Anayasa Mahkemesi ihlal kararı sonrası, doktorun aydınlatma ve özen yükümlülüğü ihlali iddiasıyla açılan, ameliyat sonrası ağır engellilik oluşan çocuk için bakıcı ve iş gücü kaybı ile manevi tazminat talepli tıbbi malpraktis davasının Yargıtay incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, davacıların çocuklarının kafatasındaki şekil bozukluğu nedeniyle yapılan ameliyat sonrası yaşadığı ağır komplikasyonlar ve kalıcı sakatlıklar (göz takibinin olmaması, duymaması, %100 iş gücü kaybı gibi) üzerine davalı doktor ve sağlık kurumuna karşı tıbbi malpraktis iddiasıyla açtığı, aydınlatma ve özen yükümlülüğünün ihlal edildiğini savunarak yüksek miktarda maddi ve manevi tazminat talep ettiği, davalıların ise tıbbi müdahalenin tıp kurallarına uygun yapıldığını, aileye bilgilendirme yapıldığını ve kusurlu olmadıklarını ileri sürerek davanın reddini istediği, ilk derece mahkemesinin de davalıların kusursuz olduğu gerekçesiyle davayı reddettiği bir uyuşmazlığın temyiz incelemesine ilişkin süreci özetlemektedir.

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/803 E., 2025/1420 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Batman 2. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2021/899 E., 2023/248 K.Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı sonrasında yapılan yargılama neticesinde verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekillerince duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 14.04.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacılar vekili Avukat ... , davalılar vekili Avukat ... , Avukat ...'un sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin daha derinlemesine incelenmesi heyetçe zorunlu görüldüğünden 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 24/1 maddesi ve Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 21/3 maddesi uyarınca görüşmenin bırakıldığı 02.07.2026 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacılar vekili; davacılar ... ve ...'un kızı, diğer davacıların kardeşi olan ...'un ayrı yumurta ikizi olan kardeşine göre gelişme geriliği ve kafasında şekil bozukluğu oluşması nedeniyle davalı doktor ... tarafından muayene edilerek ameliyat edilmesine karar verildiğini, ameliyatın basit bir operasyon olduğunun belirtildiğini, ancak ameliyatın yaklaşık 15 saat sürerek ...'ın 40 gün yoğun bakımda kaldığını, bu sürede hastane yetkililere tarafından hiçbir bilgi verilmediğini, 10.04.2008 tarihinde taburcu edildiğini, müvekkillerinin, çocukta göz takibinin olmadığını ve duymadığını anladıklarını, bunun üzerine çocuğu tekrar doktora götürdüklerini, doktorun “bu konuda bilgimiz vardı ancak düzelme ümidiyle size bilgi vermedik” şeklinde müvekkillerine söylediğini, doktorun müvekkillerine bilgi vermemesi ve aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle kusurlu olduğunu, davalıların özen yükümlülüğüne aykırı davrandığını ileri sürerek; davacı ... için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak şartıyla günde üç bakıcı olmak üzere 300.000,00 TL bakıcı masrafı, 200.000,00 TL manevi tazminat; baba ... için 150.000,00 TL, anne ... için 150.000,00 TL, diğer davacı kardeşler için ayrı ayrı 5.000,00'er TL olmak üzere bütün davacılar için toplam 535.000,00 TL manevi tazminat, %100 iş gücünü kaybeden ... için 150.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 10/04/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş; davacılar vekili 26.06.2013 tarihli dilekçesiyle, davacı ... için %100 iş gücü kaybına ilişkin 150.000,00 TL'lik maddi tazminatı 250.000,00 TL'ye; 300.000,00 TL'lik bakıcı masrafını 1.200.000,00 TL'ye; manevi tazminat talebini 200.000,00 TL'den 220.000,00 TL'ye; manevi tazminatı baba ... için 150.000,00 TL'den 170.000,00 TL'ye, anne ... için 150.000,00 TL'den 170.000,00 TL'ye, diğer davacı kardeşler için ayrı ayrı 5.000,00'er TL'den ayrı ayrı 20.000,00'er TL olmak üzere bütün davacılar için toplam 535.000,00 TL'den 680.000,00 TL olarak ıslah etmiştir.Yeniden yapılan yargılamada davacılar vekili