Tacirin siber saldırı nedeniyle silinen e-defterleri için TTK 82/7 uyarınca mücbir sebep niteliğindeki zayi belgesi talebi ve GİBdeki ikincil kopyaların durumu.
Özet: Bu hukuki evrak, bir şirketin muhasebecisinin bilgisayar sistemindeki siber saldırı sonucu e-defterlerinin silindiği iddiasıyla Türk Ticaret Kanunu 82/7 uyarınca açtığı zayi belgesi davasını ele almakta; davacı her ne kadar yedeklerin mevcut olduğunu ancak Gelir İdaresi Başkanlığına tekrar yükleme için zayi belgesi gerektiğini belirtse de, mahkeme, istenen e-defter ve beratların ikincil kopyalarının Gelir İdaresi Başkanlığı sisteminde bulunduğunu ve Başkanlığın bu kopyaları mükellefe vermeme kararının yasal dayanağı olmadığını vurgulayarak, zayi belgesi talebinin mücbir sebep teşkil eden harici bir olayla sınırlı olup olmadığını değerlendirmektedir.

T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/131 Esas - 2026/436

T.C.
... TÜRK MİLLETİ ADINA
6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2026/131 Esas
KARAR NO : 2026/436
HAKİM : ....
KATİP :....
DAVACI :....
VEKİLİ : Av. ....
DAVALI : - HASIMSIZ
DAVA : Zayi Belgesi Verilmesi
DAVA TARİHİ : 15/02/2026
KARAR TARİHİ : 22/05/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 10/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan Zayi Belgesi Verilmesi davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: 17.01.2026 günü müvekkili firma muhasebe işlemlerini yürüten Serbest Muhasebeci Mali Müşavir .. ...’in bilgisayar sisteminde olası siber saldırı kaynaklı çökme meydana geldiğini, Müvekkili firmanın daha önce ilgili dönemlerde elektronik ortamda oluşturulmuş e-defterleri bu olay neticesinde silindiğini, her ne kadar söz konusu e-defter verileri silinmiş olsa da alınan yedekler sebebiyle muhasebe yazılımında tüm muhasebe kayıtları aynen olduğu gibi durduğunu, zayi belgesinin alınması ve Gelir İdaresi Başkanlığına zayi belgesinin ibrazı, tekrar defterlerin oluşturularak GİB sistemlerine yüklenmesi için zorunlu olduğunu, Gelir İdaresi Başkanlığına tekrar e-defter oluşturulması için sunulmak üzere belirtilen dönemlere ilişkin yevmiye ve defteri kebir defterlerinin zayi olduğuna dair tarafına zayi belgesi verilmesini talep etmiştir.
Dava; TTK'nın 82/7. Maddesine dayalı olarak açılan zayi belgesi istemine ilişkindir.
6102 Sayılı TTK'nın 82/7. maddesi; "Bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu defterler ve belgeler; yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle ve kanuni saklama süresi içinde zıyaa uğrarsa tacir zıyaı öğrendiği tarihten itibaren otuz gün içinde ticari işletmesinin bulunduğu yer yetkili mahkemesinden kendisine bir belge verilmesini isteyebilir. Bu dava hasımsız açılır. Mahkeme gerekli gördüğü delillerin toplanmasını da emredebilir.” şeklindedir.
Zayi belgesi isteminin ileri sürülebilmesi için, defteri saklamakla yükümlü olan tacirin tüm özeni göstermesine rağmen engel olamayacağı sebeplerle (Doğal afet veya hırsızlık gibi) zayi olması, ayrıca zayiinden itibaren 30 günlük hak düşürücü sürede davanın açılması gerekmektedir.
TTK 82/7’de kanun koyucu defter ve belgeleri zayi olan tacire (ve diğer ilgililere) zayi belgesi verilebilmesi için, defter ve belgelerin “yangın, su baskını veya deprem gibi bir afet sebebiyle“ zayi olması gerektiğini belirtmektedir. Bu düzenleme özellikle iki açıdan önem taşımaktadır: Kanun koyucu bu düzenlemeyle sadece mücbir sebep teşkil eden olayların söz konusu olması halinde zayi belgesi istenebileceğini ifade etmeye çalışmakta olup, ikinci olarak buradaki sayımın sınırlayıcı olmadığı, aksine örnekseme suretiyle yapıldığı, düzenlemede yer alan “gibi” ifadesinden anlaşılmaktadır. Böylelikle kanun koyucu bu hallere benzeyen ve mücbir sebep teşkil eden başka durumlar için de zayi belgesi alınabileceğine işaret etmektedir. Bununla birlikte zayi belgesi istenebilecek olan olayın da, tacirin faaliyet ve işletmesi dışında kalan, harici bir olay olması gerektiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla defterlerin zıyaına neden olan olayla, bu olayın cereyan ettiği işletme arasında bir bağlantı olmamalı, mücbir sebep teşkil eden olay, kaynağını işletme dışında bulmalıdır. Yani diğer bir anlatımla, olay ile olayın meydana geldiği işletme arasında fonksiyonel bir bağ olmaması gerekmektedir.
Somut olayda davacı yan özetle, davacı firmanın muhasebe işlemlerini yürüten muhasebecinin bilgisayar sisteminin çökmesi nedeniyle e-defterlerin silindiğini, her ne kadar e defter verileri silinmiş olsa da alınan yedekler sebebiyle muhasebe yazılımında tüm muhasebe kayıtlarının aynen olduğu gibi durduğunu ancak defterlerin tekrar oluşturularak Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine yüklenmesi için zayi belgesi alınması zorunlu olduğunu ileri sürmüştür.
