Limited şirket hisse devri sözleşmesinden kaynaklanan, tescil edilmeyen paylar, muvazaalı malvarlığı aktarımı iddiaları ve ödenmeyen hisse bedeli üzerine açılan belirsiz alacak davası.
Özet: Davacının, davalıdan satın aldığı şirket hissesinin devrinin yapılmaması ve davalının şirket aktiflerini hileli olarak devrederek şirketi tasfiye sürecine sokması sebebiyle hissesinin güncel değerinin tespitini ve tahsilini talep ettiği belirsiz alacak davasında; davalı, davacının hukuki yararı olmadığını, talebin zamanaşımına uğradığını, davacının kendi üzerine düşen tescil sorumluluğunu yerine getirmediğini ve hisse devir bedelini fiilen almadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/22 Esas, 2025/900 KararKARAR : Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 7. Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI : 2020/129 E., 2021/811 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalının ... değeri 630.000,00 TL olan İstanbul, ..., ... Mah. ... Cad. No:17'de kurulu bulunan ... ve Tütün Mamulleri Sanayi ve Dış Ticaret Ltd. Şti.'ne ait 150.000,00 TL ... bedelli hissesini satın aldığını bedelini ise gerçek miktar üzerinden ödediğini, davalı ...'nun, ... Tütün ve Tütün Mamulleri Sanayi ve Dış Ticaret Ltd. Şti.'ye ait 150.000,00 TL nominal bedelli hisseyi devrine rağmen, şirket hissesi nisabına düşen kısmı teslim etmediği gibi, bunu sürekli olarak ertelediğini, hisse devrini ortaklar defterine kaydedeceğini beyan etmesine rağmen, bu güne değin bu taahhüdü yerine getirmediği gibi aldığı bedelin karşılığını da ödemediğini, ... Tütün ve Tütün Mamulleri Sanayi ve Dış Ticaret Ltd. Şti.'nin değerinin, halihazırdaki şirketin yapısı, müşteri portföyü, pazar payı, potansiyeli, organizasyonu ve yönetim kadrosu ile gelecekte şirketin ortaya çıkarması beklenen nakit akışlarının analizi sonucu elde edilecek miktarın değerli olması karşısında kasten davalıca devir işlemi yapılmayıp, şirketin tüm aktiflerinin eksiltilerek tasfiye haline sokulduğunun öğrenildiğini, davalıdan şirket hissesinin müvekkili adına tescili ve/veya hissesinin güncel değerinin ödenmesi taleplerine sürekli zaman isteyerek ötelenmesi sağlanırken, arka planda şirket içindeki ve tamamı ithal çok değerli makine ekipmanı ve parkurları ile diğer mal varlıklarının muvazaalı olarak başka şirkete aktarıldığının haber alındığını, yapılan araştırmada bu devirlerin büyük bir ekseriyetinin ise ... Dış Ticaret Ltd. Şti.'ye yapıldığının öğrenildiğini, ürünlerin muvazaalı devri ve fiili ortaklık yapılan ... şirketine temliklerde gerçek fiyatların aksine düşük miktarlar gösterilerek işlem tesis edip görünürde satış yaptıklarını, halen iki tarafın birlikte hareket ettiklerini, müvekkiline satılıp nominal bedel gösterilmesine rağmen gerçek değeri ödenen hissenin değerinin tespitinin kaydı ve resmi belgeler ve tanık anlatımları ile sübuta erecek olup, o taktirde tam alacağın tespiti mümkün olacağından, davalarını belirsiz alacak davası olarak ikame ettiklerini ileri sürerek şirket güncel değerinin tespiti ile şimdilik 150.000,00 TL'nin sözleşme tarihi itibarı ile reeskont faizi ile birlikte belirsiz alacak davası olarak tespiti ve ticari reeskont faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava açmakta hukuki yararının olmadığını, talebin zamanaşımına uğradığını, davacının noter sözleşmesi ile üstlendiği hisse devrini şirkete bizzat kendisinin bildirmesi şeklindeki şahsi sorumluluğunu yerine getirmediğini, davacı ... ile akdedilen, ...Noterliğinin, 06.03.2017 tarihli ... Şirket Pay Devri Sözleşmesinde, davacı ...'ın “devir aldığım şirket paylarını devraldığımı devir sözleşmesini şirkete ibraz ederek ticaret sicil müdürlüğünde ve ilgili diğer kurumlarda kayıt ve tescil ettirmeyi sağlayacağımı kabul ve setan ederim.” şeklinde beyanda bulunduğunu ancak davacı ...'ın 06.03.2017 tarihinden dava açtığı 12.02.2020 tarihine kadar bu sorumluluklarından hiçbirini yerine getirmediğini, davacı ...'ın, limited şirket nezdinde, şirket hisse devrinin bildirilmesi için hiçbir resmi başvurusu olmadığını, davacı ...'