Hırsızlık davasında Bölge Adliye Mahkemesinin 5271 sayılı CMK 280 kapsamı dışındaki bozma kararıyla mahkemeye erişim hakkının ihlali.
Özet: Bu hukuki metin, Bölge Adliye Mahkemesinin bir hırsızlık davasında verdiği kararı inceleyerek, mahkemenin, Ceza Muhakemesi Kanununun 280/1. maddesinde belirtilen sınırlı bozma nedenlerine uymaksızın ve duruşma açmadan ilk derece mahkemesinin hükmünü bozmasının yasal dayanaktan yoksun olduğunu belirtmektedir; ayrıca bu durumun Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Anayasa Mahkemesinin emsal kararları uyarınca hukuka aykırı ve ağır bir müdahale teşkil ederek, sanığın adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğini ortaya koymaktadır.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/2460 E., 2024/147 K.SUÇ : HırsızlıkHÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddineTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanığın temyiz isteminin, atılı suçu kendisinin işlemediğine dair olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280/1. Fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Büyükçekmece 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.10.2019 tarihli2019/173 Esas, 2019/702 Karar sayılı dosyasında verilen hükme yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 02.01.2020 tarihli 2019/39 01... /1 Karar sayılı kararı ile, 1) İlk derece mahkemesince sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulan TCK.nın 165/1. maddesinde düzenlenen suçun hüküm tarihinden sonra 17.10.2019 tarihinde uzlaşmaya tabi suçlar arasına alınmış olmasına göre, uzlaştırma işlemlerinin yaptırılmamış olması, 2) Şikâyetçinin kamu davasına konu motosikletini 27.03.2019 tarihi ila 28.03.2019 tarihi saat 18.00 arasında çalındığı, sanığın ise sadece 2 gün sonra 30.03.2019 tarihinde kolluk görevlilerine motosikleti kendisinin çaldığını beyan edip motosikletin bulunduğu yeri gösterdiği, sanığın kolluğa yapmış olduğu çaldığı yönündeki ikrarının hukuki delil niteliği bulunmamasına karşın çalındıktan sadece 2 gün sonra sanığın zilyetliğinde bulunan ve sanığın zilyetliği kazanma nedeni hukuka uygun bir şekilde ispatlayamadığı eyleminin TCK.nın 142/1-e, 168/1. maddesi kapsamında nitelikli hırsızlık suçu oluşturduğu gözetilmeden karar yerindeki gibi hüküm kurulmuş olması, nedeniyle, hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Büyükçekmece 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.04.2023 tarihli 2020/38 Esas ve 2023/560 Karar sayılı kararı ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 02.01.2020 tarihli 2019/39 01... /1 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu, aynı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükmün bozulmasına karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.