tarafından verilen 21.03.2023 tarihli dilekçeyle; dava dilekçesinde davacı ... için %100 iş gücü kaybına ilişkin talep ettiği 150.000,00 TL'lik maddi tazminatı 14.03.2023 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda 6.587.553,01 TL'ye; davacı ... için dava dilekçesinde talep edilen 300.000,00 TL bakıcı gideri talebini 14.03.2023 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda 5.001.224,64 TL'ye yükselttiklerini, manevi tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAPDavalılar vekili; hastada kafatasının gelişim anormallerinde trigonosefali oluşması nedeniyle ameliyat edildiğini, hasta yakınına cerrahiye bağlı olan sonuçların anlatıldığını, onay alındıktan sonra ameliyat yapıldığını, ameliyat süresince herhangi bir komplikasyonla karşılaşılmadığını, ameliyat sonrası hastanın epilektik nöbet geçirdiğini, hastanın yoğun bakıma, sonra servise alındığını, taburcu edilmesine karar verildiğini, ancak daha sonrasında yapılan tetkikte hastada yeni bir durum tespiti üzerine hastanın 15 gün sonra kontrolünden bahsedilerek taburcu edildiğini, hastada meydana gelen durumun cerrahi dışı sebeplerle geliştiğini, yapılan tedavilerin tam olduğunu, hastanın denek olarak kullanılmadığını, istenen tazminatların fahiş olduğunu savunarak; davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI1. Batman 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.10.2011 tarihli kararıyla; yapılan ameliyat öncesi ve sonrası tedavilerin tıp kurallarına uygun olduğu, davalılara atfedilecek herhangi bir kusur bulunmadığı, özen borcunun yerine getirildiği, hasta sahiplerinin bilgilendirildiği, bu anlamda davalılara meydana gelen olayın sonucundan atfedilecek herhangi bir kusur bulunmadığı gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.2. Yargıtay ( kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 19.11.2012 tarihli ilamıyla; hükmün onanmasına karar verilmiş; karara karşı davacılar vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur.3. Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 11.04.2013 tarihli ilamıyla; Adli Tıp Kurumu raporunun hüküm tesisi için elverişli olmadığı, akademik kariyere sahip bilirkişilerin bulunduğu heyete dosyanın tevdi edilerek, küçükte oluşan sonuçların ameliyatla ilgili olup olmadığı, ameliyata bağlı olduğu anlaşıldığı taktirde neden kaynaklandığı kesin bir biçimde saptanarak, tedavide hata olmayıp komplikasyon olduğu sonucuna varılırsa aydınlatılmış onamda ispat külfetinin davalılarda olduğu gözetilip, davalıların sorumlu olduğu kabul edilerek ve hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle, onama kararı kaldırılarak, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.4. Bozmaya uyan Mahkemenin 10.12.2014 tarihli kararıyla; bilirkişi raporları, Yargıtay bozma ilamı dikkate alındığında ...'ta meydana gelen rahatsızlığın tıbbi hata olmayıp ameliyat öncesi ve sonrasında olan bir komplikasyon olduğu, komplikasyon konusunda davacıların bilgilendirildiği, dolayısıyla davalılara atfedilecek herhangi bir kusur olmadığı gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.5. Yargıtay ( kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 16.06.2016 tarihli kararıyla hükmün onanmasına karar verilmiş; davacılar vekilinin karar düzeltme isteminin 13.10.2017 tarihli ilamıyla reddine karar verilmiştir.6. Davacılar vekili tarafından Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulması üzerine, Anayasa Mahkemesinin 20.10.2021 tarihli kararıyla; sonuç olarak ...'un vücut bütünlüğüne yönelik tıbbi müdahale öncesinde tıp kurallarına göre öngörülebilir nitelikte komplikasyon ve riskler hakkında yeterli bir biçimde aydınlatılmadığı iddiasının yargılamanın sonucuna doğrudan etki edebilecek mahiyette olduğu, ancak başvurucunun anılan iddiasının yargı makamları tarafından somut olaya uygun ve yeterli bir gerekçeyle karşılanmadığı, bu durumda somut olayda derece mahkemelerinin yürüttükleri yargılamalarda Anayasa’nın 17. maddesinin gerektirdiği seviyede derinlik ve özenle bir