ın, noter hisse devir sözleşmesi ile üstlendiği gibi limited şirket müdürlerine başvurması gerektiğini ve bu yönde ortaklar genel kurulunun hisse devri hususunda olumlu olumsuz bir karar alınmasını sağlaması gerektiğini, davacıdan hisse devir bedeli olarak herhangi bir bedeli de fiilen almadığını, Noter sözleşmesinde her ne kadar devralandan 150.000,00 TL'yi elden ve nakden aldığı beyan edilmişse de; devralanın bu bedeli ödeyeceğine olan inancı ile ve iyiniyetle bu beyanda bulunduğunu, ancak davacının bu sözleşme akdedildikten önce bu bedeli vereceğini şahsen beyan etmesine rağmen akdin yapılmasından sonra bu beyanını asla yerine getirmediğini, ayrıca, 2003 senesinde getirilen yasal düzenleme ile belirli bir meblağın üstü ticari alım satımlarda yapılacak ödemelerin, bankalar ve finans kurumları aracılığıyla yapılması hükmünün getirildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar, taraflar arasında, ...Noterliğinin, 06.03.2017 tarihli ... Şirket Pay Devri Sözleşmesi akdedildiği, bu devir sözleşmesi sonucunda payını devreden davalı tarafından dava konusu edilen payın davacıya devrini gerçekleştirmediğinden bahisle iş bu dava açılmış ise de, limited şirketlerde pay devrinin hüküm ifade edebilmesi için sözleşmenin noterde tasdiki, ortaklar kurulunun devre muvafakat etmesi ve bu devrin şirketin pay defterine işlenmiş olması gerektiği, bu şartlardan birinin bulunmaması halinde, limited şirket pay devirlerinde bölünme kuralı geçerli olmadığından pay devri, şirkete karşı hüküm ifade etmeyeceği gibi ilgililer arasında da hüküm ifade etmeyeceği, buradan hareketle tarafların noterde gerçekleştirdiği pay devri sözleşmesi ile davalının, sözleşme hükümleri çerçevesinde söz konusu pay devrini ortaklığa bildirme yükümlülüğünü üstlendiği ancak dosya kapsamına bu yükümlülüğünü yerine getirdiğine dair delil sunmadığı ve yukarıdaki açıklamalar da göz önüne alındığında taraflar arasında geçerli bir pay devrinin gerçekleşmediği, yine davanın sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak açılmadığı, pay devrinden kaynaklı alacak davası olarak açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında yapılan 06.03.2017 tarihli pay devir sözleşmesinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 595/1. maddesinde ifadesini bulan yazılı olma ve noterde imzaların tasdik edilmesi şekil şartlarını sağladığından geçerli sözleşme olduğu, davacının, pay devir sözleşmesinde "devir sözleşmesini şirkete ibraz ederek ticaret sicil müdürlüğünde ve ilgili diğer kurumlarda kayıt ve tescil ettirmeyi sağlayacağımı kabul ve beyan ederim.” şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmakla birlikte şirketten pay devrinin kabulüne ilişkin talebin, sözleşmede hüküm bulunmasa dahi pay devreden ve devralan tarafça talep edilebileceği, pay devir sözleşmesinin şirkete sunulup onay istendiği ve şirketçe talebin reddedildiğine dair dosyaya bir belge sunulmadığı, davacı tarafça bu yönde tanık dinletilmek istenilmiş ise de bu hususun yazılı belge ile ispatı gerektiği, bu haliyle taraflar arasında düzenlenen pay devir sözleşmesi şirket ortaklar kurulunca reddedilinceye kadar askıda olup, ortaklar kurulunun reddetmesi halinde ise pay devir sözleşmesinin geçersiz olacağı, davacının davalı şirkete pay devrinin onayı için başvurması, şirketçe bu konuda verilecek karar ve bundan sonra hasıl olacak duruma göre dava açması gerektiğinden bu aşamada eldeki davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı, bu durumda İlk Derece Mahkemesince davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken hatalı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinin sonucu itibarıyla doğru olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, limited şirketin %10'luk pay devrine ilişkin sözleşmesinin ifa edilmemesi nedeniyle şirketin güncel değerinin belirlenerek %10'luk bedelinin tahsili istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe1.İlk Derece Mahkemesince işin esasına girilmek suretiyle taraflar arasında geçerli bir pay devrinin gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmaksızın, davacının davalı şirkete pay devrinin onayı için başvurması, şirketçe bu konuda ortaklar kurulu kararı alması ve sonrasında hasıl olacak duruma göre dava açması gerektiğini, ancak davacı tarafça bu şartları sağlamadan bu aşamada eldeki davayı açtığı, bu nedenle davacının hukuki yararı bulunmadığından İlk Derece Mahkemesince davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken hatalı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı şeklinde yeni bir gerekçe oluşturularak davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.2.HMK'nın 353. maddesinin ikinci fıkrası; "Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, ... duruşma yapılmadan karar verilir." düzenlemesini içermektedir. Anılan bu düzenleme uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince yeniden esas hakkında bir karar tesis edilmesi gerekirken aynı Kanun’un 353. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi kapsamında istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle ve yine aynı Kanun'un 369. maddesinin birinci fıkrası ve 371. maddesi uyarınca bozulması gerekmiştir.VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının usulden BOZULMASINA, Bozma sebebine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.