Yurt dışındaki davacının ticari hatlı minibüs adi ortaklığının feshi ve tasfiyesi ile ortaklık payı ve kazanç dağıtımı talepli temyiz incelemesi.
Özet: Yurt dışından gönderdiği parayla ticari araç alımına ortak olduğunu ve davalılarla adi ortaklık kurduğunu iddia eden davacının, ortaklığın feshini ve tasfiyesini talep ettiği davada, ilk başta reddedilen davanın Yargıtayca adi ortaklık bulunduğu ve davacının ¼ hissesinin olduğu tespitiyle bozulmasının ardından, yerel mahkemenin adi ortaklığın tasfiyesine ve aracın bedelinin dağıtılmasına yönelik verdiği karara karşı, davacının ortaklığın işletilmesinden kaynaklanan kar payları ve diğer gelirlerin tasfiye hesabına doğru şekilde dahil edilmediği, dolayısıyla tasfiyenin eksik yapıldığı iddiasıyla temyiz başvurusunda bulunduğu bir hukuki süreçtir.
3. Hukuk Dairesi         2025/4777 E.  ,  2026/4420 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2015/391 E., 2025/282 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin yurt dışında yaşadığını 1995 yılında davalı ile ortak ticari araç alınması için babasına para gönderdiğini, 41... ticari plakalı yeşil beyaz renkli hatlı minibüsün davalı ... adına satın alındığını ve minibüsün bugüne kadar davalıların birlikte işlettiklerini, müvekkiline herhangi bir pay ödenmediğini, müvekkilinin ısrarları üzerine davalının noterde hatlı minibüsün üzerindeki banka rehni kalktıktan sonra ½ hissesini müvekkiline devredeceğini taahhüt ettiğini, ancak şifahen aracın hissesini devretmeyeceğini, kasım ayında aracın borcu sona erince 3. bir kişiye satacağını söylediğini, müvekkilinin araç satın alınırken bedelinin ½' sini karşıladığını aracın ½ sinin ise ...'a ait olduğunu, davalı ...'nin ise araç alınırken de sonradan da bir katkısı olmadığından hak ve hissesi bulunmadığını ileri sürerek; aracın trafik kaydının iptali ile ½ hissesinin müvekkil adına tesciline karar verilmesini ya da ticari aracın hatlı olarak bedelinin ½' sinin şimdilik 10.000,00 TL’nin yasal faiziyle birlikte davalılardan alınarak müvekkiline verilmesini, aracın bugüne kadar işletilmesinden doğan kazanç payı olarak şimdilik 10.000,00 TL’nin yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 02.07.2013 tarihli ıslah dilekçesiyle adi ortaklığın feshi ile tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; davacının hissesinin ½ değil ¼ olduğunu, noterde verilen taahhütte de hissenin 1/4' ünün davacıya verileceğinin taahhüt edildiğini, aracın rehninin henüz kaldırılmadığını, davalı ... tarafından davacının banka hesabına para gönderildiğini, davacının hakkından fazlasını alma peşinde olduğunu, davacının alacak hakkının tescilden sonra doğacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 20.09.2013 tarihli kararıyla; ıslahın usulünce yapılması nedeniyle bu nedenle dikkate alınmadığı, davacının davaya konu edilen aracın alımına ilişkin olarak para gönderdiğini ispatlayamadığı, araç tescil işleminin idari işlem olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Dairenin 01.07.2014 tarihli ilamıyla; davacı iddiası, davalıların savunması ve davalı ... tarafından düzenlenen beyannameler ile tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında dava konusu ticari aracın alınıp işletilmesi hususunda bir adi ortaklık ilişkisinin kurulduğu; davacının 1/4 oranında hissedar bulunduğunun kabul edilmesi gerektiği, ortaklığın faaliyetlerinden dolayı kâr payı ile birlikte, ortaklığa ilişkin sermaye payının istenmesi durumunda; bu taleplerin, aynı zamanda ortaklığın feshi ile tasfiyesi istemlerini de kapsadığı, bu durumda Mahkemece; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 620 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklık hükümleri dikkate alınarak, 642.madde ve devamı hükümlerine göre tasfiye işleminin gerçekleştirilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle karar verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
2. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararda, davanın kabulü ile tarafların 41... ticari plakalı araç üzerindeki adi ortaklığın tasfiyesine, 16.05.2025 tarihli bilirkişi raporunda belirtilen 4.132.079,18 TL bedelden personel ...'a 6.658,49 TL kıdem tazminatı ödemesi, personel ... ...'a 168.570,63 TL kıdem ve ihbar tazminatı ödemesi, 144.444,07 TL vergi ödemesi yapıldıktan sonra kalan bedelin kararın kesinleşmesi hâlinde nemaları ile birlikte davacı ...'a 948.851,50 TL, davalı ...'a 948.851,50 TL, davalı ...'a 1.914.703,00 TL ödenmesine karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili sadece, satış bedeli değil, ortaklığın diğer gelir ve giderlerin de işbu paylaşıma dahil edilerek, davacının gerçekte hak ettiği bedelin belirlenmesi gerektiği halde, Mahkemece bu yöndeki taleplerinin dikkate alınmadığını, gelirlere ilişkin araştırma yapılmadığını, mal varlığının sorgulanmadığını bu nedenle adi ortaklığın tasfiye işleminin usule uygun yapılmadığını, adi ortaklığın kurulduğu tarihten, kayyum atanana kadar, ticari hat +hattan kaynaklı kazançları davalıların kendi namına aldığını, müvekkilinin aracın işletilmesinden kaynaklanan gelirden pay verilmediğini, ... Kooperatifinin aracın günlük gelirine ilişkin 07.06.2017 tarihli igili yazısının dikkate alınmadığını, 07.06.2017 tarihli Kooperatif yazısı baz alınarak, enflasyon ortamı, günlük kazanca, tefe-üfe oranları eklenerek, adi ortaklığın kurulduğu tarihten itibaren (2017 öncesi ve 2017 sonrasına oranlama yapılarak ) gelir havuzundan, günlük kooperatif üyelerine verilen paranın belirlenmesi gerektiğini belirterek, kararı temyiz etmiştir.
2. Davalılar vekili; davacının harcı 20.000.00 Tl üzerinden yatırdığını Mahkemece davacı tarafından müddeabihin değeri 948.851.50 Tl olarak belirlenmesine rağmen harç ikmal edilmeden davaya devam edildiğini, bir adi ortaklığın kurulmadığını, davanın konusu muvafakatnamenin de bir sözleşme yerine geçmemesine rağmen sanki ortaklık sözleşmesi olarak algılanmasının hukuka aykırı olduğunu, Mahkemece yerinde olmayan bozma ilamına uyulduğunu, 41... plakalı aracın değerinin çok altında satılması nedeniyle zarara uğrandığını, ailesinin geçimini de temin edemez hale gelen hastalıklara duçar olduğunu belirterek, kararı temyiz etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereği, harca tabi davalarda değeri parayla ölçülebilen davalar açılırken nispi karar ve ilam harcının dörtte biri peşin olarak alınır. Yargı işlemlerinden alınacak harclar ödenmedikçe mütaakıp işlemler yapılmaz.Yargılama sırasında tesbit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz (492 sy K. m.30,32).
Temyiz incelemesine konu eldeki davada; dava nispi karar ve ilam harcına tabi olmasına rağmen, eksik harç tamamlatılmadan yürütülen tasfiye işlemleri sonucunda belirlenen değerler üzerinden davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
2.Bozma sebebine göre; davacının tüm, davalıların sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. Maddesi uyarınca usulden BOZULMASINA,
2. Bozma şekline göre davacının tüm davalıların sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine,
1086 sayılı Kanunun 440 ıncı maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
02.07.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.