Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesinden Kaynaklı Tapu İptali ve Tescil Davasında Avukata Zorunlu Elektronik Yerine Yapılan Usulsüz Tebligatın Öğrenme İle Geçerliliği.
Özet: Ölünceye kadar bakma sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davasında, ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararının baroya kayıtlı avukata zorunlu elektronik tebligat yerine fiziki yolla usulsüz olarak yapıldığı, ancak tereke temsilcisinin temyiz dilekçesiyle kararı öğrendiği tarihin (28.10.2024) usulsüz tebligatın geçerli hale geldiği tarih olarak kabul edildiği ve bu durumun hukuki süreçlerdeki önemi belirtilmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/812 E., 2024/1785 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Silivri 3. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2019/69 E., 2021/234 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı tereke temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında noterde 19.01.2009 tarihli ölünceye kadar bakma sözleşmesi düzenlendiğini, davalının bu sözleşmeye ve davaya konu 192, 330, 3 55... parsel sayılı taşınmazlarda müvekkili adına kayıtlı hisseleri tapuda müvekkilinden devraldığını ancak davalının bakım borcunu gereği gibi yerine getirmediğini belirterek; dava konusu taşınmazların müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.2. Mirasçı ... vekili 25.04.2017 tarihli dilekçesinde; davacının öldüğünü beyan ederek; dava konusu taşınmazların davacı mirasçıları adına hisseleri oranında tescilini istemiştir. II. CEVAPDavalı; dava konusu taşınmazları kardeşlerinden ...'ın kullandığını ifade ederek davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazların davalıya satış yoluyla devredildiği, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin iptali halinde taşınmazların yeniden davacı adına tescil edilmesinin mümkün olmadığı, bakım borcunun yerine getirilmediğinin de ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin belirtilen kararına karşı süresi içinde mirasçı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davayı takip yetkisi sona mirasçı ... vekilinin istinaf dilekçesinin reddinin gerektiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun HMK'nın 352/1-ç maddesi gereğince başvuru şartlarının yerine getirilmemesi nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriTereke temsilcisi temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararının usulüne uygun tebliğ edilmediğini, usuli kazanılmış hakların ihlal edildiğini, taşınmazların ölünceye kadar bakma sözleşmesi gereği devredildiğini, bakım borcunun yerine getirilmediğinin ispatlandığını, saklı pay ihlali olup olmadığının araştırılmadığını ileri sürerek; kararın bozulması isteğinde bulunmuştur.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık; tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun "Tebligatın yapılması" kenar başlıklı 1. maddesinde elektronik ortam da dâhil tüm tebligatların bu Kanun hükümlerine göre yapılacağı kabul edilmiştir.7201 sayılı Kanun'a eklenen 11.01.2011 tarihli ve 6099 sayılı Kanun'un ikinci maddesi ile eklenen 28.02.2018 tarihli ve 7101 sayılı Kanun ile değişik "Elektronik tebligat" kenar başlıklı 7/a maddesinin 9. bendine göre Baro levhasına yazılı avukatlara tebligatın elektronik yolla yapılması zorunludur. 7201 sayılı Kanun'un “Usulüne aykırı tebliğin hükmü” başlıklı 32. maddesinde yer alan “Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi addolunur." hükmü uyarınca ise tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır. Usulsüz tebligatın muhatabın öğrenmesiyle geçerli hâle gelebilmesi için tebligatın yasal muhatap adına çıkarılması, ancak tebliğ işleminin kanun ve yönetmelikte öngörülen şekilde yapılmaması gerekmektedir. Tebliğ usulsüz ise muhatabın her ne şekilde olursa olsun tebliğ evrakını veya davetiyeyi alması ya da bunların içeriğini öğrenmesi ile tebliği öğrenmiş sayılır ve usulsüz tebliğ geçerli hâle gelir.Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ışığında somut olaya gelince; 7201 sayılı Kanun'un 7/a maddesi uyarınca, İlk Derece Mahkemesi gerekçeli karar tebligatının, Baro levhasına kayıtlı avukat olan tereke temsilcisinin Ulusal Elektronik Tebligat Sisteminde (UETS) kayıtlı adresine elektronik yolla yapılmasının zorunlu olmasına rağmen, tebligatın "./İstanbul" adresine klasik usulle yapılmış olması usulüne uygun değildir.Diğer taraftan; tereke temsilcisinin 28.10.2024 tarihli temyiz dilekçesinde, usulsüz tebliğ işlemi dikkate alınarak Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması halinde dilekçesinin istinaf dilekçesi olarak kabul edilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır.Her ne kadar; İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararı tereke temsilcisine usulsüz şekilde tebliğ edilmiş ise de; tereke temsilcisinin, temyiz dilekçesini sunduğu 28.10.2024 tarihinde İlk Derece Mahkemesi kararını öğrendiği, tereke temsilcisine yapılan usulsüz tebliğin 7201 sayılı Kanun'un 32. maddesi gereğince 28.10.2024 tarihinde geçerli hâle geldiği ve bu nedenle tereke temsilcisinin süresi içerisinde istinaf başvurusunda bulunduğu kabul edilmelidir. Hâl böyle olunca; Bölge Adliye Mahkemesince, tereke temsilcisinin 28.10.2024 tarihli dilekçesinde belirttiği itirazları göz önünde tutulmak suretiyle istinaf talebi incelenerek sonucuna göre karar verilmek üzere Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.VI.KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,02.