Yargıtay 2. Ceza Dairesi, hırsızlık suçundan istinaf başvurusunun reddine dair kararı; sanığın kast, delil yetersizliği ve yasa maddesi uygulama itirazlarını yerinde görmeyerek onadı.
Özet: Sanık müdafiinin, müvekkilinin araç hırsızlığı olayıyla ilgisi bulunmadığı, cüzdanı yolda bulduğu, tanık teşhisinin sağlıklı olmadığı, hırsızlık kastının oluşmadığı, kilit mekanizmasının zorlanmadığı ve uygulanması gereken kanun maddesinin yanlış olduğu gibi gerekçelerle yaptığı temyiz başvurusu, Yüksek Mahkemece yapılan incelemede yerinde görülmeyerek, bölge adliye mahkemesinin hırsızlık suçundan verilen istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının hukuka uygun olduğu tespit edilmiş ve bu kararın onanmasına hükmedilmiştir.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/3458 E., 2024/649 K.SUÇ : HırsızlıkHÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onamaİlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır." ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin "sanığın aracın çalınması olayı ile ilgisi bulunmadığına, tüm aşamalarda cüzdanı yolda düşürülmüş halde bularak aldığını açıkça söylediğine, katılanın cüzdanını uzun süre boyunca arabada bırakmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, cüzdanını düşürmüş olmasının hayatın gerçeklerine daha yakın olduğuna, sanığın araçta bulunduğuna ya da aracı çaldığına dair hiçbir delil bulunmadığına, sanığın tanık anlatımına göre daha uzun olduğuna, tanığın teşhisinin sağlıklı olmadığına, sanığın aracı çalmaya ilişkin kastı bulunmadığına, kilit mekanizmasının aşıldığı ve zarar gördüğüne dair delil bulunmadığına, katılanın aracın kapısını kilitlemeden eve gitmiş olma ihtimalinin ya da kapıların bozuk olması ihtimalinin de bulunduğuna, bu ihtimaller karşısında şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince somut olayda 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h değil 142/1-e maddesinin uygulanması gerektiğine, olayın hangi saatte yaşandığının kesin ve net şekilde anlaşılamadığına, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 143. maddesi uyarınca artırım yapılmasının hukuka aykırı olduğuna" yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede, Sanık hakkında hırsızlık suçundan verilen istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin kararı hukuka uygun bulunduğundan, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz isteminin reddiyle, 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca, usûl ve yasaya uygun olan karara yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca İzmir 14. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.