inceleme yaptığı söylenemeyeceği, dolayısıyla kişinin maddi ve manevi varlığının korunması ve geliştirilmesi hakkı bakımından kamu makamlarının pozitif yükümlülüklerini yerine getirmedikleri kanaatine varıldığı gerekçeleriyle, ihlâl karar verilerek, ihlâlin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın Batman 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.7. Yeniden yapılan yargılama üzerine İlk Derece Mahkemesinin 11.04.2023 tarihli kararıyla; eldeki davada ...'un 01.03.2008 tarihli muayenesinde davalı doktorlar tarafından ameliyata alındığı, 10.04.2008 tarihinde taburcu edildiği, davalıların vekillik ilişkisinden doğan yükümlülüklerini mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirdiğinin geçerli delillerle ispatlanamadığı, vekillik sözleşmesinin gerektirdiği özeni göstermemeleri nedeniyle tam kusurlu oldukları ve %99 oranındaki maluliyet durumu, sosyal ekonomik durum araştırması ve olayın meydana geldiği tarih ile ...'un yaşı vb hususlar nazara alınarak davacılar için tazminat takdir edildiği gerekçesiyle; maddi tazminat davasının kabulü ile, ... yönünden 250.000,00 TL maddi tazminat ile 1.200.000 TL bakıcı giderinin olay tarihi olan 10.04.2008 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine; manevi tazminat davasının kabulü ile; davacılar baba ... için 150.000,00 TL, ... için 150.000,00 TL, ... için 200.000,00 TL, kardeşler ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... yönünden 5.000,00'er TL olmak üzere toplam 535.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine karar verilmiş; karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararıyla; hastane yatış formunda hastalık, uygulanacak tedavi şekli ve komplikasyonlara ilişkin bilginin bulunmadığı ve doktor adı ile imzasının mevcut olmadığı, dolayısıyla şekil itibariyle yazılı onam hususunda eksik hususların bulunduğu, AYM İhlâl Kararında da belirtildiği gibi, ameliyatın sonuçları, hastanın sağlığı için taşıdığı riskler ve doğuracağı olası istenmeyen durumlar hakkında hastanın anne ve babasının aydınlatıldığına dair yazılı bir belgenin mevcut olmadığının sabit olduğu, 1219 sayılı Kanunun 70. maddesine göre büyük cerrahi işlemlerde rızanın yazılı olmasının zorunluluk teşkil ettiği, ancak dosyada bulunan 01.03.2008 tarihli hasta yatış formunda hasta yakını olarak sadece babası ...'un imzasının bulunduğu, hasta yatış formunda ise "ameliyat edecek ve tedavi edecek doktorların ve ona yardım edecek diğer doktor, yardımcı sağlık personelini kendi irademle seçerek, belirlediğimden bunların kusurlu davranışından dolayı meydana gelecek zararından hastanenin sorumlu bulunmadığını ve bu konudan dolayı hastaneyi hiç bir şekilde dava etmeyeceğimi şimdiden kabul, beyan ve taahhüt eder, yine doktorların vereceği kararlar doğrultusunda şimdiden kabul ettiğimi, bu konuda hiç bir itirazda bulunmayacağımı, kendi iradem ile tedavi olurken alacağım tüm hizmetlerden hastanenin belirlemiş olduğu.." şeklinde hasta onayı bulunduğu, yine trombosit transfüzyonu hakkında bilgilendirme ve onay formunda babasının imzasının bulunduğu, ancak yukarıda izah edildiği üzere bilgilendirmenin en azından uygulanacak tıbbi işlemleri, bunların faydaları ve muhtemel sakıncalarını, alternatif tıbbi müdahale usullerini, tedavinin kabul edilmemesi halinde ortaya çıkabilecek muhtemel sonuçları ile hastalığın seyri ve neticelerini içermesi gerektiği, bilgilendirme ile tıbbi uygulama arasında hastanın sağlıklı bir kanaate varmasını sağlayacak kadar uygun bir zaman aralığının bırakılması gerektiği yönündeki içtihatlara aykırı ve şekil yönünden eksik, ameliyat ve komplikasyonları ile tedavinin kabul edilmemesi halinde ortaya çıkacak muhtemel sonuçlar hakkında yeterli bilgilendirme içermeyen imzalı evraklar yönünden yazılı onam yükümlülüğünün yerine getirildiğinin söylenemeyeceği, davalı ... ...'in ifadesinde, ameliyat öncesinde doktor tarafından ameliyatta ölüm riski olduğunun davacılara anlatıldığının beyan edildiği görülmüş ise de, tedavi yönteminin hastanın sağlığı için taşıdığı riskler, verilen ilaçların kullanılışı ve olası yan etkileri, hastanın önerilen tedaviyi kabul etmemesi durumunda hastalığın yaratacağı sonuçlar, olası tedavi seçenekleri ve riskleri konularında sözlü olarak da yeterince bilgilendirilme yapılmadığının açık olduğu, sözlü onamın da eksik bilgilendirme içermesi nedeniyle davacı anne ve babanın ameliyat ve tedaviler hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığı, davalılar tarafından yapılan ameliyat ile tedavi yönteminin olası risk ve sonuçları ile ameliyatın komplikasyonları hususunda davacı ...'ın ortak velayetini haiz anne ve babasına yeterli bilgilendirme yapıldığının ispatlanamadığı, ameliyat sonrasında meydana gelen komplikasyon ve davacıda oluşan zarar nedeniyle davalıların sorumlu olduğu, Anayasa Mahkemesince, Anayasa’nın 148. maddesi uyarınca yapılan bireysel başvuru sonucu tespit edilen ihlâlin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapmak üzere dosyanın ilgili mahkemeye gönderileceği belirtildiğinden İlk Derece Mahkemesinde yapılan yargılamanın nitelik olarak "yeniden yargılama” olduğu, yeniden yargılama, önceki yargılamadan bağımsız yeni bir dava olduğundan, yeniden yargılamaya sebep olan mahkeme kararı, Anayasa Mahkemesinin kararı ile kısmen veya tamamen ortadan kaldırıldığı, somut olayda, 26.06.2013 tarihli ıslahın yapıldığı kararın AYM ihlâl kararı ile ortadan kaldırılması nedeniyle, gerek İlk Derece Mahkemesinin karaları, gerekse bu karara ilişkin Yargıtay kararı da hükümsüz kaldığından artık ne İlk Derece Mahkemesinin kararının ne de Yargıtay’ın onama veya bozma kararlarının varlığından söz edilemeyeceği, bu durumda davacılar vekilinin 21.03.2023 tarihli ıslah dilekçesine itibar edilerek karar verilmesi gerektiği belirtilerek; davalı ... ... A.Ş. vekili ile davalılar ... ve ... ... vekilinin istinaf istemlerinin ayrı ayrı esastan reddine, davalılar ... ve ... ... vekilinin İlk Derece Mahkemesinin 07.06.2023 tarihli ek kararına yönelik istinaf istemlerinin ayrı ayrı esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesinin 11.04.2023 tarihli asıl kararının davacıların istinafına atfen, 07.06.2023 tarihli ek kararının ise kamu düzeni ilkesi uyarınca re'sen kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, buna göre; davacı ... tarafından açılan maddî tazminat talepli davanın kabulü ile; 6.587.553,01 TL maddî tazminat ile 5.001.224,64 TL bakıcı giderinin olay tarihi olan 10.04.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, davacılar tarafından açılan manevî tazminat talepli davanın kabulü ile, davacı baba ... için 150.000,00 TL, davacı anne ... için 150.000,00 TL, davacı ... için 200.000,00 TL, davacı kardeşler ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... için ayrı ayrı 5.000,00'er TL olmak üzere toplam 535.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 10.04.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri1-Davalılar ... ..., ... vekili; dosya kapsamında alınan Adli Tıp Kurumu (ATK) raporları ve uzman bilirkişi heyeti raporlarının tamamında, müvekkili hekimlerin ve hastanenin tıbbi müdahalesinin tıp biliminin gereklerine uygun olduğu, herhangi bir tıbbi hata (malpraktis) bulunmadığı, gelişen durumun bir komplikasyon olduğu ve komplikasyon yönetiminin de doğru yapıldığı tespit edildiğini, hekimin tıbbi işlemde kusursuz olduğu hallerde, sadece onam formundaki eksikliğin bedensel zararın tamamından sorumlu tutulması için yeterli olmadığını, şekli bir eksiklik (onam formu detayı) ile meydana gelen ağır bedensel zarar arasında illiyet bağı bulunmadığını, müvekkillerin %100 kusurlu sayılarak tüm zarardan sorumlu tutularak, sorumluluk hukukunun temel ilkesi olan illiyet bağının yok sayıldığını, ameliyata alındığı sırada mevcut hastalıklarına bağlı olarak engelli olan davacı ...'un halihazırdaki tüm vücut fonksiyon kaybı oranının (%99) müvekkil doktor tarafından yapılan ameliyata bağlamak ve maluliyetten kaynaklanan zarardan sorumlu tutmanın hukuka aykırı olduğunu, olay tarihi