Diğer yandan Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 05/03/2026 tarihli cevabi yazısı kapsamında; davacı şirketin 01.01.2025 tarihinde e-Defter uygulamasına dahil olduğu, yazı tarihi itibariyle en son 2025/09 dönemi defterlerini yüklediğini ve beratların gönderildiğini, 01/01/2025-30/09/2025 tarihleri arasındaki e-defter ve berat dosyalarının ikincil kopyalarının başarılı olarak GİB saklama programına aktarıldığını, ikincil kopyaların mükellefe verilmesi talebinin başkanlıklarınca uygun görülmemekte olduğunu bildirmiştir.
Değinilen cevabi yazı doğrultusunda davada zayi belgesi verilmesi talep edilen 2025/1,2,3,4,5,6,7,8 ve 9. Dönemlerine ait e-defter ve bunlara ilişkin berat dosyalarının ikincil kopyalarının...Gelir İdaresi Başkanlığı Bilgi İşlem Sisteminde yüklü durumda bulunduğu anlaşılmaktadır.
Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından ikincil kopyaların mükellefe verilmesi talebinin uygun görülmediği bildirilmiş ise de, ikincil kopyaların mükelleflere verilmemesine ilişkin yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Aksine ilgili Tebliğ'den Bakanlıktan ikincil örneklerin temin edilemediği hallerde zayi belgesi istenileceği belirtilmektedir. (Aynı yönde bkz. ... BAM 21. HD. 2025/1491 E., 2025/1498 K., 04/12/2025 T.)
Nitekim konuya emsal olarak ... Bölge İdare Mahkemesi 4. Vergi Dava Dairesi'nin 2025/1071 Esas, 2025/1921 Karar sayılı ve 17/09/2025 tarihli istinaf isteminin reddi kararına konu olan ... 2. Vergi Mahkemesi'nin 2024/870 Esas, 2025/63 Sayılı kararında özetle; "...Elektronik Defter Genel Tebliğinin 7. maddesi uyarınca, e-Defter tutanların ancak e-Defter ve berat dosyalarının, muhafaza edildiği e-Defter saklama hizmeti veren özel entegratör kuruluşlardan veya Başkanlıktan temin edilemediği durumlarda, mücbir sebep halleri kapsamında zayi belgesi için başvuru yapabileceğinin düzenlendiği buna karşılık, davacı şirketin bu yönde yaptığı başvuru üzerine davalı idarece, davacı şirketin talebinin zayi belgesi için başvuru yoluna yönlendirilerek reddedildiği, davacı şirketin zayi belgesi almak amacıyla açtığı dava da, ... Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin K:2024/537 sayılı kararında belirtildiği üzere ikincil kopyaların mükelleflere verilmemesine ilişkin yasal bir düzenleme bulunmadığı açık olduğundan, dava konusu işlemde hukuka uygunluk görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davanın kabulüne, dava konusu işlemin iptaline..." dair karar verilmekle özetle e-defterlerin örneğinin verilmesi istemine ilişkin yapılan başvurunun GİB tarafından zımnen reddine ilişkin işlemin iptaline karar verildiği anlaşılmıştır.
Öte yandan; HMK'nun 114/1.h maddesi uyarınca hukuki yararın bulunması dava şartı olup, HMK'nun 115. maddesi uyarınca hukuki yararın bulunup bulunmadığının yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden araştırılmalıdır.
Hukuki yarar; talep edenin sübjektif hakkına hukuki koruma sağlanması hususunda mahkemeye başvuru esnasında hukuken korunacak bir yararın bulunmasıdır.
Talep edenin mahkemeden zayi istemi ile talepte bulunması için, hukuki korunma istemekte "hukuki ve meşru", "doğrudan ve kişisel", "doğmuş ve güncel" haklı bir yararının bulunması gerekir. Talep edenin hukuki yararı bulunduğunun kabulü için; hukuk düzenince kabul edilmiş meşru bir yarar olması, bu yararın dava açan hak sahibi ile ilgili olması ve dava açıldığı sırada halen mevcut bulunmasıdır. Ayrıca, açılacak davanın ortaya çıkacak tehlikeyi bertaraf edecek nitelikte olması gerekir. Bir kimsenin, hakkına ulaşmak için, mahkeme kararının o an için gerekli olması durumunda hukuki yararın varlığından sözedilebilir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25/12/2013 tarih ve 2013/10-436 Esas 2013/1748 Karar sayılı ilamı). Bu durumda dava tarihinde var olan hukuki yararın kararın kesinleşmesine kadar devam etmesi gerekir.
Buna göre hakim dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır, taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını tespit ettiğinde davayı dava şartı yokluğundan usulden reddetmekle yükümlüdür.
Yapılan açıklamalar kapsamında davaya konu e-defter ve bunlara ilişkin berat dosyalarının ikincil kopyalarının Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı Bilgi İşlem Sisteminde yüklü durumda bulunduğu ve İkincil kopyaların mükelleflere verilmemesine ilişkin yasal bir düzenleme bulunmadığı hep birlikte gözetildiğinde, davacının zayi belgesi isteminde hukuki yarar bulunmadığı değerlendirilmiştir. (Bkz. ... BAM 21. HD. 2025/410 E., 2025/844 K., 16/07/2025 T. ilamı) Bu itibarla davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu sebebiyle reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle
1-Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunmaması nedeni ile 6100 sayılı HMK'nın 114/1-h ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın dava şartı yokluğu sebebiyle USULDEN REDDİNE,
2-Alınması gereken 732 TL karar ve ilam harcı peşin olarak alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gider avansından sarf edilmeyen miktarın 6100 Sayılı HMK'nın 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/05/2026
Katip ... Hakim ....
BU BELGE GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞTIR