Ortaklığın giderilmesiyle elde edilen satış bedelinin banka hesabına yatırılması sonrası, davacı şirketin en yüksek faiz talebine rağmen bankanın kamu faizi uygulaması nedeniyle oluşan eksik faiz gelirinin tahsili davası ve istinaf incelemesinde fonun niteliği ile usulü itirazlar.
Özet: Bir şirket, ortaklığın giderilmesi davası sonucu bankaya yatırılan satış bedeli üzerindeki faizin, bankanın talep edilen en yüksek oran yerine kamu kurumlarına uygulanan düşük faizle işletilmesi nedeniyle uğradığı faiz farkı zararını tahsil etmek amacıyla bankaya dava açmıştır; yargılama sürecinde, söz konusu paranın mahkeme emaneti niteliğinde olup olmadığı, bankacılık hizmet sözleşmesi kapsamında bankanın sorumluluğu ve davacının belirsiz alacak davasında birden fazla kez bedel artırımı ile faiz türünde değişiklik yapma girişimlerinin usuli geçerliliği gibi konular tartışılmıştır.
11. Hukuk Dairesi         2025/5005 E.  ,  2026/2391 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/1209 Esas, 2025/1185 Karar
HÜKÜM : Davanın Kısmen Kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : Akçaabat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2023/451 E., 2025/102 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin hissedarı bulunduğu taşınmazın ortaklığın giderilmesi davası sonucunda verilen karar uyarınca Akçaabat Sulh Hukuk Mahkemesi Satış Memurluğunun 2015/11 Satış sayılı dosyası üzerinden satıldığını, satış bedelinden müvekkilinin hissesine düşen 2.490.277,00 TL'nin 15.09.2015 tarihinde davalı bankanın ... Şubesi nezdinde açılan hesaba müvekkili şirket adına yatırıldığını, müvekkilince hesaba yatırılan paranın başka tasarruf sahiplerine uygulanan en yüksek faiz oranından nemalandırılması talep edilmiş ise de bu talebin kabul görmediğini, hesaptaki paraya kamu kurumlarına uygulanan mevduat faizinin uygulandığını, bu haliyle müvekkilinin faiz gelirinden mahrum bırakıldığını ileri sürerek haksız uygulama nedeniyle oluşan faiz farkına binaen fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren en yüksek mevduat faiz oranıyla birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilince yapılan işlemlerde herhangi bir usule aykırılık bulunmadığını, müvekkilinin mahkeme kararları doğrultusunda işlem yapıldığını, husumetin Adalet Bakanlığı'na yöneltilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirketin hissedarı bulunduğu taşınmazın ortaklığın giderilmesi davası sonucu Akçaabat Sulh Hukuk Mahkemesi Satış Memurluğunun 2015/11 E. sayılı dosyası üzerinden satılması neticesinde satış bedelinden davacının hissesine düşen 2.490.277,99 TL'nin, davacı şirket yetkilisi ... 'un davalı bankaya vermiş olduğu 18.09.2015 tarihli talep dilekçesine rağmen davalı bankaca serbest bırakılmaması sebebiyle davacı şirketin eksik faiz tahakkukundan kaynaklı zarara uğradığı, davalı bankanın bu mevduatı serbest bırakması durumunda davacının bu mevduatı istediği bankada nemalandırabileceği dikkate alındığında davacıya davalı banka tarafından 1.801.195,97 TL eksik ödeme yapıldığı gerekçesiyle taleple bağlı kalınarak davanın kabulü ile 1.800.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu paranın niteliğinin değerlendirilmesinde; (ihbar olunan Adalet Bakanlığı tarafından sunulan belgeler de gözetilerek) söz konusu paranın esasen mahkemelerin ve icra dairelerinin adli emanete yatırılan paralardan olmadığı, bu paranın fiili tasarruf hakkının davacı şirket uhdesinde bulunduğu, bu durum gözetildiğinde tedbir kararı doğrultusunda davacı adına hesap açılmasıyla taraflar arasında bankacılık hizmet sözleşmesi kurulduğundan açılan dava uyarınca davacının aktif husumetinin mevcut olduğu, taraflar arasında bankacılık hizmet sözleşmesi kurulduğundan davada genel zamanaşımı süresinin uygulanacağı, ayrıca faiz alacağı asıl alacak haline getirildiğinden bu alacağa faiz de istenebileceği, ancak davacı vekilince dava dilekçesinde belirsiz alacak davası babında şimdilik 10.000,00 TL için dava açılarak