olan 2008 yılındaki mevzuat ve uygulamalar dikkate alındığında, alınan onamların geçerli bulunduğunu, her aşamada ailenin bilgilendirildiğini, ihlal kararı sonrası yapılan yargılamada, davacı tarafın ıslah talebinin kabul edilmesinin kanunen mümkün olmadığını, dosyaya konu tedavi sebebi ile hastada bir zarar meydana gelmediğini, hastanın zaten doğum sırasında oksijensiz kaldığı için engelli bir birey olarak dünyaya geldiğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.2-Davalı ... vekili; yapılan ameliyat ve tedavilerde herhangi bir hata olmadığını, meydana gelen durumun komplikasyon olduğunun bilirkişi raporlarıyla da tespit edildiğini, davalıların aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmediği gerekçesi ile hüküm tesis edilmesinin iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağına açıkça aykırılık teşkil ettiğini, davacı ...'da meydana gelen maluliyetin müvekkil hastane hekimlerince yapılan ameliyata bağlı olmadığını, davacının maluliyeti ile yapılan ameliyat arasında illiyet bağı bulunmadığından meydana gelen zarardan müvekkil hastane ve diğer davalıların sorumlu tutulamayacağını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla; bir an davalıların kusurlu olduğu kabul edilse dahi, müvekkil hastaneye getirildiğinde metopik sinostoz- trigonosefali tanısı konan, muayenesinde göz dibinde bilateral papil stazı olan, mevcut bu hastalıklara bağlı olarak ağır engelli bir birey olan ...'un ameliyattan önce normal olduğunu ve herhangi bir engelinin olmadığını kabul ederek %99 oranındaki maluliyetin tamamından davalıların sorumlu tutulmasının tıbben ve hukuken mümkün olmadığını, zarar hesabı yapılırken küçüğün önceki hali değerlendirilmeli ve ona göre hesaplama yapılması gerektiğini, davacı velilerin ameliyat öncesinde detaylı olarak aydınlatıldığını, ameliyat sırasında ve sonrasında yaşanabilecek ölüm- sakatlık (%10) riski dahil tüm risklerinin anlatıldığını, hal böyle iken mahkemenin aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmediği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, yapılan ikinci ıslahın geçersiz kanunen geçerli kabul edilemeceğini, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı sonrasında yapılan yeniden yargılamanın, ilk yargılamadan soyut ve ondan tamamen bağımsız bir yargılama olarak değerlendirilemeyeceğini, 21.03.2023 tarihinde yapılan ıslah işleminin, aynı dava kapsamında ikinci bir ıslah niteliğinde olduğunu, Anayasa Mahkemesinin yeniden yargılama kararı, davayı baştan başlatan ve önceki yargılamayı tüm sonuçlarıyla ortadan kaldıran bağımsız bir yargılama niteliğinde olmayıp, yalnızca ihlalin ve sonuçlarının giderilmesiyle sınırlı bulunduğunu belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, Anayasa Mahkemesi ihlal kararı üzerine yeniden yargılama yapılması, davalı özel hastane ile davalı doktorun vekalet sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırı davranılması iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Somut uyuşmazlıkta; dosya kapsamında yer alan onam formunun yeterli olmadığı, davalıların davacıları ameliyatın sonuçları hakkında bilgilendirdiğinin ispat edilemediği, bu durumda vekilin özen borcuna aykırı davranması nedeniyle, davalı doktorlar ile davalı hastanenin de adam çalıştıranın sorumluluğu kapsamında oluşan zarardan sorumlu olduğu, hükmedilen tazminat miktarlarının dosya kapsamına uygun olduğu, Anayasa Mahkemesinin hak ihlali kararı nedeniyle yeniden yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacılar tarafından yapılan ıslahın geçerli olduğu anlaşılmakla, davalıların temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun kararın onanmasına karar verilmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle; Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalılardan alınıp davacılara verilmesine, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harçlarının temyiz edenlere yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,02.07.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.