Yargıtayın, paydaşın ön alım hakkını engellemek amacıyla trampa olarak gösterildiği iddia edilen taşınmaz satışına ilişkin tapu iptali ve tescil davasının temyiz incelemesi.
Özet: Bu dava, davacının, paydaşı olduğu arsa niteliğindeki taşınmazların, aslında satış olmasına rağmen diğer paydaşların ön alım hakkını engellemek amacıyla davalı inşaat şirketine trampa yoluyla devredildiğini iddia ederek tapu iptali ve tescili talep etmesiyle başlamıştır. Davalı taraf, işlemin gerçek bir trampa olduğunu ve ön alım hakkının uygulanamayacağını savunmuştur. İlk derece mahkemesi, kısa kararında davanın reddine karar vermesine rağmen, gerekçeli kararında davanın esasına dair herhangi bir hüküm kurmayıp yalnızca ferilere ilişkin karar vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, bu kararda usul ve esasa aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Davacı, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, delillerin yetersiz incelendiğini ve kanun dolanıldığını ileri sürerek temyiz yoluna başvurmuştur. Yargıtay, uyuşmazlığın ön alım hakkına dayalı tapu iptal tescil istemine ilişkin olduğunu belirterek, HMKnın 297/2 maddesi gereği hükmün sonuç kısmında, taleplerin her biri hakkında verilen hükmün açıkça belirtilmesi gerektiği ilkesine dikkat çekmiştir.

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1286 E., 2025/1627 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorum 3. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2024/493 E., 2025/131 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...'nün 42 49... ve 42 51... parseldeki arsa niteliğindeki taşınmazın hissedarlarından olup söz konusu taşınmazların 09.11.2022 tarihinde trampa yoluyla davalı ...İnşaat ve Taahhüt San. Tic. Ltd. Şti.'ye devredildiğini, gerçekte satış olan işlemin sırf diğer paydaşların ön alım hakkını kullanmalarının engellenmesi için trampa olarak gösterildiğini, dolayısıyla ortada kanunun dolanılmasının söz konusu olduğunu, müvekkilinin bu satışlardan daha önce hiçbir şekilde haberinin olmadığını, şayet haberi olsaydı bu gayrimenkuldeki hissenin aynı bedelle müvekkilince satın alınabileceğini, söz konusu trampa işlemlerinin her birinin 462.000,00 TL bedel üzerinden yapılmış olup mahkemece uygun görüldüğü takdirde, müvekkilinin şufa hakkını kullanarak taşınmazı aynı bedelle satın almak istediğini, satış bedelini yatırmaya hazır olduğunu belirterek; davalı adına olan payların iptali ile davacı adına tescilini istemiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin taşınmazları trampa yoluyla edindiğini, trampanın satışa eşdeğer bir işlem kabul edilmemesi karşısında mesnetsiz davanın reddi gerektiğini, dava konusu taşınmazlar karşılığında müvekkilinin trampa sözleşmesinin karşı tarafına birer daire devrettiğini, bu durumun gerek tapu kayıtlarından gerekse de tahkikat evresinde dinlenecek tanık beyanlarıyla açıklığa kavuşacağını, müvekkili ile trampa işleminin karşı tarafı olan ... arasında söz konusu trampa işleminin tapuda yapılması öncesinde takas protokolünün de yapıldığını, ardından tapuda trampa işleminin gerçekleştiğini, müvekkilinin trampa işlemi tarihi olan 09.11.2022'den sonra başka bir paydaştan herhangi bir hisse almadığını, dolayısıyla müvekkilinin hisse toplamak gibi bir amacının bulunmadığını, izaleyi şuyu davası da açmadığını, trampa işlemine konu taşınmazların hala trampa işleminin tarafları adına tescilli bulunduğunu belirterek; davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesince kısa kararda davanın reddi yönünde hüküm kurulduğu halde, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen gerekçeli kararda davanın fer'ilerine yönelik hüküm kurulmuş, davanın esasına yönelik davanın reddi yönünde her hangi bir hüküm kurulmamıştır.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...İlk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı..." gerekçesiyle; istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZDavacı vekili temyiz dilekçesinde: kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, bölge adliye mahkemesince istinaf sebeplerinin ve somut delillerin hiçbirinin incelenmediğini, tapuda trampa bedellerinin düşük gösterildiğini, daireye ihtiyacı olan ...nın, trampadan aldığı bir taşınmazını 16.08.2023 tarihinde...isimli kişiye, yine trampadan aldığı diğer taşınmazını da 02.08.2023 tarihinde ... isimli kişiye sattığını, davalı tanığının gerçeği konuşmadığının ve eve ihtiyacı olmadığının kesin olarak ispatlandığını, uyuşmazlığın çözümünde etkili olacak delillerin toplanmadığını, davalı şirketin bir inşaat firması olduğunu, bu şekilde daha önce yapmış olduğu çok sayıda işlemleri bulunduğunu, hisseli haldeki taşınmazlara bir şekilde hissedar olarak ileride izaleyi şuyu davası açılmak istendiğini, asıl amacın trampa değil satış olduğu halde buna ilişkin hiçbir inceleme ve araştırma yapılmadığını, dava dışı ...'ın adına kayıtlı tüm taşınmazların araştırmasının da yapılmadığını, ...'ın ve oğlu ...'ın banka hesap hareketlerinin dökümünün temin edilmesi gerektiğini, bu belgelerin temini halinde de yine davanın haklılığının ortaya çıkacağını, trampa edilen yerlerin kısa bir süre içerisinde satıldığını, gerçekte satış olan işlemin sırf diğer paydaşların ön alım hakkını kullanmalarının engellenmesi amacıyla trampa olarak gösterildiğini ileri sürerek; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.Gerekçe ve DeğerlendirmeUyuşmazlık, ön alım hakkına dayalı tapu iptal tescil istemine ilişkindir.1. HMK 297. maddesinin 2. fıkrası; "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." hükmünü emretmektedir.2. HMK 298. maddesinin 2. fıkrası ise; "Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz." hükmünü emretmektedir.3. Mahkemece tefhim edilen kısa kararda "davanın reddine" dair karar verilmesine rağmen, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında "davanın reddine" dair herhangi bir hüküm kurulmaması ağır usuli hatadır. Aaçıklanan sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,05.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.