bu miktara dava tarihinden itibaren uygulanacak en yüksek mevduat faizi oranı üzerinden faiz işletilmesi istendiği, 06.09.2022 tarihli bedel artırım dilekçesiyle dava değerinin toplamda 1.391.492,39 TL'ye yükseltildiği, bu meblağın 06.05.2020 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsilinin istendiği, daha sonrasında davacı vekilince verilen 16.10.2023 tarihli dilekçeyle davanın faiz yönünden ıslahı talebinde bulunulduğu, 04.01.2020 tarihli dava dilekçesi ve 06.09.2022 tarihli talep artırım dilekçesinin faiz yönünden ıslahı ile müvekkilinin alacağı olarak tespit edilen 1.391.492,39 TL'ye dava tarihinden itibaren en yüksek mevduat faizi uygulanması istendiği, davacı vekilince dosyaya sunulan 14.06.2024 tarihli dilekçeyle ikinci kez bedel artırım talebinde bulunularak dava değerinin toplamda 1.800.000,00 TL'ye yükseltildiği, bu meblağın 06.05.2020 tarihinden itibaren reeskont avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilinin istendiği, belirsiz alacak davası şeklinde açılan davada bir kez bedel artırımı, bir kez ıslah talebinde bulunulabileceği, bu haliyle 14.06.2024 tarihli ikinci bedel artırım dilekçesinin yok hükmünde olduğu, yargılama sırasında alınan 27.05.2021 tarihli raporda 15.09.2015 tarihinden itibaren davalı banka tarafından üçer aylık vadelerde fiilen uygulanan en yüksek faiz oranlarının celp edilmesi sonrasında hesaplama yapılabileceğine işaret edildiği, bu rapor uyarınca davacı vekilince 01.06.2021 tarihli dilekçeyle bilirkişi raporunda izah edilen şekilde faiz oranlarının davalı bankadan istenmesi talebinde bulunulduğu, talep doğrultusunda davalı bankaya müzekkere yazılmasına karşın davalı banka tarafından dosyaya sunulan 17.06.2021 tarihli cevap müzekkeresinde istenilen faiz oranları yerine bir yıllık ve daha uzun vadeli faiz oranlarının dosyaya gönderildiği, yeniden faiz oranlarının sorulması talep edilmesine rağmen, yine davalı banka tarafından dosyaya gönderilen 09.06.2022 tarihli müzekkere cevabında üçer aylık dönemler yerine bir yıl ve daha uzun vadeli fiilen uygulanan faiz oranlarının dosyaya gönderildiği, bu kez bilirkişi tarafından Adalet Bakanlığı UYAP sisteminde kayıtlı olan davalı bankanın bildirmiş olduğu oranlar üzerinden hesaplama yapılarak davacının alacağının belirlenmesi yoluna gidildiği, davalı banka tarafından bu oranların fiilen uygulanan faiz oranları olmadığı belirtilmiş ise de bu husus davalı bankadan sorulmasına karşın davalı banka tarafından gerekli bilgilerin dosyaya ibraz edilmediği, davalı banka tarafından UYAP ortamına aktarılan oranların hesaplamada dikkate alınmasında herhangi bir mahsur görülmediği, UYAP ortamından alınan faiz oranlarının davalı bankanın bildirdiği üç aya kadar vadeli mevduat faiz oranları olduğu, esasen davacıya ait olan paranın tedbir kararı nedeniyle davalı banka nezdinde üçer aylık vadeli hesaba yatırıldığı, davacı yanca yatırılan paranın normal müşterilere uygulanan azami faiz oranları uygulanmak suretiyle nemalandırılması yönünde talepte bulunulduğu, buna karşın davalı banka tarafından yatırılan paranın mahkemelerin ve icra dairelerinin emanet paralarıymış gibi tabela faiz oranından nemalandırılması yoluna gidildiği, bu suretle davacıya eksik faiz ödenmesi nedeniyle davacının mülkiyet hakkını da ihlal edecek şekilde zarara uğratıldığı, davacının davalı banka nezdinde üçer aylık vadeli hesabı bulunan diğer müşterilere ödemiş olduğu azami faiz oranları üzerinden dava tarihine kadar olan süre için eksik faiz ödenmesi nedeniyle oluşan zararının tazminini talep edebileceği gözetilerek davanın 1.370.179,64 TL üzerinden kabulüne karar verilmesi yerine yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulü ile 1.370.179,64 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine karar verilmiş, karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, bankacılık işlemlerinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 28.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.