09.2020 tarihinde gördüğü luzum üzerine azlettiğini, vekalet ücreti ödememek gayesinde olduğunu ileri sürerek takip ettiği dosyalardan akdi ve karşı yan vekalet ücretlerinin tespiti ile şimdiik 5.000,00 TL'nin, yaptığı masraflara karşılık şimdilik 1.000,00 TL'nin, rızası dışında başka avukata vekalet vererek mesleki itibarını zedelemesi nedeniyle 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 16.01.2024 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 59.858,73 TL'ye yükseltmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararıyla, avukatın hapis hakkını ancak muaccel olan vekalet ücreti alacakları yönünden kullanabileceği, hapis hakkını kullanan avukatın, müvekkilin nam ve hesabına tahsil ettiği alacakları geciktirmeksizin iş sahibine bildirmesi, hangi işten dolayı ve ne miktarda ücret ve masraf alacağı olduğunu açıklaması ve konu ile ilgili karşı tarafı bilgilendirdikten sonra alacağı oranında hapis hakkını kullanması gerektiği, avukata tevdi edilen işin yapılması veya yapıldıktan sonra sonucunun alınması için gerekli bütün masraflar ve harcamalar vekil eden tarafından karşılanacağı ancak bunun aksi yazılı bir sözleşmeyle kararlaştırılabileceği, söz konusu masrafları kendisi tarafından yapıldığını ispat etmesi gerektiği, söz konusu masrafların ödenmediğinin ispatı avukata ait olduğu, dosya kapsamında yapılan incelemede taraflarca gönderilen ihtarnamelerde davalı vekilin hesap görme kapsamında teminatın iade alındığı, bilirkişi raporunda belirtilen dosyalarda teminat miktarı kadar vekalet ücretinin teminatın alındığı tarih itibariyle muaccel olduğu bu suretle vekilin hapis hakkı şartlarının oluştuğu, azilname tarihinden önce davacı tarafından başka bir avukata vekalet verildiği, bu çerçeve Avukatlık Kanunu kapsamında kesinleşmeyen diğer dosyalar bakımından davalı karşı davacı vekilin alacaklarının muaccel hale geldiği, davacı avukat tarafından yapılan tahsilatlardan vekalet ücretini mahsup etme hakkının olduğu görülmüş, vekalet veren tarafından masrafların yapılması hususu aslolmakla ispat yükü üzerinde olan davalı/karşı davacı bakımından masraf yapıldığı hususunun ve manevi olarak zarara uğrandığı hususunun ispatlanamadığı gerekçesiyle; asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, 59.858,73 TL'nin dava tarihiden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte asıl dava davacı/karşı dava davalısından tahsili ile asıl dava davalı/karşı dava davacısına ödenmesine, 1.000,00 TL yargılama masrafları açısından oluşturulan talebin reddine, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, asıl davada davacı, karşı davada davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla azil tarihinden önce davacının başka bir avukata vekalet vermesine davalı avukat tarafından 22/09/2020 tarihli ihtarname ile muvafakat verilmemesi nedeniyle vekalet sözleşmesinin kendiliğinden sona ermesi ve ücretin tamamının ödenmesinin gerekmesi, hapis hakkı koşullarının oluşması, ceza dosyasının beklenmesinin sonuca etkili olmaması ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar asıl davada davacı karşı davada davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir . V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriAsıl davada davacı karşı davada davalı vekili, davalı hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasının halen derdest olduğunu bu davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, davalının haklı olarak azledilmesi nedeniyle vekalet ücreti talep edemeyeceğini, davalının usulune uygun hapis hakkı kullanmadığını, hapis hakkı kullandığını iddia ettiği dosyalardaki ücret alacaklarının muaccel hale gelmediğini, davalının 16.01.2020 tarihinde teminat bedelini zimmetine geçirdiğini, müvekkilin haricen öğrendiği tarihe kadar bildirimde bulunmadığını, dosya kapsamında davalının 15.09.2020 tarihine kadar davacının hapis hakkı kullandığını müvekkiline bildirdiğine dair bilgi ve belge bulunmadığını, davalının karşı dava dilekçesinde müvekkilden 11.000,00 TL talep etmiş olup, 110.000 TL olan teminat bedeli üzerinde hapis hakkı kullandığını, hapis hakkı kullanılan miktar ile alacağın orantılı olması gerektiğini, eksik ve hatalı inceleme ile karar verildiğini, müvekkilinin adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, itirazlarının dikkate alınmadığını hukuka uygun bir gerekçenin bulunmadığını belirterek, kararın bozulmasının istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, asıl davada vekalet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali, karşı davada vekalet ücreti alacağının tahsili istemine ilişkindir. Bilindiği üzre, borçluya ait olup onun rızasıyla zilyedi bulunduğu taşınırı veya kıymetli evrakı, borcun muaccel olması ve niteliği itibarıyla bu eşyanın alacak ile bağlantısı bulunması hâlinde, borç ödeninceye kadar hapsedebilir. Borç yerine getirilmez ve yeterli güvence de gösterilmezse alacaklı, borçluya daha önce bildirimde bulunarak, hapsettiği şeylerin teslime bağlı rehin hükümleri uyarınca paraya çevrilmesini isteyebilir. (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 905/1, 953/1). İlk Derece Mahkemesince davalı avukatın davalının vekili sıfatıyla takip ettiği dosyada iade edilen teminat tutarını Mahkemeden aldığı tarihte davacıdan teminat miktarı kadar muaccel hale gelmiş vekalet ücreti alacağının olduğu ve davacının başka bir avukata vekalet vermesine davalının muvafakat vermemesi nedeniyle diğer ücret alacaklarının da muaccel hale geldiği gerekçesiyle davalının hapis hakkının bulunduğu kabul edilmiş ise de, bilirkişi raporundaki tespitlere göre vekaleten takip edilen dava dosyalarından, teminatın davalı tarafından iade alındığı tarihte, biri dışında hiçbirinin karara çıkmadığı dolayısıyla söz konusu tarihte bu dosyalarda muaccel hale gelmiş bir ücret alacağının bulunmadığı, icra dosyalarında ise muaccel hale gelen ücret alacağının belirlenmesi açısından ise bilirkişi raporunda yeterli bilginin yer almadığı, buna göre mahkemenin teminatın iade alındığı tarihte (06.01.2020) teminat miktarı kadar muaccel hale gelmiş alacağın bulunduğu tespitinin dosya kapsamına uygun olmadığı, başka bir avukata vekalet verildiği iddiasının da bu tarihten yaklaşık 8 ay sonraki bir tarihe ilişkin olduğu öte yandan davalı avukatın hesap verme ve vekâletle ilişkili olarak aldıklarını vekâlet verene verme yükümlülüğünün gereği olarak hapis hakkını kullandığını davacı vekil edene bildirdiğine yönelik bir delilinin de bulunmadığı, bu kapsamda davalı avukatın iade aldığı teminat bedeli üzerinde hapis hakkı bulunmayıp, vekalet sözleşmesine aykırı davrandığından davacının azlinin haklı olduğu, bu nedenle davalının ancak azil tarihinde kesinleşmiş işlerden vekalet ücreti alabileceği kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.2.Bozma nedenine göre asıl davada davacı, karşı davada davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1.Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,3.Asıl davada davacı karşı davada davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddinePeşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,02.07.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.