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.(Karşı Oy)(Karşı Oy) K A R Ş I O YDavacı vekili 3.6.2016 tarihli dava dilekçesiyle; davacının, davalının annesi olduğunu, taraflar arasında Silivri Noterliğinin 19.01.2009 tarihinde yapılmış ölünceye kadar bakım sözleşmesi bulunduğunu,...Köyünde bulunan dava konusu taşınmazlardaki bir kısım hisselerin bu sözleşme uyarınca davalıya devredildiğini, ancak davalının bakım borcunu yerine getirmediğini belirterek, devredilen hisselerin tapusunun iptaliyle davacı adına tescilini talep etmiştir.Dosyada bulunan 12.01.2010 tarihli resmi tapu senedine göre 330, 355, 3 90... parsel sayılı taşınmazlardaki hisselerin davacı ...’e vekaleten ...tarafından davalı ...’e satış yoluyla devredildiği görülmüştür.Yerel mahkeme 10.07.2018 tarihli ilk kararında davayı kabul ederek, dava konusu taşınmazlardaki davalı hisselerinin iptaliyle yargılama sırasında ölen davacı ... mirasçıları adına miras hisseleri oranında tesciline karar vermiştir.Davalı vekili kararı 1.10.2018 havale tarihli dilekçesiyle istinaf etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi 19.02.2019 tarihli kararıyla, yeniden karar verilmek üzere dosyayı yerel mahkemeye iade etmiştir.Silivri Sulh Hukuk Mahkemesinin 3.12.2020 tarihli kararıyla, tarafların ortak murisi ...’in terekesine Silivri Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/69 Esas sayılı dosyasında temsille sınırlı olmak üzere ... tereke temsilcisi olarak atanmıştır. Silivri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 2019/69 Esas, 2021/234 Karar ve 30.09.2021 tarihli kararıyla davanın reddine karar vermiştir.Tereke temsilcisi ... mahkemeye verdiği 18.11.2021 tarihli beyanında; davada tereke temsilcisi sıfatıyla yer aldığını, davacı vekili olmadığını açıkça belirtir şekilde, sıfatının tereke temsilcisi olarak düzeltilmesini talep etmiştir. Davanın reddine ilişkin ilk derece mahkemesi kararını, sadece mirasçılardan ... istinaf etmiş; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine göndermiş olduğu 21.10.2024 tarihli dilekçesiyle istinaf ret kararını temyiz etmeyeceğini, istinaf ret kararının kesinleştirilmesini talep etmiştir.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19.07.2024 tarihli kararında; davanın tereke temsilcisi huzuruyla takip edilip karara bağlandığını, kararın tereke temsilcisine 03.02.2022 tarihinde tebliğ edildiğini, tereke temsilcisi tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmadığını, kararı istinaf eden ...’in mirasçı olduğunu, terekeye temsilci atanması durumunda mirasçıların davayı takip yetkilerinin bulunmadığını gerekçe göstererek istinaf başvurusunun usulden reddine karar vermiştir.Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf talebinin usulden reddine ilişkin kararını sadece tereke temsilcisi temyiz etmiştir. Tereke temsilcisi ... 27.10.2024 tarihli dilekçesinde; ilk derece mahkemesi kararının kendisine usulüne uygun tebliğ edilmediğini ileri sürmüştür.Yerel mahkeme, kararı tereke temsilcisinin ... 11’deki adresine çıkarmıştır. Tereke temsilcisi bu adreste aktif olarak yaşamadığını belirtmiş ise de Silivri Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/1307 Esas, 2020/1252 Karar ve 3.12.2020 tarihli miras ortaklığına temsilci atanmasına ilişkin kararında tereke temsilcisinin adresi aynı adres olarak yazılı bulunmaktadır. Tereke temsilcisi yargılamanın hiç bir aşamasında bu adrese itirazda bulunmamıştır.Öte yandan; 7201 sayılı Tebligat Kanununun 7/a maddesi ve Elektronik Tebligat Yönetmeliği gereğince, baro levhasına kayıtlı tüm avukatlara mesleklerinin icrası gereği tebligatın elektronik yolla (Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi üzerinden) yapılması zorunludur. Fiziki posta yoluyla yapılan tebligatlar kanuna aykırı olacağından, usulsüz tebligat hükmündedir.İlk derece mahkemesi kararı, davacı tarafı temsil eden tereke temsilcisinin yukarıda bahsi geçen adresine 3.2.2022 tarihinde posta yoluyla tebliğ edilmiştir. Tereke temsilcisinin mesleği avukat ise de kendi dilekçesinde de belirttiği gibi bu davadaki konumu nedeniyle kendisi tarafların vekili değildir. Başka bir ifadeyle baro levhasına kayıtlı bir avukat, mesleki faaliyetleriyle ilgili olmayan, vekil sıfatıyla davacı ve davalıyı temsil etmediği bir işlem nedeniyle kendisine fiziken tebligat yapılması durumunda, tebligatın Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi ile yapılması gerektiğini ileri süremez. Kural olarak ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmayan tarafın Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz hakkı bulunmamaktadır. İlk kararı istinaf etmeyen taraf, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeni bir karar verilmesi halinde bu yeni kararı temyiz edebilecektir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı tereke temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir. Oysa ki istinaf talebinde bulunmayan ve Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hakkında yeni ve aleyhine bir karar verilmeyen tarafın kararı temyiz hakkı bulunmamaktadır. Temyiz dilekçesinin açıklanan bu gerekçelerle reddine karar verilmesi görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun bozma gerekçelerine ve kararına katılamıyoruz.